..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam ciddi, sanat neşelidir. -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > İyileşme > ÇAĞLA GÖKDENİZ




16 Temmuz 2008
Yalnız Bir Opera  
ÇAĞLA GÖKDENİZ
Yaşadıklarım üşüşüyor yine bilincime.Arkalara attıklarım, unutmaya çalıştıklarım birer birer gün yüzüne çıkıyor.Mahşer kalabalığı gibi…


:BBGE:


Korkularımın tuzaklarına düşüyorum ne zamandır.Kuytularımı deşiyorum içinden çıkacak olanlardan korkacak olsam bile.

Korkuyorum da…

Bir an soluğum kesiliyor.Beni nefes aldıran organım ölüyor sanki.Duruyor bir an için…

Uçurumlar çıkıyor karşıma.Nietzsche aklıma geliyor.Uçurum hakkında dedikleri…

‘’Bir uçurumun içine baktığınızda uçurum da sizin içinize bakar.’’

Çekiliveriyorum aniden.Gözlerimi kapatıyorum ben uçuruma uçurum bana bakmasın diye.

Benim ona baktığımı bilmesin diye…

Yaşadıklarım üşüşüyor yine bilincime.Arkalara attıklarım, unutmaya çalıştıklarım birer birer gün yüzüne çıkıyor.Mahşer kalabalığı gibi…

Korkuyorum.Tekrar direncimi yitirmekten korkuyorum.

Tutunacak bir yer ararken başım dönmeye devam ediyor.Sandalye sanırım dokunduğum şey.Gözlerimde karardı bir şey göremiyorum.

………………….

Oh evet çok şükür geçiyor…

Bir kedim olduğunu, üç tane çok tatlı kardeşlerim olduğunu, bir tanesi varken sonradan bir kız bir erkek ikiz kardeşim olduğunu, annemi, babamı, sevgilimi hatırlıyorum.

Benim ailemdeki ikizleri, onun ailesindeki ikizleri anımsayıp gülümsüyorum belki ikiz olur diye…

Ellerim titriyor.Sandalyeye oturuyorum.Vücudum kasılıyor.

Bir şimşek çakıyor beynimin mahşer kalabalığında.Ve ben bana ait hiçbir şeyi bulamıyorum.Herkes yabancı…

Korkuyorum…
Bilindik ilaçlardan farklı bir ilacım vardı bir zamanlar benim.Bilindik ilaçlardan daha etkili.O geliyor aklıma.Onunla yaptığım görüşmeler.Vanilyalı çay.Vanilya kokusu.Bambudan yapılmış iki sandalye ve geçen dört aylık süre…

Beni hayata bağlamak için hala var olan sebepleri ortaya koyabilmem için yardım eden ilacım.Nerdedir şimdi bilmiyorum…

İnkum, Amasra, Bartın, Van…Çocukluğum, gençliğim, inişlerim, çıkışlarım…

Neredeyim şimdi?Her şey o kadar uzak ki hiçbir şeye yaklaşamıyorum.

Mahşer kalabalığındayım.Bana ait olan şeyler yok.Sevdiklerim yok.Tutunduklarım yok.Yok…Var olan hiçbir şey yok.Yokluktayım…Yok oluyorum galiba bende.

Geçen ayna karşısında yüzümdeki çizgileri sayıyordum.Tam kırk üç tane olmuş biliyor musun?

Bu arada kapıma biri geldi bir hafta önce.O beni çok seviyormuş bende onu.Oturdu bize ait şeyleri anlattı, sonra anlam veremediğim bir sebepten dolayı ağladı.Çağla geçecek bana güven dedi.Ne geçecek acaba diye sormadım.O kadın da benim ilkokuldan üniversiteye kadar aynı sınıfta okuduğum arkadaşımmış.Ben hatırlamıyorum bize ait hiçbir şeyi.

Gözlerime baktı.Gözlerin aynı güzellikte ve hüzün…Fazlasıyla hüzne bulanmışlar yine dedi.

Giderken midye bıraktı bana.İnkum’u, Amasra’yı, Van’ı unutmayayım diye.Dalga sesini dinleyeyim diye.

Bir şey demedim.Gözlerindeki ışığa hüznümü bulaştırmak istemedim…

O gidince odamda oturdum.Vücudum kasıldı yine.Bir sürü ilaç.Sonra uzunca bir süreyi hatırlamıyorum.Uyandığımda soğuk odamdaydım yine.

Bir adam geliyor o kadından sonra.Ellerinde papatyalar.Bana veriyor çiçekleri.

İyi misin?

Başımı sallıyorum.

O odanın bir köşesinde ben bir köşesinde…

Korkuyorum…

İkizler seni çok özlüyor.Annem daha gelmeyecek mi baba diye soruyorlar.Annem gelmek istemedi.Çok üzülüyor seni bu halde görmeye.

İkizler?Bu adam benim kocam mı diye soruyorum kendime.Yoksa o düşündüğüm şey oldu ve bizim ikizlerimiz mi oldu acaba?

Yanıma yaklaşıyor…

Ellerimi tutmaya çalışıyor.Korkuyorum…

Korkma diyor…Çok özledim balpeteğim seni.

Yakında geleceksin evimize.Yatak odasını boyattım istediğin renge.İstediğim renk?

Salona kocaman deniz manzaralı tablo astım.Çocuklarla annem evde bekleyecekler, ben de almaya geleceğim seni.Gelirken o çok sevdiğin beyaz elbiseyi getireceğim.Başka yapmamı istediğin bir şey var mı?

Yok diyorum korkarak.

Balpeteğim bak herkes senin mutlu olman için uğraşıyor gül hadi diyor.

Gülümsemeye çalışıyorum; ama oluyor mu bilmiyorum…

Binbir düşünce yine aklımda.Koridorda dolaşıyorum gece vakti.Mahşer kalabalığı sessizliğe and içmiş gibi.Vücudum kasılıyor yine.Başım dönüyor.Bağırmaya başlıyorum avazım çıktığı kadar.

Beyaz önlüklü cadılar geliyor ve bir iğne…

………………………

Uyandığımda her tarafım bağlanmış üşüyorum…Çok üşüyorum.

Korkuyorum…


2 HAFTA SONRA BİR PAZAR GÜNÜ

Beyaz elbisemle evime dönüyorum.Beni yaşama bağlayan sebeplere tutunmak için dünyaya dönüyorum…Mahşer kalabalığı arkamda.

Elimden tutuyor.Papayaları uzatıyor.İkizler evde beni bekliyor.

Son kez bakıyorum eski evime…Pencerelerinde demirden parmaklıklar olan evime…Beyaz önlüklü cadılar el sallıyorlar bana.Melek olmak ister gibiler…

Yanından geçerken selam veriyorum…Eli çenesinde olup düşünen amcaya…

Gülümseyebiliyor muyum diye soruyorum ‘’ her şeye rağmen dağ gibi yanımda duran kocama…’’

Her zamankinden daha güzel diyor.

Her zamankinden daha güzel…

14.07.2008 / BARTIN


.Eleştiriler & Yorumlar

:: Efkar...
Gönderen: Mehmet Ali Özler / ,
23 Ağustos 2008
şu an saat sabahın 02.20' si. Az önceye kadar yarına yetişmesi gereken işlerimi bitirdim. Bir soluklanıp rahatlayayım dedim masamda. Daha önceden okumamış olduğum yazılarınıza bir göz attım. Bu yazınızı bitirince (artık yorgunluktan mı, yoksa bana yaşattığınız efkardan mı) derin bir offf çektim. Çok hüzünlü yazıyorsunuz, Çağla. Bir insan niçin ve hangi sebepten dolayı bu kadar efkarlanır diyorum cevabını bildiğim halde. Umarım bu tür yazarken kendiniz yazınızda ki kadar hicran yaşamıyor sunuzdur. Yoksa halinize acırım vallahi. Halbu ki bu güzel satırlarınızın arasında biraz tebessüm iyi yakışacaktır. Saygılar. (Not: Her nokta ve virgüllerden sonra bir boşluk bırakırsanız yazılarınızı okumak daha kolaylaşacaktır.)




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mutluluk Sadece Senin Yanında Olmakmış, Anladım
Teninin Kokusuna Hasretim
Ellerin
Mezarını Bilmediğim
Lale, Nilgül
Bal Gözlüm
İçimden Göçtü, Göçüp Gitmelerinin Karası
Adını Koyma
O Eski Şarkı (İkinci Bölüm)
O Eski Şarkı (Birinci Bölüm)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İçi (M/n) [Şiir]
Tut ki Mutluyum [Şiir]
Karşı Kıyısın Sen [Şiir]
Dumanımsın, Dumanımdasın [Şiir]
Birgün [Şiir]
Gölgeydi Cehennem, Tek Bir Soluk İçin [Şiir]
İbrahim... Ateş... Ben... [Şiir]
Üşüyorum [Şiir]
Kanayan Sevdam [Şiir]
Yan... Yan... Yan... [Şiir]


ÇAĞLA GÖKDENİZ kimdir?

Her şeyin bir sonu var elbet dedi kadın kendine. Limanlar bekleme yeriydi ve gemiler zamanı gelince giderdi. Gittiği o kadar çok şey vardı ki. Ve şimdi yüzünü yine gitmelere dönüyordu. Öykülerini taşımakta zorlandı hep. Yazarken gözyaşları şahitti. Çünkü ela gözleri bir tek o zaman yeşile kavuşuyordu. Ama artık hep ela kalsın istiyor. Gidişleri biriktiriyor ve intihar saklıyor gözbebeklerinde. Mavi yosun kokulu uçurumda yalnızlıklar betimliyor. Kabulleniyor vazgeçmeyi. Umarım başka bahara o şehirde diye yazdı vakti zamanıyla. Şimdi sonbaharda ve o şehirde. Mutlu. . . 2007-2009 yılları arasında izedebiyatta yazdı. Yazdıkça yaşadı, yaşadıkça da yazdı. Sonra vakit geldi izedebiyatta sus düştü payına. Dar ağacı bile kabul etmedi onu. Limanlar bekleme yeriydi ve gemiler zamanı gelince giderdi. Çıktığı kapıları hiçbir zaman çarpmadı. Kim bilir?Belki bir gün payına düşen sus kalkıverir üstünden. Kim bilir? www. caglagokdeniz. com


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © ÇAĞLA GÖKDENİZ, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.