..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. -Puşkin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yazarlar ve Şairler > Hişyar




14 Ocak 2008
Edebiyatın Biçim ve Zaman Özgürlükçüleri  
Hişyar
İlkbaharda açan rengarenk çiçeklerin serin rüzgarlarla ritmik danslarını; özelde kendi halklarının, genelde de tüm dünya halklarının gözlerinde parıldayan zafer sevinçlerini ve yüreklerinde yanan ateşlerini sayfalarına işleyerek ölümsüzleştirdiler


:AFIA:
Onlar, zeka ve duygu zenginiydiler. Üretici fonksiyonlarıyla bu zenginliklerini insanlıkla paylaşarak ve toplumun her zaman bir kaç adım önünde durarak aydın olma sorumluluğunu da yerine getirdiler. Ruhları ve beyinleri insana verdikleri yüce değerlerle işlenmişti. İnsanı yüce bir varlık olarak gördüler ve insan olanın gönlünde yüceleştiler. Açlığın acımasızlığıyla ve varlıklı olanların keyfiliği ve sorumsuzluğuyla savaştılar. İnsani değerlere kucak açarlarken, insanlık düşmanı değerlere de keskin kalemlerini çektiler. Yaşam harcını aşkla, sevgiyle ve cesur mücadele duygularıyla yoğurdular.
İlkbaharda açan rengârenk çiçeklerin serin rüzgarlarla ritmik danslarını; özelde kendi halklarının, genelde de tüm dünya halklarının gözlerinde parıldayan zafer sevinçlerini ve yüreklerinde yanan ateşlerini sayfalarına işleyerek ölümsüzleştirdiler.
Kimisi için yaşam tatlı bir şakaydı, kimisi için de çetin bir savaş. Yakmanın ve yıkmanın değil, yapmanın ve yeniden yaratmanın savaşı. Ülkelerinin adlarını tarih sayfalarına sedef gibi işlerken kendi elleriyle diktikleri ardıç ağacının gölgesinde, günün birinde oturup bir kadeh şarap içmeyi ya da demli bir çayı keyifle fokurdatmayı ya da diktikleri zeytin ağacının yemişinden günün birinde tatmayı düşlemeyi de ihmal etmediler. Elleri nasırlı, alınlarından ter damlayan emekçilerin; yazın yakıcı sıcağında, ağaçların gölgesinde emeklerinin karşılığını alarak yorgunluk atmaları onların mutluluğuydu. Vatanlarını seviyorlardı ve vatanları uğruna yapacakları her türlü fedakârlığa da hazırdılar. Kimi kendi vatanlarında gömülmek şansına bile sahip olamayan bu edebiyat emekçilerinin isimleri; gün geldi birlikte anıldıkları ülkelerinin isimlerinden önce anılmaya başlandı. Kiminin dehâsından daha yaşarken faydalanıldı. Kimi de yaşamından sonra insanlığa; sevinçleriyle, gözyaşlarıyla, akılları ve coşkularıyla güzellik kattılar. İnsanı güzelleştirdiler, güzelliği evrenselleştirdiler.
Günün birinde ölümle kucaklaşacaklarını, doğadaki her canlı gibi fiziksel bir yok oluşa mahkum olduklarını kuşkusuz biliyorlardı. Dünyaya geliş biçiminin ve zamanının kendi seçenekleri dışında olmasının sıkıntısını yaşadılar belki de. Belki de onun için dünyadan ayrılışın biçimini ve zamanını kendi elleriyle seçtiler. Kendi yaşamlarına son verdikleri andaki ruhsal hallerini ve bilindiği varsayılan sebeplerin dışındaki etkenleri günün birinde öğrenmek mümkün olmayacak belki ama yaşamlarını noktalamak için doğanın sunduğu biçim ve zamanı seçme özgürlüğünü kararlı bir şekilde kullandıkları bir gerçek.
Ünlü yazar Stefan Zweig; ülkesi Avusturya' nın Nazilerin eline geçmesinden sonra sığındığı Brezilya' da, kafasına bir kurşun sıkarak, faşizmin yıkılmasını göremeden 1942 yılında intihar ediyor. Günümüzde intiharın sebebi olarak bilinen tek şey vatanına duyduğu mistik özlem ve faşizmin dünyada hızla yayılmasından duyduğu yıkıntı. Zweig' in intiharının temelinde bir insanlık sevgisi ve mazlum halklara karşı duyduğu yakınlık olduğu bir gerçek.
Ünlü "Demir Ökçe" romanının yazarı Jack London 1916 yılında yüksek dozda aldığı uyku haplarıyla yaşamına son veriyor. Tıpkı "Martin Eden" adlı romanında olduğu gibi. İnsanlığın çileli yaşamını, çetin sınıf savaşlarını kaleme alan; tarihe toplumsal mücadelenin kaçınılmazlığını not düşen bu edebi deha kendi yaşam mücadelesine karşı yenik düşüyor.
Dünyaca tanınan amerikan yazar Ernest Hemingway 1961' de çiftesini şakaklarına dayayarak ölümün soğukluğuyla gönüllü tanışıyor.
Rus şair Sergey Yesenin otuz yaşındayken 1925 yılında kaldığı otel odasında hayatına son noktayı koyuyor. Yesenin halkının bağrında yer edinmiş gencecik bir şairdi. Günün birinde ölümsüz yazar Maksim Gorki' ye bir şiirini okuyunca Gorki kendisini tutamayarak ağlamıştı. Ününün doruğunda; yakışıklı ve herşeye doygun olan Sergey Yesenin ölürken arkasında mektup olarak küçük bir şiir bırakmıştı: " ölmek yeni bir şey değil bu dünyada / ama yaşamak da yeni bir şey olmasa gerek". Yesenin' in intiharı üzerine Ekim Devrimi' nin efsanevi ozanı Mayakovski, yazdığı bir şiirle Yesenin' i intiharı nedeniyle kınar. Şiirinde şöyle der: " Bu dünyada / Ölmek güç bir şey değil / Bir hayat kurtarmaktır / Asıl güç olan". O Mayakovski ki proleteryanın gözbebeğiydi. Heykelinin dikileceğine daha yaşarken karar verilen seçkin bir insandı. Ne var ki günün birinde Mayakovski de Sergey Yesenin' den beş yıl sonra 1930' da otuzyedi yaşındayken bir tabanca kurşunuyla intihar etti. Hem de Yesenin gibi arkasında bir mektup-şiir bırakarak.
Onlar ki, yürekleri sevgi ve coşkudan taşacak kadar doluydular. İsimlerini edebiyat tarihine altın harflerle yazdırdılar ve ülkelerinin isimlerini ardlarında bırakarak biçim ve zamanı seçme özgürlüğünü son kez kullandılar.






Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kanser Hastalarına Tavsiyeler
Üç Soysuz
İnsan Olmak Utanç Vericidir Bazen
İki Toplumsal Yara
Ruhumuz Bozuk Çıktı!
Yürek Aldatmaz

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yaşamalı [Şiir]
Eylül Bakışı [Şiir]
Ben O Değilim [Şiir]
Dipsiz Kuyu [Şiir]
Uzak Hayallerden Yakın Mesafeye [Öykü]
Annem Olsaydı Elimden Tutardı (3) [Roman]
Annem Olsaydı Elimden Tutardı (2) [Roman]
Annem Olsaydı Elimden Tutardı (1 ) [Roman]
Utanç Duyuyorum [Eleştiri]


Hişyar kimdir?

Yıllardır düşündüklerime şekil vermektir arzum. Başarabilir miyim bilmiyorum ama buna kararlı olduğumu biliyorum. Hiç bir iz bırakmadan bu dünyadan çekip gitmek ne kadar acı bir şey. İz bırakanların izini sürmektir niyetim.

Etkilendiği Yazarlar:
İrvin Yalom, Amin Maalouf, Ahmet Altan, Cezmi Ersöz, İhsan Oktay Anar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Hişyar, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.