..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünyaya geldiğinden, dünyada bulunduğundan, dünyadan gideceğinden hoşnut olan bir kimse görmedim. -Namık Kemal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Türkiye > M.NİHAT MALKOÇ




29 Ocak 2005
Eski Türkler'de Arıcılık ve Bal Kültürü  
M.NİHAT MALKOÇ
Türkler uzun yıllar göçebe bir hayat yaşadıktan sonra yerleşik medeniyete geçmişlerdir.Savaşçı bir millet olan Türkler,cihan imparatorluğunun peşindeydiler.Uzun ve zor mücadelelerden sonra bu hayalleri hakikate dönüşmüştür.


:BGBB:
Türkler uzun yıllar göçebe bir hayat yaşadıktan sonra yerleşik medeniyete geçmişlerdir.Savaşçı bir millet olan Türkler,cihan imparatorluğunun peşindeydiler.Uzun ve zor mücadelelerden sonra bu hayalleri hakikate dönüşmüştür.Bu arada geçen süre içerisinde mevcut şartlar gereği konar göçer bir hayat tarzını benimsemişlerdir.Köklü bir devlet kurulunca toprağa bağımlı hale gelmişlerdir.
     Türkler’in yerleşik hayata geçmesi,toprağa bağımlı bir yaşam sürmeleri sonucunu doğurmuştur.Ziraat ve hayvancılık yaparak geçinen bu millet,toprakla iç içe bir medeniyet kurmuştur.
     Milletimiz hayvancılıkla da yakından ilgilenmiştir.Özellikle arıcılık Türkler’in sevdiği uğraşların başında geliyordu.Bal her milletin severek tükettiği bir gıda maddesidir.İçinde,vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineraller bolca bulunur.Ecdadımız sağlığa azamî ehemmiyet verdiği için çokça bal tüketirlerdi.
     Türkler’in çok köklü bir arıcılık ve bal kültürü mevcuttur.Büyük araştırmacı rahmetli Bahaeddin Ögel’e göre Türkler,kanatlı kanatsız bütün böceklere “kurt” derlerdi.Bu nedenle bal arısına da “bal kurdu” demişlerdir.Çuvaşlar arıya sadece “hort” diyorlardı.Derleme Sözlüğü’nden elde ettiğimiz bilgilere göre eski Türkler arı beyine “beyarı”,kaliteli bal yapan arıya “boğa”,bal vermeyen arıya “göde” çalışkan arıya “köstengi”,deli ve tembel arıya “börenek”,erkek arıya “saka arı”,iğnesiz büyük arıya “dongulca”,yabancı arıya da “ilinti” ismini veriyorlardı.
     Orta Asya Türkleri bala “arı yağı” diyorlardı.Yine Türkler bal için “arı boku”, “arı sütü” ifadelerini kullanıyorlardı.Yine Altay Türkleri bala “pal” demekteydiler.Uygurlar bu değerli gıda maddesine “mır” ismini vermekteydiler.
     Türkler vaktiyle çok kaliteli ballar üretiyorlardı.Koyu bal,ak bal,gömeç balı ve deli bal diye adlandırılan bal çeşitleri mevcuttu.Bunun yanında balmumu ve eğir mumu değişik alanlarda kullanılmaktaydı.Bulgar Türkleri balmumuna “avus” diyorlardı.Bunlar gece aydınlatmada ve tıp sahasında kullanılıyordu.
     Kırgız Türkleri bal arısı besleyen insanlara “bal çelekçi” namını veriyorlardı.Anadolu’da arıların barındığı kovanlara “arı evi” denilmekteydi.Bu ifade geniş kitlelerce sevilerek ve de benimsenerek kullanılmaktaydı.
     Eski Türkler bal sağmak için çeşitli aletler kullanmışlardır.Kovandan bal sağanlar meşinden dikilmiş cübbeler giyerlerdi.Yine bal sağmak için “gözene” adı verilen maskeler kullanırlardı.Kovanlardan bal almak amacıyla “eğiş” isimli ucu eğri demirler kullanılırdı.
     Türkler,arıları hastalık ve salgınlardan korumak gayesiyle kovan tütsüsü yaparlardı.Bu şekilde arıların sağlıklı ve uzun ömürlü olması sağlanırdı.Önceleri tatlıların çoğu balla yapılırdı.İçki ve şerbetlerin tatlandırılmasında bal kullanılırdı.Türkler geçmişten günümüze kadar arıcılık ve bal üretimi konusunda bir hayli mesafe almışlardır.

e-mektup: mnihatmalkoc@hotmail.com



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Memleket Havası ve Köprübaşı Tv Sitesi
Bir Köprübaşı Sevdalısı: Ahmet Sancak
Kuruluşunun 44. Yılında Kuşakkaya Gazetesi
Soyadıyla Müsemma Bir Sima: Mevlut Selami Yardım
İslâmiyet ve Türkler

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Arif Nihat Asya'nın Doğumunun 100. Yılı
Gevheri'nin Hayatı ve Şiirleri
Vatan Sevgisi İmandandır
Yusuf Has Hacip'in Şâirlere Bakışı
Trabzonlu Edebiyat Tarihçisi Nihat Sami Banarlı
Veremle Savaş
Okul ve Hapishane
Bir On Kasım Sabahı
Yapraklar Dökülür Kasımlarda!..
İlköğretim Okulları ve 100 Temel Eser

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tutumlu Ol Çocuğum [Şiir]
Halep'e Kelepçe [Şiir]
Yerli Malı Kullanın [Şiir]
İfrit İle Karınca (Manzum Masal) [Şiir]
Çanakkale Geçilmez [Şiir]
Sevgi Çınarı [Şiir]
Madur Dağı Güzellemesi [Şiir]
Başöğretmen Atatürk [Şiir]
Atatürk Öldüğünde… [Şiir]
Sevgi Köprüleri [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.