..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ölümden sonra yeni birşeylerin olduğu konusunda umutluyum. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Din > Oğuz Düzgün




10 Nisan 2009
Hz. Muhammed'in Fotoğrafı  
Oğuz Düzgün
Danimarka’daki iğrenç karikatürler yine gündemde.


:CABF:
Danimarka’daki iğrenç karikatürler yine gündemde. Vaktiyle bu karikatürleri biz de “Hz. Muhammed Karikatürleri” diye anmıştık ama bu karikatürlerde resmedilen şahıs kesinlikle Hz. Muhammed değil. O iğrenç resimlere baktığımızda gördüğümüz şey, bu resimleri çizenin nefretinden, cahilliğinden başka bir şey değil. Nefret diyorum, çünkü o korkunç resimlerin İslami kaynaklarda anlatılan Hz. Muhammed’le uzaktan yakından bir alakası yok. Bu karikatürleri çizenler, içlerindeki nefreti çizmişler aslında. Nefretin nefret doğurması da bu yüzden zaten. Yaptıkları iş samimi ve iyi niyetle yapılan bir iş olsaydı, elbette sonucunda da iyilik doğacaktı. Cahillik diyorum çünkü, kendilerini aydın ve sanatçı olarak gören bu insanların “ilkel bir kabile” taraftarlığıyla Hz. Muhammed’i düşman ve öcü göstermeye çalışmaları, bu Peygamberi tanımadıklarının, daha doğrusu tanımak istemediklerinin göstergesi olabilir. Bu nedenle, ilgili karikatürleri “Hz. Muhammed Karikatürleri” olarak değil de, “İğrenç Karikatürler” olarak anmayı tercih ve tavsiye ediyorum. Peygamberimizin pak isminin bu sanat adı verilen “nefretsel kusmuklarla” anılmasını bir Müslüman olarak uygun bulmuyorum.

Dine hakaret özgürlüğünün halen sanatsal faaliyet ve düşünce özgürlüğü olarak kabul ediliyor olmasını da anlamak mümkün değil. Gerçi BM, “dine hakareti insan hakları ihlali” (www.timeturk.com/bm-dine-hakaret-suc-62033-haberi.html) olarak kabul etti ama Müslümanları insan olarak bile görmeyenler için bu yasak bir anlam ifade etmiyor. Onlara göre hakkı ihlal edilecek bir insan yoktur ki ortada. Hatta her Kurban Bayramında hayvan hakları savunucusu kesilenler, değerleri hor görülen Müslümanların haklarını savunmayı akıllarından dahi geçirmiyorlar. Kendi dinsiz felsefeleriyle bir sorun teşkil etmeyen “Aborjinlere” ya da “Budistlere” veyahut da zararsız gördükleri diğer inanışlara saygı da kusur etmeyen bu batılılar, konu İslamiyet olduğunda kendilerini güçsüz, çaresiz hissediveriyorlar. Çünkü Kur’an-ı Kerim ta 1400 yıl öncesinden Materyalizm felsefesini yerle bir etmeyi başarmıştır. Allah’ın varlığını ve birliğini, öldükten sonra dirilmeyi iki kere iki dört eder derecesinde ispat etmiştir Kur’an-ı Kerim. Üstelik Hz. Muhammed de çok kısa bir sürede İslam dinini dünyanın başına geçirmiştir. Hz. Muhammed’in nihayetsiz yalnızlığı ve güçsüzlüğüyle birlikte “maddecilik ve inançsızlık” karşısında kazandığı bu başarı, Allah’ın varlığını ve inayetini gösteren canlı bir örnek olarak zihinlere kazınmıştır. Elbette böyle bir şahsiyet, Allah’ı kabul etmeyen bazı zihinlerin şuuraltında en büyük düşman olarak kabul edilecektir. Elbette inançsız, materyalist ya da dinsiz olup da Hz. Muhammed’i ve diğer dini kavramları saygıyla telaffuz edenler de vardır ki, bu eleştirimiz asla onlara değildir. Biz de o insanlara, inançları ne olursa olsun sevgi ve saygılarımızı sunarız tabii ki.

Çizilen karikatürlerle, Müslümanların tasavvurundaki Hz. Muhammed arasında hiçbir benzerlik bulunmadığından bahsetmiştim daha önce. Bunu daha iyi anlamak için Hz. Ali’den rivayet edilen Hz. Muhammed tasvirini alıntılamak istiyorum:

“Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve selem ne uzun, ne kısaydı. Uzuna yakın orta boyluydu. Saçları ne kıvırcık ne de düz idi. Kıvırcıkla düz arası dalgalı bir saça sahipti. Nuranî yüzleri ne tam yuvarlak ve şişkin, ne de uzun ve zayıftı. Bilakis değirmiydi. Latîf tenleri kırmızıya çalan pembemsi, nurânî bir beyazdı. Gözleri siyah, kirpikleri uzuncaydı. Kemikleri iri, omuzları genişçeydi. Nârin bedenlerinde bulunan tüyler, göğüslerinden aşağıya inen kısımda daha belirginceydi.

Mübarek el ve ayakları, kararında bir dolgunluktaydı. Yürürken, âdeta yokuştan aşağı iner gibi mehâbetle yürür ve ayağını yere sağlam basardı. Birisiyle konuşacakları veya bir şeye bakacakları zaman, bütün bedeniyle o tarafa yönelirlerdi. İki omuzu arasında peygamberlik mührü vardı ki zaten O, nübüvvet manzûmesinin mührü son peygamberdir. İnsanlar içinde sadr-ı sinesi en geniş olanı O’ydu. İnsanların en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en geçimlisi, en mürüvvetlisi, en âlicenabı, en zarifi, en kibarı, en latîfi yine O’ydu. O’nu ilk defa gören birisi, ister istemez onun karşısında bir mehâbet hissine kapılır; O’nun atmosferine girip O’nu yakından tanıma şerefine erince de artık O’na âşık olur, O’na tutulur, O’na vurulur ve O’na meftun olurdu. O’nu vasfetmek isteyen biri, aczini itirafla “Ne O’ndan önce ne de O’ndan sonra, O’nun gibisini gördüm, göreceğime de ihtimal vermiyorum!” derdi. Salât u selâm, tahiyyât u ikram, her türlü ihtiram O’na, O’nun âl ve ashâbına olsun yâ Rab!”

Görüldüğü gibi Müslüman gönüllerin biricik sevgilisi Hz. Muhammed’in (SAV) gerçek siret ve suretinin o “iğrenç karikatürlerle” hiçbir alakası yok. Bunu öğrenen bir insanın halen bu karikatürleri “Hz. Muhammed Karikatürleri” adıyla anması, o muhterem Nebi’yi ve O’nu canından çok sevenleri incitecektir muhakkak. Aslında ortada bir hakaret tasviri varsa, bu tasvir, edileni değil de hakaret edeni resmeder. Zira “güneş balçıkla sıvanmaz” ve “gözünü kapayan yalnız kendisine gece yapar” Bu nedenle ilgili “İğrenç Karikatürlere” fazla da takılıp kalmadan, Hz. Muhammed’in büyüklüğünü, güzelliğini her fırsatta her mekanda duyurmamız gerekiyor. Yine bildiğimiz gibi “Şeytana bin lanet okumaktansa, Peygambere bir salavat getirmek daha evladır.” Yürekleri kararmış bazı insanların hiçbir manevi değer tanımıyor ve hatta bazı değerlerle bilinçli olarak dalga geçiyor olmaları bizim şevkimizi asla tüketmemeli.

Hz. Muhammed’in (SAV) nurlu yoluna muhtaç milyonlarca insan bizlerden yardım beklerken, o Son Peygamberle hiçbir alakası olmayan bir iki iğrenç karikatürün moralimizi bozmasına izin vermemeliyiz. Hz. Muhammed’e hakaret edebildiklerini sananlara karşı verebileceğimiz en anlamlı cevap, o Kutlu Peygamber’in güzel ahlakını yaşantımıza sokmak olacaktır. Onlar saldırdıkça, bizler dinimize, inancımıza daha bir sarılacak, akıl ve sevgi yolundan ayrılmadan, şiddete tevessül etmeden Hz. Muhammedleşeceğiz. Hakaretlere verilecek en güzel cevap işte bu olacaktır. Dünya insanları bizlerde yaşayan Hz. Muhammed’i gördüklerinde, gerçek Hz. Muhammed’in o “iğrenç karikatürlerle” hiçbir alakası olmadığını anlayacaklardır. Zira güneş ışıkları karanlıkları dağıttıkça, kendilerini aydın/lık sanan ateş böceklerinin hiçbir hükmü kalmayacak, gerçekler gün gibi ortaya çıkacaktır.

Öncelikle Hz. Muhammed’le kendi hayatımızı barıştırmalıyız. Hz. Muhammed’i ve onun güzel ahlakını hayatımıza yeniden sokmanın yollarını acilen aramalıyız. Çünkü O’ndan uzak kaldığımızda, bunalımların, sahtekarlıkların ve her türlü iğrençliğin içinde buluyoruz kendimizi. Yaklaşan Kutlu Doğum Haftası’nı da vesile kılarak bu gerçeğin farkına varmalıyız artık. Batılılar tarafından her bir Müslüman’ın Hz. Muhammed’in canlı bir timsali olarak kabul edildiğini unutmamalı, o Büyük ve Temiz Peygambere laf söyletmemek için, kötü ahlakımızdan sıyrılıp kurtulmalıyız. Bir tırtılın hantal vücudundan kurtularak kelebekleşip göklerde süzülmesi gibi, bizler de Müslümanlar olarak düştüğümüz esfel-i safilin gayyasından kurtulup, Hz. Muhammedleşerek güzel ahlak semalarına doğru kanatlanmalıyız.

Gelin, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle bir başlangıç yapalım. O haksız gururumuzu ayaklar altına alarak, öyle ya da böyle kalplerini kırdığımız eşlerimizin, çocuklarımızın ya da arkadaşlarımızın gönüllerini alalım. Ya da hemen dışarı çıkalım evimizin önünü ve hatta sokağımızı süpürmeye başlayalım. Veyahut da cüzamlı bir hastaymış gibi kendisinden kaçtığımız yetim bir sokak çocuğunun is kokan saçlarını okşayarak, güzel bir lokantada onun karnını doyuralım. Ona güzel elbiseler alalım. Ona insan olduğunu hissettirelim.

Yetimler yetimi Son Peygamber’in bize miras bıraktığı Kur’an Ahlakını hayatımıza sokmadan, O’nu çok sevdiğimizi söylemenin hiçbir anlamı olmayacaktır. “İğrenç Karikatürler” gibi hakaret içeren eylemlere karşı vereceğimiz en güzel cevap, Hz. Muhammed’in güzel ahlakını yaşantımızla resmetmektir. İnanıyorum ki kâinatın en güzel, en sevimli resmi de hayatımızla çizdiğimiz bu resim olacaktır.






Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Omoto Dini ve İslamiyet
Orhun Kitabeleri ve Kur'an-ı Kerim
Duâ'nın Gücü
Alevi Babanın Gözyaşları
Namaz Paganlığa Başkaldırıdır
Sevgi Ayı Ramazan
Adam Örümcek
Irkım En Üstündür Benim

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Fâtih İstanbul'u Kaç Yaşında Fethetti?
Kâfiyelerin Birliği
Kemençe Kimin?
Baklava'nın Kökeni
Amerika Osmanlı Tarafından Keşfedilseydi?
Kurân'ın Kökeni Sümerde mi?
Mevlid Kardeşliği
Medeniyet Bestemizin Notaları
Evliya Menkıbelerinden Türk Fantastik Edebiyatına
Şiir Düşünceleri

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sen Var Ya Sen! [Şiir]
Çakkıdı Çakkıdı [Şiir]
Miraciye [Şiir]
Üç Boyutlu Şiir [Şiir]
Bâlibilen Dilinde Şiir [Şiir]
"666" [Şiir]
Sağanak Sen Yağıyor [Şiir]
Bülbüller Şehri İstanbul [Şiir]
Türkçe Hamile Beyanlara [Şiir]
Burası Sessiz Biraz [Şiir]


Oğuz Düzgün kimdir?

Yazar edebiyatın her alanında çalışmalar yapıyor.

Etkilendiği Yazarlar:
Bütün yazarlardan az çok etkilendi. Zaten insanoğlunun özelliği değil midir iletişimde bulunduğu varlıklardan etkilenmek?


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Oğuz Düzgün, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.