..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Denemeler"de gördüğüm şeyi Montaigne'de değil, kendimde buluyorum. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yüzleşme > Kâmuran Esen




21 Şubat 2002
Güzel Dilimiz Türkçe  
Kâmuran Esen
Duygularımızı,düşüncelerimizi,kısaca aklımıza geliveren herşeyi anlattığımız Türkçe’yi ne kadar biliyor, ne kadar doğru kullanıyoruz dersiniz? Dilimizi doğru kullanmadığımız müddetçe,kendimizi başkalarına istediğimiz gibi anlatmamız mümkün değ


:ICIJ:
Duygularımızı, düşüncelerimizi, kısaca aklımıza geliveren herşeyi anlattığımız Türkçe’yi ne kadar biliyor, ne kadar doğru kullanıyoruz dersiniz? Dilimizi doğru kullanmadığımız müddetçe, kendimizi başkalarına istediğimiz gibi anlatmamız mümkün değil. Dilimizi doğru kullanmazsak, midemizin hazmedemeyeceği bir yemeği yemiş gibi oluruz. Sıkıntıya gireriz. Kendimizi anlatabilmemiz, ancak ve ancak , dilimizi doğru kullanmakla mümkündür.

Zaten, dilimizi doğru öğrenmek ve doğru kullanmak, bir vatandaşlık görevidir. Dilimizi doğru kullanmaya ve onu bozmamaya özen göstermeliyiz. İçine yabancı kelimeler serpiştirerek, dilimizin yabancılaşmasına asla sebep olmamalıyız. Ünlü düşünür , şair ve yazarlar bakın neler söylüyorlar bu konuda:

“Başka dile uymaz annemin sesi
Her sözün –ararsan- vardır Türkçe’si.” (Ziya Gökalp)

“Türkçe!
Gece, gündüz şakıdığım dil!
Sevinçlerimin, üzüntülerimin türküsü Türkçem!
Seni seslendiremediğim gün, gün değil,
Çiçeksiz, kuşsuz kalmış gibidir bahçem.” (Coşkun Ertepınar)

“Türkçe, anadilimiz,diller güzeli! Yerine göre kılıçtan keskin, çelikten sert; yerine göre boradan hızlı, bürümcükten ince, kelebekten uçucu,kokudan tatlı, altından parlak, çiçekten renkli, sudan duru Türkçe!” (R.Eşref Ünaydın)

“Dil bir insanın parçasıdır. Nasıl bir insanın göz, kulak, burun gibi bir uzvu koparılıp alınamazsa,
insanın anadilinden de alınamaz. Dilimizden bazı kelimeleri alıp, yerine casus kelimeler konulmasına itiraz ediyoruz.” (Tekin Erer)

“Dilimizin her kelimesi üzerinde , asırların emeği var. Bu güzel dili yıkmak, bir mabedi yıkmakla birdir. Mazimizle bağımızı koparmak isteyenler, dilimizi bozarak işe başlamak istiyorlar.” (Nihat Sami Banarlı)

“Her Türk dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Türk Dili ,Türk Milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk Milleti; tarih boyunca geçirdiği sayısız felaketler içinde, ahlâkının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini oluşturan herşeyin dil sayesinde korunduğunu görüyor.” (M.Kemal Atatürk)

Güzel dilimizin korunması gerektiğini anlatan bu güzel sözler ve dizelerden sonra ,soralım kendimize: Dilimizi doğru kullanıyor muyuz? Onu korumak için ne yapıyoruz? ...Birkaç kurum ve kuruluşun, bir avuç aydının dışında, hiç kimse bu konuda üzerine düşen görevi yapmıyor. Otellerin, motellerin, mağazaların adı, artık hep yabancı kelime. Yabancı kelimeler, her gün biraz daha dilimize giriyor, Türkçemizin özgünlüğü bozuluyor. Televizyonlarda, radyolarda, gazete ve dergilerde kullanılan Türkçe, bir eğitimci olarak beni üzüyor. Hemen hemen birkaç cümlede bir çam devriliyor. Bazen bir gazetenin bir cümlesini anlayabilmek için birkaç kez okumak zorunda kalıyorum. Noktalama işaretleri doğru kullanılmadığı veya eksik kullanıldığı için, cümlenin anlamı belirsizleşiyor. Yerinde kullanılmayan bir virgül, cümlenin anlamını tamamen değiştiriyor. O meşhur örnekteki gibi: “Oku da adam ol baban gibi, eşek olma.” Hepinizin çok iyi bildiğiniz bu cümlede, eğer virgülü yanlış yere koyarsak, babamızı eşek yapmış oluruz. Biz öğretmenler virgülün önemini anlatmak için genelde bu çarpıcı örneği veririz öğrencilerimize.

Yazılı anlatımımız kötü de sözlü anlatımımız iyi mi? Sözlü ifademiz daha da kötü. Yazıda epey dikkatliyiz de, konuşurken güzel dilimizi elbirliğiyle katlediyoruz. Özellikle televizyondaki program sunucuları, hata yapmakta birinciliği kimseye kaptırmıyorlar. Bu hatalar, bulaşıcı hastalık gibi toplumu sarıyor. Duya duya , kanıksıyoruz bu hataları. Bir bakıyorsunuz, ilk önce yadırgadığımız yanlışları biz de yapmaya başlıyoruz. Defalarca tanık olduğum şu bozuk Türkçe’ye bir bakın Allahaşkına. Bunlar hemen şu anda aklıma geliverenler:

“Bu şarkı acayip güzel.” (Bir şey hem acayip, hem güzel olamaz.)

“İşte deprem bölgesinden insan manzaraları.” (Manzara kelimesi doğa için kullanılır.)

“Dün at bindim.” (At binilmez, ata binilir.)

“Vatandaşlarımızın geçirdiği deprem felâketine fevkalade üzüldüm.” ( İnsan, fevkalade üzülmez. Ancak, fevkalade sevinebilir. Fevkalâde kelimesi, güzel durumlar için kullanılır.)

“Dinlenme tatili, öğrencileri sevince boğdu.” ( İnsan üzüntüye, tasaya boğulur, sevince boğulmaz.)

“Var mı böyle şey?” ( " Böyle şey olur mu? " Demek isteniyor.)

“Abuk muhabbet yaptılar.” ( Saçma sapan konuştular, demek isteniyor.)

“Bir Marmaris yaptık .” (Marmaris’e gittik, demek isteniyor.)

“Herkes beni görünce Aaaaaa...oluyor.” (Beni görünce şaşırıyorlar,
demek isteniyor.)

“Ay! N’oluyoruz falan oldum.” (Ne olduğunu anlayamadım, demek isteniyor.)

“Hakem maçı, anormal güzel yönetti.” (Hakem maçı çok güzel yönetti, demek isteniyor.Güzelliğin anormali olmaz ama, oluyor işte.)

“Saat sekiz gibi evden çıkarım.” ( Saat sekiz dolaylarında evden çıkarım, demek isteniyor.)

“Olayımız nedir?” (Konumuz nedir, demek isteniyor.)

“Köşe yazarlığı ayaklarında, geyik muhabbeti yapıyor. ( Köşe yazarlığı adı altında, gereksiz şeyler yazıyor, demek isteniyor.)

“Olay bu!” ( İnanın, bunu açıklayacak bir cümle bulamadım. Çünkü konu ile hiç ilgisi olmayan durumlarda kullanılıyor.)

“Herıld yani.” (Evet ,öyle, anlamında kullanılıyor.)

“Ay! Çok hoş herif ya!” ( Çok hoş adam, demek isteniyor.)

“Orda, burda takıldık işte.” ( Orada burada gezdik,vakit öldürdük, demek isteniyor.)

“Yupiiiii !” (Yaşasın, demek isteniyor.)

“Kimyam bozuldu.” (Sinirlerim bozuldu. Ya da moralim bozuk, denmek isteniyor sanırım.)

“Acayip eğlendik.” ( Çok eğlendik, demek isteniyor.)

“Bir festivalsin.” ( Sen bir âlemsin,denmek isteniyor.)

Sayın okurlar, işte dilimiz bu hale geldi. Dilimizi bu hale getirenlere karşı vereceğimiz bir savaş mutlaka olmalı. Bizim bir öğretmenimiz vardı Öğretmen Okulunda. Konuşurken hata yaptığımızda, bize çok kızardı;”Hay sizin dilinizi eşek arısı soksun!” derdi, şaka ile karışık. Dilimizi , yukarıdaki gibi kullananlar ne olsun peki? Yaptıkları yanlışları bir an önce farkedip, bu yanlıştan dönsünler. Ancak bunu isteyebilirim kendilerinden.

Bizim de, dilimizi bozanlarla mücadele etmemiz gerekiyor. Bu mücadeleye; dilimizi doğru kullanarak , çocuklarımıza Türkçe’mizi doğru öğreterek başlayabiliriz. Atalarımızdan bize kalan kültür mirasımızın bir parçası olan anadilimiz Türkçe’yi bozmaya, hiç kimsenin hakkı yok. Haydi ! Bu konuda üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye hemen başlayalım. Hepimize kolay gelsin.



esenbel@superonline.com

.Eleştiriler & Yorumlar

:: tebrikler
Gönderen: Tayfun gerz / İstanbul/Türkiye
4 Temmuz 2006
evet size hak veriyorum.Yazılarınıza bir ek yapmak gerekirse,şöyle söyleye bilirim."türkceyi iyi kullanmamak psikolojik rahatsızlıklara da yol açar"nedeni;kendimizi ifade etmek için şüphesiz dilimizi kullanırız.Eee tek iletişim aracımızı da iyi kullanamazsak bizlere sorun yaşatır diye düşünüyorum haksız mıyım?Saygılarımla




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yüzleşme kümesinde bulunan diğer yazıları...
Başlık Yok!
Türkülerimiz
Kadın İkinci Sınıf Vatandaş mı?
Imf'ye Borç Veriyoruz Yalanı
Ne Yazsam Ne Yazsam!
Umutla Başlayan Bir Günün Hikâyesi
Anneanneler Üzerine Bir Araştırma(!)
Dün Gece Bir Rüya Gördüm – 6
Bize Bi'şeycikler Olmaz!
Bir Pazar Yerinde Yaşananlar

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kızım Sen Avukat Ol!
Atatürk'e Mektup
İstanbul Sizin Olsun
Mudurnu'da Bir Günlük Gezi
Ben Birazcık Deli miyim?
Öğretmenler Günü
Bişim Efde Heykes Bi Asayip...
Yeğenime Yaptığım Peynirli Börek Tarifi
Canı Sıkılmak Nasıl Birşey?
Her Ayın 28'i ve Kayınvalidem

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dönüşü Olmayan Gidiş [Şiir]
Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim [Şiir]
Bensiz Yaşamaya Alışacaksın [Şiir]
Gelseydin Eğer [Şiir]
Ne Zaman Seni Düşünsem [Şiir]
İşte Gidiyorsun [Şiir]
O Beklenen Hiç Gelmeyecek [Şiir]
Çek Beni İçine Bir Nefeste [Şiir]
Sığınacağım Başka Yürek Yok [Şiir]
Uykularında Sev Beni [Şiir]


Kâmuran Esen kimdir?

Okumak ve yazmak bir tutkudur benim için. Yazdıklarımı okuyucularla paylaşmak amacıyla buraya gönderiyorum. Yıllardır, yerel bir gazeteye haftalık köşe yazıyorum. Mudurnu Belediyesinde gönüllü kültür müdürü olarak çalışıyorum. Yayımlanmış Kitaplarım: -Şiirlerle Öyküler - şiir / Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yazarlar Dizisi ( 1988). . . . . . . . -Sevgi Yumağı - şiir ( 1997 ). . . . . . . . . -K. Esen'in Kaleminden Mudurnu - derleme / Mudurnu Kaymakamlığı Kültür Hizmetleri Dizisi ( 2002 ). . . . . . . . . . . -Oynatmayalım Uğurcuğum- deneme , anı / --Senfoni Yayınları ( Haziran / 2004 ) -Mudurnulu Fatma Nine'nin Günlüğü - Baskıya hazırlanıyor

Etkilendiği Yazarlar:
Okuduğum her yazardan veya yazıdan etkilenirim. Bende bir etki bırakmayacak, herhangi bir şey öğretmeyecek bir yazı düşünemiyorum.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Kâmuran Esen, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.