..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Bana ev hikayesinden söz açmayın. Artık benim oraya gideceğim yok!" Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumsal Olaylar > M.NİHAT MALKOÇ




15 Kasım 2007
Bir Hizmet Şehidi: Ahmet Hamdi Altuntaş  
M.NİHAT MALKOÇ
Şiddeti çözüm olarak görenler, 1998 senesinde Trabzon’un Çömlekçi mevkiinde zabıta komiseri ‘adam gibi adam’ olan Köprübaşılı Ahmet Hamdi Altuntaş’ı susturarak kirli kan denizlerine bir damla daha akıttılar. O henüz 32 yaşında, ömrünün baharında arkasında onlarca gözü yaşlı insan bırakarak ebediyete ‘şehit’ sıfatıyla göçtü. Allah rahmet eylesin.


:AEDD:
BİR HİZMET ŞEHİDİ: AHMET HAMDİ ALTUNTAŞ

M.NİHAT MALKOÇ

     Trabzon’un, adı pek duyulmamış ilçesi olan Köprübaşı, vatanını ve milletini sevenler yatağıdır. Burası Türkiye’ye mal olmuş, adını şerefli insanlar listesinin başına yazdırmış merhum Adnan Kahveci’nin, Recep Yazıcıoğlu’nun toprağıdır. Futbolun efendisi olarak gördüğüm kıymetli Fatih Tekke’nin baba ocağıdır. Buradan çıkan kişilerin hepsi memleketine hizmet etmeyi şahsi meselelerinin önünde görmüştür. Çok zor şartlar altında yaşama mücadelesi veren bu yörenin fedakâr insanları, gittikleri her yerde ekmeklerini taştan çıkarmayı becerip helalinden kazanmayı gaye edinmişlerdir. Bu insanlardan birisi de Köprübaşı’nın onurlu duruşunu karakterinde gösteren ve dürüstlüğü her şeyin önünde gören hizmet şehidi Ahmet Hamdi Altuntaş’tır. Genç yaşta hain bir saldırı sonucu aramızdan ayrılan Altuntaş, biz Köprübaşılıları yürekten yaralayarak ilçemizde büyük bir boşluk bırakmıştır.

     Ahmet Hamdi Altuntaş, Köprübaşı gibi ekmeğin aslanın ağzında olduğu bir ilçede doğmuş, ilkokulu Fidanlı köyünde, orta ve lise öğrenimini ise Köprübaşı Lisesi’nde tamamlamış değerli bir ağabeyimizdi. Aynı dönemlerde okuduk Köprübaşı Lisesi’nde… Fakat o bizden daha ileri sınıflardaydı. Ben onun kardeşi Yılmaz’la aynı sınıfta okuyordum. Şimdi Yılmaz, İstanbul’da dershanecilik yapıyor. Coğrafya alanında eğitim veriyor.

     Merhum Ahmet Hamdi, Fidanlı köyünün Tekke Camii’nde uzun yıllar imamlık yapan Vahit Hoca’nın oğluydu. Vahit Hoca, Köprübaşı Kur’an Kursu’nda benim de hocam olmuştur. Ahmet Hamdi, babasından iyi bir dini terbiye almıştı. Bunu davranışlarında görmek mümkündü. Liseden sonra ekmeğini çıkarmak için Köprübaşı Belediyesi’nde zabıta olarak göreve başlamıştı. Burada 1991 ile 1994 seneleri arasında görev yapmıştı. Köprübaşı’nda görev yaptığı süre içerisinde insanlarla çok iyi geçinmiş, fakat görevinin gereklerini de hiçbir zaman unutmamıştı. O, insanlara hep tatlı dille, ikna metoduyla yaklaşırdı. Şiddet, kavga ve gürültünün olduğu bir ortamda o adeta bir panzehir olup şiddet zehrini yok ederdi.

     1966 senesinde Fidanlı köyünde doğan Ahmet Hamdi Altuntaş, çok dürüst ve başarılı bir zabıtaydı. İşini severek yapıyordu. Köprübaşı onun için bir duraktı. Trabzon’a gitmeyi aklına koymuştu bir kere. Büyük şehirde büyük işler yapacaktı. İşi zordu, riskliydi. O bunun farkındaydı. Cesurdu, gözü pekti, korku onun mahallesine uğramazdı. Devletin çıkarlarını her şeyin üstünde görürdü. İnançlarını içine hapsetmeyi sevmezdi. İnançlarını eylemlerine yansıtırdı. Zabıtalık mesleğinin en büyük sermayesi dürüstlük olmalıydı. O, ucunda ziyan olsa da doğru bildiğini yapmaktan hiç çekinmezdi. Cesaretli bir duruşu ve kişiliği vardı. Zaten bu dünyadan göçüsüne zemin hazırlayan da belki bu özelliği oldu. Hizmetin gereği neyse onu hakkıyla ve layıkıyla yapar, yanlışlıklara ve yanlış insanlara göz yummazdı.

     Merhum Ahmet Hamdi, mesleğinde ilerlemeyi, yeni bilgilerle kendini daha da geliştirmeyi kafasına koymuştu. Onun içindir ki İstanbul’da zabıta komiserliği kursuna katıldı. Kısa zamanda Trabzon Belediyesi’nde tanındı ve sevildi. Fakat o tanınmak ve sevilmek için böyle davranmıyordu. Dürüstlük, adalet ve cesaret onun karakterinin ayrılmaz hususiyetleriydi. Trabzon’da zabıta komiseri olarak pek çok mahalde görev yaptı. Onun adamı yoktu. İşini dürüstlük ilkesinden ayrılmadan yapanlar onun has adamıydı.

     İşini çok seviyordu Zabıta Komiseri Ahmet Hamdi… Bir gün görev başında şehit olacağı aklının ucundan bile geçmiyordu. Niye öldürülsün ki… Zira kimseyle kişisel bir hesabı yoktu. O devletin koyduğu kanunları harfi harfine uygulayan bir memurdu. Aldığı paranın karşılığını alnından akıttığı teriyle veriyordu. Fakat ter akıtmadan, hak, hukuk gözetmeden kısa zamanda çok para kazanmak isteyen insanların varlığını hesaba katmamıştı. Belki bu yüzden fincancı katırlarını ürkütmüştü. Herkes Ahmet Hamdi Bey kadar dürüst ve işine bağlı değildi. Onun ilkeli duruşu, dürüstlükten nasibini alamamış bir kısım insan müsveddelerini ürkütmüştü. Lafla ikna olmayan kaba yaratılışlı kişiler, hile ve desiselerine çomak sokanları susturmayı, silaha sarılarak işlerini halletmeyi bir çözüm yolu olarak bellemişlerdi. Ama birileri canlarını siper ederek bu oyunu bozmalıydı. Ahmet Hamdi bu oyunu bitirmek için kendini feda etmişti. Onuruyla ölmeyi onursuz yaşamaya tercih etmişti.

     Trabzon esnafı kısa zamanda merhum Ahmet Hamdi’yi sevmişti. Çünkü o, esnafla iyi ilişkiler kuran bir kişiydi. Az ve öz konuşan, insanları incitmekten sakınan bir tabiatı vardı. Bilinenin aksine zabıtalar esnaf dostuydu. İşini hakkıyla yapanlar, ahilik anlayışıyla müşterilerine yaklaşanlar ilk övgüyü Ahmet Hamdi Bey’den alırlardı. Zira doğrular ödüllendirilmeliydi, vatandaşı aldatanlar cezalandırılmalıydı. Namuslular her türlü hayatî riskleri göze alarak namussuzlar kadar cesur olmalıydı ki bu memleket düze çıkabilsin.

     Şiddeti çözüm olarak görenler, 1998 senesinde Trabzon’un Çömlekçi mevkiinde zabıta komiseri ‘adam gibi adam’ olan Köprübaşılı Ahmet Hamdi Altuntaş’ı susturarak kirli kan denizlerine bir damla daha akıttılar. O henüz 32 yaşında, ömrünün baharında arkasında onlarca gözü yaşlı insan bırakarak ebediyete ‘şehit’ sıfatıyla göçtü. Allah rahmet eylesin.

     Trabzon Belediyesi, hayatını hiçe sayarak görevini her şeyin önünde gören bu büyük vazife adamını unutmadı, unutturmadı. Onun adını Meydan’daki Zabıta karakoluna verdiler. Meydan civarında dolaşırken gözlerim hep o levhaya takılır, merhumun kısa, fakat onurlu hayatı, bildiğim kadarıyla gözümün önünden geçer, vefanın ölmediğini düşünür, buruk bir haz duyarım. Demek ki vefa da, dürüstlük de ölmedi, bundan sonra da ölmeyecek…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Arif Nihat Asya'nın Doğumunun 100. Yılı
Gevheri'nin Hayatı ve Şiirleri
Vatan Sevgisi İmandandır
Yusuf Has Hacip'in Şâirlere Bakışı
Trabzonlu Edebiyat Tarihçisi Nihat Sami Banarlı
Veremle Savaş
Okul ve Hapishane
Memleket Havası ve Köprübaşı Tv Sitesi
Bir On Kasım Sabahı
Yapraklar Dökülür Kasımlarda!..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tutumlu Ol Çocuğum [Şiir]
Halep'e Kelepçe [Şiir]
Yerli Malı Kullanın [Şiir]
İfrit İle Karınca (Manzum Masal) [Şiir]
Çanakkale Geçilmez [Şiir]
Sevgi Çınarı [Şiir]
Madur Dağı Güzellemesi [Şiir]
Başöğretmen Atatürk [Şiir]
Atatürk Öldüğünde… [Şiir]
Sevgi Köprüleri [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.