..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir şey yaşam kadar tatlı değildir. -Euripides
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Yazarlar ve Yapıtlar > BÜLENT ÖZCAN




3 Şubat 2004
Eleştiriler  
BÜLENT ÖZCAN ŞİİRİYLE İLGİLİ

BÜLENT ÖZCAN


“...Bütün şiirlerinde ona has bir büyü ve albeni var. Rengi, tadı ve tınısı çok çok özel ve ona özgü olağanüstülüklerle süslü.” Bilsen BAŞARAN Köşe Taşı Dergisi, Kasım/Aralık 1998, Londra


:CIIG:
BÜLENT ÖZCAN ŞİİRİ İLE İLGİLİ NE DEDİLER?...

E L E Ş T İ R İ L E R

"İlginç buluşları var. Kısa boyutlu denemeler içinde duygu ve düşüncelerini rahatlıkla billurlaştırmaya özen gösteriyor..."

Şiir Defteri Dergisi, Ağustos 1991, İstanbul

"Az dizeli şiir çalışmaları içine büyük bir duygu ve düşünce yoğunluğu yükleyen bir şair."

Şiir Defteri Dergisi, Şubat 1992, İstanbul

"...Yaşantısında olduğu gibi, şiirlerinde de kaba iddialardan arınmış. Haz veren yapısı ile ruhlarda taht kurmuş bir abide... İstemeden ve zorlamadan övdüren, kendiliğinden sevdiren bir lirizm..."

Yaşar KARAMAĞRALI
Ana Dergisi, Haziran 1992, İstanbul

“...Çok iyi bidiği Türkçe ile bazen garip, bazen alaycı mısralar yakalıyor. Halk şairlerimiz gibi Türkçenin ses güzelliğini kullanıyor. Bazen kafiyelerden yararlanıyor. Bazen hece tutturuyor. Şöyle bir düşünce hâkim oluyor okuyucuda: Çok kolay yazmış. Aslında, kolay gözüken bu şiir en zor şiirdir. Bir kelimeyi çek bakalım şiir ne olur.”

Hasan ŞAHMARANOĞLU
Kent Gazetesi, 2 Ekim 1992, Kilis

"...Şiirlerindeki içtenlik, sâdelik ve özellikle özgünlük dolayısıyle kendisinden varlığından kuşku duymadığım şiir yeteneği ister istemez onu layık olduğu üne kavuşturacaktır."

Reşit M. ERTÜZÜN
Kuzeysu Dergisi, Kasım 1992, Samsun

"...İnsanı şaşırtmak ve sarsmak isteyen incelikli tepkiler içeriyor bir çoğu."

1 Şubat 1993, İstanbul
Kemal ÖZER

"...Bülent Özcan'ın sadece 'Gül Yüzlü Sabahlara' adlı şiiri bile yeter belki, O'nu çağdaş şairler kervanına katmaya..."

Fırat DELİSU
Kuzeysu Dergisi, Şubat 1993, Samsun

HALK OĞUL
SANAT OĞUL

Yitip giden sevdaları
Arar mısın bulur musun
Bir lokma ekmek için
İbadet eder gibi çalışan
Gecesi gündüzüne
Gerçeği düşüne karışan
Halkımın oğlu Bülent
Benim de oğlum olur musun

23 Eylül 1993, Ankara

ALİ YÜCE

“Şiiri tanıyan, kelimeyi kurmasını, mısra’yı yoğurmasını bilen biri. O’na kimse şiiri öğretmeye kalkışamaz.”

1 Mayıs 1994, Elazığ
R. Mithat YILMAZ

“Bülent Özcan’ı şuna veya buna benzetmek doğru olmaz. Her gülün, her çiçeğin kendine özgü kokusu, rengi, yaprağı ve mevsimi vardır. Bülent Özcan da mevsiminden erken açan güle benzer.
Her şeyden önce sevmeyi sevilmeyi bilen, insancıl tutkusunun yanında, içindekini çekinmeden dışa vurabilen bir şair.”

Ahmet AYAZ
Hedef Gazetesi, 5 Mayıs 1994, Gaziantep

“En Güzel Ben Ölürüm”ü okurken yoğun bir duygu seline kapıldım. Çok eskilerimi yeniden yaşadım. Duygular sözcüklerle bu denli mi güzel iletilir, anlatılır, yazılır…
Eğer Bülent Özcan’ı şiirlerinden önce tanımamış olsaydım, bu denli genç olduğuna ihtimal vermezdim.”

20 Temmuz 1994, Gaziantep
Necati Çetin DEMİRALP

“O düşleri zamana, zamanı şiire kuran biri, iklimini yitirmiş bir serçe, esmer gecelere sığınan sesini yitirmiş bir şehir, sevgilisiyle gözleriyle anlaşan, içinde aşk olmayan içeriksizaşklara karşı çıkan, dudakları kan-kiraz sevgililer düşleyen, insane bir yalnızlıktır diyen, EN GÜZEL BEN ÖLÜRÜM iddiasında olan, şiir için, şiirlere yaşayan bir şiirkolik…”

Şahin TAŞ
Yeni Gazete, 18 Ağustos 1994

“…Çok yönlü içerik ve biçim arayışlarına yer veriyor. Yaşamı dolu dolu algıladığı için hem sevgiyi hem de sövgüyü bir arada yaşatıyor. Bu O’nun halkla omuz omuza olduğunu gösteriyor. Kimi zaman varlıkların öte yüzlerini irdeliyor. Birtakım bilinçli sorularla temelde insanın ve evrenin gizli yanlarını sergilemeye çalışıyor.
Varlığın çelişkilerini ve diyalektiğini öne çıkarmak üzere yer yer tersimlemelere (paradokslara) başvuruyor. Ayrıca, tasavvufa, aşka, sevgiye, umuda ve yaşama sevincine büyük ağırlık veriyor. İnsanın o derin iç yalnızlığını ustaca yansıtıyor. İmgeleri de dille tam kaynaşmış durumda.”

5 Eylül 1994, Ankara
Mehmet AYDIN

“Şiir, yaratıcı Tanrısal bir güç ona göre...”

23 Eylül 1994, NewJersey USA
Seyfettin BAŞCILLAR

“Bülent Özcan her konuyu rahatça şiirleştirebilen, duygusal olduğu kadar gerçekçi, bireyci olduğu kadar toplumcu ve kavgacı olduğu kadar da uzlaşmacı olabilen bir dil ustasıdır.”

Yılmaz AYBAR
Ana Dergisi, Eylül 1994, İstanbul

“Bakınca sanatının zirvelerine aşağıdan
Şapkalarımız düşecek şaşkınlıktan

Dilerim hâlâ sanata saygılı bir avuç insan kalır da, Bülent Özcan'ın ününü besler... Hak edilmiş ünü toplumu etkiler.”

Eylül 1994, Gaziantep
Uğur DURU
(Yazar-Yapımcı-Yönetmen)

“Ben O Zamanlar Genç Bir Şairdim' bana 'Elsa'nın Gözleri'ni hatırlattı, ama ondan daha güzel.”

15 Ekim 1994, Blomington USA
İlhan BAŞGÖZ

“...'En Güzel Ben Ölürüm'de gönül okşayan şiirler de var, yürek burkan şiirler de. Bir çoğu keskin bir zekânın ışıltıları; bir çoğu da derinden duyan, yaşayan, seven bir ruhun şakıması gibi... Neşeyle hüznün, iyimserlikle umarsızlığın böyle sarmaş dolaş olduğu pek az kitap biliyorum.”

28 Aralık 1994, New York USA
Talât Sait HALMAN

“Hepsi de pırlanta gibi...”

14 Ekim 1994, Ankara
Coşkun ERTEPINAR

“...`humor`la süslü aydınlık ve umut veren şiirler...”

14 Ekim 1994, Ankara
Şinasi ÖZDENOĞLU

“İnce bir zekânın ürünü olan ironiye bolca rastlanıyor şiirlerinde. Sevgiyi görüyorum yüreğinde.”

27 Ekim 1994, Ankara
Tamer K. BİLGİN

"...Bana öyle geliyor ki, ilerde adından çok söz edilecek."

28 Temmuz 1994, Gaziantep
Şemsettin MURAT

“ ‘Günümüzde yaşı genç, kalemi güçlü bir şairimiz kimdir? ’ diye sorsalar, yanıtım Bülent Özcan olurdu... Şiire başlamanın, şiir yazmanın nasıl ki yaşı yoksa, güçlü şiir yazmanın da yaşı olmadığını söylediğimde Bülent Özcan’ın “En Güzel Ben Ölürüm”ünü okuyanlarınız bana hak vereceklerdir.
Yıllar önce bu genç şairimizin şiirlerine çeşitli gazete ve dergilerde rastladığımda ‘işte gerçek bir şair yetişiyor’ dediğimde yanılmadığımı bugün daha iyi anlıyorum.”

Meral MAVİNİL
Mavi Nil Kültür Sanat Bülteni, Mart 1995, İstanbul

“...Bülent, kendi deyimiyle 'Gaziantep'e sevda şehri adını takan ozan'. Yoksul, kavruk, mahzun, ama kalbi sadeceTürkiye'nin değil dünyanın her yerinde çarpan bir Orta Anadolu çocuğu...”

Ataol BEHRAMOĞLU
Cumhuriyet Gazetesi, 29 Nisan 1995

“ ‘En Güzel Ben Ölürüm’ adını verdiği kitabında şiiri sonsuzluğa açılan bir kapı olarak değerlendiren şair, üstü kapalı olarak “en güzel şiiri ben yazarım” iddiasını da gündeme getiriyor olabilir. Ölüm de sonsuzluğa açılan kapının binbir adından binbirincisi değil midir?
Bülent Özcan, kâh Yunus gibi, kâh Pir Sultan gibi, kâh Enver Gökçe gibi, kâh OrhanVeli gibi yazıyor. Şiir yazıyor ama, yazarken de arıyor kendi ‘ölümünü’. Ölüm, Özcan’a göre, ‘üç noktadır’. Üç nokta ise çok şey anlatır.
Bu çocuk bir ölürse gerçekten güzel ölecek... O ölecek büyük bir şair gelecek...”

Yaşar İLİKSİZ
Matbûat Dergisi, Eylül 1995, İstanbul

“Bülent Özcan, gönlünü şiire kaptırmış bir şair. Şiir soluyor, şiir yaşıyor, şiir yazıyor.
Coşkulu duygularını zaman zaman hırçınlaşan söylemiyle, zaman zaman uysalca dizelerle aktaran Bülent Özcan, zekâ ürünü şiirleriyle, has bir şiir emekçisi olduğunu kanıtlıyor.”

Öner YAĞCI
Kitap Gazetesi, Eylül/Ekim 1996, İstanbul

“Bülent Özcan’ın “En Güzel Ben Ölürüm” adlı şiir kitabını okuduğumda, ‘en güzel ölen değil’, ‘en güzel yaşayan’ şair olarak selamladım Bülent’i.. Çünkü O, ölümden söz etse de, yaşamdan yana estiriyor rüzgârlarını, bunu yaparken de şiirle yatıp şiirle kalkıyor ve şiirle doyunuyor.”

Ruşen HAKKI
Özgür Kocaeli Gazetesi, 18 Kasım 1996

“...Coşku ve düşüncenin harmanlandığı bir yerde duruyor Özcan, ama O’nun çoşkusu kararsız bir enerjiyi içermiyor. Şairliğiyle buluşan, sevişen, umut dolu bir coşku bu, çünkü onun şiirleri “Hayatın ensesine geçiriyor dişlerini”...
Bülent Özcan, bir varoluş durumu ve pratiği olarak algılıyor şiiri... Şiirleri çok çağrışımcılğın serasını yaratıyor insanda... Şiddet ve kırımın, zulmün, çürüme ve kokuşmanın karşısında insana yaraşan kavgalarla birlikte... Sürekli yazıyor ozan, çünkü Özcan’da yazma eylemi yaşama nedeninin de göstergesi. Ölünecekse bile ‘en güzel ölünmeli’ diyor ozan.”

M. İrfan BENLİ
Kocaeli Yenigün Gazetesi, 20-26 Kasım 1996

“Büyük şehrin edebiyat mafyasının cenderesine düşmemiş, taşrada ölümsüzlüğü arayan genç bir şair Bülent Özcan.
Şiirinde kâh Orhan Veli’yi, kâh Yunus Emre’yi, kâh Anadolu ozanlarını yanı sıra, Neruda’yı da yaşıyorsunuz.
Aşkı, acıyı, sonsuzluğu, koyu hüznü, solmayan gül’ü; sevgiliyi, ` En Güzel Ben Ölürüm`de arayan Özcan’ın görebildiğimiz en güçlü yanlarından biri de belki de “günümüzün Nefî’si olmasıdır. ‘Belki de’ fazla oldu. Kelimenin tam anlamıyla Nefî.”

Cuma Dergisi
15-21 Kasım 1996, İstanbul

"Türkülerle, manilerle, şiirle dolu bir yapıt "En Güzel Ben Ölürüm". Dizeler arasındaki armoni bir müziğü çağrıştırıyor sanki. Sözcükleri yaşam sofrasına kendi dizmiş de, aramasına gerek yok gibi çekip alıyor ve uyak düşüyor.. Dizelerdeki rahat söylem biçimi söyleyenden "özneden" kaynaklanıyor aslında. Böylesine dizelerin kolay yazılamayacağını biliyorum ve kutluyorum Bülent ÖZCAN'ı.
Ustalaşmanın zamana koşut bir olay olduğunu bilen, "şiir için yaşamaktayım" diyen bir şairin "ölüm şimdi benden çok çok uzakta" demesi de doğaldır. Söz eskimez, yüzlerce yıl sonra alıcısını bulur. Ölümsüzlük de budur. Bu bağlamda da kutluyorum Bülent ÖZCAN'ı."

Bülent GÜLDAL
25 Şubat 1997, Edremit

"Bülent Özcan, yaşamın türküsünü söyleyen bir şair; insanı düşünmeye, ümit etmeye, kendi kendinin sahibi olmaya davet ediyor, rahat bir kurguyla, rahat bir söylemle anlatıyor anlatacaklarını.
'Tanrı öldü / Allah rahmet eylesin' söylemindeki ironi ve rahatlık cilt cilt kitapların okunduğunu duyumsatıyor bu konuda."

Bülent GÜLDAL
Kıyı Kültür Sanat Dergisi; Sayı 143; Şubat 1998

“...Bütün şiirlerinde ona has bir büyü ve albeni var. Rengi, tadı ve tınısı çok çok özel ve ona özgü olağanüstülüklerle süslü.
O güzelim incir ağacından bal damlatan, benim şiirimi elinden tutup, acıların gölgesindeki akrabası darağacını sorgulamaya götüren hassaslığı, bilgeliği ve başkaldırıyı yüreğimle kucaklıyorum.”

Bilsen BAŞARAN
Köşe Taşı Dergisi, Kasım/Aralık 1998, Londra

"...Şiirle müziğin yan yana olduğu, son derece özgün bir şiirdir Bülent Özcan şiiri. Felsefeye açar kapılarını, ince bir matematiği, çok renkli bir metafiziği vardır. O’nun şiirlerindeki gizemli işçilik neredeyse bir elmastaki kusursuz estetiğe dönüşür."

Ali ZÜLFİKAR, Özgür Politika Gazetesi, 26-Ekim 2002 Cumartesi, Almanya



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sanatçı Kime Denir, Kimdir Sanatçı?..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Atlarını Sürdüler Rüzgârın [Şiir]
Gül [Şiir]
Çocuk Nazlı Bir Çiçek [Şiir]
Çocuk [Şiir]
Babama [Şiir]
Biz Uzaktan Uzağa Bakışırız Seninle [Şiir]
Bir Meteor Yağmuru Şiir [Şiir]
Aşk İnsana Kanatlar Verir [Şiir]
Adı: Gül [Şiir]
Dirilsin [Şiir]


BÜLENT ÖZCAN kimdir?

Şair. 25 Şubat 1973, Sarız / Kayseri doğumlu. Ahmet Ozan Akgüneş, Özlem Günay Aytekin, Can Ozan imzalarını da kullandı. İlk, orta ve lise öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Londra’da Southgate, Nottingham’da New Kolejde okudu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni birinci sınıfta iken yarıda bıraktı (1995). Gaziantep’te yayımlanan Doğuş, Önder, Sizin Gazete, Gaziantep Ekspres ve Arena gazetelerinde sanat yönetmenliği yaptı. Gaziantep 27 gazetesinde felsefe ve kültür sanat üzerine yazılar yazdı. Doğan ve Şok gazetelerinde yazı işleri müdürlüğü görevlerinde bulundu. Şiir sergileri açtı. İlk şiiri (Yeni Bir Gün), (Türkiye Çocuk dergisinde 18 Ağustos 1989, yıl: 8, sayı: 41) çıkmıştı. Daha sonra şiirleri, Ana, Aykırı Sanat, Gülpınar, Şiir Defteri, Damla, Kuzeysu, Şafak (Yunanistan), Kırk Merdiven, Hürriyet Kelebek, Müzik Magazin, Hayat, Ses, Berfin Bahar, Çalı, Edebiyat Gündemi, Köşe Taşı (İngiltere), Öteki-siz, Dem Gazetesi (Almanya), Wird (Almanya), Demokratik Gündem Gazetesi(Almanya), Avrupa Gazetesi (İngiltere), Olay Gazetesi (İngiltere) başta olmak yüzlerce yayın organında yayımlandı. Çeşitli antolojilerde şiirleri yer aldı. 1988 yılında Türkiye Çocuk dergisi tarafından “Yılın Araştırmacısı” seçildi. Şiir sanatına yapmış olduğu katkılardan dolayı 1990 yılında, Müzik Magazin dergisi tarafından “Onur Belgesi” ile ödüllendirildi. 1992 yılında İsveç’te bulunan Hümanist Enternasyonal tarafından Jüri Özel Ödülü’nü, Türkiye dergisi ve Bay Ajans tarafından düzenlenen “Barış Şiiri” yarışmasında ikincilik ödülünü aldı. Şiirleri Naser Feiz tarafından Farsçaya çevrilerek, Tahran’ın önde gelen sanat edebiyat dergilerinde yayımlandı. Şiirlerinin bir bölümü Birol Topaloğlu, Cihangir Bostancı, Gül Kansu, Suat Adalar tarafından bestelendi. İnsanların kimi toplumsal olaylara karşı duyarsızlığını ve aydınların da susarak kendi kabuğuna çekilmesini eleştirmek amacıyla, bir dizi protesto girişiminde bulunma kararı aldı. 8 Kasım 1996'da, Galata Köprüsü üzerinde kitaplarını denize attı; 25 Şubat 1997'de ise, Gaziantep Asrî Mezarlığı'nda, ölülere bir şiir dinletisi sunarak, mezarlıklara şiir kitaplarını bıraktı. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Kilis Gazeteciler Cemiyeti üyesi. Mayıs 1997’de Türkiye’den ayrılarak Londra’ya yerleşti. Şiirleri İngilizce’ye çevrilerek İngiltere ve Amerika’da yayımlanan antolojilerde yayımlandı. Kaynak: M. Halit Umar / Anafilya İzdüşüm Serisi I, Derleme, Almanya (2003) : Olay gazetesi, Londra, (7 Ağustos 2003) : Avrupa gazetesi, Londra, (15 Ocak 2004) : İhsan Işık / Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2004)


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © BÜLENT ÖZCAN, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.