..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsan kendini bilmeli. Gerçeği keşfetmeye yaramasa da, yaşamayı öğretiyor. Ve bundan daha güzel birşey yok. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Bilim Kurgu > Var Samsa




15 Haziran 2005
Mustapha Garta'nın 30. Yaş Günü - 1  
Var Samsa
Mustapha Garta'nın 30. yaş gününden bir kaç gün önce -2034 yılının tatlı bir ilkbahar akşamında- kapısı 3 bayan sivil polis tarafından çalındı.


:BEIC:
1.
Mustapha Garta'nın 30. yaş gününden bir kaç gün önce -2034 yılının tatlı bir ilkbahar akşamında- kapısı 3 bayan sivil polis tarafından çalındı. Mustapha bilgisayarının ekranında beliren ve çok ciddi suratlara sahip bayanlara nazik bir tavırla ne istediklerini sordu. Bayanlardan daha yaşlıca olanın polis olduklarını, derhal kapıya gelmesini, kendisiyle görüşmeleri gereken önemli bir konu olduğunu emir veren bir ses tonu ile bildirmesi ile Mustapha'nın hayatında yeni bir dönem başlamış oluyordu.

Mustapha şaşkın, bir o kadar da endişe içinde kapıyı açtı. Bayan detektifler hiç vakit kaybetmeden işlerine koyuldular. İlk iş olarak genç bayan detektif elindeki elektronik göstergede yanıp sönen yıldızları ile kendilerinin polis olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeksizin kanıtladı. Üzerinde çalışmış olduğu belli sert ses tonu ile işini çok ciddiye aldığını belli eden bir tavırla hakkında bir şikayet bulunduğunu, evinin aranacağını ve kendilerine yardımcı olmasını beklediklerini açıkladı. Aynı anda elektronik göstergede evinin arama emrini gösteriyordu ve Mustapha'ya verilmek üzere bir kopyasını basma işlemine başlamıştı. Diğer iki bayan detektif arkadaşlarının gösterdiği arama emrinin yersiz bir formalite olduğunu belli etmek istercesine çoktan evin içine dalmışlardı. İri kıyım ve sessiz olanı bir yandan Mustapha'nın evinin görüntüsünü kaydediyor, diğer yandan fısıltı ile çeşitli bilgiler ekliyordu kaydettiklerine. Yaşlı ve şefleri olduğu her halinden belli olanı ise büyük bir acele ile ana bilgisayarın olduğu odaya yönlendi. Bilgisayarın karşışına oturarak o anda ekranda mevcut programları incelemeye koyuldu.

Mustapha bir süre sonra üç bayanın da kendisiyle ilgilenmeksizin evini dağıtmalarını seyretmeye başladığını fark etti. Kendini toparlamaya çalışarak daha genç ve daha az meşgul görünen bayan detektife ne ile suçlandığını sormaya çalıştı. Bir cevap alamayınca seyircilerin ilgisini üzerine çekmeyi başaramayan acemi bir tiyatro sanatçısı gibi ortalıkta dolanmaya, bu olan bitene bir anlam vermediğini söylemeye, her zaman kanunlara saygılı bir kişi olduğunu tekrarlamaya başladı. Onu tanımış olan herkes söylediklerine katılırdı, hatta arkadaşları Mustapha'nın kanunlara itaat konusunda aşırı dikkatli halini bazen alay konusu yaparlardı. Mustapha evinde ki böcek zehirleme işlemini iki hafta öncesinden devlete bildiren, komşuların şikayette bulunarak başına iş açmalarını fırsat vermemek için yasal sifon çekme yasağı olan saat 11'den iki saat öncesinden dairesinde sifonu bile çekmeyen bir yapıya sahipti. Hayatında ilk defa bir polisle 2 dakikadan fazla aynı ortamda bulunuyordu. Bu şaşkınlık içinde anlamlı bir söz bulmakta zorlanıyor, bu haliyle acınası, zavallı bir halde ortalıkta dolanıyordu.

Sonunda bilgisayarda aradığı türden bir delil bulamayacağını anlayan yaşlı detektif, çok alıştığı ve sevdiği iyi polis rolünü oynamaya karar verdi. Mustapha'ya karşı içindeki nefret duygusunu gizlemeye çalışarak yaklaştı ve sakin bir ses tonuyla: 'Şu koltuğa oturabilirim, değil mi, Mustapha?' Mustapha'nın onaylamasını beklemeden salonun ortasındaki büyük deri koltuğa oturdu ve konuşmasını sürdürdü. 'Bak, dinle beni, sende çok iyi biliyorsun ne yaptığını, ve işin kötü tarafı bizde biliyoruz.'

Hayır, bilmiyordu Mustapha, keşke bilseydi, keşke bir fikri olsaydı ne olduğundan. 'Mümkün olduğunca birbirimizi kırmadan, birbirimize zorluk çıkarmadan bu işi halledelim. Biliyorsun ki söylediğin her yalan mahkemede aleyhine kullanılacaktır. Şimdi bana dün akşam neler olduğunu tane tane anlat'. Mustapha bir gece önce evine geç bir saatte geldiğini, bir süre bilgisayarında çalıştıktan sonra saat 11 civarında uyuduğunu söyledi. Bayan detektif bu sefer sertçe bir tavırla: 'Bak, bizi aptal yerine koyuyorsun ve bu hiç hoşumuza gitmiyor. Dün gece porno filim seyrettiğini biliyoruz mesela. Bu şu anda ki yasalara göre bir suç sayılmasa da senin karekterin hakkında jüriye çok kuvvetli ipuçları verecektir. Kadın vücudunu bir zevk objesi olarak görebilmeye meyilli olduğun apaçık. Ayrıca bilgisayar kayıtlarından son bir yıl içinde senin 11 kez porno filim seyretmekle kalmayıp, tam üç değişik kadınla ilişkiye girmiş olduğunu da çıkarttık. Bilgisayar ortamında cinsel yakınlaşma amaçlı girdiğin bütün sohbetlerinde kayıtları var elimizde'.

Bunları söylerken bu kadar kısa bir sürede ne kadar ayrıntılı ve düzenli çalıştıklarından keyif duyuyordu ve karşısında ki zavallının ona saygı duymasını bekleyen bir hali vardı. 'Ama bütün bunlar başka bir çok erkekte de gördüğümüz sapıklıklar Mustapha. Seni diğerlerinden farklı kılansa dün gece yaptıkların. Gece olan bitenlerle ilgili başka bir şey söylemek istemediğinden emin misin? Eğer bana olanları bütün ayrıntısı ile şu anda, yani çok geç olmadan anlatırsan, hakkında daha olumlu bir rapor yazabilirim, bunu bilmiş ol. İyisi mi çok geç olmadan her şeyi itiraf et'.

Bayan detektif bu cani, haysiyetsiz herif hakkında olumlu bir rapor yazmak fikrini geçirdi kafasından bir an. Ah, ne ilginç olurdu böyle bir şey yapmak, bütün büroyu kahkahadan kırıp geçirebilirdi böyle bir raporla, yaşı hayli ilerlemiş olan Bayan Piggy'nin tuvalete koşması gerekirdi mutlaka. Bilim her şeye bir çözüm buluyor fakat benim esprilerimin sonrasında altını ıslatanlara asla bir çare bulunamayacak diye aklından geçirdi yaşlı detektif.

Mustapha adeta yalvarır bir tavırla: 'Ne olur, ne ile suçlandığımı söyleyin hiç değilse bana' diyebildi. Kerata, kendini akıllı zannediyor, şunun biraz yelkenlerini suya indireyim dedi içinden yaşlı bayan detektif. 'Bana dün gece rüya detektörünü çalışmaz hale getirmek için ne yaptığını anlat, Mustapha...'

Mustapha kafasına beyzbol sopasıyla vurulmuş gibi hissetti kendini. Yavaşça duvarın kenarına sırtını yaslayarak oturdu. Şimdi ne ile suçlandığını biliyordu ve olanlara bir anlam verebiliyordu. Rüya detektörünü kapatmak ve rüyasında izinsiz olarak bir kadınla birlikte olmakla suçlanmıştı. Kanıtlanırsa bu ömrünün kalanını hapiste geçirmesine yetecek bir suçlamaydı. Sayıklar gibi 'Rüya detektörümü kapatmadım diyebildi'. Yaşlı bayan detektif istediği tepkiyi görmüş olduğunu düşünerek ve avının kısa bir süre sonra itiraf edeceğinden emin: ' Öyle mi? Fakat bizim kayıtlarımızda senin rüya detektörünün dün bütün gece kapalı olduğu gözüküyor. Bu durumdan kurtulman imkansız, bari yalan söyleyerek kendini daha zor duruma düşürme, Musty. Haydi bana her şeyi anlat.' Bu son sözleri sırasında bayan detektif sesine duygusal bir ton vermişti. İşini ne kadar mükemmel yaptığını, bir akıl hastanesi veya daha iyisi sıkı korumalı bir hapishaneye kapatılarak bir ömür boyu incelenmesi gereken bu bozuk genlerin taşıyıcısı, bu insan görünümünde ki hayvana karşı bile en azından ses tonuna bir tolerans ifadesi katarak almış olduğu uzun kursların hakkını verdiğini düşündü.

'Kim?... Kim benim hakkımda bu suçlamada bulundu?' Mustapha beraber olduğu ve çevresinde olan bütün kadınları tek tek aklından geçiriyordu. Bayan detektifin en sonunda sinirlerini bozmayı başarmıştı bu sözleriyle. Bu kadar zamandır başarıyla uyguladığı iyi polis davranışlarının bir sonuç getirmemiş olması, yerini büyük bir öfkeye bıraktı. Birden ayağa kalkarak duvarın kenarına çömelmiş Mustapha'nın üzerine yürüdü, elindeki elektrikli jobu havaya kaldırdı, sonra birden diğer genç detektiflere iyi örnek olmayacağını düşünerek durdu. Ah, keşke yalnız olsaydı bugün, testislerini elektrikle ızgara yapardı bu aşağılık serserinin.

Mustapha'ya arkasını döndü ve sinirli bir sesle: ' Ah, bu serseri zor yolu seçecek. Şu taktiklere, şu pozlara bakar mısınız?'

Mustapha bütün kuvvetini toplayarak, bir cevap alamayacağını bile bile: 'Bunu bilmek hakkım' diye seslendi. Bir erkekten böylesine kuvvetli bir çıkış beklemeyen detektifler bir an duraksadılar, ama sonunda bu eski çağların kabadayı erkeklerini çağrıştıran vahşi yaratığa haddini bildirmek üzere üstüne atıldılar. Elektrikli coplarıyla bir yandan Mustapha'ya vuruyorlar, diğer taraftan tekmeler savuruyorlardı. Tekmeyi savururken kendi verdiği elektrikle çarpılan genç detektif sıkı bir küfür etti. Bu sırada yaşlı olanı hem vuruyor, hem de öfkeyle bağırıyordu: 'Bayan C.'yi hiç tanımamış olduğunu da söyleyeceksin değil mi birazdan, pis jigolo çocuğu! O senin bütün foyanı meydana çıkarmamıza yardımcı oldu. Kayıtlarını incelediğimizde başka tanıklar da bulacağımıza eminiz'.

Yaşlı detektifin Bayan C. hakkında bilgi verecek kadar profesyonellik dışı davranması diğer iki detektif de soğuk duş etkisi yarattı ve durmalarına neden oldu. Nasıl bu kadar salak olabilirdi bu moruk? Tanık hakkında hiç bir bilgi vermemek yasa ile onlara emredilmiş olmakla kalmıyor, eğitimlerinin her dakikasında defalarca karşılaştıkları bir bilgiydi.

Mustapha onların duraksamasıyla bir an kendine gelerek bu Bayan C.'nin kim olduğunu düşündü. Çok sürmedi onu hatırlaması: 'Bayan Chavushesku mu bu bahsettiğiniz kadın?' Bayan Chavushesku'nun adının açık şekliyle telaffuz edilmesi üç detektifi yeni bir öfke krizini sokmaya yetmişti. Bu serseri tanığın mahremiyetini saklama yasasını alenen çiğneyerek adeta alay ediyordu onlarla.'Bu yaptığının da hesabını vereceksin mahkemede' diye bağırıyordu yaşlı olanı. Bir yandan vuruyorlar bir yandan da elektrikli copların voltajının 88 volta düşürülmüş olmasına küfrediyorlardı. Neredeydi o eski 140 voltluk coplar? Şu kadar darbeye rağmen bana mısın dememişti serseri.

Bir süre sonra detektifler Mustapha'dan hiçbir ses gelmemeye başladığını fark ederek dayağa son verdiler. Mustapha yavaş yavaş kendine gelirken Bayan Chavushesku'yu düşünmeye başladı. Öncelikle ismini artık kafamdan geçirirken bile Bayan C. olarak kısaltmalıyım diye düşündü Mustapha, 'yasalara saygılı olmalıyım ve başımı daha fazla derde sokmamalıyım'.

Bayan C. Mustapha gibi bir bilgisayar mühendisiydi ve Mustapha ile üç hafta önce iş yerinde tanışmıştı. İş yerinde bir kaç defa havadan sudan konuşmuşlar, daha sonra Bayan C.'nin daveti üzerine bir kafeye gitmişlerdi. O gün Bayan C. büyük bir hazla yeni yarattığı son derece doğru sonuçlar veren yıldız falı programını anlatmış, Mustapha'da yeterince ilgi uyandırmadığını fark edince ona daha derin sırlarını anlatmaya karar vermişti. Önce büyük bir rahatlıkla frijit olduğunu söylemiş daha sonra kendi vücudunu bir meta olarak gören erkeklerden nasıl nefret ettiğini anlatmıştı. Hayır, erkeklerin bir kadın vücudunu kullanmaya asla hakları olmamalıydı. Vücuduna yakınlaşmaya bir tek erkeğin izni olabilirdi, o da onunla evlenerek bütün ömrü boyunca Bayan C.'nin organ transplantasyonlarının ve estetik ameliyatlarının parasını ödemeyi kabul eden erkek olacaktı. Bu Bayan C.'ye göre oldukça eşit bir pazarlık sayılabilirdi, bir kadın vücudu asla karşılığında ufak bir değer ödenerek sahip olunamazdı. Hele fahişeliğe izin verilen eski çağlarda ki kadının değersizliği hatırlanırsa.

Kadın olmanın gerektirdiği değere kavuştuğu günümüz de ise nedense evlenecek bir erkek bulmak o kadar zor bir hal almıştı ki. Bu kadınlarda erkeklere karşı besledikleri öfkeyi arttırıyor, onları adam gibi adam olmamakla suçlamalarına sebep oluyordu. Bayan C.'nin capuccinosunun köpüğünde parmağını gezdirdikten sonra sessiz ve gizemli bir ses tonuyla söylediği şu cümleler kafasında tekrarlandı Mustapha'nın: 'Kadınların dünyayı kesin kontrolü bütün sorunların sonu olacak Mustapha. Bunun için evimde ki özel bir programla bütün şehrin rüya detektörlerini kontrol ediyorum. Şu ana kadar daha önce benimle ilgilenmiş ama evlenmeye yanaşmamış ve sonra rüya detektörlerini kapatarak benimle rüyalarında birlikte olmaya çalışan üç psikopatın foyasını çıkardım meydana. Bir erkek benim iznim olmadan benim vücudumu meta olarak kullanırsa onu öldürürüm, anlıyor musun beni, onu öldürürüm!' O gün Mustapha bu cümlelerin neden özellikle kendisine söylendiğine anlam verememiş, yinede sırtından aşağıya doğru akan soğuk terin sözüne kulak asarak bir daha Bayan C. ile görüşmemeye karar vermişti. Daha sonra Bayan C.'nin işyerinde gözlerinin içine öküz gibi baktığını, ondan gelecek ilgi gösteren bir davranış beklediğini fark etti. Sonunda bir gün Bayan C. kendisini görünce Mustapha'nın yolunu değiştirdiğini fark etti ve bu ucuz köle adayını da elinden kaçırdığına kanaat getirdi. O günden sonra Bayan C.'nin bakışlarında korku salan bir öfke hissetti Mustapha.

Durum aslında hiç de karışık değil diye düşündü Mustapha. Bayan C. bir şekilde rüya detektörümü kapatmış ve benim hakkımda bu şikayette bulunmuş. Bu muhtemelen daha öncede yaptığı bir şey. Ama arkasından mevcut toplum düzeninde, insanların istek suçlarına bakışında ve mevcut yasalarla durumunu anlatmasının imkansızlığı aklına geldi. Bir cinayet olduğunda ortada bir ölü gerekliydi, bir hırsızlık vakası içinse ortada çalınan bir şey olması gerekliydi. Fakat detektör kapama suçları? Rüya detektörünün kapandığının kaydı yeterliydi. Mevcut düzende herkesin öylesine öfkeli olduğu bir konuydu ki bu. Kadınlar kendi vücutlarının da kötüye kullanabileceği korkusu ile önyargılı, erkeklerse bilinçaltlarının sürekli bastırılması ile patlama noktasına varmış, kendilerine tanınmayan bu hakkı bir uyanık züppenin yapmış olabildiği şüphesiyle öfkeliydiler. Gerçekte Mustapha'nın hiçbir şey yapmamış olduğuna kimse inanmazdı, herkes biliyordu ki yakalanmayacağını bilse her erkek anında yok ederdi rüya detektörünü. Mustapha ise bir bilgisayar programcısı olarak bunu en kolay yapabilecek kişiler arasındaydı şüphesiz. Hiç kimse bir kadının yalan söylediğini düşünmek istemezdi, her şeyden önce zaman kadının soylu sayıldığı bir çağdı ve yalan söylemek erkeklere ait bir bayağılıktı.

Hem neden bir kadın yalan söylesin ki? Ne çıkarı vardı yalan söylemekle Bayan C.'nin? Gerçi arttırılacak günlük endorfin tayını, bedava psikoterapi servisi ve çalıştığı işletmede daha kolay yükselmesini sağlayacak mağduriyet hakları elde edecekti, ama bir kadının bunlar için ve 300-400 milyon doları bulacak bir cüzi sigorta tazminatı için yalan söylemesi beklenmiyordu bu dönemde. Bayan C.'nin psikolojik durumunun incelenmesi gibi bir istek ise tamamen sual dışıydı. Kanunlar bu tür suçlamalarda bulunacak kadınların kimliklerinin dahi gizlenerek çevreden gelebilecek her türlü tepkiden uzak kalmalarını sağlamaya yönelikti. Bu şekilde rüya detektör alıcısıyla başına bu tür bir olay geldiğini fark eden her kadın rahatlıkla polise başvurabiliyor, suçluların ortaya çıkartılmasına yardım edebiliyordu.

Yaşlı detektifin 'İtirafta bulunmayarak sana verilecek cezayı ağırlaştırdığını biliyorsun umarım' sözüyle kendine geldi Mustapha. 'Biz senin bilgisayar ve detektör kayıtlarını, geçmişini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Sana bir dost tavsiyesi, bu olayı hiç kimseyle konuşma ve bir an önce kendine bir avukat tut'. 'Avukat tutmak mı? Ama bu kalan ömrümü o avukatın masraflarını ödemek için çalışmakla geçirmem demek olur' diyebildi Mustapha. Yaşlı detektif sinirli bir şekilde güldü bu zavallı sersemin haline: 'Eğer kalan ömrünü bir mucize eseri hapiste geçirmezsen elbette. Bunun yanında çalışıp avukat parası ödeyebilmek için seni işe alacak bir firma bulmak gibi küçük bir problemin de olacak. Tahmin edersin ki bu suçu işlemiş olabileceğinin şüphesi bile senin hiç bir zaman hiç bir bilgisayar firmasında iş bulamamanı sağlamaya yetecektir. Hiç bir firma bu riski göze alıp arkasından devlet ve sigorta şirketleriyle uğraşmak istemez. Hakkında boy boy gazete haberleri çıktıktan sonra nasıl sokakta dolaşabileceğini de düşün bu arada. Ben yapmadım dediğinde annenin babanın bile sana inanmadığını göreceksin. Senin durumunda ki bir çok psikopat foyaları meydana çıktıktan sonra hayatlarında bir kere de olsun doğru kararı vererek intihar ettiler. Eh, bende olsaydım bunu yapardım belki de. Sana bu konuda istersen el altından yardım da edebiliriz, ismimiz gizli kalmak koşuluyla. Ne yapalım, bunları suç işlemeden önce düşünecektin, Musty.'

Mustapha yaşadığı felaketin boyutunu bu sözlerle daha iyi hissetmeye başlamıştı. Beyninin uyuştuğunu, göğsünün daha önce hiç tanımadığı bir şekilde ağrıdığını hissetti. Bütün hayatı, evet bütün hayatı, bir anda sonlanmıştı. 30 yaşına basmasına bir kaç gün kala Mustapha Garta artık yaşayan bir ölüden farksız bir haldeydi. Usul, usul, engelleyemediği bir sıcaklık hissi ile gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Çaresizlik ve uğradığı haksızlığın boyutu, isyan bile edemeyecek olması tek çıkış noktasını insana özgü bir reflekste bulmuştu. Detektiflerse bu refleksi başka bir şekilde yorumlamakta gecikmediler. Yaşlı detektif ders verir gibi bir eda ile ve yüksek sesle konuştu: 'Bakın, suçluların köşeye sıkıştıklarında en ilkel ve kendilerini ele veren refleksi. Bu sahneyi iyi kaydedin, başsavcı jüride ikna olmamış bir embesil kalırsa bu sahne ile onu da ikna edecektir. Biliyorsunuz başsavcımızın yazmış olduğu 'İstek Suçluların Psikolojisi' kitabı bunu çok güzel ve bilimsel bir şekilde özetlemektedir.'

Kahrolası el kitaplarınız ve önyargılarınız diye bağırmak geçti içinden Mustapha'nın, fakat bunun da saldırgan ve polise karşı bağırarak toplum kurallarını hiçe sayabilen bir kişi olabildiği yönünde delil olarak kullanılacağını düşünerek bu fikrinden vazgeçti. Karşısındakilerin onun suçsuz olabileceğine hiç ihtimal vermiyor oluşu sinirlerini bozuyordu. Son bir çırpınışla 'Bakın' dedi. 'Bayan C. benden farklı olarak rüya ve yıldız falları ünitesinde çalışıyor. Onun için uzaktan bir bilgisayar detektörünü açıp kapamak bir çocuk oyuncağı sayılır. Hem daha önce de bir çok defa bu tür suçlamalarda bulunduğunu bana kendi ağzıyla söylemişti'.

Genç detektif dayanamayarak bir kahkaha patlattı. 'Devam et, Mustapha kayıttayız. Kadınlar hakkında nasıl önyargıların olduğunu bütün jüriye ispat et. Her dakika işimizi daha da kolaylaştırıyorsun. Demek Bayan C. sana iftirada bulundu. Sebebini de açıklayalım hemen, ya kıskançlıktır ya da ilgisine karşılık görememe. Bunun üzerine biraz da Bayan C.'nin psikolojik sorunları olduğunu ima etme sosu dökelim. İşte karşımızda Bay Mustapha Garta'nın özenle hazırlanmış savunması. Ne tesadüf, senden önce ki binlerce istek suçlusu da aynı taktiği deneyerek başarısızlığa uğradı. Hiç kimse inanmıyor artık bu yalanlara günümüzde. Yalancılık, kıskançlık, iftira da bulunmak düşük bir ruh seviyesi gerektirir ki bu sadece erkeklere has bir kişilik yapısında ortaya çıkar'.

Yaşlı detektif evde toparlayacakları kadar delil topladıklarını fark etti. Ortalığa saçtıkları Mustapha'nın özel eşyalarının üzerine basarak kapıya doğru yönlendi. 'Musty, biz şimdi gidiyoruz. Dediğim gibi kayıtları inceleyeceğiz ve seni üç gün içerisinde arayacağız. Eğer bizden haber almazsan...' Diğer iki detektifinde koro halinde kendisine katılmaları için bir an duraksadı, sonra üçü beraber : 'Yeni bir haber olmaması, iyi haberdir' dediler ve geldikleri gibi hızlı hareketlerle çekip gittiler...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın bilim kurgu kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mustapha Garta'nın 30. Yaşgünü - 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dünyanın En İyi İnsanı [Şiir]
Yeni Bir Çağın Başlangıcı [Öykü]
Sessizlik - 1 [Öykü]
Kadın Hakları - 1 [Öykü]
O Şık Ayakkabıları Bu Dava İçin Almadınız, Bay Schopenhauer! [Öykü]
Kadın Hakları - 2 [Öykü]
Sessizlik - 2 [Öykü]
Martı M. V. [Öykü]
Biyolojik Demir Bilye [Deneme]
Giyotin İstiyoruz, Giyotin İstiyoruz! [Deneme]


Var Samsa kimdir?

Bireyin varolma, kendisi olma şansını elinden alan kurumlarla sarılmış ve kötü bir şaka, bir tuzak haline dönmüş dünyada insan sorunu üzerine hikayeler, denemeler.

Etkilendiği Yazarlar:
Milan Kundera, Franz Kafka, J. P. Sartre, Orhan Pamuk


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Var Samsa, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.