..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçek sanat, gizlenmesini bilen sanattır. -Anatole France
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Kesinlikle Karşıyım! > Kâmuran Esen




14 Mayıs 2008
Bir Erkeğin Birkaç Eşinden Biri Olmak  
Kâmuran Esen
Bir erkeğin birkaç eşinden biri olmayı , hiçbir kadın istemez.


:CBCJ:

Hatırlayacaksınız; Tekbir Giyim ’in sahibi, “ Üç eşim var. Rahat , mutlu yaşayıp gidiyoruz. Bundan kime ne ? “ demişti.

Bir tarihte gazetelerde bu kişinin , “ Türkiye’de daha çok kadını kapatmak istiyoruz. ” gibi bir arzusunun olduğunu okumuştum. Daha çok kadını kapatmak isteğinde olan birinin üç eşli olduğunu öğrenmek, beni hiç şaşırtmadı. Hatta, “ Tabi canıııııım ! ” bile dedirtti. Çünkü; bir erkek kadınlara hangi gözle bakıyorsa, diğer erkeklerin de aynı gözle baktığını düşünür. İşte o nedenle, kadınları sarıp sarmalamak gerektiğini söyler. Oysa ki amaç, sadece para kazanmaktır din üzerinden.

Bu haberi gazetelerde okuyunca, bakın aklıma ne geldi: Ne zamandı hatırlamıyorum. Bir özel günde Çelenk Koyma Törenine katılmıştım. Ne yazık ki, törendeki tek kadın bendim. Hemcinslerimden hiç kimsenin törene gelmemiş olması beni üzdü. Ama, erkekler içinde tek kadın olmamın rahatsızlığını duymadım hiç. Çünkü ben , Atatürk’ün manevi huzurundaydım. Etrafımdakilerin cinsiyeti beni hiç ilgilendirmiyordu. Sağ tarafımda, tanımadığım bir bey vardı. Törendekiler, yanındakine oldukça yakın durdukları halde, bu bey benden uzak durmaya çalışıyordu. Bir kadına yakın olmaktan rahatsızlık duyduğu belliydi. Oysa ki ben ona sarılmayı falan düşünmüyordum. Sol tarafımdaki hemşehrime, bu kişinin kim olduğunu sordum.Yanıtımı aldıktan hemen sonra sağıma baktığımda, o beyin başka bir sıraya geçmiş olduğunu gördüm. Sonra öğrendim ki, bu kişi iki eşliymiş. Kıssadan hisse. Yorum sizindir sevgili okurlar.

Şimdi gelelim “ Üç eşim var. Bundan kime ne? “ sorusunun yanıtına. Kendisinin üç eşli olduğundan kime ne ? Öyle mi ? Bu sorunun çok yanıtı var da, bana göre birinci sıradaki yanıt, EŞLERİNE .
Acaba eşleri ne düşünüyor, ne hissediyorlar ? Bir an için kendimi, o kadınların yerine koydum. Onların yerinde olsam; neler düşünür, neler hiss ederdim ?

Önce, ilk eşin yerine geçtim. Eşim bana sevgiyle bakarken, kulağıma aşkını fısıldarken, ellerimi tutarken hiç mutlu olmadım. Acaba üstüme ne zaman bir kuma daha getirecek diye düşündüm.Ya benden daha güzel birini bulursa diye kahroldum. İkinci, üçüncü eşine gittiği akşamlar kıskançlıktan uyuyamadım. Acaba şu anda ne yapıyorlar, bana söylemediği hangi güzel sözleri ona söylüyor, ne gibi fanteziler yaşıyorlar diye düşünmekten sabaha kadar uyuyamadım. Üstelik iki kızımız var. Ya ikinci veya üçüncü eşi oğlan doğurursa diye nöbetler geçirdim. Erkek çocuk doğurmayan kadın, kadın mı olur ? Yuh olsun bana!

Sonra ikinci eşin yerine geçtim: O - güya - kocam olacak adam yanıma gelip bana sarıldığında buz gibi oldum. Daha dün gece ilk eşiyle değil miydi ? Yarın akşam üçüncüye gitmeyecek mi ? Bana sarıldığı gibi ona sarılmayacak mı ?... Kocam mıydı bana sarılan, yoksa bir kazma mı; anlayamadım bile.

Gelelim üçüncü yani son ( şimdilik) eşe. Kocamın – şimdilik - son eşiydim. Ama buna rağmen hiç rahat değildim. Çünkü, yıllar önce radyo tiyatrosunda dinlediğim bir cümle kulaklarımda yankılanıyordu: Bir genç kız , evli bir erkeği seviyordu dinlediğim radyo tiyatrosunda. Annesi ise, kızını bu yanlıştan döndürmeye çalışıyordu. Kız , erkeğin karısından boşanacağını söylüyordu. Dedi ki annesi kızına : “ Senin için karısını bırakan bir erkek, bir başkası için de seni bırakır ”… Üçüncü kadını alan, neden dördüncüyü de almasın diyordum...Üstelik kocamı, kullanılmış eski bir eşya gibi görüyordum. Giysilerim başkasının, ayakkabım başkasının gibiydi. Başkasının giydiği bir giysiyi neden giyiyordum ? Acaba ne zaman üstüme kuma getirecek sorusu, beynimi tırmalıyordu.
Yanıma gelip bana her sarıldığında; kendi kendime “ Hiç aldanma bu yalancı sevgi gösterisine. Sana verdiklerinin hepsini diğer iki kadına da veriyor. Onun gözünde hepiniz aynısınız. Ha sen, ha Ayşe, ha Fatma. Belki yakında Emine olur bir de, daha sonra da Hayriye. Bir imam nikâhı , hoşafın yağını hemen keser.

Sonra silkindim, kendime geldim.
Paramı, bilgimi, ekmeğimi, emeğimi, sevincimi, üzüntümü bir başkasıyla paylaşabilirim.
Ama, hayat arkadaşımı, yani kocamı ASLA !
Hiçbir kadın böyle bir paylaşıma razı olmaz.
Bu paylaşıma razı olan bazı erkekler olabilir. İşte onlar da böyle üç – dört karı ( onların tabiriyle yazıyorum ) alırlar.
Sonra da “ Türkiye’de daha fazla kadını kapatmak istiyoruz. ” diye demeç verirler.
Siz önce, kadınlara bakış açınızı değiştirin .
Cık cık cık !

Kâmuran ESEN



.Eleştiriler & Yorumlar

:: Başarılar başaranların yol göstermesi ile olur
Gönderen: Hasan Pamuk / , Türkiye
23 Aralık 2012
Kamuranhanım bahsettiğiniz konu Türkiye'nin içler acısı durumunun en güzel göstergesi.CEHALET.Ama şöyle bir ters durumda vardır ki kendi ekmeğini kazanankadınların olduğu bir toplumda da tam tersi br olay yaşanmaktadır.Yani kadının evinde resmi eşi ama dışarıda istediği ve birlikte olduğu bir başka eş.Yazılarıma yaptığınız yorumlar önümde o kadar güzel bir ışık oldu ki.Bu gün bir yerlerde sıralamada yazım varsa sayenizdedir.Benden büyük iseniz ellerinizden hürmetle öpüyorum.Küçük iseniz ayakta alkışlamak lazım sizi.Her şey için teşekürler.

:: Bazen laflar yetmez
Gönderen: Mehmet Ali Özler / ,
13 Temmuz 2010
Laf olsun, satırlar dolsun diye bir eleştiri yazmak değil niyetim. Daha önceden benzerlerini okumuş olduğum halde başka bir yönü ile kaleme aldığınız bu konu okunup ta çöpe atılacak türden değil. Yine de gelelim fazla yenen fasulyenin nasıl da gaz yapabileceğine (burada, dünya genelinde kadınların yer yer baskı altında olup ne zorluklar altında yaşadıklarını tartışmak niyetinde değilim): Kadınlar ile erkekler arasında yaşama dair bir fark olduğunu ben şahsen – kişi olarak – şimdiye dek ne anlayabildim, ne de benliğimde bunu böyle görebildim. Dünyanın ve yaşamın güzellikleri ve çirkefliklerinden her iki cins sonuna kadar sorumluyuzdur. Lakin (işte bu lakinler olmasa), “ya benden daha güzel birini bulursa” diyor sunuz . Nedir kadınların bu güzellik, naziklik veya buna benzer – hiç te öyle olmadıkları halde - hassaslık takıntıları? Halbuki ben, kocasının kafasına sandalye geçirmesini bilen kadınları görüp tanımışımdır. Hakkından gelemeyeceğini bildiğinden akşam uyurken kocasının kafasını bir çekiç ile parçalayan kadınları. Hatta hatta zulme uğradığından kocasının çükünü kesenleri. Yani ikide bir bu tür konuları nezaketen dile getirip kadınlara bir şeyler öğretmeye çalışacağınıza, bir sandalyenin hıyarların kafasında nasıl da parçalanacağını öğretin onlara. Kadınlar, bir çocuk doğurma riski ve cesaretini gösterebiliyorlar ise, bunu hay hay yapabilirler. Halide Adıvar’ın bir şatoda geçen ve kadınların erkeklere sadece bir tokat atma ile yetindikleri bir roman hayatı değildir yaşam. Gerekirse masayı yerinden kaldırıp geçireceksin o zındıkların kafalarına.

:: selam..
Gönderen: Vecdi Murat SOYDAN / , Türkiye
28 Mart 2010
Toplumsal bir soruna parmak basmışsınız.Kutlarım. çok haklısınız, hiç bir kadın eşini bir başkasıyla paylaşmak istemez.Erkek açısından da durum böyledir. İslamda tek eşlilik esastır. Olayları tarih sözgecinden geçirdiğimiz zaman kendi zamanı ve koşulları içinde değerlendirmek en mantıklısıdır.İslamiyetin ilk dönemlerinde dört eşten fazla kişiyle evlilik yapılıyordu. Sınırlama olarak 4 'e inmiştir bu rakam. Çünkü, yapılan savaşlar sonucu erkekler ölmüş ve kadınların sayısı erkeklerden fazla olmuştur. kendi dönemi içinde değerlendirdiğimizde, kadını korumak için 4 ten fazla evlilikler yapılmış, ancak yüce peygamberimiz bu sayının 4 ü geçemeyeceğini belirtmiştir. durum bundan ibarettir. Yoksa tabiiki tek eşle evlilik idaeladir ve yasal olanı da budur. sağlıcakla kalınız.

:: Merhaba,
Gönderen: H Müşerref Bayhan / , Türkiye
30 Ağustos 2009
Yazınızı okudum. Size katılmakla birlikte biraz katkıda bulunmak isterim. Bana göre hiç bir kadın-kız çocuğu kendi iradesiyle ikinci-beşinci vs. olmak istemez. Kuma olmayı da kuma gelmesini de istemez. Bunu sebebi ya baskı ya çıkardır. Çok azı isteyerek seçmiştir üzülerek ve okuyanlarda özür dileyerek söyleyeyim ki onlar da asalaktır. Onların gözlerine bakın asla kadınca bir ışıltı göremezsiniz. Bir başka konu istedikleri rejim için toplumu dizginleme aracı olarak kullanmak ya da çökertme amaçlıdır. Analar akıl ile ayakta değilse toplum ayakta olamaz. Mutlu bir toplum da olamaz. Maalesef çok eşlilik sadece bu kesime ait bir durum değildir. Meşru olmasa da örneğin devrimci olduğunu söyleyenler de kadına cinsel obje-eşya-mal gibi bakmaktadırlar. Ortalık salkım saçak her iki kötü örnekle de doludur. Dostlukla.

:: selam öğretmenim...
Gönderen: asivemavi36 / , Türkiye
20 Ağustos 2009
müsadenizle ve affınıza sığınarak öğretmenim ben o şahsa pezevenk demek istiyorum...

:: Hocam Merhaba...
Gönderen: İnan ARSLANBOĞAN / , Türkiye
3 Ocak 2009
Yazınızı daha önce okumuştum. Sizi gördüğüme sevindim. Varlığımdan haberdar olun diye yazıyorum.

:: Gerçekten güzel...
Gönderen: perikizi nurperi / , Türkiye
14 Temmuz 2008
Hocam düşüncenize sağlık.Birçok kadının düşünüp de dillendiremediği bir hususta güzel bir yazıydı okuduğum.Eliniz,yüreğiniz dert görmesin.Tebrikler... Perikizi Nurperi

:: :)
Gönderen: BİNNUR EDİSAN / ,
18 Haziran 2008
Yârin yanağını paylaşmak...En zoru bu galiba bir kadın için Kamuran ablacığım...Çok güzel ve çok anlamlı bir yazı.Seviyorum sizi ...Saygılar Binnur Edisan

:: tebrik ederim
Gönderen: Gülçin / , Türkiye
4 Haziran 2008
Bu kadar yalın, bu kadar güzel bir anlatım olabilir. İzniniz olursa bağlı bulunduğum gruplara, derneklere ve e-postalara sizin adınızla beraber yazınızı göndermek isterim. Tekrar tebrik ederim, kaleminize ve klavyenize sağlık...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın kesinlikle karşıyım! kümesinde bulunan diğer yazıları...
Toplumumuzun Kadına Verdiği Değer
Kitap, Sehpa Olarak Nasıl Kullanılır!
Kâmuran Esen Shov (!)
Şarkı Sözü Yazarı Olmaya Karar Verdim
Bir Köşe Yazarının Özellikleri
Mudurnulu Fatma Nine"nin Günlüğü / Ne Günah, Ne Günah Değil?
Rtük'ün Saçmalıkları
Hay Sizin Dilinize Deve Dikeni Batsın İnşallah!
Uslu Bir Köşe Yazısı
Erkekler Şalvar ve Cüppe Giysin

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Atatürk'ü Anlatabilmek
Kütüphanelerimizin Hazin Durumu
Evli Çiftler Nasıl Piknik Yapar
Ahilik ve Düşündürdükleri
Bir İzedebiyat Yıllığı Alır Mıydınız?
Yaşadığımız Ama Artık Alıştığımız Garip Olaylar
Dün Gece Bir Rüya Gördüm - Oy Arttırma Taktikleri Kursu
Alanya'da Turizm Suratımda Nasıl Patladı!
Chp'nin Tandoğan'daki Grup Toplantısını Görmezden Gelen Medya
Mudurnulu Fatma Nine"nin Günlüğü / Güle Güle 2014

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dönüşü Olmayan Gidiş [Şiir]
Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim [Şiir]
Bensiz Yaşamaya Alışacaksın [Şiir]
Gelseydin Eğer [Şiir]
İşte Gidiyorsun [Şiir]
Ne Zaman Seni Düşünsem [Şiir]
O Beklenen Hiç Gelmeyecek [Şiir]
Çek Beni İçine Bir Nefeste [Şiir]
Sığınacağım Başka Yürek Yok [Şiir]
Uykularında Sev Beni [Şiir]


Kâmuran Esen kimdir?

Okumak ve yazmak bir tutkudur benim için. Yazdıklarımı okuyucularla paylaşmak amacıyla buraya gönderiyorum. Yıllardır, yerel bir gazeteye haftalık köşe yazıyorum. Mudurnu Belediyesinde gönüllü kültür müdürü olarak çalışıyorum. Yayımlanmış Kitaplarım: -Şiirlerle Öyküler - şiir / Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yazarlar Dizisi ( 1988). . . . . . . . -Sevgi Yumağı - şiir ( 1997 ). . . . . . . . . -K. Esen'in Kaleminden Mudurnu - derleme / Mudurnu Kaymakamlığı Kültür Hizmetleri Dizisi ( 2002 ). . . . . . . . . . . -Oynatmayalım Uğurcuğum- deneme , anı / --Senfoni Yayınları ( Haziran / 2004 ) -Mudurnulu Fatma Nine'nin Günlüğü - Baskıya hazırlanıyor

Etkilendiği Yazarlar:
Okuduğum her yazardan veya yazıdan etkilenirim. Bende bir etki bırakmayacak, herhangi bir şey öğretmeyecek bir yazı düşünemiyorum.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Kâmuran Esen, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.