..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Bana ev hikayesinden söz açmayın. Artık benim oraya gideceğim yok!" Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yüzleşme > reyan yüksel




19 Nisan 2006
Yeni Kadınım Yalnızlığım  
reyan yüksel
Bunca çabuk yitirmeseydik yaşadıklarımızı, çekip gitmeseydi bunca ya da git o halde demeseydim ben, durur muydu acaba? Paylaşır mıydı yaşamımı eskisi gibi yine? Ne zaman başladı bu duygu ya da hep buradaydı da O gidince mi vardım farkına yeni kadınım yalnızlığımın?


:BJBJ:
Sokaktayım, yürüyorum bir sürü düşünce gelip gidiyor aklıma. Yazdıklarım mesela...Çok istediğim halde başlayamadığım ya da başlayıp da devam edemediğim bir sürü yazım var. Hatta ilk cümlesini iki yıl önce yazıp orada kalan ve sonrası ancak iki yıl sonra gelen ve henüz roman mı olacak
öykü mü tereddüdünü yaşadığım daha doğrusu bilemediğim bir denemem de öyle duruyor yazılmaya başlanmış üç beş sayfa.

Yalnızlığı yazmak istedim çoğu kez yazıp yazmama tereddüdünü yaşadım hep. Hani Özdemir Asaf'ın 'yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsa yalnızlık olmaz' dediği gibi. Yazınca büyüsü bozulur mu diye korktum yoksa aslında o ana kadar farkına varmadığım bazı şeylerin yazarken veya başkalarına aktarırken
birdenbire farkına varacak olmam mıydı beni korkutan ya da hiç bahsetmesem zaten aslında yoktular düşüncesi mi? Kalabalığın ortasında, evinde, ailenin veya dostlarının yanında, kendini dinlediğin anda birden beliriveren ve aslında o anda olmaması gereken duyguyu hissediyor olmak mı koyacaktı
bana yazarken, bundan mı kaçmıştım onu da bilmiyorum. Sokakta yürürken bunca kalabalığın arasında birden gelivermişti yine o duygu, birazdan içeri gireceğim evin kapısında da bırakmayacaktı
yakamı ve ne kötüdür ki içeriye girince daha da artacaktı.
Geldim evimin -ne kötü ki evimizin bile diyemiyorum- bulunduğu sokağa. Evim orada duruyor, apartmandan içeriye giriyorum basamakları çıkıyorum birer birer ve anahtarımla açıveriyorum kapıyı. Ne kadar isterdim kapıyı açanım olsun sarılsın boynuma 'iyi ki geldin' desin, içeriden mis gibi yemek kokuları gelsin ya da 'hayatım hadi bugün dışarıda yiyelim' desin kadınım. Giriyorum içeriye... Evim biliyorum mutlu olmalıyım evim olduğu için en azından; ama değilim.
Bunca çabuk yitirmeseydik yaşadıklarımızı, çekip gitmeseydi bunca ya da git o halde demeseydim ben, durur muydu acaba? Paylaşır mıydı yaşamımı eskisi gibi yine? Ne zaman başladı bu duygu ya da hep buradaydı da O gidince mi vardım farkına yeni kadınım yalnızlığımın?
Recep geldi aklıma, çok okurdu, dostumdu; okudukça insanlardan uzaklaştığını kendi kendine ördüğü bir kozanın içine hapsettiğini söylemişti bana üniversitedeyken.
O zamanlar adlandıramadığım nedenini bulamadığım yalnızlık duygumun, çok okudukça, insanlarla konuşacak, hele de konuşacakların okuduklarını paylaşamadığın insanlar olursa, ortak nokta bulamamaktan kaynaklandığını fark ettim. Normal insanların konuştuklarını konuşamıyor veya normal insanlarla konuşacak ortak nokta bulamamak beni o dönemde oldukça yıpratmıştı.

Şimdilerde otuzlu yaşlarımın başındayım ama düşündükçe üniversite yıllarımda da otuzlarımdaydım diyorum ya da şimdilerde onsekizimdeyim hala ve nedendir bilinmez yine kozalar, yine duvarlar örüyorum çevreme. Bu kez olayın okuyor olmakla da çok ilgisi yok. Hatta bu kez duvarlar ve kozalardan daha somut bir şeyler var sanki ya da yok...
O yok çünkü... Bu kez uçurumun başındayım ve dağlara bağırıyorum “hey” diye istediğim sesimin ekosunu almak aslında ama bir yandan da biliyorum karşı tarafta birinin olduğunu ya da
olması gerektiğini. Birden bırak karşı taraftan gelecek "hey"ime "hey"i kendi "hey"im de soğruluyor sanki. Tanrım ne büyük yalnızlıktır bu. Balkona çıkıyorum dışarısı gündüz olmasına rağmen niye bunca kararmış ki...

Ağlıyorum birden hıçkırıklara boğuluyorum -anam öldüğünden beri ilk kez gözyaşlarım böylesine özgür dışarı çıkmak için kaçarcasına uzaklaşıyorlar gözlerimden- yağmur başlıyor anlayamıyorum yüzümü ıslatanın gözyaşım mı yağmur mu olduğunu... Bağırıyorum var gücümle HEEEEEEEEEEEEY... Yok
işte, yine yok, ekom bile yok... Birden bırakıveriyorum kendimi soğrulan sesimin gittiği yöne doğru, düşüyorum, düşüyorum, düşüyorum...

Sonra kan ter içinde uyanıyorum.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yüzleşme kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sayıklamalar

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dar Zamanlar

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Felsefik Şiir [Şiir]
Kör Nokta [Şiir]
Metronom [Şiir]
Bulanık Şiir [Şiir]
Oyun Gibi [Şiir]
-miş [Şiir]
Soğuk Şiir [Şiir]
Kaptan I [Şiir]
Maratoncu [Şiir]
Kurdeleli [Şiir]


reyan yüksel kimdir?

Aslında her ne kadar Türkçe yazmayı çok sevsem ve onun gerektirdiği tüm yazım kurallarına son derece dikkat etsem de ismimi küçük harfle başlatıyorum uzun yıllardır ve sonraları öğrendim ki e. e. cummings de öyle yapmış, sevinmeli mi ya da yine birileri benden önce düşündüklerimi uygulamış diye üzülmeli miyim bilmiyorum. Militan ruhluyum ve bir gün ismimin içindeki bir harfi attım bir kızgın anımda, harfin yerine konacak bir apostrof çıktı sonra "ben buradayım" diye, onu da berime aldım ve reyan oldum, öğrendim ki meğer rey'an Osmanlıca'da herşeyin öncesi demekmiş, reyhanın fesleğen olduğunu bilirsiniz. Yazın dilinde bu ismi kullanıyorum ve bir çok dostum beni böyle bilir.

Etkilendiği Yazarlar:
Yaşar Kemal ve Cemal Süreya


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © reyan yüksel, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.