..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sanatçının işlevsel tanımı bilinci neşelendirmektir. -Max Eastman
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Didaktik > ömer kırat




27 Temmuz 2005
Mutlu Olmaktan Mutsuz Olan Adam  
M.O.M.O. Adam

ömer kırat


Mutluluğun doğası ve şampiyonluk kutlamaları ile ilgili...


:CCJF:
Gözlerinden yine "mutluluk gözyaşları" akıyordu. Duygusal biri değildi. Acıya karşı dayanıklı ise "hiç" değildi. Zaten böylesi bir acıya karşı direnç geliştirmek imkânsızdı.
Televizyondaki şampiyonluk kutlaması görüntülerine daha fazla dayanamadı ve uzaktan kumandanın nedense "kırmızı" olan kapama düğmesine bastı. Sanki televizyonu kapatmak, açmaktan daha tehlikeliymiş gibi bu uyarıcı renkte yapılmıştı düğme...
Tuttuğu takımın ligi birinci bitirmesinin ona verdiği mutluluğun yarattığı acıyı dindirmek için "Nasıl olsa Avrupa`da rezil olacaktır." diye düşündü.
Her ne kadar sarı ve lacivert renklere sahip olan takımın şampiyon olduğu gece, balkona çıkmak tehlikeli olsa da (hangi salağın sıktığı belli olmayan "mutluluk kurşunları" yüzünden) yine de bunu yaptı. Biraz nostalji, biraz melankoli acısına iyi gelirdi. Geçmişine doğru uzandı düşünceleri...
Çok küçükken yaşadığı krizleri hayal meyal hatırlıyordu. Ailesi için tam bir felaketti. Küçük bebek, tam herşey yolunda derken birden ağlamaya başlıyor, acı çektiğinin her halinden belli olduğu bir krize giriyordu. Uzun süre ne olduğunu anlayamamışlardı. Yapılan testler, taramalar sonunda daha önce kimsede görülmemiş bir bozukluğa sahip olduğu ortaya çıktı.
Beynin salgıladığı "seratonin" hormonuna alerjisi vardı. Mutluluk hormonu olarak da bilinen bu vücut kimyasalı her salgılandığında, yani her mutluluk anında vücudu keskin bir acıyla titriyordu. Mutluluğun boyutu, çektiği ıstırabın boyutunu belirliyordu. Ne kadar çok seratonin salgılanırsa, o denli sık ve şiddetli krizler geçiriyordu.

Küçük mutluluklara dayanabiliyordu. Mesela takımının şampiyonluğuna... Dolayısıyla, köşeyazarı-filozoflardan birininn de tavsiye ettiği gibi mutluluğu "küçük şeylerde" arıyordu. Çünkü sadece öylesine katlanabiliyordu. Hemen yanından, vızıldayarak geçen şey dikkatini dağıttı. Acaba bu bir kurşun muydu? Yoksa bir sivrisinek mi? Sivrisinek ise eğer kan aramak için doğru yerdeydi. Zira üzerindeki kan kokusunu duymak için hematolog olmaya gerek yoktu.

İşe girmesi gereken yaşa geldiğinde kendini en az "mutlu" edecek işi seçti. Geçmişte dedesinin de seçtiği "mezbaha" onun için belkide en uygun çalışma yeriydi. İş tatmini ve mutluluk gibi kavramların olmaması nedeniyle acı çekmeden çalışabiliyordu. Bütün gün kan içinde et yığınlarıyla çalıştığı için pek mutlu bir ruh haline sahip değildi. Tam istediği daha doğrusu mecbur olduğu gibi... Sürekli asık suratlı olmakla eleştiriliyordu, rahatsızlığından haberi olmayanlar tarafından...

Yakın zamanda greve gittiklerinde o katılmamıştı. Zira istediklerini aldıklarında "mutlu" olmaktan korkmuştu. Tabi bu tavrı iş yerinde "istenmeyen adam" olmasına yolaçtı. Bir ara durumunu açıklamayı düşündü. Ama bu neye yarayacaktı ki? Mutlu olmasına neden olacak bir itiraf ona sadece ıstırap verebilirdi. Mutsuzluğa mahkum edilmişti. Öyle bir hapisaneydi ki bu, gardiyanı acı, duvarı mutluluktan oluşmuştu.

Balkondan aşağı bakıyordu. Kendinden geçmiş halde kutlama yapan insan yığınları, adeta nehir gibi sokaktan akıyordu. Ne kadar şanslıydılar. Sadece takımları başarılı olduğu için değil, bunu haykırabildikleri için de...

Basit bir kimyasalın, "mutluluk" ile nasıl böyle bir bağı olabilirdi? Yani soyut bir kavram değil miydi "mutluluk"? Resmi bile yapılamayan... Yanılıyor muyduk. Yoksa "soyut" denen her kavram aslında beynin kimyasal yapısının bir parçası mıydı? Psikoloğu yanılmıştı. Bu şekilde yaşayamayacağını, ergenlik döneminde intihar edeceğini ve bunu engellemek için birşey yapamayacaklarını ailesine söylerken kulak misafiri olmuştu.

Ama bu acı, onu öylesine olgunlaştırdı ki, intihar gibi çocukça tepkileri düşünmeye vakti hiç olmamıştı. Zaten kendini öldürenler "cehennem" denen yere gitmiyecek miydi? Gerçi bu durumda cennete gitmesi bir tür ceza olurdu. Sonsuz mutluluk, sonsuz acı demekti. Ama muhtemelen ölünce, bu nörolojik bozukluğu ardında bırakacaktı. Yani öyle olmalıydı. Aksi halde, öteki dünya canını yakacaktı her halükarda... "Hayatın anlamı..." dedi içinden... "Acaba o da `mutluluk` gibi sadece beynimizin ürettiği birşey mi? Yoksa insan olarak ulaşmamız gereken, bedenimizin ötesinde bir şey miydi?"

Bunları düşünürken birden düşünceleri berraklaştı. Herşey bir araya gelmeye başladı. Sanki "Şaşı Bak Şaşır" bulmacasında gizlenmiş şeyi görmüştü. Evet! Hayatın anlamı bu olmalıydı. İnsanın esas amacı... Bu gelişmiş beynin gerçek kullanım yeri...

Birden öyle bir acı hissetti ki daha önce hissettiklerinin toplamından fazla olduğunu söyleyebilirdi. Gözlerinden boşalan yaşlar daha yere düşmeden, vücudu iki büklüm biçimde balkonun zeminine ulaşmıştı. Dolayısıyla gözünden düşen damlalar, yine onun üstüne damladı. Kasları öylesine kasılmıştı ki sanki buzul çağından kalan Otsi Buz Adam gibiydi. Ardından acı yön değiştirdi. Bu sefer tüm vücudu geriye doğru büküldü. Bu kas spazmları daha önce hiç bu kadar sert olmamıştı. Kendinden geçti. Acıya teslim olan bilincini orada bırakıp, bilinçsizlik içinde birkaç dakika yattı.

Kendine geldiğinde inanılmaz bir yorgunluk içindeydi. Kriz sırasında tüm gücü tükenmişti. Ama farklı birşey vardı. Daha önce hissetmediği bir doygunluk hissi... MUTLUYDU! Evet. Acımıyordu artık canı... İnanılmaz bir şekilde, yaşadığı bu son ama en güçlü kriz, onu iyileştirmişti. Kriz başlamadan önce düşündüklerinin, varoluşla ilgili farkına vardığı gerçeklerin iyileştirici mucizesine tanık olduğunu anladı. Hayatın, beynin yarattığı anlamlardan farklı olan, "gerçek anlamına” ulaşmıştı. Ve bu bir insanın ulaşabileceği tek gerçek mutluluktu, her türlü vücut kimyasalının ötesinde bulunan…Öylesine güçlü bir histi ki vücudundaki bozukluğu parçalamış, düzeltmişti.

Yüzündeki gülümsemeyle içeri koştu. Gardroptaki sarı-lacivert bayrağı kaptı ve balkona geri döndü. Gözlerinden akan yaş mutluluk gözyaşıydı. Ama bu sefer acıdan eser yoktu. Sokaklarda, mutluluk sarhoşu insaların sesine karıştı sesi. Ciğerlerini yırtarcasına bağırdı şampiyon olan takımının adını...

Sonra bir vızıldama duyuldu. Mutluluğun çektiği bir tetik, gerçek mutluluğu yaşayan adamın kafasına isabet etti. Yüzündeki gülümsemeyle balkondan aşağıya, mutluluktan ateş eden adamın yanına düştü. Olayı gören herkes durdu. Sevinç gösterisi kesildi. Elindeki silahı bırakan adamın gözünden akan yaş, mutluluktan çok, pişmanlık gözyaşıydı ve elinden düşen silahın üzerine damladıklarını kimse farketmedi. Zaten bu, mutlu olunabilinecek türde "küçük şeyler" den biri değildi.

THE END

cast
M.O.M.O. Adam: Himself
Balkon: Pamela Anderson
Kutlama yapanlar: Themselves
Sarı-Lacivert: ZavalBahçe Spor Kulübü

Yönetmen, Senarist, Dublör, Jonklör
Ömer Kırat

Special Thanks
GOD
KOR-DER (Korsan Derneği)

MMIV Ömer Bros Pictures Present Release



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın didaktik kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sarın! Burda Yiyeceğim!

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kuran'a Ayak Basan İlk Türk
Noel Baba'nın Gerçek Hikâyesi
Buzdolabı Adam Elma
Frank Einstein
Dinlenme Tesisi (Hac - Mahal)
A Playlist Story
Bill Clift'in Karısının Anlatacakları Var!
Yalnızlık Üzerine Bir Yanılma/yanılsama
Ordu Olmayan Adam
Bana Ne! (Cinayet Nedeni)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sherlock ve Watson [Roman]
Hâlâ Emekleyen İnsanlık [Deneme]
Dünya Kadınlar Dünü [Eleştiri]
Türban Bağlamında Korunmasız Dinsel İlişki [Eleştiri]
Bir Mayıs İşçisi Gibi Yayılmak Meydanlara [Eleştiri]
Numeroloji [Bilimsel]
Koçların Arabaları & Tanrıların Sessizliği [Bilimsel]
Diyet [Bilimsel]
Repeat After Me: Evren, Evrem, Evre! [Bilimsel]
Ödeme Güçlüğü Çekenler [Bilimsel]


ömer kırat kimdir?

Merhaba edebiyat aşıkları! Edebiyata duyduğunuz aşkın karşılıksız olmasına neden olan kişi, yani edebiyatın gönlünü kaptırdığı, dolayısıyla sizin aşkınıza karşılık vermemesine neden olan kişi olarak, büyük bir sorumluluğum olduğunun bilincindeyim. Bu bilinçle, amatör edebiyata büyük bir katkı sağlayacağına, yeni bir soluk ve beniz getireceğine inandığım bu sitenin üyesi olarak, üyesi olduğum ve edebiyata yeni bir beniz ve soluk getirip, katkı sağlayacağına inandığımı az önce belirttiğim bu sitedeki yazın serüvenime sizleri de davet etmekten kıvanç duyuyorum ve kıvancın kelime anlamını tam olarak bilemediğim için şaşkınlık yaşıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Douglas Adams, Emil Zola, Garcia Marquez, Oscar Wilde, Woody Allen


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © ömer kırat, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.