..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam ciddi, sanat neşelidir. -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Düşler > Ö.Gökhan Ergüven




30 Eylül 2020
İki Deli Bir Şehir ve Bir Aşk Masalı  
(Büyüklere Masallar II)

Ö.Gökhan Ergüven


Bir zamanlar şehrin birinde iki deli yaşarmış. İkiside tanrıya kendince inanır ve saygı gösterirmiş. Adam tanrıya doğru şekilde inandığını sanırmış kadın hayatına girmeden önce


:ADI:
Bir zamanlar şehrin birinde iki deli yaşarmış. İkiside tanrıya kendince inanır ve saygı gösterirmiş. Adam tanrıya doğru şekilde inandığını sanırmış kadın hayatına girmeden önce. Daha da komik olanı kadına da bildiklerini öğretmek istemiş başına nelerin geleceğini bilmeden. Kadınsa öyle saygılıymışki inanca ve adama, o ibadet ederken montunu alır ve kapıda beklermiş.

İşte bu adam çok soru sorarmış; Hayat nedir, inanç nedir, insan nedir diye, kadınsa sessiz sessiz adamı dinlermiş dinledikçe büyüyen gözleriyle…. Etraflarındaki insanlarsa onları beraber gördüklerinde gülümsermiş.o ülkenin halkı delileri çok severmiş. Diğer halkların aksine delilere bir kutsallık atfederlermiş. Kadını cezbeden şey erkeğin sırlarıymış. Sırlara bayılıyor ve fakat erkekse onları hatırlamayı ve anlatmayı sevmiyormuş. Çünkü sırlar sırrın sahibine acı verirmiş. Paylaşmaksa bir o kadar acıya neden olurmuş. Başkasının sırlarını paylaşmak eğlenceliyken kendi sırlarını açmak bir nevi kendini karşındaki insana teslim etmek gibiymiş. Bunun için önce kadını çok iyi tanıması gerekiyormuş. Ne zaman kadını tanımak için söz açacak olsa kadın güzel gözleriyle adamı büyüleyip sustururmuş.İşte böyle hayat sürüp giderken ve adam imanın esaslarını kadına öğretmeye çabalarken garip birşey olmuş ölüm gibi. Adam ibadet edememeye, uyuyamamaya, hatta konuşamamaya başlamış. Dahada kötüsü inancını kaybetme tehlikesi belirmiş. Kadını suçlamış. Buna o sebep oldu demiş. Bütün o sessizliği, gözleri, kokusu. Sonra kendini sorgulamış. Böyle bir çift göz ile yıkılıp gidecekse yıkılsın zaten demiş. İnancının temellerini mantığa, bilime ve sorduğu sorulara dayandıran bu adam sonra isyan etmiş. Kendi halinde yalnız kuluna reva gördüğün bu zulüme bak demiş. Dahası tanrının daha çok güldüğünü düşünmüş ve sinirlendikçe sinirlenmiş. Adam mantıkla açıklanamayacak hiçbirşey olamayacağını düşünürmüş o zamanlar. Görürsün demiş tanrıya. Bunu sana ispat edeceğim. Matematik teoremlerinde yaptığı gibi ispata kalkışmış tanrıya aşkı. Eşitliğin bir tarafına yalnızlık koymuş, biraz keder, biraz biyoloji, diğer tarafına birliktelik, yolculuk, benzerlik. İşte demiş bana yaşattığın bu basit şey yüzünden oluyor herşey. Tanrı daha çok gülmüş. Adam öyle sinirlenmişki neredeyse gerçeği bu kadar net görmese tanrıyıda inkar edecek. Sonra tanrının şöyle dediğini duymuş; “Gücün yetiyorsa benide inkar et.Kapat gözlerini bakalım ne göreceksin. Adam gözlerini kapatmış. Birde ne görsün karşısında köşe bucak kaçtığı o kadın. Gözlerini açsa inkar etmeyi düşündüğü tanrı, kapatsa ona acı veren kadın.
     Ve böylece bulabildiği içkilerle kendini uyuşturmaya başlamışki her ikisinide görmesin. Ve başarmışta. Sonunda tanrıyla bir anlaşmayada varmış. Sen bana bir kalbim olduğunu unuttur, bende bir daha insanları rahatsız eden sorular sormayayım diye. Aklınca herkesi memnun etmiş. Herşey kolay ve yolunda giderken, adam yalnızlığına alışmış yaşayıp giderken bir sabah ansızın bir koku hatırlamış. Öyle çok korkmuş, öyle çok korkmuşki banyoda yere düşüp ağlamaya başlamış. Dahası koku aklından bir türlü gitmemiş. Nereye gitse aklından çıkmamış. Tanrı bu kez gülmemiş. O da tanrıya sinirlenmemiş. Çünkü tanrı ona kabüllenmeyi öğretmiş bütün o yıllar boyunca. Adam anlamış. Kabüllenmek sabretmekten bile zormuş. Sonra tanrıya şöyle dua etmiş. Tanrım demiş. Sen benim cahilliğimi bağışla. Sabreden ben değil, sendin. Beni benden çok sevdiğin için bir kez daha hayran oldum sana ve onu koru, çünkü bana bir kalbim olduğunu hatırlatan oydu.

Sonra işte adam kadını hatırlatsın diye bir kedi almış ve adamla kedi yalnız geceler boyunca aklın karmaşık oyunlarıyla dans edip durmuşlar. Dans, dans, dans. Sabaha kadar dans.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın düşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
İnsan

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yanlış Hesap Bağdat Falan Filan
Hiç Söylenmeyen Sözler
Sanatsal Bakışlar - 2
Destan
. Elif.
İfade Tutanağı
Oyun Arkadaşıma
Alıcılarınızın Ayarlarıyla Lütfen Oynayın
Manevi Abime
Süleymaniye

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
En Uzun Gecede Yaşananlar [Şiir]
Çok Uzaklardaki Kardeşime [Şiir]
Işıkları Söndürün [Şiir]
Babama [Şiir]
Kannas [Şiir]
Deniz [Şiir]
Kesik Parmak [Şiir]
Var Mıdır? [Şiir]
Selamlar, Saygılar [Şiir]
Deniz [Şiir]


Ö.Gökhan Ergüven kimdir?

Oturdum ve ağladım. Efsaneye göre, bu ırmağın kıyılarına düşen her şey yapraklar, böcekler,kuştüyleri bunların hepsi ırmağın yatağında taşa dönüşürmüş. Ah! Yüreğimi bağrımdan söküp, akıp giden sulara atabilmek için neler vermezdim. Hiç acım kalmazdı o zaman hiç pişmanlık kalmazdı o zaman hiç pişmanlık kalmazdı içimde anılarım olmazdı hiç. Paulo Coelho Piedra Irmağının Kıyısında Sessizliği mabed edinenlere selam olsun!. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Adalet Ağaoğlu,Ahmet Altan,Orhan Pamuk,Necip Fazıl Kısakürek,Ataol Behramoğlu,Cezmi Ersöz,Atilla İlhan, Dücane Cündioğlu


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ö.Gökhan Ergüven, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.