..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Paranız varsa toprak alın. Artık üretmiyorlar. -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > pınar




24 Şubat 2009
Canım Kocama  
pınar
içimizde biriktirdiklerimiz bizim ön yüzümüz.


:EGDB:
Şirkette, işler yoğundu. Ama aklı Fatih’te idi. Kocası ile nasıl bu duruma gelmişlerdi. Birbirleri için zamanında nasıl da mücadele etmişlerdi. İkisi birbirinin bütünü iken, bu bütünlük nasıl bozulmuştu?. Ya da Nevra böyle düşünüyordu, yani bir bütün olduklarını. Bir anlamda Fatih evlendikten sonra çok değişmişti. Bir imza insanı bu kadar değiştirirmiydi? Nevra Fatih ile evlendikten sonra sanki duygu ve düşünceleri kafesteydi. Fatih’in kuralları esastı. Nevra kurallara uymayınca ya da kurallarla ilgili itirazda bulunacak olursa; Fatih’in evden uzaklaşması demekti. Evi terk etmezdi ama aynı evde bir duvar olurdu. Konuşmaz, gülmez, aynı sofraya oturmazdı böyle zamanlarda. Hatta Nevra gündüz ulaşamasın diye, Nevra’nın numarasını engelliler listesine alırdı. Süre hep aynı olurdu bir hafta. Bir hafta sonunda, Fatih yeni aşık olmuş ergen erkek gibi sokulurdu Nevra’ya. Nevra’nın kafası çok karışıktı. İşine gömülüp, çıkış saatine kadar Fatih’i düşünmeme kararı aldı. Eve gitme vakti geldiğinde ise, özellikle son zamanlarda ayakları geri geri gidiyordu. Kural bozanlık yaparsa, gene küsen, aldırmayan, veya bildiğini okuyan Fatih olacaktı karşısında Son zamanlarda daha sık karşılaşır olmuştu bu durumla. İçindekleri asla Fatih’e anlatamazdı.

Servisten indi, eve girdi, kahve suyu koydu, üstünü değiştirdi ve biraz üsütn körü evi topladı, ardından kahvesini yapıp salona döndü. Ama düşünceleri Nevra’yı rahat bırakmadı. Sonunda Fatih’e yazmaya karar verdi. Sanki karşısında Fatih oturuyo ve sohbet eder gibi yazacak, bu akşam kocasına vercekti. Kararlı bir şekilde masaya oturdu, yazmaya başladı.

CANIM KOCAMA;

İşten geldim ve yorgunum. Hava soğuk dışarda. Eve kendimi nasıl attığımı bilmiyorum. Bu gece haftanın son günü olduğu için, yollar yoğundu. Bir yandan şiddetini esirgemeyen yağmur, bir yandan bütün haşmetiyle yağmur vardı. İstanbul’da kış artık iliklere kadar hissediliyor. Gerçi bilirsin, ben kış ayını severim. Biraz zahmetlidir ama. Eve geldiğim gibi, doğru yatak odasına geçtim. Üstümdekileri çıkarttım, derledim, topladım ve dolabıma yerleştirdim. Üstüme de eşofmanlarımı geçirdim. Ardından mutfağa geçtim. Ve kahvemi alıp salondaki masaya geçtim. Pencereye vuran her yağmur damlası iliklerimde, sana yazarken içimdekileri her yerim ürperiyor. Evliliğimi düşündüm, tarttım. Bu gece herşeyi, içimdeki herşeyi sana anlatmaya karar verdim.

Tam o sırada telefonun sesiyle irkildi Nevra. Açtığında karşıdaki ses Fatih’in idi. “Aşkım biraz geç gelicem, işler uzadı. Ben gene seni ararım. Bu arada özledim seni.” Nevra’nın içinden bir sürü soru sormak geliyordu ama soramazdı. Mesela neden işin bu kadar uzadı? Aç mı gelirsin tokmu gelirsin? Veya bir sürü soru. Ama soramazdı. Fatih’in kurallarında yoktu. Bu yüzden tek cümle dedi “ Peki aşkım.”

Nevra masanın başına geçti ve yazmaya devam etti.

Sen iyiki varsın Fatih. Gökyüzünün, yağmurun, çamurun, açlığın, tokluğun, ağlamanın, sevincin, üzüntünün yani kısaca hayatın bu akdar güzel olduğunu senle fark ettim. En önemlisi tenimin bu kadar güzel olduğunu, eşsiz dokunuşlarınla kadınlığımın yolculuğunu seninle keşfettim. Haytımda, babamdan sonra ilk defa birini kaybetmek istemedim. Sensizlikten o kadar çok korktum ki. Sen sevgimden ve korkularımdan o akdar emindin ki. Yüzüme demesende, kuralların ve bunlara sevgima dına peki diyeceğimi çok iyi biliyordun. Ama ben durudm ve tükendim. Aşkım adına sana peki demekten yoruldum. Aşırı otokontrolün, müdahaleciliğin, bencilliğin, detaycılığın, dengesizliklerin, ve bunalrdan doğan sessiz uygulattığın kuralların. İşte beni bunlar bitirdi ve tüketti. Aşkıma rağmen yeter bayrağını çekiyorum. İçinde ki gel gitlerin tuz biberdi herşeye. Ben aşkım adına kendim olmaktan vazgeçtim. Kendi düşüncelerimi yok saydım. Hep senin beynin olmak zorunda kaldım. Senin düşüncelerin olmak zorunda kaldım. Biz beceremedik. Ben kendi penceremden, hayata dair duygu yüklenmiş ne varsa, ona baktım, onu gördüm. Sen ise hayata dair, yaşanmış veya yaşanması gereken ne varsa kendine, doğru olarak seçtin. İşte mektup gibi bende bittim. VE EVLİLİĞİMİZDE CANIM KOCAM.

Nevra iki sayfalık mektubu özenle katladı ve zarfa koydu. Niyeti, bu gece son kes kocasıyla sevişmek. Çünkü içinde, teninde, nefesinde son kez kocası kalsın istiyordu. Sabah kalktığında ise, evden Fatih’ten geç çıkıp, mektubu salondaki masanın üsütne bırakıp gitmekti. Ama tam zarfı, içeriye çantasına koymak için götürecekken, arakasındaki sesle irkildi. Gelen Fatih idi. İçindeki ses “ Hadi ver mektubu, al çantanı çık git diyordu.” “Aşkım Nevra seni çok özledim. Kocaya sarılmak yokmu.” Nevra elinde ki mektubu masa örtüsünün altına sakladı. Kocasına döndü. Gözyaşalrı akmamak için, direniyordu. Bir şey demeden Fatih’e doğru yürüdü, sıkıca sarıldı. Mantığı ile duguları savaşmıştı ama kim galip gelmişti, kendisi de hiçbir zaman bilemeyecekti.










Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yalnızlığa Doymuş Çocukluk
Sessiz Çığlık
Bisiklet
Ne Dün, Ne Yarın, Sadece Bugün

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kızımı Ben Oğlumu Sen Öldürdün [Roman]
Kızımı Ben Oğlumu Sen Öldürdün - 2. Bölüm [Roman]
Kızımı Ben Oğlumu Sen Öldürdün - 3. Bölüm [Roman]


pınar kimdir?

en büyük silahım kalemim ve kalemimin ucundaki özgürlük. ve bu özgürlüğün çözümü ancak beni ifade edebiliyor. Biliyorum ki ben bir gün kağıdımın ve kalemimin ucunda son nefesimi vericem. Son nefesimde bir gülümseme olacak insanları aydınlattığım için.

Etkilendiği Yazarlar:
duygu asena, inci aral, elif şafak, orhan pamuk,hıfzı topuz, reşat nuri güntekin,


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © pınar, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.