..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı." -Mevlana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Beklenmedik > Mert Şenyuva




20 Ağustos 2004
Ali Kaptan  
Mert Şenyuva
Ne kadar ilginç bir adamdı, ama onda bir gariplik, bir sıcaklık vardı” diye düşünerek sevgilisiyle buluşmaya gitti.Yıllardır bir insandan böyle etkilenmişliği yoktu oysa.


:BBDE:
      ~ALİ KAPTAN~

     Yıların eskitemediği bir motor Ali Kaptan’ın motoru. Yeri geldiğinde bütün okyanusun efendisi, yeri geldiğindeyse nazlı mı nazlıdır Ali Kaptan’ın motoru.Sabah ezanıyla karsıyla vedalaşıp gelmişti limana. Besmelesiz başlarsa işine, şansının hep ters gideceğini düşündüğü için, asla ihmal etmezdi besmelesini. Tıpkı elindeki tespih’i gibi. Oysa hayatında bir kere olsun namaza gitmişliği yoktu.
     
Adalar iskelesine demirlemiş seyrediyordu telaşlı kalabalığı. Sabahın bu saatlerinde herkez çok hızlı davranırdı iskele civarında. Vapura yetişmeye çalışanlar, vapurdan inip işine yetişmeye çalışanlar, okullarına giden öğrenciler, Heybeli’den gelen fiyakalı bahriyeliler, kıyıda sıcak simitlerini satmaya çalışan Hüseyin… Bir dolu insan anlayacağın… Hersabah aynı vapurda gidip gelselerde, bir kere olsun konuşmuşlukları yoktu.

“Bizim zamanımızda böylemiydi, vapurda birbirine poğaça ikram edilirdi, şimdi nerdeeee!” diye düşündü Ali Kaptan ve sıcak çayından küçük bir yudum aldı. Motoru yavaş yavaş dalgalarla sallanmaya başlamıştı. “7,15 vapuru kalkıyor anlaşılan..” diye düşündü ve çayın altını kapatarak beklemeye koyuldu. “Kimbilir, belki bana ihtiyacı olan biri olur ?” diye düşündü. Oysa yıllardır denize açılmışlığı yoktu.
Sabahın bu erken saatinde kalkarak berbere giden bu gencin adı Erman’dı, saçları geriye doğru taralı, buram buram kolonya kokan ve elinde bir demet papatyayla koşan bu gencin.”Kahrolası berber, bir saate bitiremedi şu sakal traşını, allah saklasada şu vapuru kaçırmasam!” diye düşünüyordu vebir yandanda da ölesiye koşuyordu Erman. Sevgilisyle buluşabilmek için okulu bile kırmıştı o gün. Fakat onun bu çabalarından bihaberdi 7,15 vapuru ve düdüğümü uzun uzun 3kere öttürerek limandan ayrıldı. Şansına lanet okuyan Erman, taralı saçları ve papatyasıyla yalnız başınaydı iskelede. ”Bu saate motorda yoktur ki! Ama yinede bi şansımı deneyeyim” diyerek iskeleden çıktı ve motorcuların tarafına yürümeye başladı. Tahmin ettiği gibi daha hiç bir güvertede kaptan gözükmüyordu. Tam arkasını dönüp gidecekken, “Ne o genç, vapuru mu kaçırdın?” diye bir ses duydu. İşte o anda şanslı gününde olduğunu anladı ve motora atladı. “Amca öteki yolcularında parasını ben verecem yeterki sen şu anda kalk ve beni Büyükada’ya götür!” dedi Erman, yalvarırcasına. “Dur oğul ne bu telaşın? Hele bi soluklan bir çaresine bakarız, işin önemli besbelli.” dedi ve gülümsedi. Halatı zorluklada olsa çözdü ve “Hadi nazlı kızım beni utandırma” diyerek motora asıldı. Ali Kaptan’ın nazlı kızı bugun pek uysaldı, kaptanını sözünü ikiletmeden çalıştı ve usul usul limandan çıkarak Büyükada’ya yöneldi. Oysa yıllardır mazot aldığı yoktu.

“Eee oğul, anlat bakalım! Nedir seni sabahın bu kör saatinde buraya getiren? Pek de büyük değilmişin sen, okulu mu kırdın yoksam? Ha?” diye sordu Ali Kaptan ardından da bir kahkaha patlattı. Onun bu babacan tavırları çok hoşuna gitmişti Erman’ın. Ona bakınca içini bir huzur kaplıyordu. “Valla onu bunu bırakta kaptan, beni sabah sabah tek başıma adaya götürüyosun ya sen çok mübarek bi adamsın!” dedi Erman. “Mübarek adam ha?” dedi Ali Kaptan ve o gevrek kahkahlarından birini daha patlattı. “Kim mübarek, kim değil onu yalnız Allah bilir, senin kaderinde yazıyomuş benimle karşılaşmak, bana değil kaderine şükret.” Dedi Ali Kaptan gülümseyerek. “Yapma kaptan, insan kendi kaderini kendi yaratır, ben iskeleden çıkıp motorlara gelmeseydim hiç karşılaşmayacaktık seninle” diye cevapladı Erman. “Daha çok toysun oğlum, hayatta öğreneceğin çok şey var, bir yere kadar hayat, insanın kendi çabalarından oluşur, fakat bi yerden sonrası Allah’a kalmıştır, o kaderimizi nasıl yazmışsa öyle olur!” dedi sertçe Ali Kaptan, daha deminki babacanlığından eser yoktu. “Belkide sen haklısın be amca!” dedi Erman ve ekledi, “Sahi senin ismin ne?”. Çoucuğun böyle uysal bir cevap vermesi Ali Kaptan’ı sakinleştirmeye yetmişti. “Bana bu denizlerde Ali Kaptan derler, ya senin ismin ne oğul?” diye sordu. “Erman!” diye cevap verdi usulca ve gözünü motorun yanında parçalanan dalgalara çevirdi. “Ailen var mı kaptan?” diye sordu. Cevap olarak derin bir iç çekiş aldı, ardından ekledi Ali Kaptan, “Var evlat, bir karım var birde oğlum”. “Allah bağışlasın” dedi Erman ve ardından, “Benim ailem hiç bir zaman tam anlamıyla bir aile olamadılar kaptan, ya kavga ederler ya babam annemi döver, ya annem beni döver, asla bir aile nedir bilemedim. Peki bu şimdi ailemin kendi yarattıkları bir hayat mı, yoksa bu sadece benim kaderim mi, asla bilemedim kaptan, sen ne dersin?” diye sordu. Daha önce bu olayları arkadaşlarına bile anlatmazken bu yabancıya böyle kolay açıldığına kendi bile şaşırmıştı. “Aile dediğin nedir ki?” diye sordu Ali Kaptan ve ekledi, “Kağıt üzerinde aynı soyismi paylaşan insanlar mı? Yoksa küçücük bir odadan oluşan bir evde aynı yüreği paylaşan insanlarmıdır?” dedi Ali Kaptan gözünü ufuktan almayarak.”Annen ve Baban seni sevmeseydi sen bu dünyada olamazdın veya üzerindeki kıyafetleri alamazdın, bazı kötü olayları düzeltmekse sizlerin elinde, gerisi kadere kalmıştır evlat, bir demet kır çiçeği çok şeyi değiştirir.” dedi Ali Kaptan ve sonra yolun sonuna kadar konuşmadılar. Motorun üstünde martılar uçuşuyordu. Bu denizlerde gezen bütün motorları tanırlardı. Oysa Ali Kaptan’ın motorunu görmeyeli yıllar oluyordu.

Ali Kaptan, nazikçe yanaştırdı nazlı kızını kıyıya. Erman bir rüyadan uyanmışcasına panikledi once, sonra kendine geldi ve cebinden çıkardığı beş milyonu Ali Kaptan’a uzatarak “Yolculuk buraya kadarmış kaptan, bana ne kadar yardımcı olduğunu tahmin bile edemezsin” dedi. “Koy onu cebine, bu seferlik benden olsun!” dedi ve sıcacık gülümsemesiyle Erman’ın elini sıktı. Geri dönüp halatı çözerken Erman merakla sordu, “Kaptan bir daha görüşecekmiyiz, hep buralardamısındır?”, “Kaderimizde yazılıysa görüşürüz Erman, hoşçakal” dedi ve ekledi “Ailen senin kıymetini biliyor, merak etme çok yakında herşey daha iyi olacak” dedi ve motorun burnunu Bostancıya çevirerek usulca yol almaya başladı. Erman şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra motorun arkasından geminin adını okudu ve Ali Kaptan’a bağırdı, “Bostancıda “Nazlı” motorunu arıyacam Ali Kaptan!Teşekkür ederim!”. Ali Kaptan cevap vermek yerine sadece döndü ve el sallamakla yetindi. “Ne kadar ilginç bir adamdı, ama onda bir gariplik, bir sıcaklık vardı” diye düşünerek sevgilisiyle buluşmaya gitti.Yıllardır bir insandan böyle etkilenmişliği yoktu oysa.

Sevgilisiyle bir saatmiş gibi geçen günün ardından iskelede uzun ve aşk dolu bir öpüşmeyle ayrıldı Erman, sabahın köründen beri uğraştığı bütün olaylara deymişti bu öpücük. Şehir hatları vapuruna bindi ve Bostancıya varana kadar denizi seyrederek yaşadığı günü düşündü. Sabahın köründe gittiği berberi, Vapura yetişmek için nasıl koştuğunu, sonra, Nazlı’yı ve Ali Kaptan’ı. Ali Kaptan’ı tekrar görmek, onunla sohbet etmek düşüncesi heyecanlandırmıştı Erman’ı. Karaya adımı atar atmaz motorların olduğu bölüme yöneldi. Bir köşede oturmuş çay içen motorcuların yanına gitti. “Selamın aleyküm ağalar, Nazlı motorunun kaptanı Ali Kaptan buralarda mı acaba ?” diye sordu. Motorcular belli belirsiz mırıldandıktan sonra “ Valla aramızda tek bir Ali var yalnız onunda motorunun adı Albatros. Siz kimi aramıştınız beyim?” diye sordular. “Ya nası bilmezsiniz? Beyaz pos bıyıklı bir adamdı, motoru kırmızıydı adıda Nazlıydı ya !” dedi Erman. Sinirlerine hakim olamamış biraz bağırmıştı sanırım. Aralarında en yaşlı olan motorcu, “Benim tanıdığım bir Ali Kaptan var senin tarifine uyan beyim, fakat nasıl söylesem bilemiyorum ki..” dedi kısık bir sesle. “Söylesene be adam !” diye çıkıştı Erman. “Beyim Ali Kaptan ailesi ve Nazlı motoruyla 1970’teki talihsiz kazada sulara gömüldü. O zamandan beri Ali kaptanı gören yoktu!”

                Mert Şenyuva     
     



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Denizin Kalbi
Kız Kulesi ve İstanbul
Kronik Kalp Ağrısı


Mert Şenyuva kimdir?

17yaşında kolay kolay aşık olmayan fakat olduğu zaman kendini kaybeden, bir kurtarıcı gibi kalemine sarılan biri. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Can Yücel, Nazım Hikmet, Buket Uzuner


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Mert Şenyuva, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.