..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur. -Mevlana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




8 Aralık 2019
Anlamak Gerek 31  
Bayram Kaya
Oyun, eğlence tarzı bu gibi boş zaman etkinlikleri sizinle birlikte ve sizin dışınızda sayılan nedenler içinde belirir olan durumlardı. Kolektif birim zaman, boş zaman, boş zaman etkinlikleri gibi bu türden sair zamanlar gerçekleşmeden sırf temel referanslar var diyen bir gelişme içinde olamıyordunuz. Temel referanslar gelişmeyi değil kolektif oluşu ortaya koyuyordu. Kolektif oluş ta kendi dışındaki nedenle, kendi dışındaki süreçleri ortaya koyuyordu. Köleci sistemin dediği gibi üretimi, arz-talep başlatmamıştı. Dışınızdaki eylemden, dışınızdaki deneyden, dışınızdaki izlenim ve gözlemden önce düşünce (keyfi istek) yoktu. Bir kez, deneyden gelen düşünceler oluştu mu, artık deneyden gelen düşünceler de eylemleri etkiliyordu. Bu girişme içinde artık eylemden, gözlemden, depo bilinçten gelen düşünceler; düzenli, çevrimli eylemlerin başına konabiliyordu. Bu diyalektikti.


:CI:
31
Oyun, eğlence tarzı bu gibi boş zaman etkinlikleri sizinle birlikte ve sizin dışınızda sayılan nedenler içinde belirir olan durumlardı. Kolektif birim zaman, boş zaman, boş zaman etkinlikleri gibi bu türden sair zamanlar gerçekleşmeden sırf temel referanslar var diyen bir gelişme içinde olamıyordunuz.

Temel referanslar gelişmeyi değil kolektif oluşu ortaya koyuyordu. Kolektif oluş ta kendi dışındaki nedenle, kendi dışındaki süreçleri ortaya koyuyordu. Köleci sistemin dediği gibi üretimi, arz-talep başlatmamıştı.

Dışınızdaki eylemden, dışınızdaki deneyden, dışınızdaki izlenim ve gözlemden önce düşünce (keyfi istek) yoktu. Bir kez, deneyden gelen düşünceler oluştu mu, artık deneyden gelen düşünceler de eylemleri etkiliyordu. Bu girişme içinde artık eylemden, gözlemden, depo bilinçten gelen düşünceler; düzenli, çevrimli eylemlerin başına konabiliyordu. Bu diyalektikti.

Eylem ve düşünce; düşünce ve eylem ikilisi birbirini etkilemekle düşüne kolektif bir el beyin girişmeli soyutlamanın gücüydü. Yine de belli çevrim düzeyi içine gelmiş plânlama gibi üreten bir düşüncenin çevrim içinde başa alınma öznelliği üretim sürecine gereklidir. Ama bu gerekli oluş yeterli neden değildir. 6 milyon yıldır beyin, el diyalektikti soyutlama gücü içinde olan hemcinsler, 6 milyon yıldır üretim sürecini başlatamamıştılar.

Neden? Çünkü hemcinsler uzun süre totemi yapı gibi düzenli ve sözlü yasaları olan kolektif birim zaman içinde ve kolektif birim zamana bağlı örgütlenme içinde değildi. Örgütlü zaman artan bir kolektifi boş zaman ortaya koyuyordu. Hemcinsler bu türden kolektif bir boş zaman etkinliği içinde olmaktan da yoksundular. Boş zaman neye göre ortaya konur?

Bir kişisinin kendi başına kendi gereksinmelerini karşılamak için kişinin tüketeceği belirsiz bir zaman vardı. Bu süreç tesadüfen kısa olabileceği gibi genelde uzun sürüyordu. İşte kolektif yapı içindeki örgütlü zaman, belirsiz zaman içinde gerçekleşen karşılanmaları daha kısa süre içinde ortaya koyuyordu.

Örgütlü zaman temel gereksinmelerini karşılayan kişisi zamana göre artık zaman ortaya koyuyordu. Kolektifi zaman ve örgütlü zaman, kişisi sağlamaya harcanan zamana göre, kişisi zamandan tasarruf yapıyordu.

Ama kolektif etki ile kişisi zamanda yapılan tasarruflar yine kolektif süreç olaylarıyla desteklenmeliydi. Kolektif destekler ile bu boş zaman sürekli kılınmalıydı. Yani örgütlü yapı içinde ortaya konan boş zaman tasarrufu; kolektif akış ile sürekli üretilip, kolektif güçle ile ve kolektif depo enerjiyle sürekli takviye edilmezse; boş zaman uğraşılı etkinlik süreçleri yok olup gidebiliyordu.

İşte hemcinsler milyonlarca yıl bu mucizeyi ortaya koyamadılar. Hem cinslerin salt eli var; salt beyni var diye üreten süreç ortaya konamazdı. Durumu çok yanlış bir köleci söylemle belirtelim. Hemcinslerin sağlanır olması gereken zorunluluklarına, “talepleri var” diyelim!

Demek ki on bin yıl, on iki bin yıl öncesine kadar hemcinsler bu talepleri ile ve talebe bağlı soyutlama güçleri ile üreten süreci başlatamıyorlardı. Kolektif süreçlerle belirlenip, kolektif süreç destekli bir boş zaman uğraşı ortaya koyamadan üretim süreci başlayamamıştı. Arz talep hava gazıydı.

Kaldı ki el beyin kullanımlı gelişkin bir soyutlama gücü de bu tür kolektif boş zamanlı uğraşının oyun ve deney süreçlerle birlikte kolektif yetenek olacak, hızla gelişecek süreçlerdir.

Değilse kolektif etkili, kolektif boş zamanlı bir başlangıç içinde olmadan kimse ilk başlangıçta beri keman çalan, toprak ekip biçen, gemi yüzdüren bir el beyin diyalektiğine sahip değildi.

Öyle olsaydı bir aslanın da bir koyunun da, bir keçinin de bizler gibi aynı temel referansları ve güya bu referansların “talepleri” vardı.

Ve aslan da keçi de bizim gibi temel referans içindeki zorunluluklarla davranırlar. Yanlış söylemle zorunlulukla davranan aslanın da yiyecek bulmaya doğru hevesi ya da yiyeceğe doğru talebi vardı. Bu tür vesile nedeni olan aslanın da öküzün de şimdi üretim yapıyor olması gerekirdi.

Aslan da öküz de eksik olan kolektif güçtü. Kolektif birim zamandı. Ortak akıldı. Kolektif yetenekti. Kolektif artık zamandı. Kolektif depo enerjiydi. Kolektif bilinçti. Kolektif bilinçli el beyin diyalektiğiydi.

Üreten ilişkilerin temelinde karmaşık bağıntılar ve dolaylı dolaysız birçok bağıntılar vardı. Üretim süreci karşılığı olmayan etkilerle başlamış değildi ki arz, talep gibi köleci söylemli aldatma hile süreçle, başlamış olsundu. Üretim süreci karşılığı olan dolaylı ve dolaysız karmaşık etkilerle başlamıştı.

Talepler sübjektif, keyfi ve özneldi. Arz talep ortaya konacak kolektifi bir yarardan sonra türlü nedenlerle düşünülen menfaati bir etkidir. Siz imajı oluşmamış, imajdan okuması yapılmamış üretim süreci ortaya koymadan arz, talep gibi sübjektif ilikle hiçbir zaman üreten ilişkiyi başlatamazdınız.

Zorunluluklarınızı karşılayan üretim olmadan, talep bile oluşamaz. Bunlar şimdi içinde olup biteni, sanki başta da böyle olmuşlar gibi söylemelerdir. Arz talep gibiler hep hile ve kandırma olmakla, köleci sistemi sürdürmek isteyen tuzaklarla yüklü olan argümanlarıdır.

Değilse zorunlulukları olmayan yani hiç acıkmayan ya da hiç beslenmesi olmayan kişileri; acıkmaya, beslenmeye isteklendirişi heveslerle talep de oluşturamazsınız. Siz, üreten zorunluluklar üzerinde oynayan psikolojik oyunlar üzerinde istek veya talep ortaya koyuyordunuz. Kişisi psikolojiyi ekonomik üretim ilişkisi yapıyordunuz. Kâr kazanç hilesini açıyordunuz.

Başlangıçtaki üretim ilişkisinin içinde ne kâr ne de kazanç vardı. Ne de zorunlulukları olmayan durumlar karşısında kâr gibi sübjektif uydurmalar kendi başına üretim hareketini başlatırlardı. Bunlar haliyle sistemin içinde sisteme enfeksiyon yapıcı alan boşluklarını açmanın hile ve tuzaklarıydı.

Acıkma, beslenme gibi zorunluluklar olmadan; acıkma, beslenme nedir bilmeyen kişilerde acıkmanın talebi oluşturulmaz. Bir menfaate dayalı kâğıt oynamasını kişilere öğretip, sonra da kişiyi kâğıt oyununa talepli kılarsınız.

Veya kişiyi kâr yapıp satacağınız bir oyuncak ayıyla oynamaya ikna ettikten sonra bu kişiyi oyuncak ayıya karşı istekli kılarsınız. Kısaca, zorunluluğu olmayan, üretmeyen, menfaat sağlayamayacağınız bir kişiyi önce yemek yemeye istekli hale getirip, sonra da bu kişi üzerinde talep ticareti yapamazsınız.
32
Ticareti, kazancı yapılmayacak bir malın talebi de oluşturulmaz. Talebin oluşturulması için zorunluluğunuzla üreten bir ilişkinizin ikisi bir arada ve aynı zaman içinde özel menfaat kılınmış olması gerekir. Burada çevrilen fırıldak şudur. Talep dediği sübjektiflik fırıldağını önce zorunluluk üzerine ve üretim gücü üzerine monte etmekti. Sonrası da kişisi emek gücünü sömürecek bir illüzyonu (talebi) kazanca çevirmenin bindirişini yapmaydı.

Sistem içine bindirişi yapılan isteklendirmelerin de karaborsası yapılır. Karaborsa az bulunma ya da bulunmama gibi illüzyonlar da kişilerde tüketime koşan, kişilerde tüketimi stok eden bir algıyı oluşur. İşte arz talep diyen köleci öğreti psikolojik angajmanları üretim ilişkisi diye sürecin içine sokuyordu. Bu tür arz talep içindeki kâr yapıcı güdünün bizi getirdiği zirve vahşi kapitalizmdi.

Yine tekrarla ve kısaca söylemek gerekirse; köleci hilenin başlangıçta olmayan arz, talep yasasını başlangıca alma gibi bir hilesi vardı. Yemek yemeyeni, yemek yeme nedir bilmeyeni, yemek yemeye heveslendirip (isteklendirip talep yaratıp); sonra da nasıl üretileceğini bilinmeyen o kişiye talebi oluşturulan o şeyi üreteceksiniz. Bu nasıl olacak?

Eğer başlangıç içinde temel kaygılar varsa. Üreten ilişki varsa. Üreten ilişki özel mülke dönüştüyse. Üreten emek gücünü sömürü varsa. Üreten ilişkiyi kâr yapmaya kazanca çeviren hile aynı anda ve aynı zamanda varsa arz talep yansıması da olasıdır.

İşte bu durumlar içinde talebi oluşturulanın arzını yapacaktınız! Kâr mantıklı imajdan okunanları sürecin başına koyan anlatımları söyleyecektiniz. Ki sömürülen, aldatılan kişiler uyanmasın diye kişilerin tarih bilincini yok edecektiniz. Sürecin başına konanı da o sürecin nedeni gibi söylenen hile işi görememek, işlemeyen akıllara sezadır.

Bir kişi dalda elma topluyorsa, elma toplamanın ve toplanan elmanın kişimizde mutlaka ve zorunlu oluşla bir karşılığı vardır. Zorunluluk yoksa kişide ne elmanın ne de elma toplamanın karşılığı ve yönelimi de yoktur.

Kişide zorunlu bir karşılığı olmayan elmayı ve elma toplamayı; kişide zorunlu karşılığı olmayan kayayı ve kayayı sırtlamanın talebini oluşturup sürecini başlatamazsınız.

Zorunlulukları olmayan bu durum kişide enerji israfıdır. Enerji israfı da bırakın o şeye karşı talep oluşturmayı, o yönelime karşı başlı başına direnç ve karşı koyuştur. Enerji israfı en az enerji tüketimli yalıtım içinde içindeki bilen benin korunum yasasıdır.

Zorunluluğu ve karşılığı olmayan bir duruma doğru yönelme, veya talepli kılınma korunum yasası içinde olan öznenin, özne bilincine aykırıdır. Bir kişi aslan önünde tezikiyorsa (tepikliyorsa) o kişi bu tezikmeyi spor olsun diyen taleple yapmıyordu.

Ya da kişimiz spor yapmayı heveslenecek talebi ortaya koymak için aslan önünde yelikmiyordu (yeldirmiyordu). Canını dişine takmış olarak aslan önünde kaçan kişimizin, aslan önünde kaçmasının hem aslan üzerinde hem kişi üzerinde bir karşılığı vardır.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tarihsel 1
Anlamak Gerek 71
Anlamak Gerek 61
Anlamak Gerek 58
Anlamak Gerek 69
Anlamak Gerek 59
Kültür 1
Anlamak Gerek 60
Anlamak Gerek 50
Anlamak Gerek 54

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 38
Anlamak Gerek 26
Kurtuluşun Felsefesi 161
Hatırlama 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
Sahiplik İmanı 1
Bağ Enerjisi 1
Denge ve Dengesizlik Süreçleri 24
Müruru Zaman 14

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Coğrafyan Fiziğin İle Ya Fiziğin [Şiir]
İzan Mizan [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
Yıkılışa Direniş Direnişe Yıkılış [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Mevsimsel [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.