..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Aşık olmayan âdem / Benzer yemişsiz ağaca. -Yunus Emre
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gerilim > Barış Ünlü




27 Şubat 2009
Ölü Katilin Öyküleri - 2  
2.öykü

Barış Ünlü


Ölü katilin seri cinayetlerinden bir başkası.


:ACBF:
ÖLÜ KATİLİN ÖYKÜLERİ

2.ÖYKÜ

(Günahkar birisinin öldürülmesi.Ama o günahkar aslında eski bir dost ve de eski bir düşmandı ölü katil için.Yıllar önce yaptığının bedelini ödüyordu bu eski dost ölü katile.Bu cinayet olurken arada birisi daha süprize maruz kalarak ölüyordu bu kapışmanın ortasında.)

Ölümü koklamaya devam ediyordu ölü katil.Yeni kurbanını seçmişti.Bu kurban ise çok çok yakın bir tanıdığı hatta eski zamanlarındaki en iyi arkadaşı ve dostuydu.Şimdi onu bulmaya gelmişti.Onun nerede olacağını eskiden onunla gittiği mekanlar gibi bir yerde olabileceğini hissediyordu.

Mert eğlenceye dalmış gidiyordu.Bir oraya bir buraya bir o bara bir şu kumarhaneye girip çıkıyordu.Eğlenceye son hızla hiçbir ara verneden devam ediyordu.Yanında bir sürü güzel kızı alarak hiç duramıyordu olduğu yerde.Yanında kızlarla vakit geçirirken arada kumar oynamayıda unutmuyordu.Poker oyunu oynuyordu.Yine oyunda birçok parayı ortaya koymuştu rakipleri gibi.Sonra masasına nereden ve kimden geldiğini bilmediği içkiyi mekan sahibinin gönderdiğini düşünerek birkaç yudum aldıktan sonra oyununa devam eder.Sonra birkaç dakika geçtikten sonra kendisine birden tarifsiz bir acı girer karnına.Bu yüzden oyunu yarıda kesmek zorunda kalır.Bunun nedenini kendiside anlayamaz.
Yanındaki kızları üzerinden ve çevresinden çekip oturduğu masadan kalkar.Masadan kalktığı an masada bulunan diğer 3 oyuncuda neden birden Mert’in masadan kalkıp gitmesine kızıp bozulurlar bu ani duruma.İçleriden birisi Mert’e bakıp onun halinde bir bozukluk olduğunu fark ederek Mert’i kolundan tutup ona sertçe bakarak
-- Nereye böyle Mert?
-- Ne bileyim işim var.
-- Oluyor mu şimdi tamda oyunun ortasında kalkıp gitmek.
-- Ne yapabilirim Oğuz.Ben istiyor muyum sanıyorsun bu durumu.
-- Öyleyse neden kalktın masadan bari onu söyle.
-- Mideme amansız bir ağrı girdi.
-- Yalan söyleme Mert seni iyi tanırım böyle yalanların arkasına sığınma.
-- Ne sığınması be.
-- Ama durumun hiçte öyle söylemiyor.
-- Sen mi bileceksin benim düşüncelerimi nasıl gözükeceğimi.
-- Ben bilmesem bile bana olmasa bile diğerleri de bunu bilmek istiyor neden kaktın diye.
O an Mert arkasına dönüp masada bulunan diğer oyuncuya bakıp onlarında Oğuz’un düşündüğü gibi düşündüğünü görerek durumu anlayarak konunun özünü bildirerek karnına saplanan tarifsiz acıdan kurtulmak istiyordu çabucak.
-- Arkadaşlar gerçekten şu oyunu sürdürüp kızlarla da güzel vakitler geçirmek isterdim; ama durumum müsait değil.
-- Ama oldu mu şimdi Mert kardeş ne güzel oynuyorduk.
Mert kendisine çıkışan diğer bir oyuncu olan Kadir’e bakıp
-- Sen ne diyorsun ya bana.
-- Bir şey demiyorum sadece oyun oynuyorduk ama şimdi kaçıyorsun.
-- Kaçtığım falan yok.
Der ama yine az önce karnına giren acı tekrar kendisini göstermeye başlar.Ne olduğunu anlayamadan hafifçe olsa da yere düşecek gibi olur ama kendisini tutup tekrar doğrulur.Hemen o anda yanındaki kızlardan biri onu tutarak götürmeye başlar. Diğer bütün kızlar hemen başka yerlere ve masalara geçip bulundukları masadan ayrılırken.Oyuncular ise anında Mert^’in yerine bir başkasını bularak oyuna ve para kazanmaya ya da kaybetmeye devam ederler.
Mert o anlarda ise yanında bulunup koluna sarılan kızla birlikte kumarhanenin tuvaletin gelirler.Mert tek başına erkek tuvaletine girecekken kızda onunla birlikte girmek ister.Mert önce bunu kabul etmese de kızın ısrarı üzerine birlikte birbirlerine tutunarak tuvalete girerler.Mert hemen hiç durmadan boş bir yere girip işini görmeye başlar.
O esnada tuvalette Mert’i bekleyen kız öyle boş boş durup dolanırken.Birden bir ses duyup etrafına bakınmaya başlar. Duyduğu sesin nereden ve de kimden geldiğini anımsamaya başlar.Birkaç adım öne doğru atarak tuvaletin içinde ilerleyip tuvalette kullanılması için yapılan bölmelerin bulunduğu en son bölmenin olduğu yere gelip dönemeci dönüp tuvaletin kapısına doğru gidip duyduğu sesi araştırmak isterken ani olarak gelişen bir olayla köşeyi, dönemecei dönecekken ne olduğunu göremeden ve anlayamadan olduğu yerde donup kalırcasına durur olduğu yerde.
Kız korkulu gözlerle önüne ve karşısına dikilmiş durumdaki adama bakıyordu.Çünkü karşısında hiç tanımadığı birisi de olsa elindeki orakla gelip dikilmişti karşısına.Kız korkulu gözlerle karşısında bulunan adama bakıp kendisine ne yapacağını merak ediyorken adam konuşmaya başlar.
-- Sende kimsin?
-- Bir arkadaşım içeride de o yüzden buradayım.
-- Sana kim olduğunu sordum.Ne için burada ve yanında Mert diye birisinin olduğunu zaten biliyorum.
-- Biliyor musunuz...
-- Evet biliyorum.
-- Ama nasıl olur ki bu.Siz bizi en fazla buraya girerken görmüş olabilirsiniz.
-- İşte ya dediğin gibi girerken gördüm sizi.
-- Gördünüzde yanımdaki kişiyi nasıl biliyorsunuz yoksa onu tanıyor musunuz?
-- Elbette seni tanıdığım gibi Gamze Hanım.
-- Ne...
Kız şaşmışa benziyordu olduğu yerde.Karşısına aniden korkunç bir şekilde dikilip elindeki orakla duran adamın bunları nereden bileceğini anlamaya çalışır.Ayrıca adamın elindeki oraktan dolayıda korkuyordu durduğu yerde.Adam ise orağını sıkıca tutup kıza bakıp onun bu şaşmış halini gözlemliyordu.
-- Şaşmışa benziyorsun şu an.
-- Yok ya sadece beni nereden tanıdığınızı çıkarmaya çalıştımda.
-- Ben senin gibi birçok consomatrisi biliyorum.
-- Siz ne diyorsunuz.Benim hakkımda böyle konuşamazsınız.
Desede fazla sinirlenmemeye ve de karşısındakini de sinirlendirmemeye çalışır.Ama içi hala büyük korkularla kaplıydı. Karşısında duran adam ise daha fazla beklemenin gereksiz olduğunu hissederek kızın üzerine yürümeye başlar.Kız ,se geri geri kaçmaya çalışırken birden giydiği topuklu ayakkabı yüzünden ayağının kaymasıyla birlikte kendisini yerde bulur.Adam ise kızın yere düşmesiyle işinin daha da kolay olacağını düşünerek elindeki orağı kaldırarak kendisine
-- Bana acı lütfen.Eğer beni istiyorsan veya da benden alacağın varsa verebilirim sana olur mu?
-- Sana acıyacağım falan yok.
Diyerek acı dolu anlar yaşatmak adına elinde tutup havaya kaldırmış olduğu orağı kızın kalbine doğru indirir.İndirdiği gibi kız kalbine giren iki başlı orakla canını teslim eder Azrail’e.Kızın ölümüyle birlikte hain bir öldürme planı işleve konulmaya başlar.Adam önce içerisinde bulunduğu tuvaleti çaldığı yerden aldığı anahtarla kilitler.Sonra da hemen öldürdüğü kızın cesedinin yanına dönüp cesedi kucakladığı gibi olduğu yerden başka bir yere götürür.En sonunda da asıl planına ulaşmak adına beklemeye koyulur.
Bütün bunlar olurken tuvaletten bölmelerinden birinde işini gören Mert hala çıkamamıştı.Ve de dışarıdaki seslerden bi haber yaşıyordu.Sonrasında ise durumunun düzeleceğini sanıp kusarken birden bunun kendisine yararlı olmadığını fark edip dışarıya doğru çıkmak isteyerek kusmayıda, öğürmeyide bırakıp kendisini iyi hissetmek için başka şeyler yapmaya karar verip bulunduğu yerden dışarıya çıkar.Çıkarken ise kapıyı açıp tuvalet bölmelerinin önündeki lavabolara yönelecekken kapıya tutunup zorla ilerlemeye çalışırken elini kapıdan çektiği anda eline ir anlık baktığında gözüne eline bulaşmış olan kanları görerek ne olduğunu anlamaya çalışır.
Sonra ise kapıyı iyice kapattıktan sonra elindeki kanları inceler.Ve anlar ki bu kanlar gerçek kandı.İçinde bulunduğu duruma şaşarak etrafına bakınmaya başlar.O anda da etrafına bakınırken lavaboların önlerinde bulunan aynalardaki yazıyı görür. Hatta aynalara yazılmış yazıyı da okuyup şaşar kalır olduğu yerde.Çünkü aynalarda büyükçe yazılmış olan ÖLÜ KATİL yazısı bulunuyordu.Mert bunu kimin yazdığını merak etsede önce elini ve elindeki kanları temizlemeye koyulur.


Mert elini yıkadıktan sonra kafasını lavabodan kaldırıp karşısında bulunan aynaya bakar.Aynaya baktığında durup olduğu yerde donakaldığı bir durumla karşılaşır.Bunun nedeniyse lavabodan başını ellerini yıkayıp bir de ellerindeki kanları temizledikten sonra aynaya bakma ihtiyacı duyarak baktığında elinde iki başlı orağıyla ve orakta bulunan iki başında kanlarla dolu olduğunu görerek birden neler yaşadığını ve nasıl bir bela ile baş başa kaldığını anlayıp çözmeye çalışır kendince.Ama bununda üstesinden gelemeyeceğini fark ederek arkasına sakin ve ağır adımlarla dönüp karşısında duran adama bakar. Ağzından sessizce birkaç cümle birkaç kelime dökülür.
-- Sende kimsin böyle elinde orakla?
-- Senin katilinim desem ne dersin Mert?
Mert ise durduğu yerde duyduğu cümleyle birlikte şaşar içinde bulunduğu duruma ve de öleceğinide hissetmeye başlar. Kurtulmaya çalışmak için her şeyi yapabileceğini düşünür.Ve bundan başka bir çaresininde olamayacağını hisseder.Ama o an karşısına dikilen adam birden arkasındaki kapıyı ardalar ve Mert’in karşısına az önce atkıldığı ve kendisini tuvalete getiren kız vardı ama kız yaşamıyordu sadece cesedi vardı kanlar içindeki bir halde nefesinde boğulmuşcasına ölmüştü sanki ya da en azından Mert’e öyle geliyordu.Mert sonrasında kızın cesedine bakmayı bırakıp karşısındakine
-- Kapat artık istersin şu kapıyı.
-- Olur nasıl istersen Mert efendi bu gecemi sana ayırdım artık.
-- Ne istiyorsun ki benden?
-- Seni ve canını başka ne olabilir ki şu durumda ve şu anda.
-- Neden beni istiyorsun ki hem ben seni ömrümde görmedim ve de tanımıyorum ki sen beni öldürmeye geliyorsun.
-- Seni görmedim mi diyorsun Mert?
-- Evet yoksa bundan bir şüphen mi varda böyle söylüyorsun.
-- Şüphem yok ama seni öldüreceğim kesin Mert efendi.
-- Öldürmek te nereden çıktı tanımadığım adam.
-- Tanırsın sen beni Mert hem de çok çok yakından.
-- Çok çok yakından mı?
Mert kendisine kendisini tanıdığını söyleyen adamın sadece kendisini öldürmenin mi peşinde olduğunu düşünerek ne peşinde ne için kimler tarafından burada ve şu an karşısında bulunduğu tanımlamaya çalışır.Bunun için de karşısındaki adamı tüm kimlik bilgileri doğrultusunda tanımakta olduğunu hissedip
-- Ben seni nereden tanıyormuşum ki?
-- Aklını biraz zorlasan hatırlayabilirsin Mert.
Mert ise hatırlayamıyordu karşısındaki adamı ikide bir nereden tanıyorum bu adamı deyip duruyordu kendisine.
-- Hafızamı zorluyorum ama hatırlayamıyorum.
-- Hatırlamaya çalış elbet bulacaksın.
-- Kolay bir şey değil bu öyle bir anda hatırlamak dediğin.
-- Öyleyse sana şöyle söyleyeyim ki saçlarımı görüyorsun değil mi Mert?
-- Elbette görülmeyecek gibi değil ki upuzun.
-- Ondan sonrasında ise o gördüğün saçları hafızandan sil; ama biraz önden, yandan olduğu düşün
-- Peki öyle dediğin gibi düşündüm de sonrası ne olacak?
-- O saçları çıkardıktan sonra bıyıklarımı çıkar üstüne üstlük bir de sakallarında alt kısmını çıkarıp geri çene çevresinde kalsın sakallarım tamam mı?
-- Ben bundan bir şey çıkartamıyorum bana doğru dürüst tanıtsana kendini.
-- Peki şeklim şemalimden anlayamadınsa sana anlayabileceğin tek bir şey söyleyeyim.
-- Sinem diye birisini tanır mısın acaba?
-- Evet tanırım.
Der ama bununda nereden çıktığını onun Ahmet’le mutlu mesut yaşadığını biliyordu çevresinden ve de hala onlarla görüşüyordu.Bunun neden çıktığını anlamaya çalışırken karşısındaki adam ise deavm ediyordu konuşmasına.
-- Onu tanıyorsan onun Ahmet diye birisi ile evli olduğunu hatta onunla çok eskiden beridir görüşüyorsun değil mi o aile senin yakınlarından biri değil mi?
-- Hepsi doğru da sen bunları nereden biliyorsun ki kimden öğrendin ki hepsini yoksa içimizde olmaya çalışan gizli birisi ve Ahmet’in hayatını irdeleyen ve ona bir şey yapmayı mı planlıyorsun.
-- Hayır sadece şu an ki isteğim senin canını almak geçmişte yaptıklarından dolayı kanında boğulacaksın Mert.
-- Ne yaptın ki sana veya bir başkasına ki şimdi bana gelmiş böyle diyorsun.
Demeyi tercih ediyordu Mert karşısında durup kanlar içindeki orağını sallayıp duran adama.Ama çabuk olmasının gerektiğini düşünerek kaçmak için bir çaba veya bir çare bulmasının gerekliliği içerisindeydi Mert.Adam ise devam ediyordu.
-- Öyleyse sana söyleyebileceğim son şey Sinem’in aşkı ve sevdası için aldattığı adamın sana verdiği parayla en yakın dosttunu ve her şeyini paylaştığın kişiyi vurdun sen aşağılık adam.
Mert şaşıyordu karşısındaki adam her şeyini biliyordu hatta çok çok öncelerden olan bir olayı bile biliyordu ayrıntısına kadarıyla.Adam ise artık iyice sinirlenmişti karşısında kendisini tanımayan Mert’e karşı..Devam ediyordu ağır olan sözlerini söylemeye.
-- Daha tanıyamadın mı beni Mert ha! O kadar iki kurşun sıkıp öldürdüm dediğin adamım ben lan hain.
Mert şaşkınlığından ve beklemediği bir anda öldüğünü düşündüğü gözlerinin önünde can verdiğini bildiği adamın ölmeyip karşısına çıkmasına şaşırmıştı.Bu nasıl olur diye kendi kendini sorguluyordu.Sonra ağzından birkaç kelime dökülür karşısına aniden ve yıllar sonra ölmediğini söylediği kişinin aslında ölmeyip dosttu ve arkadaşı olduğunu ve bir sürü şeyler paylaştığı kişi olduğunu anlamıştı artık.Bu gerçek ise, arkadaşının ve her şeyini paylaştığının kişinin karşısında dimdik ayakta durduğuydu ve de kendisini geçmişin hesabını sormaya hatta öldürmeye geldiğiydi.Artık ne yapacağını bile bilmiyordu Mert.Şaşkınlıkla kalakalmıştı bu duyduklarından sonrasında.
Karşısındaki adam ise artık kimliğini açıklamasının gerektiğindeydi bu gerçeği yüzüne vurmayı planlıyordu ve de öyle yapıyordu.
-- Bak Mert görüyor musun işte.Karşındayım dimdik sapasağlam duruyorum.Hiç beklemediğin bir anda karşına çıktım.
-- Ama bu nasıl oldu ki ben seni öldürmemiş miydim?Sen nasıl olurda o sıktığım iki kurşundan sonra ayakta kalabildin hayata tutanabildin.
-- Hayat bu işte Mert.Kimse bilmez aslında neyin ne zaman olacağını düşündüklerin ve yaşadıkların bir anda olup biter ve sen ne olduğunu bilemezsin sonra bu gerçekler bir gün karşına çıkınca da şaşıp kalırsın işte böyle.
-- Evet haklısın Engin.Ben bilemedim bir gün bu gerçeklerin sen yaşasanda yaşamasanda karşıma çıkacağını.
-- Bilemezsin değil mi Engin’in bir gün yaşayıp sonra da karşına çıkıp sana neler yapacağını.Ölü katil olarak karşına çıktığım gün seni öldürüp hem yaptıklarından öcümü alacağım hem de ölü katil ismini herkese duyuracağım.
Demesiyle birlikte birden Mert’in karnına hissedilemeyecek kadar büyük bir acı hissetmeye başlar.Bu yüzden de yerde kıvranmaya başlar.Ölü katil ise yerde kıvranan Mert’e bakarak gülmeye başlar.Mert ise eski dostunun ve arkadaşının neden kendisine bu haldeyken güldüğünü anlamaya çalışır.Acı içinde de olsa eski arkadaşına bakıp ona neden güldüğünü anlamak adına
-- Neden gülüyorsun ben acı içindeyken?
-- Sanane gülüyorum işte yıllar önce de sen gülmüyor muydun Ahmet’ten yüklü paralar alarak beni Sinem ve aşkı için öldürmeye çalıştığını.Bunlarla bana gülmüyor muydun?
-- Gülüyordum ama günler boyu, aylar boyu hatta yıllar boyu bende vicdan azabı çekip durdum.Bende sana yaptıklarımdan dolayı üzüldüm görmüyor musun?
-- Ya aynen öyle dediğin gibi sende üzülmüşsündür.
Der ölü katil.Sonrasında ise Mert kendisini affedeceğini düşünür eski dosttunun ama ne olduysa Mert’in söylediği o sözlerden sonra olur ve ölü katil sinirlenmeye başlar eski arkadaşına karşı bağırmaya bile başlar.
-- Sen neyden bahsediyorsun Mert.Bana acımış olsan.Vicdan azabından yaşayamasan seni takip ettiğim birkaç ay boyunca refah içinde nasıl yaşıyordun öyleyse ha!
Mert yerde acı içinde de olsa arkadaşının dediklerinden dolayı her şeyi ve nasıl da rahat bir yaşamda olduğunu anlar.Ölü katil de bütün sinirin son bir haber vererek bitirir.
-- Sen hala Ahmet’ten yardım alıyorsun hatta onun iş yerinde çalışıyorsun değil mi?
-- Evet çalışıyorumda ne var ki?
Der ama acı yine baş gösterir.
-- Ne mi var Mert.Sana diyeyim ki şu var: Sinem bir hafta önce öldü toprağa gömüldü.Kocası ve çok sevdiği adamda hapiste çürüyecek ama birgün onunda sonu gelecek benim elimden.
-- Hadi ya.
Deyip yerde öylece kalır.Ölü katil ise Mert’e bu seferde ona yaptığından zehirlediğinden bahsetmeye başlar.
-- Sen şu an acı içinde yerde kıvranıyorsun değil mi Mert?
-- Evet ne var yoksa hoşuna mı gidiyor acı içinde kalmam.
-- Hem de nasıl hoşuma gidiyor; ama ben senin acını biliyorum bunun nedenini de biliyorum.
-- Sen nasıl bilebilirsin bana olan bir şeyi.
-- Bilirim.
-- Bilemezsin tamam mı kendisini ölü katil sanan herif.
-- İstersen bana sinirlenme yoksa verdiğim zehir daha da içine işler ona göre.
-- Ne diyorsun sen Engin?
-- Dediğim çok basit bir şey Mert.Seni zehirledim diyorum sadece 4 hecelik bir şey bu.
Diyerek arkadaşıyla dalga geçer ölü katil.Sonrada yaptığı bu espriye gülerek katılır kendi yaptığı espriye.Mert’te yerde kendisi hakkında yaptığı dalga geçer gibi yapılan espiriye kızar.Ama elinden de bir şey gelmiyordu bu halde hem de zehirlenmişken.Sonra ne kadarlık bir süre daha yaşayacağını öğrenmek istercesine
-- Peki nasıl yapabildin bunu ben sadece birkaç bardak içki ettim.
-- Hani sen poker oynuyordun ya.
-- Evet.
Der ama acı içinde de kıvranmaya devam ediyordu.Zehir bütün bedenini yavaş yavaş kaplıyordu.Ölü katil ise devam ediyordu sözlerine birden Mert’e o zehiri verdiği anı hatırlayıp anlatmaya başlar.

Birden eskiye döner ölü katil.Hatırladığı kadarıyla bundan 25 dakika öncesine dönmüştü.Sanki sil baştan yaşıyor gibiydi her şeyi tek tek ölü katil.Eskiye döndüğünde ise kumarhanenin bar kısmında bir başına kimselere kendisini asıl kimliğini ve ölü katil olduğunu bildirmeden oturuyordu.Sonra birden yanına bir kız gelir.Ölü katil ise kızın yanına gelipte kendisiyle uğraşmasını istemeyerek eliyle iteler öteye kızı.Kız ise karşısındaki adamın bu tavrına kızarak daha da üstüne diğer ölü katilin. Bunun içinde adamın yanına sıvışmaya onunla vakit geçirip adamın parasını iç ettikten sonra başka bir av bulmaya gidecekti ama bu adamın sert ve zor olduğunu görüp anlayarak adamın yanında durup ölü katile
-- Hadi bana bir içki ısmarlasana?
-- Git başımdan ya seninle mi uğraşacağım.
-- Olsun işte uğraş benimle de güzel bir gece geçirelim.
-- Bana bak para istiyorsan söyle istediğin kadar vereyim de çek git başımdan.
-- Beni böyle başından savacağını mı sanıyorsun sert adam.
-- yoksa bir itirazın mı var seni istememem konusunda?
-- Var tabi ki de sert adam.
-- Neymiş bu sebep bilmek isterim doğrusu.
-- Senin gibi sertini, kuvvetlisini ve de güzelini bulmak kolay değil buralarda anlıyor musun?
-- Sağ ol iltifatlarından ama senin gibi güzelini isterdim ama şimdi başka bir işim var.
-- Ama olmadı sert adam beni niye böyle yüz üstü bırakıyorsun.
Ölü katil daha fazla yanında durmasını istemediği kızı başından savmak için elini cebine atıp çıkarabildiği kadar çok para çıkarıp kıza uzatır.Kız bir tomar parayı görünce ağzı açık kalır.Bu gördüklerinden dolayı karşısındaki adama
-- Bu kadar paran varsa sen bu yakışıklılıkla her kızı alırsın vallahi.
-- İyi o zaman git başkasının yanına.
Kız oturduğu adamın yanından kalkıp tam gitmek üzereyken dönüp adama bir daha bakıp
-- Bunu borç niyetine alıyorum tamam mı sert adam.
-- Ne borcu ben kendi isteğimle verdim.
-- Olur mu sert adam seni birgün değil her gün evime bekliyorum tamam mı kapım senin gibisine her zaman açık.
Ölü katil bu durumu önce sevsede sonradan yapacağını hatırlayarak kıza
-- Peki emin ol ki birgün sana uğrayacağım.
-- Güzel öyleyse.Hoşça kal güzel ve sert adam.
Diyerek ayrılır kız ölü katilin yanından ama bilmediği bu adamın aslında bir katil olduğunu bilmeden şansının yardımıyla kurtulmuştu.Ölü katil ise kızı başından savdıktan sonra barmene dönüp
-- Bir içki yollasana.
Der.Saniyeler içerisinde ölü katile içkisi gelir.İçkiyi alıp yudumlayacakken barmenin işine döndüğünü gördüğü gibi ceketinin iç cebinden çıkardığı küçücük bir poşetten planladığı operasyonu uygulamaya koyar.Cebinden çıkardığı küçücük poşetteki tesiri çokça yüksek olan bir zehiri atar aldığı içkiye sonra da hemen küçücük poşeti cebine tekrar kapatıp koyup ardına döndüğü gibi o an yanından geçen garsonu durdurup garsona.
-- Garson al şu içkiyi tamam mı?
-- Peki abi de ne olacak bu içki yoksa bana.
-- Sana olur mu oğlum.
-- Peki kime abi bu içki?
Eliyle o an kumar masalarının birisinde oyun oynayan Mert’i işaret ederek gösterdiden sonra garsona
-- Gördün mü o adamı?
-- Gördüm abi ne olacak o adama.
-- Elinin körü olacak..
Bir süre bekler ölü katil sessizce sonra da garsonun anlaması için ona
-- Bu içkiyi o gördüğün adama götür.
-- Peki sorarsa bu içkide nereden çıktı diye kim gönderdi diye.
-- Sorarsa adımı verme kumarhane sahibi verdi dersin.
-- Abi patron kızmasın bana.
-- Ne kızacak oğlum ben patronunu tanıyorum.
Diyerek garsonu zorda olsa yanından içkiyi vermesini istediği Mert’e yollar.Mert ise içkiyi aldıktan sonra kimden geldiğini sorduğunda da garson bir şeyler eveler geveler ama Mert kumarhane sahibinden geldiğini düşünerek içkiyi alır.Ölü katil ise bir an içini garsonun içkiyi Mert’e veremeyeceğini hissetse de Mert’in içkiyi sorgu sual yapmadan almasıyla birlikte sevinir olduğu yerde.Ve Mert’i izlemeye koyulur.Zaten bir saat boyunca da izliyordu ve bunu sürdürmeye devam eder ölü katil.Ve kendi kendine bu yaptığı gizlice zehir içirmenin zevkini çıkartır oturduğu yerden ve kendi kendine etrafına gülümseyerek zehirin yavaştan yavaştan etkisini göstermesini bekleye durur.Birkaç dakika sonra da zaten olan olur.Mert oyundan kalkıp diğerleriyle yanındaki kızlarla tartışa durur.Ve en sonunda koluna giren bir kızla oyun masasından ayrılıp tuvalete doğru gider.
Ölü katil az önce yaptıklarını bir bir anlatmış olur eski dostu ve arkadaşı olan Mert’e böylece sonra da Mert’e bunun üzerine son olarak bir şeyler daha söylemek isteyerek der ki
-- İşte o poker oyununda en son içtiğin birkaç yudum seni zehirlemem için yetti de arttı.
-- Peki ne kadar da yaşayacağım söyle bana.Bunu bilmeye hakkım var Ölü katil.
-- Sadece geriye birkaç dakika.
-- Bir dakika mı hepsi bu kadar mı yani?
-- Evet ne zannettn hem zaten sana içkiyi içtiğin andan zehirin iyice yerleşmesi için ve zehirin biraz yaşatma özelliği bulunduğundan dolayı yaşadın 20 dakikadır.
-- Boşa mı gitti bu 20 dakika.
-- Kısacası o.Sen böyle kıvranırken birkaç dakika sonra vücudun kaskatı kesilecek ve şişeceksin ölmeye yakınken en sonunda vücudun parçalırcasına kanlar fışkıracak vücudundan.
-- Bu kadar kötü mü olacağım.Bunun bir panzehiri yok mu?
-- Var olmaz nasıl olmasın.
Diyerek cebinden çıkarıp eline aldığı panzehiri Mert’e doğru tutup Mert’in zehiri almak için yalvarırcasına kendisine vermesini ister bu panzehiri.Ama ölü katil ise panzehir şiseini açıp lavaboya döker.Mert ise kurtulmak için panzehiri içerek birkaç dakika sonra ölmemek için düşer düşebildiği kadar kötü duruma ve lavaboya o kadar acının içinde de olsa lavaboya atlayıp yalamaya başlar lavabonun mermerden yapılmış olan yerini.Ölü katil de bakar eski arkadaşının birçok şeyler paylaştığının kişinin nasıl bu kadar düşebileceğini anlamaya çalışır.
Mert lavaboya dökülen zehirin panzehiri olan şeyi içmek için kendini zorlayıp ölümden kurtulmak adına her şeyi yapmaya çalışır; ama o da artık kendisi için yeterli bir sürenin kalmadığını düşünür.O esnada ise ölü katil eski arkadaşının kendisini daha da düşürecek hallere sokmaması için ve de ona dakikalarca duyduğu acıya bir son vermek için elinde tuttuğu orakla onun işini bitirecekken birden böyle yapmaktan vazgeçip belinin arkasına saklamış olduğu silahı çıkarır ardından da silahın ucuna başkaları ve kumarhanenin her yerinden duyulmasın diye silaha susturucuyu takıp artık Mert’in acılarına bu düşükçe yaptığı davranışlara son vermek adına silahı Mert’in başına dayar.Mert ise kafasına dayalı olan silahı hissettiği gibi artık son duasını edip ölmeyi beklemesini anlar.
Ölü katil ise son duasını etmesine izin verir Mert’e.Birkaç saniye sonra da Mert duasını etmesiyle birlikte ölü katil daha fazla vakit kaybı yapmadan ateşler silahını ve Mert’i öyle boylu boyunca lavaboda bırakıp silahını belinin arkasına tekrar saklar.Mert’i olduğu yerde bırakıp tuvaletteki dönemeci, köşeyi döndükten sonra tuvaletin kapısına yaklaşıp kapının deliğinden bakar dışarıda birileri var mı diye.
Ölü katil dışarıda kimseyi görmedikten sonra kapıyı cebinde bulunan anahtarla açıp çaldığı anahtarı da yere kapının yanına atıp tuvaletten çıkıp ardında iki ceset bırakarak ayrılır kumarhaneden.Ardında bıraktığı cesetler ise hem hayatı günahlarla doluydu hem de Mert’in eski dostu olan Engin’e nam-ı değer ölü katile yaptıklarının hatta onu öldürmeye çalışmanın yıllar sonra bedelini ödetiyordu ölü katil.Hiç kimselere bakmadan ve de ardında hiçbir izde bırakmadan ayrılır kumarhaneden ardında bıraktığı imzayla adını yiden iyiye duyurmaya başlıyoru.Bir sonraki cinayet öncesine kadar yine saklanıyordu bir yerlere.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın gerilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ölü Katilin Öyküleri - 1
Ölü Katilin Öyküleri - 9
Ölü Katilin Öyküleri - 3
Ölü Katilin Öyküleri - 8
Ölü Katilin Öyküleri - 7
Ölü Katilin Öyküleri - 4
Ölü Katilin Öyküleri - 5
Ölü Katilin Öyküleri - 11
Ölü Katilin Öyküleri - 6
Ölü Katilin Öyküleri - 10

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İçinde Senin Olduğun Sevişmeler [Şiir]
Yakalım Bedenlerimizi [Şiir]
Hayallerdeki Sevişmelerimiz [Şiir]
Toprağa Düşen Yitik Hayatlar [Şiir]
Aç Kalbini Yüreğime Doğru Güzel Kız [Şiir]
Issız Yürek... [Şiir]
Bir Dost [Şiir]
Hayat [Şiir]
Kısa Bir Söz [Şiir]
Deniz Gözlüm [Şiir]


Barış Ünlü kimdir?

Ben Barış Ünlü. 1990'dan beridir hayatla bir olup yaşayıp gidiyorum. Herkesin yazar olması için destek olmaya ve de kendiminde yeteri kadar hatta yeterinden daha fazlasını yaparak sizlere ve bu siteye üye olan ya da olmayıpta bu sitede dolaşan herkese güzel şiirler, denemeler, öyküler ve de romanlar yazarak sizlere güzel şeyler yaşatmayı umuyorum. Bu yüzden buradayım ve de burada olmaya devam edeceğim. Ben sizlere ve sizin gibi okur severlere açılıp oradan da hayalim olan yazarlık serüvenine katılıp büyük ve adı her daim söylenen hatırda olan bir büyük yazar olmayı hedefliyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
ORHAN VELİ'DEN BAŞKASI ASLA


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Barış Ünlü, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.