..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yedi iklim dört köşeyi dolandım / Meğer dünya her tarafta bir imiş. -Dadaloğlu
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Sanat ve Sanatçılar > Salih Zeki Çavdaroğlu




7 Mayıs 2020
Lâle Devri’ Nin Önemli Bestekârları  
TANBURÎ MUSTAFA ÇAVUŞ VE DİĞERLERİ

Salih Zeki Çavdaroğlu


Osmanlı dönemi geleneksel mûsıkîmizin başta TANBURÎ MUTAFA ÇAVUŞ olmak üzere diğer bestekarlarının incelendiği bir yazı...


:DB:

Klâsik musıkimiz’in sözlü eserler formundan bir dal olan “şarkı” o zamana kadar hep kâr, beste, ağır ve yürük semâi formlarının gölgesinde kalmış idi. Şarkı her ne kadar başat form niteliğini daha sonraki yıllarda Hacı Arif Bey’ le kazanacaksa da, Lâle Devri’nde şiirde Nedim’ in musıkîdeki izdüşümü olan “…Erken gelmiş bir Pop-Müzikçinin :Tanburî Mustafa Çavuş’un,İstanbullu zerâfetiyle Halk Musıkîsi’ ni ustaca meczederek ortaya koyduğu sentez …” le adeta geleneksel musıkîmizi halkla buluşturmuştur. Bir anlamda divan şiirinde Nedim ne ise, Mustafa Çavuş da mûsıkîde odur. 1

Türkiye topraklarında geleneksel mûsıkînin popülerleşmesinde öncü adımların her ne kadar şarkı formunun geliştirilmesi olarak görülse de :
“….18. yüzyılda klâsik formuna ulaşan Türk musıkısinin popülerliği o dönem için açıkça ortadadır. Mevlid’ in ve Bayram Tekbîr’ inin (Saltanatlı Tekbîr) bestelenişi, yani toplumun büyük ekseriyeti tarafından genel kabul görmüş sözlerin müzik ile icrası bunun bir göstergesidir.Yine klâsik Türk Mûsıkîsi’ nden neşet eden ve klâsik üslûbun ağır anlatımından sıyrılarak, halkın daha kolay anlayabileceği eserler olan şarkı formu, o dönem için popüler müziğin ilk örneği sayılabilir. Ancak, Hacı Arif Bey (1831-1885)’ in mûcidi olduğu bu müzik için günümüzde ‘popüler’den ziyade ‘klâsik’tabiri uygun bir tanımlamadır. Dolayısıyla popüler olanın zaman içinde-toplumda genel kabul görmesine bağlı olarak-klâsik bir özellik kazandığını söylemek mümkündür…” 2

Mustafa Çavuş Enderûn’da eğitim alacak ve sonrasında Osmanlı saray sistemi içinde “Çavuş” luk rütbesine kadar yükselecektir. Bestekârlığı yanında aynı zamanda iyi bir şairdir ve neredeyse bütün şarkılarının güfteleri kendisinindir. Güftelerini zamanın geçerli vezni, aruz’ un hilafına, hep hece vezni ile yazdığından; onu geleneksel mûsıkîmiz içinde, bir “aşık ozan” olarak kabul edebiliriz. O zamana kadar mûsıkîmizde hüküm süren ağır başlı, vakur, hüzünlü ve melânkolik çağrışımlar yerine, Mustafa Çavuş’ un şarkıları;

“…son derece zarif, şûh, samimî, biraz içli, nüktedan ve akıcıdır. Büyüleyici çok güzel nağmelerle örülü şarkıları, en klâsik muhitlerden, en mütevâzı halk tabakalarına kadar her muhitte büyük rağbet görmüş ve çok sevilmiştir. 35 şarkısının ara nağmesini Dr.Subhi Ezgi ,’ Dök zülfünü…’ diye başlayan, belki en meşhur şarkısının pek parlak aranağmesini de Ûdî Nevres Bey yapmışlardır…” 3

Eserlerinin bütününe baktığımızda; çok değişik makamlar kullanmakla birlikte ağırlıklı olarak Uşşâk, Beyâtî, Hüzzâm’ ı , usûl kalıpları olarak da Yürük aksak ve düyek’i tercih etmiştir. Aradan 300 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen Hisar-Bûselik/ “Dök zülfünü meydâne gel”, Beyatî/”Çıkalım sayd-ı şikâre”, ”Sebep ne bakmıyor yüzüme” Isfahan/”Fesleğen ektim; gül bitti”, Sabâ/”Bir esmere gönül verdim”, Şehnâz/”Fırsat bulsam, yâre varsam”, Şehnazbûselik/”Küçüksu’ da gördüm seni”, Uşşâk/”Gitti de gelmeyiverdi” başta olmak üzere günümüze kadar gelmiş toplam 36 şarkılık diğer bütün eserleri de tazeliğini koruyarak ve zevkle dinlenilmektedir.

“…Gerçekte XVII. yüzyıl ortalarından XVIII. yüzyıl sonlarına kadar geçen 1,5 yüzyıl, sadece MUSTAFA ÇAVUŞ’ uyla değil; KUTBÛNNÂYİ OSMAN DEDE, muhteşem klâsikler ZAHARYA,TAB’İ, EBÛBEKİR AĞA, SİNEKEMÂNÎ/(Rıza Efendi’ den (1780-1852) önce kemânî olarak bilinen AHMED ÇELEBİ (Kantemir’ in hocası ve 1799’ da ilk sîne kemanını Saray’ a aldırtan sanatkâr)İSMAİL EFENDİ, CAFER AĞA, CORCİ, HIZIR AĞA, MİRON, İZAK, TODORİ, HAMPARTSUM, İBRAHİM AĞA, ALİ AĞA gibi sanatkârların hepsi “sînekemânî” dır…” 4

Lâle Devri’ nde Tanburî Mustafa Çavuş dışında Tab’ i Mustafa Efendi(ö.1770), Enfî Hasan Ağa (1607-1662), Ebûbekir Ağa(ö.1759), Kara İsmail Ağa(ö.1724) , Dilhayat Kalfa(1710-1780), Kutb-ı Nâyi Osman Dede(1652-1730) gibi diğer büyük bestekârlar da gerek klâsik çizgide, gerekse dönemin getirdiği değişim doğrultusunda eserler vermişlerdir. Bunlardan Ebûbekir Ağa’nın Segâh/”Etti o güzel ahde vefâ”, Tab’i i Mustafa Efendi’ nin Bayatî-Yürük Semâî/ ”Gülyüzlülerin şevkıne gel nûş edelim”, Hüseynî-Nakış Yürük semâî/”Ben gibi sana âşık-ı üftâde bulunmaz”isimli eserleri örnek olarak gösterilebilir . Kutb-ı Nâyî Osman Dede ‘nin “Miraciye”si ise, Türk tasavvuf mûsıkîsinin emsalsiz bir şâheseridir.

1730’ da Patrona Halil isyanı ile son bulacak olan Lâle Devri, o tarihten sonraki Batılılaşma ve değişim hareketlerine uygun bir zemin hazırlayacaktır.
Patrona Halil İsyanı’nın bir benzeri ondan bir süre önce 1669 senesinde Rusya’da yaşanır. Bizde II. Mahmud’un yapacağı reformlar için örnek aldığı Rus Çarı Petro’ya karşı da ülkede bir ayaklanma baş gösterir. Ancak Petro bu isyanı kanlı bir şekilde bastırır. Bu isyan, aynı zamanda Osmanlı ‘nın Batılılaşma çabaları için bir süre daha bekleyeceğinin işareti olacaktır.

“…Gerçi bu isyan ‘Lâle Devri’ dediğimiz dönemde girişilen politikayı değiştirmez; III. Ahmed’i değiştirir, ama onun yerine geçen I.Mahmud, isyanı çıkaranları yok ettikten sonra, kalınan yerden devam eder. Ama kalınan yer de, devamı da, Petro’nun girişiminin yanında son derece cılızdır…” 5



1 Yalçın TURA,”Türk Musıkîsi’ nin Meseleleri”, Pan Yayıncılık, İstanbul, 1988, s.25
2 Yahya Kemal TAŞTAN, ”Tegannî’den Irlamak’a Musıkînin Serencamı”, Köprü Dergisi, 1999 Yaz sayısı, sayı:67
3 Yılmaz ÖZTUNA,”Türk Musıkîsi Ansiklopedisi”, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul, 1974, C.II, s.46
4 Cînuçen TANRIKORUR,”Osmanlı Musıkîsi”,Osmanlı Medeniyeti Tarihi, Zaman Gazetesi Yay., İstanbul, 1999, c.2, s.508
5 Murat BELGE, ”Batılılaşma:Türkiye ve Rusya”, Modernleşme ve Batıcılık, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002, C.3,s.44

https://wordpress.com/post/ferahnak.wordpress.com/470



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın sanat ve sanatçılar kümesinde bulunan diğer yazıları...
1930’ Lu Yıllarda Musıkimize Yönelik Tasfiye ve Ayar Sonrası Aralanan Kapı İle Tanışıp Dost Olduğumuz Arap Musıkisi ve Arap Filmleri Maceramız
Osmanlı Mûsıkîsinin İpi Çekiliyor
Vefatının 21. Senesinde Mûsıkîmizde Bir Ekol, İcrâ ve Üslûp Âbidesi: Bekir Sıdkı Sezgin
Yahya Kemal Şiiri" Nin Musıkimizdeki Yeri
Büyük Gezginimiz Evliya Çelebi" Nin Seyahatnamesi İçinde Yer Alan Musıki Bilgileri İtibariyle Akademik Açıdan İncelenmeli ve Değerlendirilmelidir.
Doğumunun 170. Yılında Musıkimizin Bir Büyük Güfte Şairi: Mehmet Sâdi Bey (1839 - 1902)
20. Yy"daki Türk Musıkisi Teorisi Üzerine Çalışma ve Polemikler, Günümüz Akademisyenlerinden Cevap Beklemektedir!..
Adnan Menderes Döneminde Türk Musıkîsi
12 Mart 1971 Muhtırası İle Başlatılan Hareketler Sadece Demokrasiye Değil Öz Mûsıkîmize de Yönelik Despotik Bir Yok Etme Amaçlı Müdahale Dönemidir…
Alaturka Musıkiyi Ayağa Kaldıran Adam

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
567 Yıl Önce İstanbul Surları Önünden Şu Ses Yankılanıyordu
‘ Üstad’ 37 Sene Önce Bugün Hakk’ A Yürümüştü
Osmanlı Musıkisi' Nin Radyolardaki Yyın Yasağı Bitiyor
‘ 2. Adam ‘ İsmet İnönü’ Nün Cumhurbaşkanlığı Döneminde Kültür, Sanat ve Musıki
Türk Milleti Ülke' de Tam On Sekiz Sene Kesintisiz Olarak 'Tanrı Uludur' Diye Adeta Kulaklara ve Ruhlara İşkence Edilerek Okutulan Acaip Bağırtıya Bir Daha Asla İzin Vermeyecek
Cumhuriyet İle Birlikte Osmanlı Mûsıkîsi de Artık Yeni Rejimin "İnlılâp" Ajandasındadır
Mûsıkimizde Batılılaşma Kapımızı Çalıyor
Necip Fâzıl" da "Peygamber" Aşkı….
Yazılışının 600. Yılında Süleyman Çelebi" Nin "" Mevlîd" İ
Evliya Çelebi" Nin "" Seyahatnâme "" Sindeki Musıkî Bilgileri

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İki Bedene Tek Ruh [Şiir]
Adı Konulmamış Duygular [Şiir]
Hayal Bazan Gerçeği Aşar [Şiir]
Aşk Bir Terennüm İse [Şiir]
Yağmuru Beklerken [Şiir]
Sensizlik Beyitleri [Şiir]
Her Şey Geçmişte Kaldı [Şiir]
Vesvese [Şiir]
"" Mâzi Kalbimde Yaradır "" [Şiir]
Sensiz Bayram [Şiir]


Salih Zeki Çavdaroğlu kimdir?

Otuz yıldan fazla bir süredir Geleneksel Türk Musıkisi eğitimi aldım. Üsküdar Musıki Cemiyeti' nde 20 yıl korist - solist olarak görev yaptım. Bu güz Türk Musıkisi üzerine makaleler yazıyorum. (bkz. www. musikidergisi. com)

Etkilendiği Yazarlar:
N.Fazıl , C.Meriç, B.Ayvazoğlu,


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Salih Zeki Çavdaroğlu, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.