..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir gün karşıma biri çıkacak ve bana: "Herşey olması gerektiği gibi olmaktadır, efendim" diyecektir. -A. Ağaoğlu, Yazsonu
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Yasemin Cankaya




31 Ekim 2005
Çocukluğum Daha Gür Çıksın Diye Sıfıra Vurulmuş  
(yaşanmış bir hikaye)

Yasemin Cankaya


Tüm saçlarımı kaybetmişim gibi. Aniden kel olmuşum gibi. Tüm çocukluğum sıfıra vurulmuş gibi... Ağlıyordum.


:BJDH:
Kız çocuklarının saçları gürleşsin diye, sıfıra vurdururlardı başlarını. Ben üç yaşındaymışım. Remzi dedenin evinden çıktıktan sonra ilk gördüğüm aynaya bakıp; “A! Kel olmuşum ben!” deyip, ağlamaya başlamışım. Remzi dede emekli bir berber, hem de uzaktan akrabamız olurdu. Mahallenin çocuklarını evinde tıraş ederdi. Çoğu zaman ücret de almazdı bizden. Babaannemlerin kapı komşusuydu. Gönlü zengin bir adamcağız,Ümmü halanın evinin direği. Yıllardır başında aynı gri kasketi, içi yamalı ama temiz ceketi, tüm çocukluk yıllarımın kenarında oturan gülümseme.
Çiçeklerini kopardığımız Ümmü halanın bize bağrışlarına karşı sığınağımızdı Remzi dede. “Bırak oynasın çocuklar!” diye balkondaki Ümmü halaya seslenir; sonra toz toprak içindeki bize tebessümle bakıp kafasını sallardı. Bu onayı aldıktan sonra iç rahatlığıyla devam ederdik. Evcilik, öğretmencilik, uzaycılık, fakircilik, trencilik vb. oyunlarımızın değişmez sahalarından biriydi onların bahçesi. Biz fark etmezdik, Remzi dede sessizce koruyup kollardı bizi uzaktan. Biz mahallenin çocuklarıydık, o bizim Remzi dedemiz.
Geçtiğimiz bayramdı, evine gittiğimizde kendi elleriyle tutmuştu bize kolonyasını şekerini. Bir de ısrar etmişti, bir taneyle olur mu hiç, alın şekerlerden istediğiniz kadar. Zayıfça bir adamdı. Yavaşça usulca adım atardı yürürken. Birini inciteceğim, üzeceğim diye ödü kopardı adeta. Azıcık aşım kaygısız başım, tevazusu her halinden belliydi. Dünyada başını sokacak evinden başka bir şeyi de yoktu. Elbette, öğretmen çıkmış oğlu, iyi yetişmiş kızı, damadı, gelini, ve torunları dışında...
Tam dört saat olmuş Remzi dede gideli. Az önce aynaya baktığımda ağlıyordum. Tüm saçlarımı kaybetmişim gibi. Remzi dede, giderken peşi sıra onun bahçesinde geçen tüm çocukluğumu da götürmüş gibi. Aniden kel olmuşum gibi. Tüm çocukluğum sıfıra vurulmuş gibi... Ağlıyordum.
Kansere ustura vuramamış Remzi dede. Ankara’dan döner dönmez onu görmek istemiştim , yattığı hastanede. “Çok değişmiş, çökmüş. Tanıyamıyormuş ki kimseyi, tavana bakıyormuş sadece.” Dediler. Onu görmeme izin çıkmadı. Göremedim, son kez. Nasılsın Remzi dede, desem... İyiyim der miydi acep... Tanır mıydı beni? Yüzüme bakıp gülümseyiverir miydi?... Bunları hiç öğrenemeyeceğim...
Az önce Remzi dedenin evindeydik. Kara haberi alan tez gelmişti, tüm odalar doluydu. Erkeklerin kaşları çatık başları öne eğik, kimisi çenesine dayamış elini; kiminin kolları sımsıkı göğsüne düğümlenmiş. Hepsinin dudakları düz bir çizgi gibi, yumuk. Kadınların gözleri kırmızı, ağızlarında dualar, avuntular, hıçkırıklar... “Ağlamayacağım” diye söz vererek girmiştim eve. Çünkü bu evde hep gülmüştük, iyi ağırlanmıştık. Şimdi Remzi dedeyi biz ağırlıyorduk kendi evinde. Öğrendim ki olur olmaz yere söz vermemek gerekiyormuş...
Ümmü hala sırtını kanepeye dayamış, dizleri üstüne yere çökmüş, kolları iki yana açık ağıt yakıyordu, iç parçalayan. Elinden bir şey gelmeyeceğini bilmenin yenilmez ağırlığıyla. Kabullenişin verdiği sessizlikle... Siyah etek ve siyah bir kazak vardı üstümde. Birden gözüme takıldı, kapkara göründü tüm odalar. Etrafta teselli edecek söz arayanlar, acıdan kimseyi duyacak hali olmayanlar kulağıma çarpıp geçiyordu... Hepimiz aynı anda farkındaydık, ölümü her birimizin tadacağını. Başınız sağolsun’lar... Allah rahmet eğlesin’ler... Kandil gecesi, iftar vakti vefat eden Remzi dedemiz...
Göz yaşlarım sinek kaydı tıraş olmuş gibi... Ağlamıyorum ki... Gözüme, çocukluğum kaçtı... O yüzden yaşardı böyle...
Mekânın cennet olsun Remzi dede...

.Eleştiriler & Yorumlar

:: merhaba
Gönderen: Naide YILDIRIM / Sivas/Türkiye
29 Aralık 2005
Çok başarılı olmuş; gözlerim dolu dolu okudum. Sevgiler...

:: Güzel ama.......
Gönderen: Kâmuran Esen / Bolu/Türkiye
3 Kasım 2005
Sevgili Yasemin.Güzel bir yazı, başarılı bir anlatım.Sadece konu başlığı- bence- uygun değil.Başarılı yazın çalışmalarının devamnı dilerim...Sevgiyle kal..Kâmuran Esen




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hepimizin Bir İğne İpliği Var

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Simit ve Susam [Şiir]
Şehr-i Aşk [Şiir]
Kirpiklerin mi Dokülmüş? [Şiir]
Gözlere Kulaklara Deniz [Şiir]
İçimdeki Sokaklar [Şiir]
Hiç Tekneye Binmedim Ben! [Deneme]
24 Mayıs 1985'ten İlham Alınmıştır [Deneme]
Şehrin Tenindeki Renk Uyumu [Deneme]


Yasemin Cankaya kimdir?

Hep küçük bir kız olarak kalacağım sanırım. . . Ve hep büyük hayallerim olacak. . . Çalakalem yazdığım şeyler var defterimde. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Edebi etkiler: Sahaf kokusu, saksı saksı çiçek olan balkonlar, Sabahattin Kudret Aksal, Yalçın Ergir, Resim sergileri... 18.yy İngiliz edebiyatı... bahçeler...


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Yasemin Cankaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.