..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsandaki gerçek güzelliği ancak yaşlandıkça görebilirsiniz. -Anouk Aimee
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yazarlar ve Şairler > Resul Altınöz




8 Ocak 2020
Ömrümüzden Bir Süreya Geçti  
Resul Altınöz
Yaşadığı bu acı anılar, boğazında burkulan Türkçe, Süreya’ nın şiirinin ta kendisidir. Ağlayamadığını şiir yapmıştır o. Belki de onun şiirinin, okurunda böyle açık, böyle net bir duygu akışı kurması bundandır.


:BDG:
“Biz onu İkinci Yeni ile, soy adından attığı “y” harfiyle, Bayan Nihayeti ile, Papirüs ile, Sevda Sözleri ile tanıyoruz. Ama o hepsinden önce ailesi oradan oraya sürülen, 6 yaşında annesiz kalan bir çocuk, üvey annesinden çeşitli işkenceler gören bir genç, kardeşlerini üvey annesinin elinden kurtaramayan bir ağabey, babasının parçalanmış beynini gören bir evlat. Ve ağlayamadığı acıları şiirle çığıran bir şair. Aslında onun Cemal Süreya' nın İkinci Yeni magazinlerinde bilinenden daha farklı bir yaşamı var. ”
Cemal Süreya' nın kimlikteki ismi Cemalettin Seber' dir. Aslında gerçek ismi yalnızca Cemal' dir. Ancak nüfus müdürü Cemalettin yazar, Cemal Süreya içten içe buna kızar. Soy adı “Seber” değil “Sabır” dır. Ama yine bir nüfus müdürü yanlış anlamasıyla Seber olarak kaydedilir. Cemal Süreya bütün yazarların üç isim kullandığını görerek kendi adına bir de Süreyya' yı ekler. Şiirlerini, yazılarını “Cemal Süreya Seber” ismiyle yazar. Seber ismini her ne kadar çok sevse de zamanla yalnızca “Süreyya” hatta “Süreya” soy ismiyle anılır. Hüseyin ve Beyaz çiftinin, ilk çocukları olan Cemal Süreya’ nın hemen ardından bir erkek çocukları daha olur; ismi Kemal. Kemal, henüz bir yaşındayken hayata gözlerini yumar. Cemal Süreya, kardeşinin ölümünü ve onun babasının kucağında gömülmek üzere götürülüşünü çok iyi hatırlar. Henüz küçüçük yaştadır ölümle tanıştığında. Küçücük gözleriyle ölüme ve ölümün acısına tanık olur. Cemal Süreya, kelimelerle oynamayı; onlara yeni anlamlar katmayı çocuk yaşlarından beri çok sever. 2. sınıfa giderken Türkçe dersinde öğretmen onlara Tavşanla Kaplumbağanın öyküsünü anlatır ve ödev olarak bu hikayeyi bir de kendilerinin anlatmasını ister. Sınıftaki herkes, bir tavşanla bir kaplumbağa “arkadaş olmuşlar” diye anlatır hikâyeyi, bir kişi hariç. Bizim küçük Cemâl ise “Bir tavşanla bir kaplumbağa canciğer arkadaş olmuşlar," diye yazar. Öğretmen, onu birinci seçerek ödüllendirir. Bir karne günü kardeşi Perihan, ilk karnesini alıp da zayıfla karşılaşınca muzip ve çocuk Cemal, “Zayıf almışsın!” diye ona yüklenir. Perihan çok üzülür. Babaannesi kızın üstüne gitme deyince de gönlünü almak için “Tamam tamam biraz şişmanlarsın, zayıflamışsın.” diyerek kelime oyunuyla toparlar durumu.
Ve sürgün yılları..
Aile Bilecik’e geldiğinde Anne Beyaz hamiledir. Bir iç kanama geçirir. Doktor bulamazlar, ebe de kanamayı durduramaz. Bu çaresizliğin neticesinde 1938 yılında henüz 23 yaşındayken, ardında 3 küçük çocuk bırakarak hayata gözlerini yumar Beyaz. Cemal Süreya, o öldüğünde 7 yaşındadır. Acısını ağlayarak dışa vuramasa da “Küçük kalbimdeki kuş ölmüştü.” Diye anlatır o günü. Belki de bundan sonra kalemi eline her aldığında annesizliğini haykıracaktır. Çünkü kendi deyimiyle çığlık; “avurtlarında değil, iliklerinde kopar öksüz çocukların.” Yıllar sonra bir röportajında yazma ve okuma mahiyetini besleyen kırılma duygusunun, annesizlikten gelen bir kırılma olduğunu itiraf edecektir. Cemal Süreya, sadece kısacık bir süre birlikte olduğu annesiyle çok şey paylaşır aslında. Şiir itisini annesinden aldığını söyler. Bunun yanında daha 4 - 5 yaşlarındayken annesi ona Kerem ile Aslı’yı okurmuş Süreya, okuma tutkusunun o zamandan kaldığını söyler. Cemal Süreya’ nın babası Hüseyin Seber, sırf çocuklara baksın, onlarla ilgilensin, ben işteyken yalnız kalmasınlar diye bir kadınla evlenir: Kadının adı Esma. Esma’nın eve gelmesiyle 3 kardeşin kabus dolu günleri başlar. Esma, onlar için tam bir yaratıktır. Çocuklara babaların yanında iyi davranır ama babaları gidince yapmadığı işkenceyi bırakmaz. En çok da ailede el üstünde tutulan Cemal’ i sevmez. O yatılı okula gidip döndüğünde tatillerde onu eve almaz, kardeşi Perihan’la konuşmasını yasaklar. Çocukları önce döver, ağır işler yükler, sonra da Hüseyin Bey anlamasın diye ekmek ve tuzla yaralarını sarar. Çocuklar babalarına korkudan bir şey diyemez, çünkü ertesi gün yine Esma’ya kalacaklarını bilirler. Bu işkence böyle yıllarca sürer. Hüseyin Bey Esma' yı kapıdan kovsa bacadan girer. Bu kelamımızı sözde zannetmeyin, gerçekten bacadan eve düşmüşlüğü vardır. Ta ki artık Hüseyin Seber’in canına tak edene kadar. Hüseyin Bey, bir gün bir tanıdık vesilesiyle Esma’yı başka bir şehre yollar. Esma, hayatlarından gitse de kardeşlerdeki o korku, tedirginliklik bir türlü bitmez. 3 kardeş, Esma’nın anılarını bir türlü iyileştiremezler. Cemal Süreya bir şiirinde “ Kuyuya sarkıtan kadın, saçından kavrayıp kardeşimi.” Dediği Esma, gidince eve bir mektup yazar:
“ Sevgili babacığım, sevgili kardeşlerim. Nasıl oldu da o karabulut gitti. İşkence çektirmekten bıktı. Üzülmeyin kardeşlerim. Hayatta her şey oluyor. Biz bu dalgalı denizin dalgalı suları üzerinde yüzen ufak tefek tahta parçalarıyız. Dalgalarla çarpışa çarpışa bir gün kıyıya vuracağız.”
Süslü Hüseyin lakabıyla da bilinen Hüseyin Seber, çalışkan, cefâkar bir adamdır. Annesiz büyüttüğü çocuklarını mutlu etmek, okutmak içindir bütün çabası. Bütün hayatını onlar için çalışarak geçirir. Çocuklarına bağlıdır. Tek oğlu Cemal ile de hiç kavga etmezler. Ancak Cemal Süreya, babasından gizli gizli Seniha ile nişanladığında işler değişir. Hüseyin Bey sinirlenir. Erken olduğunu, önce okulunu bitirmesi gerektiğini söyler. Cemal Süreya ise babasının bu evliliğe karşı gelmesine içerlenir ve o meşhur şiiri yazar.
“Sizin hiç babanız öldü mü
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum...”
1957’de bir iş kazası sonucu Hüseyin Bey gerçekten öldüğünde, Cemal Süreya, tıpkı annesinin ölümü gibi donar kalır, ağlayamaz. Ona göre hem annesini hem de babasını bu sürgün almıştır elinden. “Annem sürgünde öldü, babam sürgünde öldü.” Diye anlatır şiirinde. Zaten o, ağlayamadıkça şiirle kusar acısını dışarı. Kendi deyimiyle Türkçe, boğazında burkulup kalmıştır.Yaşadığı bu acı anılar, boğazında burkulan Türkçe, Süreya’ nın şiirinin ta kendisidir. Ağlayamadığını şiir yapmıştır o. Belki de bundandır onun şiirinin böyle açık, böyle net bir duygu akışı kurması okurunda.
“Sen ki gözlerinle görmüştün 57'de
Babanın parçalanmış beynini
Kağıt bir paketle koydular mezara
İstesen belki elleyebilirdin de
Ama ağlamak haramdı sana
O günler istesen de istemesen de
Boğazında buruldu kaldı Türkçe
Mevsimlerin tülüne sarılı halde...”



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve şairler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türk Edebiyatının Yenilikçi Yüzü: Tevfik Fikret
İki Koca Yazar, Bir Küçük İstanbul

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
İkinci Bir Emre Kadar Susuyorum
Bir Virüslük Canımız Varmış Meğer
Teselli Arıyorum
Anlatamıyorsun

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kapat Gözlerini [Şiir]


Resul Altınöz kimdir?

Merhaba ben Resul. Kocaeli Üniversitesi Türkçe öğretmenliği 2. sınıf öğrencisiyim. Edebiyatla ilgieniyorum. Edebiyat benim için nefes alma sebebi. Edebiyat işim,edebiyat aşım. Çokca okur, fazlaca yazarım. Daha önce birkaç internet sitesinde, çeşitli dergilerde eğitim yazıları olsun,şiirler olsun bir şeyler karalamışlığım var Şu an ise burada sizlerleyim.

Etkilendiği Yazarlar:
İskender Pala, Cemal Süreya, Tezer Özlü, Turgut Uyar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Resul Altınöz , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.