..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hata! Klavye bağlı değil. Devam etmek için F11'e basın...
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Düşler > ERDEN ERKİN




30 Temmuz 2004
Bir Deniz Masalı...  
ERDEN ERKİN
Sen benim çok özelim, çok güzelim, güç aldığım gizli elim, vazgeçilmezim, unutulmazımsın! ERDEN ERKİN...


:GHGA:
BİR DENİZ MASALI...


1


8 Haziran 2001, bu tarihi yaşadığım sürece unutmayacağım; arkasından bakakaldığım, bir nehir olup ummanına aktığım, uğruna hayatımı yaktığım, bir gidiş gittin ki taptığım, belli değil ne yaptığım! BİRDENİZMASALI' nı yazmak; BURUKACI' yı yazmak; seni anmak, için için yanmak, birgün döneceğini sanmak, bir çocuk gibi ağlamak faydasız...


Gizemli bir sevi masalının derinliğinde, bir geceyarısı serinliğinde, mavilerin sensizliğinde, sensizliğin kimsesizliğinde bir tuhaf oluyorum, dolu dolu seninle yaşıyorum, nasıl olur diye şaşıyorum, her zaman yaptığım gibi, son noktayı koymak yerine, en baştan başlıyorum.


Ben, çok güçlü biriyim, ancak odamın perdeleri solgun yüzlü. Sana gelmek istiyorum, karşıma çıkan yollar pürüzlü.
Buruklaştı versiyonlar, şimdilerde daha bir hüzünlü bitmeyen danslar...Hangi cehennemden geldim bu cehenneme bilemiyorum, " Gitme, kal, bitmesinbumasal...!" diyemiyorum; içimdeki derin acılarla kabaran duyguselini dindiremiyorum, sensizliği sindiremiyorum.


2


Sen, benim ağlayan martımsın, bitmeyen masalım, yarılanmış şarkım, burukacım, pistteki sonsuz dansımsın...
Ancak bunlar neye yarar, nereye kadar? Oysa yığın yığın laflar var içimde, sana anlatılacak!...

İnsan bir kez sever değil mi? Hep öyle derler, ben, ikinizi de sevdim; hem de ölesiye!...Birinizi diğerinizden ayırmadım; aynı anda iki kişi sevilir mi? Sevilir elbet; hem de ölesiye, çıldırasıya...Doğanın tabiatına aykırı mı? Öyle derler ancak, yaşamayan bilemez! Ne yazık ki ikinizi de yitirdim. İçimdeki beni bitirdim. Aradaki fark şu: Birinizi üç yıl önce yitirdim, birinizi birkaç ay önce...


Biriniz üç yıl önce bırakarak gittiniz, diğeriniz birkaç ay önce...Düşünüyorum da, nerede hata yaptım, ben nerde? Eğer düşmeseydim ayrılıklarla derde, seninle çok mutlu olurdum, olur olmaz heryerde.


Ben, son üç yıldır yaşadım mı? Yaşamadım, yaşadığımı sandım, bazı şeyleri aşamadım...Ancak aynadaki gözlerimde gördüğüm, içim olmuş kördüğüm, hala size yanmakta ve hala size ağlamaktayım...
3


Yarılanmış bir şarkıdır, bitmeyen bir danstır, bitmeyen bir masal; yarılanmış özlemler yumağıdır aşkımız. Aynadaki gözlerimde gördüğüm, içim sanki kördüğüm, derin acılar, tarifsiz kederler içindeyim. Sorma içimi hiç, sanki cehennem, avuçlarımda yakamozlarım, yüreğimde sancılarım, gözlerimde kaygılarım, sana doğru koşmaktayım.


Mavilerin sensizliğinde, yakamozlarıyla parıldayan denizin derinliğinde, bir geceyarısı sessizliğinde, yokluğunda seninle olmak, seni duymak, seni yaşamak bir tutkudur benim için, özlemlerin en koyusuyla sana sarılmak...


Şimdi kimbilir nerede, kiminlesin, bir bilsen hep kulaklarımdadır bir duyguseli olan sesin! Sen, biricik prensesim, sen, bir sevgiseli olan sevdiğim; uğruna hayatımı verdiğim, derin bir tutkuyla taptığım, yıllar var ki beklediğim, yolunu gözlediğim, meleğim, neredesin, kimlerlesin sevdiğim?


Seni anmak, seninle yanmak, birgün döneceğini sanmak değişmez kaderim oldu. Sen benim çok özelim, çok güzelim, güç aldığım gizli elim, vazgeçilmezim, unutulmazımsın!


Kafam daraldı daraldı, hafızamda bir ismin kaldı; gözlerim karardı karardı, karşımda bir resmin kaldı. Resmin bana bir sevgiseli olup bakarken, ben bir nehir olup ummanına akarken; mümkün mü mutlu olmak sen içimde eserken?


Huzursuz akşamların koynunda uyumadan uyanıp yeni bir güne başlarken; ben bu milyonluk şehirde bir apartmanın dördüncü katında sensiz bir başıma yaşarken, şaşkın umutlarım gözlerimde uçuşurken ve araçların homurtusu geceye meydan okurken; yollar alır gider beni dönemem.


4


Bir bitmeyen sevdasın esen başımda, bir gizemli masal, bir deniz rüyası, bir sancı, bir acı, bitiremediğim bir öykü, yakamadığım bir kitap, bir ömür yettiremediğim bir derince iz, ömrümce çözemediğim bir giz; ne yapsam, ne etsem, boştur ne desem; olamıyorum sensiz!


Dalgaların kumsalı öptüğü yerde, senin gittiğin ve benim dönmeni beklediğim yerde, eğer düşmeseydim ayrılıklarla derde, inan seninle başka olurdum, bütün bedenimle aşka olurdum ve eski günlerdeki gibi çocuk, eski günlerdeki gibi mutlu olurdum.


Öyle yukarılarda durma, biraz aşağı in ki, anlaşılsın derinliği sevginin; benimki ölçülere sığamaz, ama ölçütleri anlaşılsın senin ki; yukarılardan bakıp ta vurma, kalbimi bir aç ta bak, anlarsın mutlak; dikkat et, kırılgandır savurma, mevsimsonu kırlangıçların gitme zamanıdır, bakarsın dinmeyen fırtınalar başlar, yeryüzünde ağlar bütün aşklar, başlar içindeki derin sızın ansızın, ne bir dostun kalır ne eski hızın, şimdi bende olanlar sende de olur; uzun uzun bir hüzün...


Hülyalı gözleriyle bir aşık, sarmış bedenini rengarek sarmaşık, bir mutlu, bir hüzünlü karışık, ayrılıklara, terk edilmelere alışık, gördüğü masal dünyasında bir ışık,
ışığın sonunda sen, az ötede karanlıklarda bekleyen ben, ne olur eskileri unut; bu karanlıklarda uzanan ellerimi tut, beni tut, yüreğinin en güzel köşesine oturt; deniz altta kalsın üstümde bulut; ne olur tut ellerimi çıkar, ne varsa eskilerden unut; acılardenizinde boğuluyorum, bir batıyorum, bir çıkıyorum, dalgalar beni aşıyor tutunamıyorum, yazık, eyvah çok yazık!...Boğulduğumu anlıyorum...


5


Denizlerde buldum sizi, denizlerde yaşadım sizlerle, biriniz bir denizde,
diğeriniz çok uzak öteki denizde...Denizin maviliğinde akköpüklü dalgaların
kumsalı öptüğü yerde, kumsalda, martıların yanında hep ikinizle yaşadım.
Martı kanatlarına adınızı, akköpüklü dalgalara yalnızlığımı yazdım. Sonra
deniz masalları yazdım sizlere uzun uzun, içinde yüzlerce hüzün vardı; bu
hüzünler yaşadığım hayat kadardı.


Ancak bu masallar kesintiye uğruyodu hep; içinde mutluluk yoktu,
olmuyordu... Mutlu sonla bitmiyordu, bir yerlerde birşeyler oluyordu;
engellere takılıyordu aşamadığımız, mutsuz olup acılarla yaşadığımız. Güzel
başladığımız seviler yitiyordu, masal acı sonla bitiyordu; siz benden uzak,
ben sizden uzak, cennetle cehennem arasındaki bir boşluğa doğru gidiyordu.


Gözleriniz vardı çok güzel, biriniz çim yeşiliydi; bakmaya kıyamazdım,
dayanamazdım, içim bir tuhaf olur ağlardım. Diğeri kahvenin en güzeliydi, en
soylusu, sevgimin en koyusuydu. Bakınca gözlerine duyduğum, en koyusundan
bir hüzün duygusuydu. Ne gözlerdi Allahım, ne biçim; tuhaflaşırdı içim...


6



Bir gün herşeyin yittiğini, gidenlerin dönmediğini, herşeyin bittiğini
anlıyor insan. Kumsalda bir başınasın, gidenlerin bıraktığı hüzünde,
bıraktığı yaştasın. Bitmez sanılan gizemli masalların bittiğini, uğruna
canlar verilen sevilerin başkalarıyla paylaşıldığını, yalnızlığın dayanılmaz
yazgısını, bir yanımın bir daha tamamlanmamak üzere noksan kaldığını
anlıyorum.


Cennetle cehennem arasında bir boşluktasın. Ne İsa' ya yaranabiliyorsun, ne
Musa' ya...Sağ tarafın cennet, sol tarafın cehennem, bir adım, bir adım
daha...Ne cennete girebiliyorsun, ne cehenneme, ikisinin arasında bir
boşluktasın. Anlıyorsun tel örgüye takıldığını, yırtılanın senin pantolonun
olduğunu ve formülü öğreniyorsun:

Aynanın arkasındaki sır, katranlı kağıtla kaplıdır; formül bunda saklıdır.

Geceleri dünyayı aydınlatan ayın; ulaşılmaz sanılan yıldızların gerçekte bir
taş ve kum yığını olduğunu; insanların uzay boşluğunda bir zerrecik
olduğunu, yeni sandığımız herşeyin eskinin bir tekrarı olduğunu anlıyorum.

Aynadaki gözlerime bakıyorum, menekşe gözlerimdeki derin acıyı, tarifsiz
kederi görüyorum; sanırım kötü bir günümdeyim ve ağlamak üzereyim.

Sil, al sana mendil, gözyaşlarını sil...



7



Bir ateş yakmalı yine bu gece kumsalda. Dostları çağırmalı, farların ışığında oturmalı, gitar mırıltısını, dalgaların hışırtısını dinlemeli, yine kırmızı şarap şişesi elden ele dolaşmalı ve sıra sana geldiğinde; ama sen yoksun! Olsun, içimdesin ya, senin yerine de ben içmeliyim, ardından hüzün kokan ayrılık şiirleri okumalıyım denize karşı, seni anmalıyım. Bu böyle gitmeli, bu oyun sürmeli, kendimi aldatsam bile bu deniz masalı sürmeli, bitmemeli!


Aslında bir oyundur yaşamak; sevgi, sevda, aşk...Günümüzde metelik etmeyen sözcükler; oyunun birer parçası bunlar sadece. Sonuçta hep hayat kazanır, yenen her zaman hayattır, yenilen bizleriz. Sonucu bile bile bu oyunu Adem' den beri sürdürürüz. Başka konularda kılı kırk yaran insanlar bu konuda yetersiz kalıyorlar, bile bile susuyorlar...Herkesin içinde yerleşen korkuyu kimse silemiyor, sesli düşünemiyorlar, hep sessizce düşünüyorlar.


Ölüm korkusu bu, bütün terk edilmişlikleri unutturuyor, sonsuz ayrılık, büyük ayrılık bütün düşleri sona erdiriyor, herşey bitiyor, insanlar yitiyor. Sanırım sona ermezse insan insanın sonu olur, çünkü bir saplantım vardır benim : Mutlu olamaz insanlar, yaşadıkça insanlar...



Dünyaya gelişimiz berbat olabilir, yaşarken çeşitli acı, hüzün, yalnızlık, sefalet, kimsesizlik, sevgisizlik çekebiliriz. Koşullar arasında ayrım olabilir ama inanın ki gidişiniz çok şahane olacak, öylesine muhteşem bir gidiş ki bu, asla dönüşü olmayacak!...




8




Gerçeklerin aynadaki görüntüsü çok çirkindir. Gerçeklerde acı, hüzün, ihanet ve sevgisizlik vardır. Masallar, düşler sürmeli, umut tükenmemeli...Geleceğimiz bunlar; eğer umudumuzu yitirirsek, umudun tükendiği yere acıyla hüzün dolar; acıyla hüznün dolduğu yerde güller hep erken solar.



İşte bu nedenledir ki, deniz masalları hep sürmeli, kumsalda çığlık çığlığa martılar uçmalı, acı bitmeli, hüzün gitmeli ve yeryüzündeki bütün nehirler sevgidenizine akmalı...Denizler kirlenmemeli, her deniz ummanıyla karışmalı, akköpüklü dalgalar kumsalı öpmeli...



Yeryüzünde bütün yollar, denize çıkar; bu yollar aşılamayacak kadar uzun, geçilemeyecek kadar dar.


BİR DENİZ MASALI asla bitmeyecek, ben yaşadığım sürece sürecekti. Bu masalı sürdürebilmek uğruna neler yitirmiştim, kimse bilemez; duyanlar bile, deli veya kaçık olduğumu söyleyecekti, değmez diyeceklerdi; hep sustum, insanın insana ettiğini başka bir canlı yapamazdı, bu nedenle herşeye küstüm ve sustum.


Bir dönüp baktım ki geçmiş seneler; içimde birikmiş neler neler olmuş kördüğüm; aynadaki gözlerimde gördüğüm, hala senin için yanmakta ve ağlamaktayım...

BİR DENİZ MASALI...
ERDEN ERKİN...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın düşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gökkuşağının Renkleri...
Aşkta Hesap Kapanmaz
Aşk Nedir?
Çok Özel...

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mutluluk Nedir?
Aşkta Üçüncü Kişi Olmak...
Arayışlar
Benim Burada Ne İşim Var?
Narçiçeği Yere Düştü
Bitmeyen Dans...
İnternet Arkadaşı
Hüzün Sırtımı Sıvazladı
Sevgi Nedir?
Olmuyor Aşk!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tenimde Sen Yanıyorsun, İçimde Ben... [Şiir]
Seninle Aşkımız [Şiir]
Gözlerin Gelince Aklıma [Şiir]
Bitmesin Bu Masal... [Şiir]
İçimdeki Fırtına [Şiir]
Karanlığın Gözleri... [Şiir]
Son Bölüm [Şiir]
İzdüşüm [Şiir]
Sen Deniz Olursun, Ben Umman... [Şiir]
Bir Deniz Masalı... [Şiir]


ERDEN ERKİN kimdir?

Bilmiyorum şimdi kiminlesin, nerde? Eğer düşmeseydim ayrılıklarla derde, seninle çok mutlu olur dum, olur olmaz her yerde. . . Ne olur gitme, kal! Bitmesin bu masal. . . ERDEN ERKİN Uluslararası Turizmci

Etkilendiği Yazarlar:
Aşk, martı kanadının denize değdiği andır; yitirilen, kumsalda beklemekle geçirilen zamandır. ERDEN ERKİN


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © ERDEN ERKİN, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.