..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tarih, hiçbir zaman orada bulunmamış kişiler tarafından anlatılan hiçbir zaman olmamış olaylarla dolu bir yalan. -Santayana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Polisiye > MUSTAFA ESER




13 Ocak 2020
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/4  
MOTİVASYON EKSİKLİĞİNDEN TAMAMLANAMADI

MUSTAFA ESER


komplo teorisidir.gerçek değildir.


:HD:
1 EYLÜL

Savcı Aytekin TUNCAY mesai başlarken adliye binasına giriş yaptı. Fotoğraf makinesindeki fotoğrafları bilgisayarına attı. Önce Savcı Ahmet Bey’le konuşmalıydı. Daha sonra Baş Savcı Savcı’yı ikna edebilirse Özel Kuvvetler Komutanlığına gidip Tufan Albay’la ciddi bir konuşma yapması gerekecekti. Tufan Albay ile Şile’de görüşürken fotoğraflara bakmak işine gelmemişti. Albay’ın karşısında fotoğrafları incelemek işini iyi yapmamış gibi algılanabilir diye düşünmüştü. Fotoğraf makinesindeki fotoğrafları bilgisayara kopyaladı. İncelemeye başladı. Bütün fotoğrafları özellikle tel örgü etrafını gösteren fotoğrafları tek tek inceledi. Hiçbir iz gözükmüyordu. Katliam tek bir kişinin işi olamayacak kadar organize bir işe benziyordu. Olay Yeri İncelemenin ve Savcı’nın raporunu beklemesi gerekecekti. Tufan Albay’ın anlattıkları kan dondurucuydu. Söyledikleri gerçekse inanılmazdı. Yeşiltepeli’nin bahçesine girip cesetleri görünce kanı donmuştu adeta. Bu katliamı bir kişinin yaptığını düşünmek dehşet vericiydi. Bilgisayardaki fotoğrafları incelerken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişti. Telefon çalınca boş bulunup irkildi. Baş Savcı’nın ofisinden arıyorlardı. Baş Savcı bürosuna gelmişti. Fotoğraf makinesini yanına alıp üst kattaki Baş Savcı’nın bürosuna çıktı.
Kapıyı çalıp içeri girdi. Baş Savcı önündeki dosyadan başını kaldırdı. Muhatabına gülümsedi. Eliyle koltuğu işaret etti. Dosyayı kapatıp koltuğunda geriye yaslandı.
-Günaydın Aytekin Savcım. Benimle görüşmek istemişsiniz. Buyurun sizi dinliyorum konu nedir?
-Konu dünkü katliam Sayın Baş Savcım. Baş Savcı Vekili Erhan Bey’in ricasıyla ben de olay yerindeydim. Şile Savcısıyla incelemeleri yaptık. Ayrıntılı fotoğraflama yaptım. Jandarma Komutanlığında oldukça ilginç bir görüşme yaptım. Sizden bu soruşturmayla ilgili araştırma izni istiyorum.
-Dosya’yla Ahmet Savcım ilgilenmiyor muydu?
-Evet Baş Savcım.
-Bir dakika.
Baş Savcı masanın altındaki düğmeye bastı. İçeriye giren görevliye:
-Savcı Ahmet Bey odasındaysa görüşmek istediğimi söyle.
-Savcı Bey tam hatırlamıyorum ama dosya doğrudan bir soruşturma dosyası değil. Bir buçuk yıl içinde Türkiye’nin değişik yerlerinde işlenen cinayetlerle ilgili bir araştırma dosyası. Ve yine yanlış hatırlamıyorsam Bakanlığın talimatı üzerine açıldı. Gizli ve araştırma Özel Yetki istiyor. Ayrıntıları Ahmet Savcım anlatsın bakalım işin aslı nedir?
Kapı çalındı. İçeri giren görevli:
-Efendim Savcı Ahmet Bey geldiler.
-Tamam içeri gelsin.
Savcı Ahmet DOĞANALP içeri girdi, Baş Savcı ve Aytekin TUNCAY ile tokalaşıp oturdu
-Benimle görüşmek istemişsiniz Baş Savcım.
-Evet Sayın Savcım. Ayrıntılarını sizin daha iyi bildiğiniz
şu katliamlar dosyasıyla ilgili olarak görüşmek istedim.
-Baş Savcım dosya muhteviyatını araştırmamızı bakanlık istedi. Sebebini bende anlayabilmiş değilim. Dosyadaki cinayetlerin çoğunluğu İstanbul dışında işlenmiş cinayetler. Son cinayetler İstanbul sınırları içinde işlendi. Aklıma gelen ilk sebep seri katil şüphesi oldu. Dosyayı inceledikçe bu şüphe geçersiz hale geldi. Çünkü bu Dosya bir buçuk yıl önce açıldı.Bir buçuk sene önce aniden Türkiye’nin değişik vilayetlerinde infazlar yapılmaya başlandı. Maktullerin tamamı güneydoğu kökenli iş adamları ve yakınları. İki gün önceki infaz dosyaya eklediğim son eylem. Eylemcilere ait hiçbir iz bulunamadı. İnfazlar hakkında Jandarma ve Polis Olay Yeri inceleme ekiplerinin yaptıkları çok detaylı araştırmaya rağmen maalesef elimizde hiçbir şey yok. İnfazların yapılışına bakılınca kafamda oluşan birkaç senaryo var ama olaylar birbirlerine bağlanamıyor.
-Ne gibi Ahmet Savcım?
-Şöyle açıklamaya çalışayım Baş Savcım. Maktuller Güneydoğu kökenli olunca aklıma ilk bölgenin kronik sorunu Kan Davası ihtimali geldi. İki gün önce öldürülen iş adamı ve diğer işadamlarının yakınları doğrudan her hangi bir kan davasına taraf değiller. İki gün önce öldürülen Yeşitepeli diye bilinen şahıs dışındakiler bölgesel iş adamları. Küçük çaplı uyuşturucu silah ve sigara kaçakçılığı şüphelileri. Dosyanın genelini incelediğimde maktullerin aşiretlerindeki pozisyonları biraz dikkat çekici. Maktullerin pozisyonları aşağıdan yukarıya doğru. Yani ilk öldürülen ağanın yeğenlerinden birisi ve eğer numaralandırırsak 10 numara iken son öldürülen Yeşiltepeli aşiretin bir numarası. Failler sanki mesaj veriyorlar. Ama mesajın kime verildiğini tespit etmek olanaksız.
-Gizli Devlet operasyonu olabilir mi?
-Bunu bende düşündüm Baş Savcım. Eskiden bildiğimiz operasyonlara benzemiyor. Bir kere çok gürültüsüz ve hiç iz bırakmadan yapılmış. Devlet operasyonları genellikle çok gürültülü olur. Çoğunlukla aynı gün veya birkaç gün içinde dedikodular yayılır. Dosyayla ilgili olarak Bölge Başkanıyla özel olarak off the record konuştum. Hiç bir bilgisi yok. Konuşması ikna ediciydi. Öldürülen kişiler ve aileleri ile ilgili hiçbir özel araştırma talimatı olmadığını söyledi. Eğer böyle gizli bir devlet operasyonu varsa bile bunu ancak Müsteşardan veya yardımcısından öğrenebileceğimi özellikle belirtti. Diğer Bölge Başkanlıklarından Özel olarak bilgi istettim. Bir gün sonra Müsteşarlıktan aradılar. Sebebini sorunca bu infazların Gizli Bir Devlet operasyonu olmadığı hakkındaki kanaatim kesinleşti. Resmi prosedür her operasyonu deşifre eder. Elimize ulaşan bilgilere göre maktuller ve aileleri istihbarat tarafından devamlı takip altında tutulan kişiler. Ulaşabildiğimiz hiçbir birimde çok gizli bir araştırma veya operasyon bilgisi yok. Maktullerin tek bir ortak noktaları var.
-Nedir bu ortak nokta Ahmet Savcım?
-Maktullerin aşiretleri KARAŞAHİN Holding’in ortakları.
-KARAŞAHİN Holding. Şu bildiğimiz KARAŞAHİN’ler mi?
-Evet Baş Savcım. Holding’in inşaat ve AVM sorumlusu Hakkı Gürcan’ın yaptığı kendi bölgelerindeki AVM’lerde ortaklıları var. Ortaklaşa yaptıkları inşaatlar var. KARAŞAHİN Holding ismine ulaşınca bir an acaba diye düşündüm Holding yasadışı işler mi yapıyor? Yaptığım araştırma sonucunda somut hiçbir bilgiye ulaşamadım. Holdingin yasadışı hiçbir işi yok. Somut bir delil zaten yok. Haklarında dedikodu bile yok. Holdinge polis gönderip soruşturmayı veya adliyede bilgilerine başvurmayı düşündüm ama sonra vaz geçtim.
-Çok iyi düşünmüşsünüz Ahmet savcım. Bu aralar basının gündeminde çok fazla yer aldık. Gereksiz yere itibar kaybı yaşamaya gerek yok. Biz insanları bilgi almak için çağırıyoruz ama basın olayı farklı yerlere çekebiliyor. Ardından insanlar bizi “Ticari itibarımızla oynandı” diye şikâyet ediyorlar. Bu konuda haksız sayılmazlar. Vatandaşın şuur altında “ Suçlu değil de niçin ifadeye çağrıldı?” gibi bir mantık var. Bu mantık beraberinde dedikodu üretim merkezlerini harekete geçiriyor. Bir süre bekleyin gerekirse siz bilgilerine başvurun. Kolluk kuvvetlerini karıştırmayın. Bu dosyayla ilgili en son isteyeceğim şey dedikodu çıkartılması.
-Benim vaz geçmemin sebebi bu zaten Baş Savcım. Bölge Başkanı son zamanlarda Emniyetle aralarının bozuk olduğunu bilgi alışverişlerinin durma noktasına geldiğini söyledi.
-Sebep neymiş Savcım?
-Müsteşarlık talimatıyla bazı Şube Müdürlerini izlemeye almışlar. Emniyettekiler bu yüzden bozulmuşlar. İzlemenin sebebini Bölge Başkanı’da bilmiyor. Bu iş için Müsteşar doğrudan kendisine bağlı özel bir ekip görevlendirmiş
-Neyse Ahmet Savcım her ne şekilde olursa olsun olay bize intikal etmeden müdahil olmayacağız. Elinizde somut deliller olmadan soruşturma açmayın lütfen. Baş Savcılığın kurumsal itibarına her zamankinden daha fazla önem vermemiz gereken bir süreç yaşıyoruz. İyi niyetli bile olsa her türlü sızıntıya karşı hazırlıklı olmamız lazım. Aytekin Savcım iki gün önceki katliamla ilgili görevlendirme istedi. Sizinle bunun için görüşmek istedim.
Baş Savcı Aytekin TUNCAY’a döndü.
-Biraz önce ilginç bir görüşmeden bahsediyordunuz sanırım. Anlatır mısınız?
-Şile Jandarma Komutanlığında isminin Tufan SANVER olduğunu ve Özel Kuvvetlerde çalıştığını söyleyen bir subayla görüştüm. Tufan Albay bana bu ve diğer cinayetlerin failinin kendi yetiştirdiği askerlerden ikisinin olabileceğini ifade etti.
Hem Baş Savcı hem Ahmet DOĞANALP duyduklarıyla şaşırmışlardı.
-Bu cinayetlerin sorumlularının askerler olduğunu mu söylüyorsunuz?
-Asker dediği Bordo Bereli subay Baş Savcım. İki kayıp Bordo Bereli’nin cinayetlerin faili olma ihtimalinden bahsetti. Dediğine göre 2 yıl önce 10 kişilik bir timin sekiz üyesi çeşitli saldırılar sonucu öldürülmüş. Sağ kalan iki Bordo Bereli ortadan kaybolmuş. Albay bu kadar sessiz cinayetleri kayıp Bordo Bereli’lerin işleyebileceğine inanıyor. Albay’ın kanaati de bu cinayetlerin öldürülen Bordo Bereliler ile alakalı olabileceğini, kayıp askerlerin yanlış yönlendirilirse çok zararlı olacağını düşündüğünü açıkça ifade etti.
Baş Savcı şaşkınlığını üzerinden atamamıştı. Koltuğunda öne doğru eğildi.
-Sana bunu söyleyen kişinin hasta veya sarhoş olmadığına emin misin Savcım?
-Tam olarak emin değilim Baş Savcım. Kendisini Tufan SANVER olarak tanıtan kişi ifadesinin mahkemelerde delil sayılamayacağını çünkü kanında uyuşturucu türü maddeler bulunduğunu söyledi.
-Şimdi anlaşıldı Aytekin Savcım. Adam uyuşturucu bağımlısı olduğunu açıkça itiraf etmiş. Hayalinde kurguladığı varsayımlar üzerine adli kovuşturma açamayacağımızı sizde bilirsiniz.
-Biliyorum Baş Savcım ancak Albay’ın anlattıkları…
-Anlattıklarını boş verin Savcım. Elimizde somut bir delil yok. Bordo Bereliler ordudaki şehir efsanelerinden biri bana göre. Haklarında ve katıldıkları operasyonlar hakkında fazla bilgi olmadığı için bu tür efsaneler ortaya çıkıyor. Bordo Bereliler hakkında konuşan herkes kafasındaki kurguya ve filmlerde seyrettiklerine göre konuşuyor. Hayali insanlarla ilgili bir araştırma izni veremem. Bakanlık ta vermez. Boşu boşuna ortalığı velveleye vermeye gerek yok bence. Eğer somut delillere ulaşırsız o zaman izin isteriz. İsterseniz Ahmet Savcımın elindeki dosyayı inceleyin. Daha sonra tekrar görüşelim. Siz nasılsınız? İki ay önce nişanlınız vefat etmişti sanırım. Bilirkişi raporu çıktı mı?
-Henüz elime ulaşmadı Baş Savcım. Olay Yeri’nin ilk bulgularına göre ölüm şüpheli değildi zaten. Bindiği arabanın fren düzeninde bir arıza olmuş sanırım.
-Siz nasılsınız Aytekin Savcım, atlatabildiniz mi?
-İyiyim Baş Savcım teşekkür ederim. Toparladım sayılır.
-Unutmadan sizin için istediğimiz Özel Yetki onaylanmış, Bir haftaya kadar yazınız elimize geçer her halde. Tebrik ederim.
-Teşekkür ederim Baş Savcım, Müsaadenizi isteyebilir miyim?
-Elbette arkadaşlar buyurun,



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın polisiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/7
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/3
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/6
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/5

Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli
Terk Edilmiş Romanlar Bitenlerden Daha Vaatkâr.
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/1
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/2
Mankurt İsimli Romanım

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İslam Felsefesi - İslamın Felsefesi - Müslümanın Felsefesi [Deneme]
Kelimeler Kavramlar - İnsan Anlatan Bir Kelimedir [Deneme]
Kelimeler Kavramlar - Reform - İslamda Reform [Deneme]
Okur Hakları [Deneme]
Ehli Sünnet Tasavvufu [Deneme]
Kelimeler - Kavramlar - Hubbun Nebi - Aşk [Deneme]
Yaratıcı - Yaratma [Deneme]
Selefiler - Reformcular [Deneme]
Kelimeler - Kavramlar - Oryantalistler [Deneme]
Kelimeler Kavramlar - Kelam İlmi [Deneme]


MUSTAFA ESER kimdir?

50 YAŞINDAYIM. MEMURUM. İKİ ÇOCUĞUM VAR.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © MUSTAFA ESER, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.