..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Bir kitabın kaderi okuyanın zekasına bağlıdır." -Latin Atasözü
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Meslekler & İş Yaşamı > Utku KOÇAK




10 Mayıs 2007
Kutsal Meslek Öğretmenlik  
Zeynep Öğretmene İthafen

Utku KOÇAK


Zeynep hanım İstanbul’da oturuyordu. Bin bir güçlüklerle yaptığı işini, bakmak zorunda olduğu iki çocuğunu, eşiyle birlikte memur maaşlarıyla sürdürmeye çalışıyorlardı. Memur olmak zordu, ama hayıflanmıyor, bu millete hizmetleriyle mütevazi, içten içe gurur duyuyorlardı. Zeynep Öğretmene ve Bütün O güzel Öğretmenlere İthafen


:BHCE:
Yüce memleketimde bir öğretmendi o. O seksen gövdenin tek kafası, Zeynep Hoca...

Zordu hayat. Annesi öğretmen olmasını hiç istememişti. O da bu meslekten geliyordu, emekli öğretmendi. Zor demişti, yazık edersin kendine demişti. Sıkıyönetim zamanı ordan oraya sürülmüştü, kah birileri faşist, birileri komunist damgası vurup ordan oraya sürümüşlerdi. Çünkü o hiçbir sıfatı kabul etmemeye yemin etmişti.

Zeynep hanım İstanbul’da oturuyordu. Bin bir güçlüklerle yaptığı işini, bakmak zorunda olduğu iki çocuğunu, eşiyle birlikte memur maaşlarıyla sürdürmeye çalışıyorlardı. Memur olmak zordu, ama hayıflanmıyor, bu millete hizmetleriyle mütevazi, içten içe gurur duyuyorlardı.

Zeynep Hanım çok sevilen bir öğretmendi. Öğrencilerini son derece iyi motive eder, hepsiyle birebir ilgilenmeye çalışır, onlara hem dersleri verir, hem de adam etmek için anne baba sıfatını üstlenirdi. Hepsi onun çocuklarıydı, onun için hepsinin ayrı ayrı bir önemi vardı. Öğretmenlik kutsal meslekti, Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği insanların mesleği. Ülkeye akıllı, güçlü, hayırlı bireyler yetiştirmek için uğraşıyordu. Mezun olanlar bile hocalarının daima elini öpmeye geliyordu.

Öğretmen olmak için sınava girdiğinde annesi onunla küsmüştü. Gerçekten onun da kendisi gibi ordan oraya sürüklenmesini istemiyordu. Babası daha sakindi. O kadar acı çekmelerine rağmen, eşiyle o kadar ayrı kalmalarına rağmen, yine de bu mesleğin kutsallığını, yetişmesi gereken onca sabinin saflığını düşünerek kızına hep dastek oluyordu. Gelecek onlarındı ve bu ülkeyi onlar kurtaraktı. Baba Reşat Bey, düzene kendilerini bırakmışlardan, yılmışalradan değildi! Umutluydu ülkenin geleceğinden. Öğretmen olmak isteyen kızıyla içten içe gurur duyuyordu.

Zeynep üniversiteyi çok yüksek bir dereceyle kazanmış, okulunu da aynı şekilde yüksek bir dereceyle bitirmişti. Kamu personeli seçme sınavını kolaylıkla atlatmıştı. Ya ikinci, ya üçüncü olmuştu dediklerine göre. Çok sevinmişti! “İşte bu!” diye haykırmıştı içinden. Küçüklüğünden beri hayal ettiği bu kutsal mesleğe bu kadar yaklaşmıştı. Mezun olduğunda ilk babasına koşmuştu, sevincini ilk babasıyla paylaşmıştı . Reşat bey o gün kızıyla bir kat daha gururluydu.

Zeynep Hanım’dan başka yakınlarında oturan bir öğretmen adayı daha vardı, Murat Bey. Murat Bey öğretmen olmayı hiç istememiş, şartların götürdüğü yerde haspel kader, öğretmen olabilmişti. Mühendis olmak istemişti, fakat üniversite sınavlarında puanı mühendisliğe yetmediği için fizik öğretmenliğini kazanabilmişti. Girmiş olduğu üniversite de pek iyi bir üniversite sayılmazdı hani. Murat Bey aslında öğretmenlik mesleğini de hiç sevmezdi aslında, çocuklardan hele hiç haz almazdı. Bir üniversiteye kapağı atmıştı ya, ne önemi vardı?

Murat Bey üniversiteyi bitirdiğinde o da kamu personeli seçme sınavına girmişti. Bir kaç denemdenin ardından anca kazanabilmişti sınavı. Ne yapacaktı, bir iş tutturup, çalışması gerekiyordu. Çalıştı... Çocukları pek sevmediği için, çocuklara devamlı bağırır, biraz sinirlenirse, kulaklarını çeker, en güzel tokatı okulda o patlatırdı. Murat Hoca’yı gün gelmiş artık kulak çekmek, tokat atmak bile kesmemeye başlamıştı. Elinde küçük bir değnekle gezmeye başlamıştı okulun içinde.. Çocuklar aralarında Murat Hocaya, “sopalı” lakabını takmışlardı. Derslere zoraki girer, tatiller için gün sayar, ders bitimiyle çocuklardan daha çok sevinir, okuldan herkesten önce ayrılırdı namı değer Murat Hoca.

Lafım onun gibileri öğretmen yapanlara, ve lafım ona Murat Hoca!

Önünde eğildiğim!
Saygım ona... Bu zorlukların hiç birini hak etmeyen,
Geleceğimizin bekçileri!
Zeynep Hoca.



Tüm o öğretmenlere saygılarımla...

Utku KOÇAK
10.05.2007
Zeynep Öğretmen'e İthafen...

Sizin değerinizi çok iyi biliyorum...
anladığımı sanıyorum...

.Eleştiriler & Yorumlar

:: ...........
Gönderen: Kâmuran Esen / Bolu/Türkiye
8 Haziran 2007
Sevgili Utku Koçak; Her meslek grubunda olduğu gibi; öğretmenler içinde de işini çok iyi yapanlar ve pek de iyi yapmayanlar vardır elbette.Tüm öğretmenlerin, saygı duyduğunuz Zeynep Öğretmen gibi olmasını isterim.Murat Hoca gibi, öğretmen olmak istemeyenler bu mesleği hiç yapmasınlar.Çünkü verdikleri zarar o kadar büyük oluyor ki, geriye dönüşü yok.Yazınızla ilgili bazı uyarılarım olacak:"Sıkıyönetim zamanı ordan oraya sürülmüştü, kah birileri faşist, birileri komunist damgası vurup ordan oraya sürümüşlerdi."..Bu cümlede bir eksiklik var."Kah" kelimesi bir cümlede bir kez kullanılmaz.Mutlaka iki kez kullanılmalı….” Bin bir güçlüklerle yaptığı işini, bakmak zorunda olduğu iki çocuğunu, eşiyle birlikte memur maaşlarıyla sürdürmeye çalışıyorlardı."..Bu cümlenin ortak yüklemi "sürdürmeye çalışmak." Hal böyle olunca, iki çocuğunu sürdürmeye çalışmak gibi bir eylem çıkıyor ortaya.Yani, cümlenin kelime dizininde bozukluk var...."Mezun olduğunda ilk babasına koşmuştu."...Bu cümlede, Zeynep’in sanki ikinci babası varmış gibi anlaşılıyor."İlk" kelimesinde sonra "önce" diyebilirdiniz..."çocuklardan hele hiç haz almazdı" değil de "hele hele çocuklardan hiç haz almazdı" demek daha doğru olurdu..."Çocukları pek sevmediği için, çocuklara devamlı bağırır, biraz sinirlenirse, kulaklarını çeker, en güzel tokatı okulda o patlatırdı."...Bu cümlede virgüller yanlış kullanılmış.O nedenle anlam kargaşasına düşüyor okuyucu....Sevgiyle kalın.Kâmuran ESEN




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hayat, Yazı, Hüzün, Mutluluk, Sözler, Beklenti, İlham, Ego
İnsanlar Garip Yaratıklar
Münasip Bir Yerde İnebilir Miyim?
Maganda Yanı, Teker Üstü
Hırslı Adamın İç Dünyasıyla Savaşı
Yaşam Tarifleri
Trafik 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Orospu [Şiir]
Hacıyatmazlar! [Şiir]
Dizi Hayatım, Hayatım Dizi [Şiir]
Ben O Kaldırımda Yürüyen Çocuk [Şiir]
Elif [Şiir]
Türban Mıdır? [Şiir]
İntihar [Şiir]
Aptalım [Şiir]
Bir Yudum Suya Hasret Bir Kulun [Şiir]
Seller Mucizelerle Doludur [Şiir]


Utku KOÇAK kimdir?

Ben bir garip yollarda dolanırım Bir aşık, Bir kaşık, Ona buna sataşırım, Ne uslama bilirim, Ne de puslanırım, Açık kapım ardında, Bazende dışarda dolanırım.

Etkilendiği Yazarlar:
Sir Alfred Mehran, Aziz Nesin, MEsut Soyadınıunuttuğumyazar


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Utku KOÇAK, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.