..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Şiir, seçmek ve gizlemek sanatıdır. -Chateaubriand
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




4 Nisan 2020
Ölüm ve Yaşam Nasıl Var  
Bayram Kaya
İniş ve çıkış; taban ve tavan neden varsa ölüm ve yaşam da birbirinin belirsizi üsteli durum olmakla birbirine göre birbirinin belirli durumu olmakla vardır.


:AAH:
İniş ve çıkış; taban ve tavan neden varsa ölüm ve yaşam da birbirinin belirsizi üsteli durum olmakla birbirine göre birbirinin belirli durumu olmakla vardır.

Birbirinin eksiği, birbirinin tamamları olan dalga hareketiyle vardır. Kuantum dünyanın belirsizle bir ömür sürecidirler. Belli bir kuant (parçacık) zamanla belirli bağıntı yansıma tamlarıdırlar.

Makro dünya, kuantum dünyanın daha yoğun dalgalanmasıdır. Böylece kuantum dalgalanmada makro dalgalanma türü oluşur.

Kuantum dünya mili metrenin 10 üssü eksi 21 de biri olan bir uzaklık içinde olay gerçekleşmeleri yasası olmalarına karşın makro dünya mili metreden ışık yılı uzaklıklara kadar bir mesafe içinde gerçekleşmelerin ortaya çıkmasıdır.

Makro dalgalanma, kuantum dalgalanmaların (devim-zamanların) metreye göre angströmlerinden veya 10 üssü eksi 24 yoctometre boyutlarında oluşan metre gibi ölçüşme, çöktürme belirlisini veren bin bir tür ölçme, çöktürme skaler ligidir.

İşte biz makro dalgalanmalı belirlinle kuantum dalgalanmanın birbirini dönüşen büyük ölçekli tekrar etmesiyiz. Dalgalanma karakterimizdir. Bizdeki ölümün ve yaşamın tadı olan duygu, yalıtma tınışımı ile ortaya çıkan, farklı bir yalıtım duygusudurlar.

Ölüm sizin içinizde taşıdığınız bir girişme oluşumla, bağıntıdır. Bu nedenle dağda, bağda; yatakta, batakta; sinemada, tuvalette; kalede, kilit altında da olsanız amiyane tabirle ölüm sizi bulur.

Var oluş durumunun yok duruma dönüşmesidir. Yokluğun bir yer kaplama bir devim etki alanı vs. olacağını unutmayın lütfen. Bir bağıntı türünün başka bir bağıntı durumuna dönmesidir. Siz sürecin müdavimi de olsanız, bir öncesi eski durumla ölmüş yeni durumla yaşayanısınız.

Oysa ne sizi özel bir durumla arayan biri ne sizi özel bir durumla bulan hiç bir şey yoktur. Zaten siz; sizinle birlikte olan ve sizinle birlikte gidenlesiniz. Bağıntı duygularınızın büyüttüğü kadarla olan algı, yaşamdır. Bağıntı duygularınızın algıları ve büyüttüğü kadar yoklukla ölümsünüz.

Nasıl yalıtımlı bir gerçekle, imaj bir gerçek algı ile ve duygularınız üstel durumla sizinle varsa; ölüm ve yaşam da sizle üstel bir durumla sizle vardır. Yani yalıtımla birlikte olanın buluşması dışında sizi özel olarak arayan yoktur. Yalıtım nedenle (belirlisiyle) can da canan da sizsiniz.

Siz bir ölçüşme bir ölçme ve bir durumu çöktürme olan bu belirlilikle hayatsınız, yaşamsınız. Diğer bir duruma üstel bir konumla belirsizlesiniz. Yalıtımla dışa karşı belirsizlesiniz. Yalıtımla içinize dönüşün belirsiziylesiniz.

Yalıtım eksikliğini dışa doğru can ve canan oluşla çıkış yapar. Can korunum, bencillik, kaygı, haz ve elemse; canan etkime yansıma ve yansıma almadır. Can çıkar canan girer. Ölüm boşalma boşaltmadır. Yaşam dolma ve doldurmadır. Dolan boşalır. Boşalan dolar.

Var oluş karakterize olarak ikilemle, üstel durumlara belirsizle olan bir belirme iken, çöktürülen durumla ya ölüm ya yaşam içinde belirlisiniz. Can cananını, yaşam da ölümünü böyle bilir.

Siz şu anda belirli durumla çöktürülen bir ölçüşme girişmeli gerçekleşen bağıntı durum olmakla yaşamsınız. Elimizde olan yalıtılandır. Şimdilik durum bu. Bu nedenle can tatlı, tatlı olan da yalıtımlı duygu. Biz her şeyi bu yaşam durumla ölçüp değerlendiririz. Ölümle yaşam yalıtımla belirli duygudur.

Yalıtma olan belirli durumdaki lezzet veya lezzetsizliği yaşamakla yalıtmanın verdiği bir kısım duygu ile gerçek olmayan sanal algılar içindesiniz. Bir durumdan diğer duruma üssü durumla dönüşen belirlilik; süren, yaşanan kadarla birikir. Biriken deneyim algılarımızla ömrümüz olan can ortaya konur.

Şimdilik, can olan belirliliği yaşıyoruz da can olmayan ölüm dediğimiz belirsizliğin, belirliliğini yaşamıyor muyuz? Burada hangi algılarla hangi tecrübelerin belirliliğiyle yaşadığınız önem ve sürdürülebilir yaşamdır.

Yansıma ve bağıntı; üstel durumun veya üssü durumun ya da üst üste durumun karakteri olan etkidir. Ölüme ait belirlilik canın üstel durumu olmakla can ölümü bilemez. Cana ait belirlenim de ölüme ait üstel (belirsizle) durum olmakla ölüm de canı bilmez.

Burada şunu anlamalıyız. Belirlilik (can) içinde belirsizlik (ölüm) vardır. Belirsizlik (canda) da üstel durumla belirlilik (ölüm) içindedir. Matematik dili ile söylersek bir elma (can veya ölüm), belirsiziyle (can ölümle-ölüm canla üssü olarak) vardır.

Bir elma daha çoğu ve daha azı olan belirsizle vardır. Bir elmanın daha azı 0 elmadır. Bir elmanın en yakın daha çoğu da 2 elmadır. Şu halde bir elma 0 ve iki belirsiziyle vardır ve belirlidir. Belirsiz olanın belirlisi; belirlisini verenle belirsizdir.

Bir elma olukla belirli olan da 0 veya 2 elma ile belirsize dönüşebilmeli ki üstel durumlu 2 belirsiziyle ve 0 belirsiziyle belirli olmalıdır. Ölüm yaşamla; yaşam da ölümle üstel durumlu makro dünyanın yalıtması olan belirsizlerledir.

Siz ölüm ve yaşamı makro dünya zamanıyla anlayan, bir sınırlanma ve bir belirlenmesiniz. Oysa bu makro duyum sizin ölçüşmeniz duygu zamanınız olan belirlilik olmakla evrenin zamanı değildir.

Şimdi biraz teknik olayım, üstel durumla olmayı; yani belirlilik olan bilimsel bir veriyi aktarayım. Burada tematik anlatıma kaçmadan, konuyu kısa tutacağım.

Yani skaler alan diyeceğim ama skaler alanı anlatmayacağım vs. Bu anlatımda kendi çıkarımlarım olmayacağı için konuyu, ilgilisi olan okurun bilgi referans etmekle hitap edeceğim.

Skaler alanın bir ikileme zamanı vardır. Bu ikileme zamanı 10 üssü -37 saniyedir. Yani bir ikilem zamanının oluşabilmesi için 10 üssü -37 saniye geçmesi gerekiyor. Bu kadar kısa bir süre içinde ancak bir tane ikileme gerçekleşir.

Okura şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu zaman (10 üssü -37 ) bir saniyelik evrenin; on binde biri olan saniye dilimi içinde gerçekleşen akıl almaz denli parçalı zamandır. Kuvvetler bu zamalar içinde sahneye çıkıyordu.

Bunu şöyle düşünelim. Evrenin protondan (atomdan değil) daha küçük bir hacmi, 10 üssü -37 saniye içinde evren kendi büyüklüğünü ikiye katlar.

Geçen ikinci, üçüncü, dördüncü bir ikilemeden sonraki 4 tane 10 üssü -37 saniye sonra evren ilk büyüklüğünün 16 katına erişir (2x2x2x2= 16).

Protondan küçük bir uzay bölgesinin 60 ikilemeden sonra yani 60 tane 10 üssü -37 saniye geçtikten sonra ancak bir yafa portakal büyüklüğüne erişeceği hesaplanmıştır. 60 ikilem, proton boyutunda olmayan evrensel hacmin bir portakal büyüklüğünü verir. 60 ikilem yapıldığında daha saniyenin 10 üssü -35'lik zamanı bile geçmemiş olur, deniyor.

İşte CERN deneyi evreni daha 10 üssü eksi 15 saniye yaşı içinde iken enerji olaylarını gözlem ve deney etmek için tasarlanmıştı. Bu sürece dek zaman diliminin daha aşağısının olgu ve olaylarının deneyleri şimdilik ufuk alanımız ötesindedir.

Evrenimiz bir portakal büyüklüğüne erişebilmek için 60 ikilem geçirip 10 üssü-35 saniyelik zaman gerekmektedir. İşte mantık çarpıtmamızı, mantığımızın yaya kaldığını anlayabilmek için bu örneği verdim.

Siz 10 üssü eksi 15 saniyelik süre olaylarına bakarken 10 üssü eksi 35 saniyelik süre olayları arasında 20 sayısı gibi bir fark algılanır.

Hâlbuki bu 10 üssü 20 etkenindeki sayı değeri; 10 üssü 20 ETKEN değerinde olmakla evrenin 10 üssü -35 yaşına göre yüz milyar kere milyar daha yaşlı halidir. Guth; 10 üssü eksi 15 ile 10 üssü eksi 35 arasındaki farkını, şöyle de tanımlıyor. "1 VE 10 üssü eksi 15; farkının yüz bin (10 üssü 5) katıdır" diyor.

Evrenin büyüklüğü diyor Guth; şişmenin 10 üssü eksi 32 saniyelik zamanına denk gelir. Şişme bu 10 üssü 32 saniye kadar zaman sürmüştür diyor. Evrenin büyüklüğü 10 üssü 32 saniyelik zamanla özdeş olan zamandır diyor.

Şişme zamanı skaler alana bozunur. Dalgalanma iniş çıkış; tümsek çukur hareketi ile bir ikilemle skaler alandır. Skaler alan kuantum dalgalanmanın bir parçası ve negatif etkidir.

İnişin çıkışı, çıkışın inişi. Tümseğin çukuru; çukurun tümseği olmakla, dalgalanma birbirine negatif veya zıt bir üstel ve belirsizle belirme olan bir etkidirler. Ölüme negatif yaşamdır. Yaşama negatif olan da ölümdür.

Şişme 10 üssü eksi 32 saniyelik bir ömür ve belirli durum olmakla skaler alan bozunur. Enerjisi tüm parçacık kütle enerjisine dönüşmekle böylesi kısa bir süreç içinde bu durum bir son bulur.

Görülüyor ki süreç akıl almaz denli ömrün birbirine göre geçen parçalı kesikli süreklisidir. Bir üstel durumu takip eden beliren diğer bir başka üstel süredurum ömürlü dalgalanmanı skaler etkisidir. Bu etkiler birbirini takip eden birbiri ile girişip bağıntılı olan süredurum paketleridir.

Mantığımız bu tür kuant durumlarla İşlerleysen yansımalar içerse de mantığımız yalıtımın bilincidir. Gerek dünya yalıtımının gerek beden yalıtımının sınırlanmış organizesi olup var oluşu kavrayamaz.

Örneğin sindirim dediğimiz metabolizma süreçleri ve düşünce adeta ömür yaşımıza göre daha hızlı kuantum dalgalanması boyutunda gerçekleşmelerdir. Özümleme süreci ömrümüzden fazla zamandan gerçekleşen bir süre durum olsaydı, içimizde özümleme süreçleri oluşamazdı.

Fakat algılarımız duygu ve duyumlarımız yalıtımın sınırlama damgasını taşımakla makro dünyaya göre anlama ve algılamanın bir parçası olmaktadırlar. Kuantum dalga bizde görsel, düşünsel bir imajdır.

İmajı ortaya koyan parçalar ancak kişinin kendi dışından (yalıtım bilinci dışında) kişiden bağımsız bir güçle, toplum sayesinde olası olmaktadır.

Toplum da bizim kuantum dalgalanmamızı ortaya koyan birim süreçler olmakla bize, CERN süreçleri ortaya koyan bambaşka bir iklimin belirsizle belirlisidir.

Belirsizlikle olan durum, belirlilikle ortaya konduğunda; ölüme can korkusunun belirsizliği düşer. Cana da ölüm korkusunun belirsizliği düşer (yansır-akseder). Bu çelişki korkunuzu, kaygınızı, korunmanızı ve korunum bilincinizi ortaya kor.

Elbette canın deneyimle olduğu yaşam, ömür, cana ait algısal yaşam; ölçüşme belirlisi olmakla ölüm değildir. Ama ölüme ait algı deneyim ve sürdürüş te bir başka belirlilikle olan varlık ve sürdürüşle olan ikilemle kendisi de varoluşun özüdür

İkilemle dönüşmeyen hiç bir şey yoktur. İkilemi içindeki üstel durumla belirsiz olandan, belirli bir durumuna çöktürülüp bilinir, belirli, olmayan varlıktır ama varoluşla değildir. Can ölümle ölçüşür. Ölüm de canla ölçüşen; belirsizden, belirliliktir.

Şey veya enerji belirsizle varlıktır ama belirli var oluş değildir. Yani canla değildir. Ölümle değildir. Can olmayanın cansızlığı olmadığı gibi cansız olmayanın da canı yoktur. Ölümle beliren, çöktürme durumla olan bağıntı ve girişme de başka bir var oluş ve yaşamdır.

Ölüm ve yaşam siz ve siz olandır. Siz yaşamın ölümünü yaşarken, ölümünüz de ölüm denen yaşama göre zıt ve başka bağıntılarla belirli olan ölüm; kendi ölüm sel yaşamına doğru da yolcu ve değişmenin dönüşmesidir.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Toplum 4
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 1
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 5
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2
Toplum 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 4
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 6
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2
Hukuk [ortaklık - Paydaşlık - Kolektifi İlik] Nedir?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.