..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin. -Nâzım Hikmet
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Fantastik Roman > oğuz gölçik




18 Ocak 2008
Evet Aşk Vardır Ama Çıkarlar Daha Önemlidir...  
yazar...oğuz gölçik...

oğuz gölçik


aşık kişinin davranışları yaşanmış aşk hikayeleri...


:CBIC:




     Evet aşk vardır. Çünkü insan canının acıdığını, sevdiğini, beğendiğini sahip olmak istediklerini de-
ğişik mimikler, sözler ve davranışları ile gösterir,
belli eder, hisseder, hissettirir.
     Aşk evet, önce aşk sözcüğünü bilmeyenimiz yok gibidir. Fakat, yaşayanların bir çoğu bu güzel duy-
guyu hüzün, acı ve mutsuzlukla geçi-rilmiş bir za-
man olarak anımsarlar.
     Ama her nedense, tekrar aşık olabilmek için ade-
ta çırpınırlar.
     Mutluluğu ve hoşluğu yaşayanlarda, acı çekenler kadar olmasa da pek az sayılmazlar.
     Bir filmdi sanırım, yanlış hatırlamıyorsam.
     Hikaye bu ya:
     Uzaylılar bir gün dünyaya dünyalıları tanıyıp,
yaşam ve aile biçimlerini izlemesi için kendilerin-
den birini genç bir erkek haline getirip, dünyaya yollamışlar.
     Dünya’ ya inen genç bir süre etrafta dolaşıp, çev-
resi hakkında bilgi edinmeye çalışır ve sonunda
bir ailenin yanında çocuk bakıcılığı yapmaya karar verir.
     Böylelikle toplumların en küçük ve en güçlü ku- rumunun içerisinde yaşarsa daha çok bilgi
sahibi olabileceğini düşünür.
     Ve çeşitli müracaatlardan sonra 3 çocuklu bir
ailenin yanında iş bulur.
     Çocuklar 10 ile 15 yaş grupları arasında 2si kız
Biri erkektir.
     Ailemizde baba pazarlamacılık yapmakta, gün-
lerinin çoğunu kent dışında geçirmektedir.
      - 7 -
     





















     Anne ise ev hanımıdır. Baba dışarıda olduğu için uzaylı arkadaşımız iş görüşmesini anne i le yapıp anlaşmıştır.
     Uzaylı arkadaş, çalışmaya başlar. Ev içerisinde çocukların dersleri, davranışlar ı ve beslenmeleri ile ilgilenmektedir.
     Ev hanımı anne yemek pişirme, sağlık, ev düze-
ni, alışveriş v.s evin hemen hemen bütün prob-lemleri ile boğuşmaktadır.
     Aradan bir hafta kadar süre geçer. Ve bir gün, uzaylı arkadaşımız bir takım tekniklerle kendi gezegenine mesaj gönderir.
     Ve şöyle bir konuşma geçer, gezegendeki sorum-lularla arasında:
     -X gezegeninden !!! Dünyada nasıl bir yaşam ve aile biçimi var?
     Dünya’ daki uzaylı:
     Burada herşey çok güzel. Harika bir tabiat var. Canlı çeşitleri çok. Fakat, anne diye bir yaratık var, olağanüstü çok fedakar.
     Çocukları ve evi için, hiçbir şeyden kaçınmıyor. Yemiyor yediriyor, içmiyor içiriyor, giymiyor giydi-riyor, uyumuyor uyutuyor.
     Doğuruyor, besliyor, çalışıyor çalışıyor çalışıyor, inanılır gibi değil.
     X gezegeninden:
     -Vay beee ne fedakar bir yaratıkmış! İnanılır gibi değil. Bizi haftaya tekrar ara. Araştırmaya devam
et.
     Uzaylımız bir taraftan evde çocuklarla ilgilenir-ken bir tarafta da çevre ve diğer insanlar hak-
      - 8 -






















kında bilgi edinmeye çalışır.
     Ve bir gün baba eve döner. Elinde kocaman bir bavul, içi seyahatleri esnasında giydiği, kirli eşya-larla doludur. Yorgundur, bitaptır, haftalardır e-vinden, karısından ve çocuklarından uzaktır. Üstü başı da pek bakımlı değildir, doğal olarak.
     Adamcağız evinde pek kalamadan birkaç gün sonra tekrar yollara düşer.
     Ve uzaylı dostumuz kendi gezegenine tekrar me-
saj yollamaktadır.
     -Sayın X gezegeni sorumluları.
     -Beni dikkatle dinleyiniz. Dünya’ da baba diye bir yaratık var. Olağanüstü, yemiyor yediriyor, giymiyor giydiriyor, çalışıyor çalışıyor , seyehatler yapıyor.
     En güzel yatağı evine alıyor ama o çoğunlukla trenlerde, yolculuk esnasında kanepelerde uyuyor.
     Çocukların okul taksitleri, evin giderleri karı-sının giderleri, kısacası karısı ve çocuklarının rahat yaşamaları için gece gündüz çalışıyor. Bu kadar ça-lışma ve yıpranma karşısında, emekli olur olmaz ölüp gidiyor.
     Geride bıraktığı mallar ve sigorta parasıyla karısı ve çocukları rahat bir hayat sürüyorlar.
     X gezegeninden:
     -Vay be! Peki dünyalılar baba olacak kimseyi na-
sıl buluyorlar?
     Dünya’ daki uzaylı genç:
     -Ben de onu çözemedim.Burada herkes baba ol-
mak için kuyruğa girmiş!

      - 9 -






















     Bu örneği erkek egemen bir toplumun, duygu sö-mürüsü olarak algılamayın.
     Yalnızca insanın bazı hallerde çile çekerek de mut-
lu olabileceğini vurgulamak istedim.
     Ne kadar kendimizi, çevremize ve ailemize karşı davranışlarda, mecbur hissetsek de genellikle insan-ları mutlu etmek için harcadığımız, emek ve zamanı onlar için değerlendirdiğimizden mutlu oluruz.
     Aşk tanımları her insana göre farklıdır. Yaşama değerleri de öyle.
     Aşk için ortak tanılar nelerdir?     Gerçi bu kitap bilimsel değerlerden çok uzak olarak hazırlanmış. Amaç sizleri biraz gülümsetebilmek.
     Belki de aşk, acılarınızı hafifletmek yada aşık-sanız, mutlu olmanız için detayların karmaşıklığı-
nı anlatmak.
     Kısaca sevginizi dolu dolu yaşayabilmek için ne-lerden sakınmanız gerektiği konusunda hoş fi-kirler vermekten öteye gitmeyecektir.
     Aşkın tanımı:
     İki kişi arasındaki duygusal yakınlıktan ve cin-
sel çekicilikten doğan tutkulu duygu.
     Tabii. Kutsal aşk! Vatan aşkı v.s v.s.
     Biz burada iki kişi arasındaki aşkı konu edece-
ğiz. Günümüzde değerler yüzyılımızda çok değişti. Modern toplumun ihtiyaçları nasıl müthiş farklılık-lar getirdiyse belki aşkın kavramı değil ama, süre-
si, beklentileri ve biçimi değişiklikler göstermeye başladı. Bu da çıkar ilişkilerini güçlendirdi.
     Basit bir örnekle kız ve erkek birbirlerini ger-çekten çok severler, aşklarının en ateşli günleri ya-
      - 10 -






















şamaktadırlar. Oturdukları yerden 10 km kadar zıt bölgelerde çalışmaktadırlar. Sabah işe gitmek için otobüs durağına yürümektedirler.
     Sabah sabah durakta sıkış tepiş otobüse binecek-ler ve işlerine gideceklerdir. Erkek yada kız (isimlendirmeyelim) çalıştıkları iş yerine yakın ça-lışan başka komşuları vardır. Onun da kendi özel aracı., Taraflardan birine kendisini iş yerine bırak-mayı teklif eder fakat aşk bu ya eşi tarafından yanlış anlaşılacağından diğer eş teklifi ret eder
ve otobüsle gidip, gelmeye devam etmektedir.
     Birkaç gün bu teklif devam eder, her seferinde ret cevabı gelir. Özel aracı olan kimse güvenilir bi-rine benzemektedir. Üstelik komşudur da.
     Lakin ne gereği vardır. Eşe karşı sorumluluk da-
ha önemlidir. Yalnız komşunun niyeti ne olur-
sa olsun taraflardan birini arabasına bindirmektir.Bunda da şansı çok yüksektir. Kendisine bir gün mutlaka ihtiyaç duyulacaktır. Bu taraflardan birinin işe geç kalması, yağmur yağması, eşi ile münakaşalı bir döneme rastlayabilir.
     Taraflardan birine kendisini beğendirmek gibi bir niyeti var ise, sürücünün arabasına aldığı karşı cin-
se kur ihtimali yüksek olacak, olaylar süre içerisinde alevlenebilecek hale gelecektir.
     Tabi genellikle umulan biri değildir. Çünkü aşk devam etmektedir. Kıskançlık ve kopuş işte acılar geri dönüş zayıftır.
     Belki tam olarak böyle değildir ama yakın şeyler
dir. Burada insanın ihtiyaçları ve zaafları ön plana çıkmaktadır.      
      - 11 -






















     Doğru mudur? yorum size kalmıştır. Fakat hiçbir kadın ve erkeğin aşklarının yoğun yaşandığı ilk dönemlerde ne kadar güvenilir olursa olsun, böyle
bir şey hoşlarına gitmeyecektir. Aşığın kıskançlığı vardır, olması bana göre doğaldır. Çünkü seçtiği ki-
şi tektir, bir tanedir, en güzeldir, herkes ona hayran-dır, ulaşılmazdır ama ona aşıktır. İşte bu duygular-
la kıskançlık etmesi normaldir.
     Yok kıskanan insanın kendine güveni olmazmış dedik ya, bu bilimsel bir kitap değil, halt etmiş onu söyleyen affedersiniz.
     Bu örnekte komşunun arabasıyla giden taraf şöy-
le düşünebilmelidir. Evet gideceği yer uzaktır, yol-culuk otobüsle sıkıntılıdır. Üstelik geç kalınmıştır, v.s v.s. Ama diğer eşte aynı sıkıntılarla çalıştığı ye-
re gitmektedir yada böyle olmayabilir. Daha rahat olabilir karşı taraf. Aşk çıkar ve rahatlık gözetme-den onu yaşayabilmek için yapılan fedakarlıklarla
da ölçülebilir. Karşı tarafın duygu ve düşüncelerine saygılı olabilmek aşkı yaşatabilmek için çok önemlidir. Zira aksi, aşık olduğunu sanıp, gününü gün etmekten ileriye gitmez.
     Sevgi ve aşk bebek gibidir. Yedirmek, korumak, gezdirmek, öpmek, koklamak, düşünmek, güvendir-mek en önemlisi büyütüp, geliştirmek ve olgunlaş-tırmak ister.
     Bazen bir dokunuş, küçücük bir çiçek, bir sevgi sözcüğü, bir gülüş en aşılmaz engelleri bile bir çırpı-da aşar.
     N.Necmi ONAN’ ın “Gülümseme” adlı makale-

      - 12 -






















sindeki hikaye en güzel örneklerden biridir, sevginin öneminin.
     Genç kız üzgün görünen yabancıya gülümsedi. Adam kendini daha iyi hissetti. Geçmişte bir arka-daşının yaptığı bir iyiliği hatırladı ve ona bir teşek-kür mektubu yazdı. Bu arkadaşının öyle hoşuna git-
ti ki, yemek yediği lokantada iyi bir bahşiş verdi.Bu bahşişin miktarına şaşıran garson, paranın bir kıs-mını yolda gördüğü fakire verdi. Fakir adam çok sevindi.
     Çünkü iki gündür ağzına bir lokma koymamıştı. Yemeği bittikten sonra kaldığı izbe odaya gitmek üzere yola koyuldu. Yolda soğuktan titreyen bir köpek yavrusuna rastladı ve onu alıp eve götürdü. Soğuktan kurtulup, başını sokacak bir yer bulduğu için köpekçik çok mutluydu.
     Gece evde yangın çıktı. Köpek yavrusu havlama-
Ya başladı. Bütün ev halkını uyandırana dek, hav-ladı ve böylece bütün ev halkı kurtuldu.
     Kurtulan çocuklardan birisi büyüdü ve Cumhur-başkanı oldu.
     Bunların olmasını sağlayan ise bir kuruşa bile
mal olmayan sıcak ve içten bir gülümseme idi.
     Ne kadar hoş değil mi? Yüzünüzdeki gülümseme-
yi görür gibiyim. Bir gülümsemenin yarattığı muci-zelere binlerce örnek verebiliriz. Karşılıksız, çıkar-sız, önyargısız. Sanki rüya gibi geliyor insana, as-lında ne kadar basit hemen uygulayabilirsiniz.
     İçinizdeki sıkıntınız dağılacak, sevinciniz arta-caktır. Aşkın konsept i alış veriş üzerine kurulmuş-tur. Aksi halde acı çekilir, gerçi hoş karşılıklı olsa
      - 13 -






















da, bu acı zaman zaman hissedilecektir.
     Ben şahsen aşkı çok yoğun yaşayan en derin acı-larını ve hoşluklarını tatmış biriyim. Yine de aklım-da hep güzel tarafları kalmış, Acıları hatırlamıyo-rum, çünkü aşk insanın yaşamı boyunca tadabilece-
ği en müthiş duygu. Çılgınca, delice, masumca, dü-rüstçe müthiş bir his.
     En iflah olmaz romantiklerden biriyim. Aşkın ya-şı, zamanı, cinsiyeti ve sayısı var mı hiç zannetmi-yorum. Ama kaç kere aşık olursanız olun, bir tanesi-ni asla unutamıyorsunuz üstelik size en çok acı ve-reni, kim bilir belki de bende bir tuhaflık var. Kara-
rı siz verin.
     Ağacın güneşe olan aşkı gibi ağaç hep güneşe doğ-ru döner, lakin onun sonunu ateş hazırlar. İşte aşk son olmasa da neticede yakar eritir, biz bunu bile
bile kollarımızı açar, ona ulaşmak için var gücü-müzle koşarız. Aşık insan neler yapar, neler hisseder gibi kalıp cümleler kurmayacağım. Fizik mi, kimya mı yoksa uçan balona binmiş güneşe doğru giden bir pamuk helva mı?
     Her ne olursa olsun, harika bir duygu. Har zaman her şeye değer.
     Çok sevdiğim bir hanım aşk için şöyle demişti:
     -Bir sürü problemler yaşandıktan ve yaşanacak olduğunu bile bile aşk her şey midir?
     Bence evet, aşk her şeydir. Başlandıktan sonra mutlak yaşanmalıdır. Yaşayarak çok acı çekebilir-siniz. Ama aşık olup, yaşayamazsanız biliyorum ki kabir azabından daha çok acı çekilecektir. Bir kur-şun gibi yüreğinize çökecek ve bir daha asla o ağır-
      - 14 -






















lık yok olmayacaktır. Eksikliği hep hissedilecektir.
     Azaltmanın yolları vardır. Acıyı en çabuk azalt-manın kolayı yeniden aşık olmayı denemek. Tavsiye olunur. Ve genellikle öyle yapılır. Yalnız bir problem vardır çok dikkatli olunuz. Tekrar barışma ve geri dönme ihtimaliniz her zaman olduğu için, bu şansı-nızı başka biriyle beraber olursanız tamamen kay-bedersiniz. Onun için tavsiye olunmaz. Hatta böyle bir yola başvurduğunuz için rencide olur, kendinizi suçlu hissedebilirsiniz.
     Çok yoğun bir aşk yaşayıp, ayrılmış iseniz mutla-ka kendinizden çok emin olmadan, sıradan birlikte-liklere girmeyip, kendinizi başka aktiviteler ile a-vutmaya çalışmalısınız.
     Kitabın başlığı evet aşk vardır. Fakat çıkarlar daha önemlidir. Diye başlamıştık.
     Evet çıkarlar aşkın yürümesi için çok önemlidir. Önemli günlerde alınan hediyeler yada alınmayanlar, her ne kadar cüssesi, fiyatı ve in oluşu önemli değilmiş gibi davranılsa da gerçek bu değildir. Hele hiç alınmamışsa gerçek bir son olabilir. İnsanlar her ne dense alınan hediyenin kendilerine verilen değer-
le orantılı olduğunu düşünürler ve öyledir de.
     Hediye seçerken aklınızda mutlaka özel bir şey olmasına dikkat edin. Mesela erkek arkadaşınıza pantolon askısı almak gibi şaka tabii farklı olacağım derken işin tadını kaçırmayın. Değerli ve pahalı ol-sun ne alırsanız alın.
     Kendini özel hissetsin, hatta sizin bütçenizi aş-ması, onu daha da mutlu edecektir.
     Tabii kız arkadaşınız için biraz daha, hatta ol-
      - 15 -






















dukça abartılı davranabilirsiniz.
     Karşı cinsten aldığınız her hediye, sizi ona daha
da yaklaştıracaktır.
     Yalnız yaşanan aşklar da vardır. Tek kişilik. Kar-şınızdaki insan onu müthiş sevmenize karşı, sizle birlikteliğinde, yalnızlığından kurtulacak, koruna-cak, özlenecek kim bilir belki de, cinsel ihtiyaçlarını karşılayıp, egosunu tatmin edecektir.
     Biraz açmak gerekirse, çok tehlikeli bir ilişkinin içerisindesiniz demektir. Zaman zaman bunu his-setseniz de bir türlü kopamazsınız. En küçük prob-lemleri ayrılık meselesi haline getirir, doyumsuzdur. Gözü devamlı etrafındadır.
     Aslında mutsuzdur, çünkü kimse böyle birine a-
şık olmamış, ama siz olmuşsunuzdur.
     Zira onun aradığı aşk değil, ihtiyaçlarını gidere-
cek her hangi biridir.
     Zaman zaman kendinizi yalnız hissettiğinizde
size birkaç güzel söz edip, sizi ihtiyaç duyduğu sü-rece elinin altında tutacaktır.
     Kendine güven duyduğu ve yeni bir ilişkiyi baş-latacak ortamı bulduğu zaman sonuç bellidir.Zaten bizim beraberliğimiz yürümüyordu. Sen beni mutlu edemedin...
     Bir de sizin kendinizi suçlu hissetmenizi sağla-
mak için sen beni hak etmiyorsun. Beraberliğimiz boyunca sana söylemedim ama hiç mutlu olmadım.
     Aksine halbuki alan hep o olmuştur. İşte aşk bun-ları beraberken kesinlikle, hatta ayrıldıktan sonra
bir süre, anlayamayacağınız kadar yoğun yaşanan
bir duygudur.
      - 16 -






















     Sizi atomlarınıza ayırarak terk eder.
     Seni sevdim, hayatım boyunca da seveceğim, ken-dine dikkat et gibi yalanları eklemeyi ihmal etmez.
     Kariyeriniz yerlerdedir. Çevrenize hatta ailenize beraberliğinizin ciddiyetini anlatmış, onun ne kadar erdemli bir insan olduğundan söz etmişsinizdir.
     Maddi durumunuz bozulmuş, çevre ile ilişkileri-
niz zedelenmiş, yüreğiniz acı yumağına dönmüştür. Sağlığınız darmadağın olmuş kala kalmışsınızdır.
     Artık siz iyileşemez en yakın arkadaşlarınız da-
hil, kimseye güven duyamazsınız. Hala olanları kavrayamamış, mantıklı bir açıklama bulmak için zihninizi yormakla meşgulsünüzdür.
     O ise hayata başka avlarla devam etmektedir. So-nuç eğer sizi rahatlatacaksa, onun aleyhine olabile-cek her şeyi, kişiliğini ortaya koymak açısından de-şifre ediniz. Göreceksiniz size iyi gelecektir. Aksi halde, size yaptıklarını arttırarak başkalarına uy-gulayacaktır.
     Fakat, önemli olan sizsiniz. O güzel yüreğinizi nasıl iyileştireceksiniz?
     Onda size ait ne varsa iade etmesini isteyin. Ve sizde, ona ait ne varsa arkadaş ve aile çevresinin i-çinde, ucuz bir torba ve koliyle önüne bırakınız.
     Doğruyu söylemek gerekirse, ne yaparsanız yapın, onu unutamazsınız.
     Artık her şey zamanın elindedir. Başka da çare-
niz yoktur.
     Yine de mutlu olun, zira altın gibi bir yüreğe sa-
hip olduğunuzu düşünün, aşk nefes almak için ge-rekli değildir. Sağlıklı olduğunuz sürece mutlaka o
      - 17 -






















hissettiklerinize yakın hatta daha güçlü duygular hissedebileceğiniz biri, sizi bir yerlerde bekliyor ola-bilir.
     Ona ulaşmak için daha bakımlı ve sağlıklı olun. Tabii temkinli ve dikkatli. İntikam almak için da-ğıtmadan, intikam ilkel bir duygudur. İnsanın so-nunda karşısındakine verdiği zarardan daha fazla-sını görmesine aracılık eder.
     Sizin vereceğiniz yalnızca ders olmalı. Toplum kuralları ve insani ölçüleri aşmamalıdır.
     Bir de kıskanç olmayan aşıklar vardır. Bunların genellikle eğitim seviyeleri yüksek, iyi yetişmiş ke-simden olduğu vurgulansa da, toplumun her kade-mesinde mevcutturlar.
     Özellikle çevreleri tarafından pof poflanıp, şımar-tılmış tiplerden çıkar.
     Yani ben kendime ve eşime güvenen biriyim, kıs-kanmam gereksiz, gibi laflar edip, öyle de davra-nırlar.
     Aşk ve eş korunması, kollanması, sevilmesi, nadide bir parça gibi itina edilmesi gereken çok önemli un-surdur, varlıktır, duygudur. Bu çok tabidir ki bir takım çok özel duygular iki kişi tarafından bilinmeli ve yaşanmalıdır.
     Bu özel durumlara müdahale edilmesi veya mü-dahaleye teşebbüs halini oluşturacak her hareket, davranış ve itirazın adı kıskançlıktır.
     Eşlerin birbirlerine bu korunma güdüsü ile hare-ketleri olağandır. Tabii bir hastalık durumu söz konusu değil ise. Yalnız bazı ortamlar eşlerden biri-nin kıskançlık etmesi için çok uygundur. Her kıs-
      - 18 -






















kançlık hastalık değildir.
     Düşünebiliyor musunuz? Eşinize birisi kur yapı-yor ve siz eşinize güven duyduğunuz için görmezli-
ğe gelip, eşinizin hoşuna giden bu aldığı iltifatları size iletmesine imkan veriyorsunuz.
     Evet gerçekten benim eşim çok yakışıklı ve iyi ye-tişmiş biri. Şekerim ben eminim ki senin bu işle olan problemlerini çözebilir, sen onu ikna edip, bir akşam yemeğine çıkarabilirsin. Ondan söz alabilirsen kesinlikle yapar. Çok güvenilir ve tutarlı biridir.
     Şimdi bu kişi gerçekten öyledir. Güvenilir eşine sadık, dürüst biridir. Peki davranış ve duygu açı-sından sizce şık oldu mu?
     Eğer olduysa emin olun sizde bir tuhaflık vardır.
     Doğrusu şöyle olması gerekmez miydi?
     Arkadaşınızın size gelip, Benim bir iş problemim var. Bunu eşinin çözebileceğini düşünüyorum. Bu konuda senin yardımını almaya geldim.
     Tabii şekerim eşim güvenilir ve tutarlı biridir. Bu konuda sana yardımcı olabileceğine inanıyorum. O-nu ofisinde ziyaret edebilir konuyu açabilirsin. Da-ha samimi bir ortamda konuşmak istersen, seni bir akşam yemeğe beklerim. Gerekirse konuyu yemekte birde ben açarım demesi daha uygun olmaz mı?
     Toplumun dejenere olmuş kesimlerinde beraberlik-lerden bir çıkar elde etmek, mecburiyet haline dö-nüşmüş.
     Reklam, görüntü ve modernlik adına medeni ol-manın vasıfları maalesef aşk ve duygu istismarı için uygun ortamlar hazırlanmasına vesile olmuştur.
      - 19 -






















     Yeni yetişen gençler aşk ve duygu yüklü beraber-liklerin tadına varmaya çalışırken, gençliği yönlen-diren, onlara toplumun görsel değerlerini sunmaları gerekenler, reytinglere ve reklam gelirlerine gençle-rin geleceklerini pazarlamaktadırlar.
     Bu da aşkın, sevginin planlı, programlı olarak ya-tırımcılar tarafından pazarlanması anlamına gel-mektedir. Galiba en tehlikeli çıkarcılıkta bu olmalı diye düşünüyorum.
     Medeni modern olmak kendini iyi yetiştirmekten, toplum değerlerini egale etmemekten ve kız yada er-kek arkadaşınıza gerçekten seviyeli, anlayışlı, nazik olmaktan geçer.
     Aşkı yaşarken sadece iki insan vardır. Özeli onla-ra aittir. Geneli herkesi ilgilendirir.
     Gerçek aşkı iki tarafta yaşıyorsa bir müddet man-tık aramamak gerekir. Her iki tarafta olağanüstü özveride bulunacaklardır.
     Ancak bir süre sonra taraflardan biri, kolay yaşam için en yatkın olanı, çevresi tarafından şımartılıyor ise, önce o yan çizecek ve hayatının aşık olduktan sonra sıradanlaştığından şikayete başlayacaktır.
     Kısacası aşk onu sıkacaktır.
     Doğru mudur aşktan sıkılmak?
     Karşı tarafın duyguları ne olacaktır.İnsan olarak dürüst olmak aşkta ne anlama gelir.Ne kadar yazıp, çizilse, anlatılsa bile, o esnada hiçbir tavsiyenin faydası olmayacaktır. Bir taraf evet seni seviyorum, sana aşığım ama seninle yapamıyorum diyorsa, yapı-lacak bir şey kalmamıştır. Onun içindir ki birlikte-liklerde çok fazla özveri, büyük üzüntü ve pişman-
      - 20 -






















lıklara neden olacaktır.
     Maalesef bunları yazan ben, aşık olduğumda bütün varlığımla kendimi, birlikte olduğum insana adapte ediyor, en küçük ilgisizlik ve riyada çok bü-yük üzüntüler çekiyorum. Adeta bütün tecrübeleri-me rağmen, yaşamla ilişkimi donduruyorum. Bu ko-nuda her acı çeken insan gibi ben de değişik metot-
lar deniyorum. Acımı azaltmak için benim buldu-
ğum metot, yazmak, yazmak, yazmak.
     Şiir kitaplarım ve romanlarımda hep bu terk edili-
şi işledim. Bütün yazılarımı bunun üzerine kurgu-ladım.
     Zira hayatım boyunca etkilendiğim en önemli o-layları aşk konusunda yaşadım. Yazdıklarımın he-men hemen tamamına yakını, başımdan geçen olay-ları konu eder.
     Ancak şimdiye kadar okuduğunuz satırlarda aş-
kın olumsuz taraflarını gördünüz. Şimdi biraz bu karanlık ve baskıcı atmosferden çıkıp, aşkın o do-yumsuz güzelliklerine dalalım.
     Ellerinden tuttuğumda yeniden baharı yaşarım. Sen ellerimden tuttuğunda yüreğime bir kanal açılır ve içinden sen geçersin, ılık, ılık. Gözlerim nemlenir, kanım delice akmaya başlar. Aşkın coşkusunu yaşa-rım, şuursuzca saçlarına dokunduğumda. Gözlerim tel tel tarar onları dikkatlice. Kokusu kadınlığını çağrıştırır, bende. Sarıldığımda sana saatler durur, gece gündüz birbirine karışır. Ben bilerek esir ede-
rim kendimi sana. Çünkü ancak sana sarıldığımda yüreğim bir anlık durur. Yalnızca yüreğinin sesine kilitlenirim. Ya bir gün, işte sana geldim artık ay-
      - 21 -






















rılmak yok, dediğinde inan hiç şaşırmayacağım. Be-
ni sevdiğini biliyorum. Bir insanın coşkusunu, se-vincini, özlemini, korkularını paylaşabileceği, özel-lerin tamamını yaşayabileceği tek canlı aşık olduğu insandır. Ne mutlu, böyle beraberlikleri, güveni ya-şayan insanlara. Ve bunu sürdürenlere.
     Aşk çoğu zamanlar maalesef yaş, kültür, ırk ve
din gözetmiyor.
     Doğruyu söylemek gerekirse gözetmesi iyi olurdu. Zira sipariş kabul etmeyen bir duygudur.
     Aşklar ne kadar eşit koşullarda yaşanırsa, taraf-
lar birbirlerinden daha çabuk ve kolay emin olurlar. Ayrılıklarda daha mantıklı mazeretleri olur.
     Aksi durumda karşınızda ki insanın gerçek niye-tini anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Sizi hangi çı-karlarına alet etmek isterse o tarafa yönlendirip, yukarıda saydığım zıtlıklardan birini kesinlikle a-şılmaz bir mecburiyet gibi gösterip, ortada bırakabi-lir. Kullanıldığınızla kalırsınız.
     Aşkın bu yüzü kullanılmanın en acı tarafıdır. Kullanana gerçek ismini, kısmet olursa bundan son-ra yazacağım kitapta koyacağım.
     Zengin kimselerin bir takım ihtiyaçlarını karşıla-mak sözleşmesi ile ya da heveslerini isteklerini sö-züm ona hayallerini satın aldıkları birliktelikler vardır. Bunlara sıkça rastlamaktayız.
     Genellikle kızın kültürü, sosyal durumu uygun olmadığı halde yalnızca görüntüsüne güvenerek, rahat yaşama ulaşma isteği, onu ya bir para babası-nın sex kölesi, yada gecelik zenginlerin günlük tatlı-sı haline getirmesi kaçınılmazdır.
      - 22 -






















     Bu tip ilişkilerin aşkla ilgisi sex yapmaktan ileri gitmez. Kısacası tamamen çıkarlar üzerine kurulmuş birlikteliktir.
     Varlıklı biri ile, gelir seviyesi, kültürü ve sosyal durumu kısıtlı biri aşk yaşayamaz mı tabii ki yaşarlar.
     Çıkarlar beyinlerinde davul çalmıyor, yürekleri birbirlerine denk düşmüşse pekala olabilir.
     Kendini rüzgara bırakanları da yazmadan geçe-meyeceğim.
     Bulundukları her ortamda kendilerine bir aşık edinirler, ortamı değiştirir değiştirmez, aşıklarını
bir anda ortada bırakırlar. Çok duygulu sevecen iyi niyetli gibi görünürler, sanırsınız ki size ayrılamaz şekilde bağlanırlar.
     Bunları anlamak çok zor değildir. Kaç okul de-ğiştirdiyse, o kadar aşığı olmuş, kaç ev, kaç iş de-ğiştirdiyse hepsinde farklı tecrübeler yaşamıştır. Mutlaka sizde onun ortamında yeni bulunmuşsu-nuzdur.
     Birkaç hafta önceyi araştırırsanız, öyle çok bu-lunmaz biri olmadığınızı anlayacaksınızdır.
     Evlilik, genellikle çıkarların çatışmadığı, ekono-mik durumunuzdan, eğitim, din, kültür ve fizik gi-
bi eşit durumlarda olması gerekmektedir.
     Gizli yaşanan aşkların sebepleri burada sayama-yacağımız kadar çoktur xxxxxxxxxxxxxxxxx.
     Örnek vermek gerekirse taraflardan birinin yada her iki tarafın evli olması. Taraflardan birinin sta-tüsünün aleniyete kapalı olması. Sizi ailesine tanış-tırmak için ailesinin veya kendisinin hayallerine uymadığı için, tercih hakkını gizlilikten yana kul-
      - 23 -






















lanması durumu.
     Bu tip birlikteliklerde doğan aşklar fazla uzun ömürlü olmayacağı gibi ayrılıklarında da büyük acı-
lar verebilir. Böyle bir aşk yaşıyor iseniz (evliliği olanlar hariç) mutlaka ortaya çıkmalı ve sonuçları göğüslemelisiniz. Yoksa siz beş para etmez bir aşık-sınızdır.
     Yine de derim ki gerçek bir aşk yaşıyorsanız mut-luluktan çok acıya da alışmışsınızdır. Olsun bir öm-rün aşk acısını birlikte alınacak birkaç dakikalık nefesle unutabilirsiniz.
     Ve inanın o birkaç dakikalık mutluluk bir ömre değer. Tabii değecek aşığı bulmuş iseniz. Çoğumuz aşkı yaşarken değil de daha sonraki zamanlarda iş işten geçince değerlerini anlarız. Daha sonraki yıl-larda onunla mutlu olabilmek varken vazgeçip, baş-ka biriyle mutluluğu denemiş olmanın geri dönül-
mez yürek kanamalarının içinde boğulup yok olu-
ruz.
     Ne yaparsınız bilmem nasıl yaparsanız yapın ger-çekten aşık iseniz aşkınızı yaşayın Sizin hayatınızı başkalarının yaşamasına izin vermeyin. Bu arada aşkınızı yaşayın diyorum, yanlış bir şey yapıp aşkı-nızı yaşayamayın demedim.
     
     Size bir öykü:xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
     Bir adam genç bir kızla karşılaşır. Ve o kız yıllar önce tanıdığı birine çok benzemektedir. V.s v.s. Kısacası adam kıza aşıktır. Duygularını kıza anla-tır. Kızda kendisine karşı bir şeyler hissettiğini söy-ler, ve ilişki başlar. Gelecekte birbirlerine aşık ol-
      - 24 -






















duklarını ve birbirlerinden ayrı yaşayamayacakları konusunda hemfikirdirler.
     Adam evlidir. Eşinden boşanacağını ve kendisiyle evlenmek istediğini sık sık tekrarlamakta , genç kız buna onay vermektedir. Kısaca bir gün hiç yoktan genç kız erkeğe ayrılmak istediğini söyler. Sebep olarakta kendisinin evliliğini göstermektedir. Haklıdır da genç kız. Erkek ne yaptıysa kızı ikna edemez. Çekilen tarifsiz acılar neticesinde ayrılırlar.
     Bir yıl kadar hiç görüşmezler ve nihayet bir gün karşılaşırlar. Birbirlerine sarılmamak için yol orta-sında kendilerini zor zapt ederler. (Erkek o günü hatırladıkça keşke sarılsaydım diye içinden çok ge-çirmiştir. O istek ve arzu kesinlikle içinde bir eksik olarak kalacaktır.) Sonuçta birbirleri ile konuşmak istediklerini söyleyip, buluşurlar.
     Kısa bir durgunluktan sonra açılırlar ve birbirle-rini çok özlediklerini geçen zaman içinde hayatları-na kimseyi sokmadıklarını anlatırlar. Erkek eşinden boşanmak üzere mahkemeye başvurduğunu ve eşiyle hiçbir beraberlik yaşamadığını anlatır.
     Bu konuşma genç kızı daha da umutlandırmıştır. (Erkeğe göre) erkek sevdiğini ve sevildiğini düşünür. Aşk müthiş bir yoğunlukla yaşanmaktadır. Artık sürekli birlikte olmaktadırlar. Erkek ve kadın gibi. Birbirlerinin her konuda ikizi gibidirler. Yalnız kız-da bazen küçük yalanlar ve olayları değiştirerek aktarma gibi davranış bozuklukları baş göstermeye başlamış. Erkek bunları kızın kendisini evli olduğu için ailesinden gizleme gereğine bağlamaktadır. Ve nihayet erkek eşinden boşanır. Fakat genç kadında
      - 25 -






















hiçbir hareket yoktur evlilik konusunda, erkek evli-lik için sürekli baskı yapmakta, kadınlığını teslim etmiş bir insanı genç kadının bütün tersliklerine rağmen, hoş görmeye çalışmakta, kadının davranış-larını bahane edip, ondan uzaklaşmayı kendisine yedirememektedir.
     Genç kız durumundan gerçekten memnun görün-mekte, en küçük problemleri ayrılık nedeni olarak görmektedir.
     Bu arada 4 yıl bitmiş artık kesinlikle ayrılmalıyız denilen bir noktada ayrılmak zorunda kalmışlardır.
     Tek sebepte kızın erkeği ailesine tanıtmak isteme-mesidir. Erkek kadına gerçekten çok bağlı ve aşıktır. Kadınında öyle olduğunu sanmakta ve ona çok gü-venmektedir. Kadın birkaç süslü laftan sonra zaten bu beraberliğin hiçbir zaman evliliğe dönüşemeyece-ğini bildiğini bu birlikteliğe macera olsun diye baş-ladığını, bundan sonra kendisini aramamasını hayatında kendisine yer olmadığını söyleyerek adeta intikam almaktadır.
     Bunun tek nedeni kızın artık kendi ayakları üzerinde durabileceğine inanması ve kendi yaşıtları ile daha rahat beraberlikler yaşayabileceği ortamları hazır bulmasıdır. Erkek böyle bir şeyi kabul etmeye-ceğini, beraberlikleri sırasında yüzük bile taktıkları-nı ve resmi olmasa da karı koca ilişkisi ile evlilik a-macıyla yaşadıklarını anlatmış.
     Kullanılıp bir kenara atılacak kadar, hayat felse-fesini ve yaşam tarzının değişmesini hak etmediğini, bu ayrılığın kolayca gerçekleşmeyeceğini söylemesi, kızın bir sürü taciz edici hakaretlerine maruz kal-
      - 26 -






















masını sağlamış, artık aşk nefrete dönmüştür. Nefretin sonu asla terk etmek değildir der erkek ve kızla barışmak için ilişkiyi bir süre dondururlar. So-nuç tabii ki yine hüsrandır. Ailesinde toplum kural-larına göre yaşayan bir genç kız 4 yıl karı koca haya-tı yaşadığı bir adamı zorlayacağına, kolay yaşamı seçmesi ne anlama gelmektedir. Yarını ne olacaktır. Ailesinin hatta onu görücü usulü ile evlendirmek istemeleri bile söz konusudur. Ama o bir çaresini bulabileceğini düşünmekte o gün geldiğinde ise, ha-vuz problemi ile karşılaşacak olması muhtemeldir.
     Kız sosyal yaşamında seks özgürü gibi yaşamakta, lakin ailesinin yanındayken masum bir ev kızı olmak-tadır. Erkekten başkaca ayrılma sebepleri var mıdır?
     Kariyer sahibidir erkek. Kural dışı hiçbir hareketi söz konusu olmamakla birlikte genç kadına olduk-
ça iyi bir yaşam kalitesi sunmak istemektedir. Tek problem genç kadının ailesi ile ters düşmek isteme-mesidir. Kadınında onların gözünde biricik masum
kız rolünü yitirmemek istemesidir.
     Sonuç her iki insan içinde yaşamları boyunca ki-minle birlikte olurlarsa olsunlar silinmeyecek olum-suz etkiler bırakmıştır.
     Kimseye samimi olmayan duygularınızı samimiy-miş gibi gösterip, çıkarlarınız için rol yapma hakkı-nız yoktur. O zaman şerefli biri olamayacağınız ve haysiyetli, dürüst beraberlikler yaşayamayacağınız kesindir. Getireceği sonuçlar her zaman düşünülen kolaylıkları sağlamayabilir. Kalıcı hasarlar almanız işten bile değildir.
     İlişkilerimizde her konuda ama her konuda asla
      - 27 -






















yalan söylememeliyiz. Zira küçücük masum bir ya-lan koskocaman bir geleceği daha doğmadan boğaz-lamak demek anlamına gelebilir.
     Birliktelikler çoğu zaman geri dönülemeyecek so-rumluluklar yükler her birimize. Cinsellik işin içine girmişse kadın sonuca ulaşamadığı hallerde kulla-nıldığını düşünebilir, erkek ise ciddi bir beraberlikte toplumun ona yüklediği misyonu tamamlamak ister. Zira sevdiği insanı terk etmek koruma iç güdülerine ihanettir.
     Çıkarlar aşkta karşılıklı paylaşarak eşit biçimde olmalı, taraflar birbirlerinin zayıf noktalarını za-man içinde öğrenip, aleyhlerine kullanmamalıdırlar. Karşılarındaki insandır. Duyguları ve aklı vardır. Bir süre sonra niyetinizi anlayacak ve belki de hiç olmadık yöntemlerle sizi taciz edecektir.
     Hep bağlılıktan söz ediyoruz. Dürüstlükten iliş-kilerin sürekliliğinden, açık yüreklilikten.
     Peki aşklarda zaman içerisinde bir takım olum-suzluklardan etkilenmez mi? Yada eskiyemezler mi? Rutinleşmek son olamaz mı? Pek tabidir ki insan
bir gün ölesiye sevdiği birini yarın öbür gün sevme-yebilir yada başka birine aşık olabilir hatta aynı an-da iki kişiye sevgi ve aşk duyabilir. Ne yalan söyle-yeyim ne aşık durumunda ne de terk edilen duru-munda olmak istemem, hoş kim ister ki?
     Bu durumda partnerle kesin birlikte olunmaya karar verilmişse yapılacak en dürüst hareket eski sevgiliniz veya eşinizle konuşup durumu anlatmak-tır. Evliliklerde durum oldukça zordur. Kırmadan karşınızdaki ile konuşun diyemiyorum, kırılmaması
      - 28 -






















mümkün değildir. Hatta öyle örnekler biliyorum ki
bu şekil ayrılıklarda yalnız kalan eş hayatını dış dünyaya kapatabilir. Sonuçlarını çok iyi düşünmek gerekir.Duygular zaman içinde değişebilir.Gerçek aşklarda sevginin bitmesi ayrılık için sebep olsa da,bu karşı tarafa sorumluluklarımızı unutturmamalıdır. Aşk her koşulda yaşanmalıdır derken bu başka birinin hayatını silmek anlamında değildi.
Çünkü hissedeceğiniz suçluluk duygusu sizin aşkı-nızı yaşamanıza izin vermeyecek üçünüz birden mutsuz olacaksınız anlamına gelir.
     Yaşayacağınız olaylar içerisinde kendinize uygun bir rol bulmanız gerekiyor. Sonuçta mutsuz olabilir-siniz fakat, sorumsuz ve kişiliksiz olmaktan daha iyidir. Kararınızı sevgi ile alırsanız çözümü daha kolay olacaktır.
     Gönül ilişkileri dikenleri çiçeğin içinde çıkan gül gibidir. Şöyle uzakta dursa olmaz sahip olmak ister-siniz elinize alıp koklasanız, yüzünüze dikenleri batar. Ne yaparsanız yapın ondan vazgeçemezsiniz. Kokusuna da acısına da alışmak gerekir. Gülden tamamen uzak durmak mı? o zaman doğa kanunları devreye girecek gül gelip, yüreğinize kendi yerleşe-cektir.
     Kadın ve erkek yetişkin olmak, insan olmak ne müthiş bir duygudur. Aşık olmak, üremek, çoğal-
mak ve bilinen son, sonuç?
     Madem ki yaşıyoruz bir bedene sahibiz ve bir yü-rek taşıyoruz, aşağı yukarı % 90 ımız bu duyguyla tanışacaklar. Hatta birkaç defa yaşayacaklar.Tarih boyunca tarihe yön veren insanlar hayatlarını ve geleceklerini programlarken, yaşarken yalnızca tek bir şeyi programlayıp ideal edinememişler. Aşk, aşk insanın yargıları ve görüşü rutin yaşama biçimini
      - 29 -






















değiştirir ve tarihi de yönlendirdiği de tabiidir.
     Aşık olan birinin davranış, hareket, konuşma, düşünme, beslenme, uyuma gibi fiziksel ve ruhsal değişimleri kaçınılmazdır.
     Böyle bir durumun yakın çevresi tarafından algı-lanmaması mümkün değildir. Aşık sık sık en gürül-tülü ve kalabalık ortamlarda bile iç dünyasına ka-panır. Söylenenleri işitmez. Yalnız kalmak ister. O-nu daldığı ortamdan uyandırdığınızda yüzü kızarır, sesi titrer, asabileşir, sık sık gerekmediği halde saat-ine bakar.
     Yemek, yemek istemez. Yediklerinde seçiçi değildir. Zira ne yediğini fark etmez. Yalnız giydiklerine ve bakımına daha çok özen gösterir. Görsellik ön plan-dadır. Nedendir bilinmez aşık olmak gerçekten çok hoş bir duygu olmasına rağmen maalesef aşıklar müthiş tartışmalar yaşarlar. Birbirlerinden bir sani-ye dahi ayrılmaya tahammülleri yokken uzun bir
süre birbirlerini görmeseler bile olağanüstü hasret ve özlem çekerken birkaç dakikalığına bir araya geldiklerinde çoğunlukla bu harika zamanı tartışa-rak harcarlar.Çoğunlukla tartışmadıkları zamanları yalnız geçirirler ve yine bir daha olmayacağına dair kendilerine söz verip, karşılaştıklarında yine benzer durumlar yaşanır.
     Aşık olan birinde bu tartışmalar aşıkları birbirle-rinden uzaklaştıracağına aksine çoğunlukla yakın-laştırır bile. (Tabii tartışmayı önermiyorum.) Belirli süre sonra aşıklar birbirlerinden ve aşklarından e-
min olup, birlikte yaşamaya başladığında bu tartış-malar kendiliğinden kesilecek, o yorgunluğun ola-
      - 30 -






















ğanüstü rahatlığı ve sakinliği başlayacaktır.
     Aşık çiftlerin bu tartışmalardan korkup, çekinip, ilişkilerini aslında böyle biri olarak tanımadıkları, karşısındaki insanı yalnızlığa mahkum etmemeleri gerekmektedir. Belirli bir süre sonra bu sorun aşıla-caktır.
     Sevda acıyla kardeştir. Acısız sevda sevdasız acı olur mu? Her neyse yazmış olduk. Şaka bir yana gerçekten ben çok yoğun aşklar yaşadım. Lakin hiç birinde acı çekmedim diyen biri aşkla hiç tanışma-mıştır.
     Ayrılıklarda yüreğinizden kanın çekildiğini hisse-dersiniz. İçinize kurşun bir top tam göğsünüzün ortasına yerleşmiştir. Nerededir, ne yapmaktadır, nasıldır, hasta mıdır, gülüyor ağlıyor mudur? Sizi düşünüyor mudur evet evet düşünüyordur. Bütün
bu yaşadıklarınızdan dolayı unutması mümkün de-ğildir. O da acı çekiyor mudur? Eğer acı çekiyorsa
ve siz hala aşıksanız tuhaftır lakin, bundan gizli
bir keyif alır fakat, böyle düşünemezsiniz. Ağlar ağlar ağlarsınız.
     Aşıkların ayrılıklarındaki en büyük etkenlerden biri çevredir, o insan sana layık değil, ne zaman be-raber olsanız seni üzüyor perişan dönüyorsun. Üstelik boyu çok kısa, kültürleriniz farklı, zaten ekonomik durumunuz şimdiki zamanda geçinmek için yeterli değildi.
Seni kesinlikle hak etmiyor v.s v.s. Niye böyle ya-parlar bilmem. Belki de ben toplumda iyi düşünen insanlardan değilim. Kendimin bu konuda pek dü-rüst olduğumu sanmıyorum. Ben aşkımı yaşarım
      - 31 -






















yaşarım,ve beni hiçbir şey durduramaz aşkı yaşamayı dondurduğum haldeki durumlarımda çevre ilişkile-rim acımı azaltmıyor. Ben ancak sevdiğim insanla birlikteyken mutlu oluyorum. Sizde öyle yapın elde-
ki bir kuş havadaki iki kuştan daha iyidir. Ben çı-karımı düşünürüm. Bedenim ve ruhum aşkımın ya-nında huzur buluyor. Kimi aşklar yıllar yıllar boyu sürerler en büyük aşklar en ulaşılmaz sevgiler, ula-şılmaz birleşilemez engellerle dolu sevdalarda yaşa-nır, böyle olması olağandır.
     Aşk bu sonuç ister. Sonuç alınamadığı hallerde hüsrana uğrar, yıkılır çöker mahzunlaşır, yalnızla-ştırır, acizleştirir, kahreder küçültür taciz eder. Siz siz olun ulaşamayacağınız fakat, aşık olma eğilim-lerinizin olduğu kişilerden uzak durun. Tabii seçme şansınızın olduğunu fark ederseniz.
     Bir de platonik aşklar vardır. En bilinen örneği öğrenci öğretmen meselesi. Öğrenci aşık olur, bunu öğretmenine bir şekilde belli edebilmek için çabalar durur. Öğretmen aşık olursa öğrencisine statüsü ge-reği fark ettirmemek için çabalar durur enteresan.
Bu tip aşkların çoğu beğeni ve hoşlanmadan ibaret-tir.
     Gerçek aşk yakalandığında bir anda yerini tatlı
bir tebessüm alır. Ve bu aşk acıyla değil tatlı bir gü-lümseme getirir, yüreğinize ileriki zamanlarda.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
     Soğuklar üşütemez sizi, sıcaklar yakmaz, geceler uyutmaz, gündüzler yetmez gökyüzünde bulutların şekillerinin bu kadar güzel ve karmaşık olduğunu gözlemlersiniz. Bir ağacın yüksekliğinin farkına
      - 32 -






















varır, çiçeklerin bir çoğunun ismini o zaman öğre-nirsiniz. Doğadaki o zamana kadar farkına bile varmadığınız bir çok canlının karakteristik özellik-lerini fark edersiniz. İşte bu yüzdendir ki sevdiği-nizin gözleri, kirpikleri, saçları, boyu, dişleri her
ama her şeyi size olağanüstü güzel gelir.
     Zira aşıksınızdır. Ve hiçbir insana bu kadar dik-katli ve yakından bakmamışınızdır.
     Ve o insan sizin bir parçanızdır. Gerisi sizi ilgi-lendirmez. Doyasıya yaşayamazsanız ikinize de ya-zık olacak, siz yaşama birileriyle devam edeceksiniz. Ancak aşk mahzun ve kimsesiz kalacak. Başkaca
bir birlikteliğin mutluluğunu izleyerek köşesinde ömrünü tamamlayacaktır. Aşkı öksüz ve yetim bı-rakmayın.
     Kitabımızın başlığı oldukça acımasız bir tarafını vurgulamıştır. Aşkın evet aşk vardır. Çıkarlar daha önemlidir.
     Neden böyle bir başlık gereği duydum? Tabii ki aşkı küçümsemek için değildi. Yalnızca gerçeği vur-gulamak istedim. Her aşkın içerisinde çıkar ilişkisi vardır.
     Sahip olmak gibi. Lakin vurgulamak istediğim başkaca çıkarlar için aşkı terk edip çıkara koşmaktı. Paraya, sağlığa, statüye, korkuya v.s v.s aşk bir başka çıkar için terk edilecek bir duygu değildir.
     Böyle davranılması da zaten toplum içerisinde
tam layığı gibi adlandırılmaktadır.Günümüzde her ne kadar telefon, internet gibi sanal aşklarda oldu-
ğu söyleniyor ise de ben aşık olunan kimsenin bi-rebir kendisiyle iletişim kurulmadığı hallerdeki
      - 33 -






















aşklarına da sanal bakıyorum.
     Yaşam bizlere değişik metotlar sunmuştur. Haya-tımızı yönlendirip, onu en güzel biçime taşıyabil-memiz için aşk en önemli unsurdur. Zira iki nokta arasındaki en kısa mesafe bir doğrudur. Reçete de burada aşktır.
     En güzel evler aşıklar için inşa edilmiştir. En gü-zel, en özel elbiseler yine aşıklar içindir. Çok mute-
na toplantılar onlar için yapılır. Daha neler şarkılar, türküler, filmler, romanlar, şiirler hep aşıklar için.
İşin en tuhafı da bütün bunları aşık insanlar yap-mıştır. Aşkımızı ifşa etmekten garip bir haz alırız. Gizli bir zevk duyarız.
     Onu o kadar çok sevdim ki bu şarkıyı onun için bestelemiştim. En güzel smokini onunla gittiğim ba-loda giymiştim. Seni o kadar çok seviyorum ki ilk buluşmamızda giydiğim bu bluz ü bir daha giymeye kıyamadım. Evet sana da müthiş yakışıyordu, için-
de harika duruyordun.
     Daima uçlarda radikal biçimde yaşanan başka bir duygu olduğunu sanmıyorum. xxxxxxxxx
     Sen iyi ki varsın aşk.
     Ben yazılarımda genellikle hep kendi acılarımdan bahsederim. Bencillik demiştik ya aşkın içinde var. Bir kere aşk esir almışsa ruhu bedeni böyledir. Mut-luysanız sürekli sevdiğiniz için düşünür, onun için üretirsiniz. Ama bir de mutsuz ve kandırıldığınızı hissediyorsanız, o zaman devamlı kendinizden ve acılarınızdan bahsedip, belki belki de tehditler sa-vurmaya başlarsınız. Kininiz artık önüne geçilmez bir canavara dönüşebilir. Zaman zaman sinir trav-
      - 34 -






















maları geçiririm kandırılmışlığıma, kullanılmışlığı-ma, o zaman kaleme sarılır peş peşe ateş etmeye baş-larım kağıtlara. Her kelime birer yok edici mermiye dönüşür böyle zamanlarda. Başıma ağrılar girer, tansiyonum hiperleşir, midem buruşturulmuş kese kağıdına döner acılarımdan.
     Geriye döner sığınırım yine sevdiğime arsızca. Bir çare yardım beklerim. Beni bu hale düşüren sevda-
nın sahibinden. Belki yanlış düşünüyorum diye.
Kim bilir geleceğimi çalarken gizlice, belki farkına varamamış olabilir, yada yada o da çok sevmiştir, acılar içerisinde kıvranıyordur. İşte ben geldim diye çıkıveririm karşısına umutla.
     Yine ukalaca kullandığını anlatan sözlerle karşı-laşırsınız. Ok yaydan çıkmıştır. Ateş çemberine dön-müştür geleceği, her bildiğimi, her düşündüğümü, satırlara dökmeye başlarım. Bütün bu tepkileri ah-lak dışı bulanlar olacaktır aranızda. Herkesin bir tepki tarzı vardır. Oturup bir köşeye ağlamalı mı-yım? Kendimi toplumdan uzaklaştırıp, saç sakal birbirine girmiş kağıt toplayıcılarının arasına mı katılmalıyım. Bu kadar emeği soba tutuşturmak i-
çin mi kullanmalıyım. Onun riyakarlığını ve sahte-karlığını ödüllendirmek için, centilmenlik adına,
dost kalalım böylesi daha iyi olur deyip, evine birde kırmızı gül mü yollamalıyım.
     Bu durumda sıkışan riyakar benden ne istiyorsun, yaşandı bitti, niye bu kadar uzatıyorsun diyebilir. Kim bilir aynı numaraları kaç kişiye yapmıştır.
     Sizin onunla bir işiniz kalmamıştır.
     Geçen yıllarınıza ve sevginin düştüğü acze üzü-
      - 35 -






















lürsünüz. Yazar, yazar, yazarsınız tam adını, soy-adını, adresini kullanarak. O bundan da faydalan-manın bir yolunu bulacaktır.     
     Ee artık bundan sonrası onun işidir, problem çöz-mek sizden çıkmış karşı tarafa geçmiştir.
     Bir düşünün, böylesine kinlenmek için, karşınız-daki insanın neler yapmış olması gerekir.
     Sizi evlenme vaadiyle kandırmıştır!
     Zamanınızı ve paranızı kullanmıştır!
     Tertemiz ilişkilerinizin bitmesine aracılık etmiş, daha sonra sırtını dönmüş felsefe yapmaktadır.
     En asil ve ahlaki değerleri yok sayıp, aynı zaman-da sizi belki de aldatmıştır.
     Sizi kendine bağlamak için, yüzük bile taktırıp evlilik hazırlığına başlatmıştır.
     Her türlü zorluğunuzda yanınızdan asla ayrılma-yacağını, peşinizi kesinlikle bırakmayacağını, sev-danın değerini en iyi bilenlerden olduğunu sık sık tekrarlamıştır.
     İlk fırsatta sizi satma ve kıyaslama eğilimleri, al-datma ve terk tehditlerine dönüşmüş, yalanları artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır.
     Siz farkına varmaya başladığınızda iş işten geç-miş, yeni kucaklara yelken açmıştır bile.
     Size yıllardır damla damla biriktirdiğiniz sevgi
ve aşktan geriye düşünüp hatırlanacak güzel duy-guları yok edip, kine dönüştürüp, yazdıracak anılar kalmıştır.
     Ayrılıklar olamaz mı? Elbette olur hem de defa-larca olabilir.
     Her biri iz bırakır mı?
      - 36 -






















     Sevdim çok sevdim ayrıldık hep saygı duydum. O yada ben ayrılık istediğimizde zorlama olmadı ha-yatımda..
     Bu yazdığım son ilişki türü farklı, karşınızdaki-nin profesyonel biri olduğu düşüncesi mantığı var.
     Ona gereken cevap. Aşk şeytanı demek yerinde o-lur.
     Şeytan yalnızca iyiliklerin arasına üçüncü alter-natif olabilir.
     Aşkta şeytanlık yapanları, aşk kullanır. Öylesine zengindir ki aşk, bu tipleri satın alıp, her kucakta
üç kuruşa oynatır. Ömürleri kucakta geçer. Maale-
sef aramızda aşk şeytanları vardır. Bunları deşifre edelim, sevgileri bir daha kullanamasınlar.
     Çıkarlarına alet edemesinler.
     Zamanlarını eğlenceli, rahat yaşama isteklerini merdiven gibi kullandıkları insanlara ödetme alış-kanlıklarından vazgeçsinler.
     Maalesef toplumun her kesiminde bu tip insanlar fazladır. Çoğunlukla evli insanlardan seçerler avla-rını, zira en güvenilir tipler evlilerdir. Dur dedikleri yerde durdurulabilirler. Bu ilişkiyi gizlilikle yaşar-ken öbür tarafta hayatlarına rahatça devam edebi-lirler. Her zaman kozları vardır.
     Ekonomik olarak evliler daha güçlüdür. Daha nazik daha anlayışlı, bonkördürler.
     Av bir kere kafese girmiş her istenileni yada arzu-lananı yerine getirecektir.
     O zaman sizde kanmayın diyebilirsiniz.
     Haklısınız.
     Tabii bunlar olağanüstü durumlarda kendinizi
      - 37 -






















mutsuz, yalnız, beğenilmiyor endişeleri taşıdığınız hallerde oluşur.
     Hayatınız boyunca hiç hata yapmamış, düzenli istikrarlı, dürüst olabilirsiniz.
     Hiç önemli değildir.
     Karizma sahibi, yada çok güzel, onurlu, gururlu biride olabilirsiniz. Karşınıza çıkacak aşk şeytanı sizi gözlemleyip, hayallerinize tıpa tıp uyan biri haline derhal dönüşebilir.
     Müthiş duyguludur, paraya önem vermez, her gü-nünü dakikasını sizinle paylaşır. Yanınızda olma-dığı anlar her saniyesini anlatır. Veya nasıl hareket etmesi gerektiğini size danışır.
     Ben akıllı ve dürüst biriyim bu tuzaklara düşmem diyorsanız öyledir. Öylede olmasını temenni ederim.
     Her size iyi davranan, duygularınıza tercüman olan böyle değildir. Bu tipleri ayırmak çok belirgin değillerse maalesef hemen hemen imkansızdır.
     Bu yüzden ilişkilerimizi fazla abartmadan doğal akışı içinde sürdürmeliyiz. Frenlerimiz tuttuğu sü-rece.
     Bütün bu yazdıklarım sanki erkeklerin başına ge-lirmiş gibi algıladıysanız, bu konuda mağdur kadın sayısı erkekten fazladır.
     Ben bir erkek olarak kurduğum, cümlelerde de, er-kek tarzı vardır, olabilir.
     Bunun için özür dilerim.
     Bütün bunları içim kanayarak yazıyorum.
     Böyle bir ilişkiyi yaşayan kadın erkek herkesin neler hissedebileceğini, neler hissettiğini en iyi anla-yanlardan biriyim.
      - 38 -

yazar oğuz gölçik..
devam edecek…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ormandı En Yaşlımız
Aşk ve Trajedei. Hazal Oğuz Gölçik (Sayfa 11 - 12)
Garlar. Yazar Oğuz Gölçik...

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dostluklar! [Şiir]
Babacığım Günaydın... [Şiir]
Kadınım [Şiir]
Düşlerim Kanıyor. Oğuz Gölçik Yazar... [Şiir]
Sorgu... [Şiir]
Ceviz Sanduka [Şiir]
Hayat... [Şiir]
Köprü Altı Piyizcileri. Oğuz Gölçik - - Yazar [Şiir]
Sen Hiç Yıldız Yarattınmı? [Şiir]
Sevmek [Şiir]


oğuz gölçik kimdir?

uslanmaz romantik

Etkilendiği Yazarlar:
nazım hikmet ran


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © oğuz gölçik, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.