..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Cemal Zöngür




19 Aralık 2019
Karakterin Oturma Sorunu  
Kişi Sürekli Çevresinde Birşeylerin Duyulmasını İstemiyorsa, O Kişi ve Toplumda Karakterin Oturmadığını Gösterir.

Cemal Zöngür


Herkes kültürüne göre kendisini biraz adaletli, objektif sorgulayabilse, nerede ve hangi noktada karakterin oturmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır. Fakat dünyada kişisel olarak verilmesi en zor karar, kişinin kendisini objektif şekilde sorgulamaya kolayca yanaşmamasıdır. Bu kişilik yapısı dünyada yaşayan insanların en az %95'inde mevcut olup, kendini sorgulamaktan korktuğu kadar, düşmandan o derece korkmaz.


:BCE:

İnsan biyolojik olarak fiziksel, duygu ve düşüncede değişim içerisinde yaşayan varlık olmasından kaynaklı, karakter yapısının ne zaman oturacağını kesin olarak ifade etmek çok zordur. Bu birazda hava koşullarının gelecek sene nasıl olacağını tahmin etmeye benziyor. İklimle ilgili doğru bilgiler, Klimatolog ile Meteorologların bilimsel analizlerine bağlı olduğu gibi, insan karakterinin ifadesi felsefeci ve psikologların çözümlemeleriyle mümkündür. Karakterin oturmasında birden çok engeller var. Ancak yeterli olduğunda olumlu, yetersizliği durumunda büyük olumsuzluklara yol açan sosyal imkan, maddiyat, eğitim, kültür ve adalet temel belirleyicidir.

İnsan düşünce sayesinde çocukluğundan itibaren her yaş döneminde, sosyal koşullarına bağlı çevresini bilinçsizce sorulayarak büyür. Bu sorgulama ilk dönemler içgüdüsel gerçekleşirken, eğitim ve yaşın etkisiyle biraz daha bilinçli yapıya dönüşür. Oluşan bu yapı insan karakterinin oturması için hiçbir zaman yeterli değildir. Birey ve toplumlarda karakterin daha erken oturmasında öncelikle atılması gereken adımlar, doğru bilimsel eğitim ve demokratik yönetimin var olması şarttır. Demokratik adalet sisteminin olmadığı her toplumda, bireyler birçok imkana sahip olsa dahi, düzendeki anormallikler karakterin oturmasını hep engeller. Yinede tüm olumsuzluklara rağmen kişi çok istekli ve ısrarcı olursa, nitelikli bir kültürle karakterini oturtabilir. Bu söz konusu demokrasi dışı yapılarda istisnadır.

İnsan duygusunun sürekli değişkenliğiyle birlikte, devletin adaleti burjuvazinin fahişesi durumuna düşürülmüşse, toplumun sahip olduğu karakter her zaman pezevenkçe rol oynar. Bu tür devlet ve toplumlarda karakter özellikleri daha fazla değişkenlik gösterip, aklın alamayacağı anormal insan tipleri türer. Her ortam ve koşullarda bireylerin karakterinin oturması veya oturmamasında en etkili güç, tercihleri öne çıkaran devlet ve adalet sistemidir.

Bazen her türlü olanağa sahip kişilerin karakteri oturmazken, bazende olanaksızlık içerisinde yetişenlerin karakter yapıları daha erken oturduğu görülür. İnsanın bu derin ve anlaşılması zor olan kişilik özelliği, bireyin doğru sorgulama yapıp yapmadığıyla ilgili olup, elde edilen cevaplara uygun düşünüp yaşamasıyla bağlantılıdır.

Doğadaki tüm canlı varlıklar içerisinde en hareketli, sürekli değişim isteyen tek varlık insandır. İnsanın ciddiyetsiz eksik eğitilmesi, telafisi olmayan karakter bozukluğuna yol açar. Sorgulama, düşünce ve sürekli değişim insana üstün bir özellik katarken, bunun nasıl kullanılacağı iyi bilinmelidir. Kullanılması bilinmediği sürece, aynı derecede birey için işkence demektir bu özellikler. Tüm karakteristk yapılar, beyindeki hücrelerin (Nöron) milyarlarca sayıyı bulması ve ahenk içerisinde sürekli hareketli olması sonucunda gerçekleşen bir durumdur.

Mevcut olan yapının iyi bir karaktere dönüşmesi, yaşanılan dünyayı, evreni, çevresini bilinçli sorgulayıp doğru cevaplarla yaşanırsa mümkündür. Derin bilgiye ve kültüre dayalı sorgulama olmadan ya da üstün körü düşüncelerle hareket eden kişi, doğru karaktere asla sahip olamaz. Bilinçli sorgulama yapamayanlar, sürekli değişken biyolojik arzu ve isteklerinin arkasından koşar. İnsanın bu özelliği, bilgi ve kültürle donatılmadığı zaman, canavara dönüşmesini sağlayan egoist ince noktanın, bilincinde olmak çok önemlidir. Toplum ve insan psikolojisiyle ilgili bilince ilk sahip olacak yapı devlet yönetimleridir. İstisnaların dışında bireylerin kendi başına karakterlerinin bilincinde olması ve oturtması çokta mümkün değildir.

Bilimsel olarak terbiye (Eğitilmemiş) edilmemiş her karakter, hızlı değişkenlik gösterdiği gibi sınırsız istemlerde bulunur. Sınırsız arzu ve istemlerle yaşamak, doğanın tabiatına ters olduğu gibi her zaman insanı ahlaksızlaştırmaktadır. İşte insanın doğal karakter yapısının ahlaksızlaşmasını önceleyecek etkili güç, devlet yönetimlerinin sahip olacakları evrensel düşünce, adalet ve eğitim yapısıdır. Yarım veya hiç eğitilmeden yaşama devam eden toplumlar özenti, sınırsızlık ve de tatminsizlik içerisinde sürekli egoistleşirler.

Egoizm bilindiği gibi benciliği yükselterek kavga, çatışma ve savaş demektir. Dünyadaki tüm felaket ve olumsuzluklar, cahil bırakılıp yarım eğitilmiş egoist karakterlerin eseridir. Kişilerin her an olumsuzluk göstereceği hesap edilerek, evrensel adalet ve demokratik eğitimin hayata geçirilmesi tek çözümdür. Evrensel ölçüler ciddiyetle uygulanmadığı sürece, diğer yapılanların hiçbir etkisi görülmez. Bu noktada öncelikle devlet yönetimi kendisini felsefi olarak sürekli sorgulamalıdır. Kendisini sorgulamayan/sorgulatmayan her birey, toplum ve devlette, şu karakter bozuklukları görülür.

1- Ülkedeki mevcut ekonomik ve maddi varlıkların adaletsiz paylaşımı.
2- Kişilerin yaşadığı yoksulluk ve ezilmişliğin sürekli agresifliğe yol açması.
3- Yetersiz ve yanlış eğitimin, anlama ve çözümleme yeteneğini köreltmesi.
4- Devlet yönetiminin gerçek adaletten uzak belirli güçlerin elinde oyuncak yapılması.
5- Din vb. soyut yapılara gereğinden fazla önem verilip, bilimsel düşünmeyi engellemek.
6- Toplumun sürekli ağır baskı, korku ve zorbalık altında yönetilmesi.
7- Baskı, zorluk ve ayrımcılıklar yüzünden, bireylerin birbirine düşmanca bakması.
8- Adaletsiz yönetimlerde varlıklı kişilerin sürekli, en büyük ben egosuyla haksızlıkların normalleştirilmesi.
9- Gelecek kaygısı ve maddi korkular, sorunlarla mücadele azmini zayıflatması.
10-Gerçek adalet ve ahlakın olmayışı, bireylerin birbirine ve çevresindekilere yükseklik kompleksiyle bakması.
11-Oturmuş karakterin, kişileri özenti gibi gereksiz alışkanlıklarından uzaklaştıracağını bilen devlet yönetimi, bunu tersinden özgürlük adıyla toplumu apolitikleştirmesi.
12-Yetersiz eğitim ve kültüre sahip toplumlar, yalnızca kendisine göre önemli gördüğü sorunları öne çıkarıp felsefesini yaparak, karakterin oturacağını düşünmesi.
13-Demokrasiye düşman yönetimlerin, oturmuş iyi bir karaktere de aynı gözle bakması.
14-Eksik kültür, yarım ve yanlış eğitime sahip kişiler moda, özenti, şaşaa, lüks ve gösterişi, çoğunluğa uyma ya da nimetlerden faydalanma olarak düşünmesi.

Sıralananlara baktığımızda, bunların hepsi hem devlet sisteminde hem de insanların çoğunluğunda mevcuttur. Günlük olarak yaşanan olumsuzluklar hakkında, çevreden felsefi, bağımsız ve bilinçli eleştiri olmadığından, bir sorun yokmuş gibi herkes kendisini pirü pak görüyor. Şayet düşünülen şekilde her şey yolunda olsaydı, asırlar boyu dil, din, inanç, kültür, cinsiyet, sınıf, insanlık çatışmaları bu kadar derin, incitici ve yaralayıcı olmazdı.

Türkiye gibi devlet ve toplumlarda karakterin hiçbir şekilde oturmadığını anamızın, eşimizin, kızımızın, nişanlımızın, sevgilimizin, bacımızın, kardeşimizin, koşumuzun katledilmeleri en büyük kanıttır. Herkes kültürüne göre kendisini biraz adaletli, objektif sorgulayabilse, nerede ve hangi noktada karakterin oturmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır. Fakat dünyada kişisel olarak verilmesi en zor karar, kişinin kendisini objektif şekilde sorgulamaya kolayca yanaşmamasıdır. Bu kişilik yapısı dünyada yaşayan insanların en az %95'inde mevcut olup, kendini sorgulamaktan korktuğu kadar, düşmandan o derece korkmaz.

“Empati Yapma ve Sorgulama Kültüründen” dünya toplumlarının çoğunluğu bilerek uzak duruyor. Başta devlet yönetimleri ve bireyler, samimi olarak empati yapma, kendini sorgulama kültürüne inanmış olsalar, iyi karakterin oturmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır.


Cemal Zöngür



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ana Tanrıçalar, Hz. İbrahim'in Tek Tanrı Masalına Nasıl İnandılar?
Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Tablosu
Hayvan İle İnsanın Birbirinden Ayrılışı - 3 -
Alevilik İle Sosyalizm Arasındaki Düşünsel Fark ve Bütünleşme Sorunu
Sosyalist Devlet Başkanları ve Politikalarının Analizi
Siyasal Düşüncelerin İnsanlığı Getirdiği Nokta!
İnsanda Tapınmanın Oluşumu
İnsandaki Bencillik ve Yıkıcılığın Ana Kaynağı
Siyasi Düşüncelerin Küreselleşme Diyalektiği
Kapitalist Düzende, Komünist Yaşam Mümkün Mü?

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Her Şeye Muktedir Tanrı ve Kapitalizm Ölüm Döşeğinde
Türkiye Solunun Sorgu ve Özeleştiri Kültürü Üzerine
Coronanın Hatırlattıkları, Dünyanın Geleceği
Halktan Para Dilenerek Büyük Devlet Olmanın Hafifliği
Alevilik; İslam Dışı Din Değilse Pozitif Felsefe Midir?
Alevilere, Kürtlere, Sosyalist ve Demokratlara Çağrı
Türkler Şamanist mi Kalsaydı?
Türkiye Siyasetini Tıkayan Etkenker (Araştırma Yazısı)
Kudüs, Dinler Savaşı ve Haklı Olan Kim?
Şii Fars ve Araplara Neden Alevi Denilmektedir?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Alevilerin Kapılarına Saldıranların Açık Kimliği [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Cemal Zöngür, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.