..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Sevgi bilmekten doğar." -Mevlana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yaşam > kemal düz




1 Mayıs 2009
Atalarımız ve Kültür Sanatın Geleceği  
kemal düz
yaz mevsiminde iskenderun akşamlarına doyum olmuyor. sahilde dolaşmak terapi etkisi yaratıyor. günün yakıcı sıcağının yerini, insanı kuşatan bir zamanların işlek fenike kıyılarının serinliği alıyor


:AFDI:


ATALARIMIZ VE KÜLTÜR SANATIN GELECEĞİ
Yaz mevsiminde İskenderun akşamlarına doyum olmuyor. Sahilde dolaşmak terapi etkisi yaratıyor. Günün yakıcı sıcağının yerini, insanı kuşatan bir zamanların işlek Fenike kıyılarının serinliği alıyor. Albert Camus ‘Yaz’ adlı kitabının bir yerinde şöyle yazıyor: “Akdeniz’in güneş trajiği, sislerin trajiğine hiç benzemez. Bazı akşamüstleri denizin güneyinde, dağların yaylalarında, gece bir körfezin muhteşem eğrisi iniverir; o vakit, durgun sulardan, bunalımlı bir timsah yükselir. ” Ben İskenderun sahilinde, hiç timsaha rastlamadım, ancak dalgaların içinde Afrodit’i hep görür gibi oldum. Beyrut ve Cebeyl arasındaki güzel vadideye adını veren ve yine aynı vadide kıskanç bir domuz tarafından öldürülen Afrodit’in aşığı Adonis gelir usuma aynı anda... Adonis’in canlılığı, kanayan derinliklerinden körpe bir Anemon çiçeği olur.. Bu sırada ölümün anısına nehir kan kırmızısı akar. Bu inanılmaz olayı kış yağmurlarıyla dağlardan taşınan topraktaki bir mineral tabakasına bağlayanlar vardır elbette; fakat ben ırmağın mevsim dönüşünde epik kahramanının kanıyla kızıla boyandığını düşünürüm. Herodotos, ‘Tarihi’nde “…güneyden alırsak, aynı kıyı çemberi, Fenike’de Myriandikos körfezinden Triopion burnuma kadar uzanır. Bu deniz kıyısı boyunca otuz insan soyu yaşar.” der. Ne hoş bir renk çümbüşü değil mi?      Bizler ne zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. ilk uygarlıklar Yakındoğu ve Doğu Akdeniz’de çıkmıştır. Fernand Braudel ‘Akdeniz’ adlı kitabında bu kıyı şeridini anlatırken M.Ö: 2000 yılları başında denizci yetiştiren, gemi yapan Fenikelilerin ve Yunanlıların buralarda atalarının yaşadığını belirtir ve der ki: ” …torunları kadar çalışkan olan bu insanlar kuşkusuz ticaretin ilk adımlarının atıldığı Akdeniz’i yaratanlardır.” Sonra ekler: “ :..burası artık ekonomik bir mekan niteliğini kazanmıştır ve burası artık ekonomik birliğe sahip bir mekan niteliğini kazanmıştır. Ve burada şimdi eşyaların, tekniklerin, modaların, zevklerin ve tabii insanların, hatta diplomatik yazışmaların yoğun alışverişi başlamıştır. Böylece ortaya yepyeni bir durum çıkar, kozmopolit bir kültür oluşur ki bunda denizin kıyısında olduğu kadar ortasında gelişmiş uygarlıkların katkılarını da görebiliriz. ” Ve devam eder: ”Suriye ve Lübnan hiç şüphe yok ki kozmopolitlik konusunda başta gelir. Fenikelilerin ataları olan Kenanlılar (Suriye ve Lübnanlılar)denizci bir milletti; oysa Mısırlı, yurdundan ayrılmaktan pek hoşlanmazdı, parası olduğundan daha çok oturduğu yerden ticareti sever.” ‘ Onbinlerin Dönüşü’ne savaş muhabiri olarak katılan Ksenophun, ‘Anabasis’ adlı seyahatnamesinde Pers prensi Kyros’un Lidya’nın Sardes kentinden çıktıkları yolculuğu anlatırken geldikleri İskenderun’u ve körfezi şöyle anlatır: ”…Kyros, Suriye içinde beş fersenk ilerleyip Fenekililer’in oturduğu kıyı şehri Myriandos’a vardı. Burası birçok ticaret gemisinin demir atmış beklediği bir ticaret limanıydı. Şehirde yedi gün kaldı. Orada, Arkadia’lı Ksennias ile Megara’lı Pasion bir ticaret gemisine binip en değerli şeylerini de yükledikten sonra denize açıldılar… ”Ebû Abdullah Muhammed İbn Battûta Tanci seyahatnamesinde; bugün Reyhanlı’ya bağlı Tîzîn(Oğulpınar) köyünü bakınız nasıl anlatıyor: ”Halep’ten çıktım, Tîzîn şehrine hareket ettim, yakın zamanlarda Türkmenler tarafından kurulan bu şehrin çarşıları güzel, mescitleri ise pek sanatkarca inşa edilmiştir.” Antakya’dan çıkınca Buğrâs Kalesine yöneldim etrafı bahçe ve tarlalarla çevrili. Buğrâs’ta Debîliye adı verilen kumaşlar üretirler… Kubilay Han, kentlerle ilgili sohbet ederlerken bir yerde şöyle diyor Marco Polo’ya, “…kırlangıç balıklarının yüzüşlerini ve uçuşlarını izlemeye ve bunlardan kehanetler çıkarmaya yarayan katedral yüksekliğinde kocaman bir havuz, etrafında, üstü mermer yiyecek ve içeceklerle donanmış, örtüsü bile mermerden, atnalı biçiminde mermer bir sofra kurulu… ”Marco Polo’nun yanıtı ise şöyle olur: ”Kentlerle ilişkimiz rüyalarla olduğu gibidir: hayal edilebilen her şey aynı zamanda düşlenebilir, oysa en beklenmedik rüyalar bile bir arzuyu, ya da arzunun tersi, bir korkuyu gizleyen resimli bir bilmecedir. Kentleri de rüyalar gibi arzular veya korkular kurar; söylediklerinin ana hattı gizli, kuralları saçma, verdiği umutlar aldatıcı, her şey başka bir şeyi gizliyor olsa da.” Tarihin dehlizlerinden çıkıp günümüze gelirsek; yine derin bir ekonomik krizin yaşandığı 2001 Mart ayında, Lal dergisi, Haluk Arlı ile kültür ve sanat üzerine bir söyleşi yapar: Haluk Arlı, gençlerin sorusunu şöyle yanıtlamış: “Türkiye’nin ekonomisi öyle bir hal aldı ki kültür, insanlar için lüks olmaya başladı... insan önce birinci dereceden ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor, giyecek, yiyecek, v.s kültür ikinci plana atılıyor. Sinemaya, tiyatroya gitmek istiyor gidemiyor, düşünün 5-6 kişilik bir ailenin sinema veya tiyatroya gidişini, bayağı pahalıya geliyor. Ancak ayda bir maaşını aldığı zaman veya ekstradan bir para geldiği zaman olabilecek bir şey oluyor bu da kültürü lüksleştiriyor. Hepimiz bundan sıkıntı duyuyoruz. Bunun sıkıntısını bu işle uğraşanlar da duyuyor. Nihayetinde ekmek istiyorlar bu işten.” O dönem kültür ve sanatın geldiği düzeyi özetlemiş Haluk Bey. O günden bugüne insan yaşamında kültür, sanat ve estetik çok daha gerilere itildi. İnsanın havaya, toprağa, suya, ekmeğe
, tuza ne kadar ihtiyacı varsa; kültüre sanata, edebiyata, folklora da o kadar ihtiyacı vardır. Yaşasın sanat ve hayat… Kemal Düz



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yaşam kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sinemanın En Figüranı
Sessiz Ada/m
İskenderun Kültür Sanat Şenliği Sonuç Bildirgesi
Nusayriler de Enterasan Bir Tütün Söylencesi
"Dünyanın En Masum Yayıncısı"
Senin Kadar Yorgunum, Beşir Fuad
Şu Yazar Milleti
Ayaş İzlenimleri
Burhan Günel Aramızdan Ayrıldı

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anılarda İskenderun: Cem Erman ve Hikayet-i Zeki Müren
Bir Dönem Soğukoluk ve Hatay
Krishnamurti ile Kendini Tanıma Sanatı
Trene Özlem: İskenderun'dan"dan Adana'ya" Yolculuk
Divan Edebiyatının En Güzel Şairi
Sokakta Sanat: İskenderun Kültür Sanat Şenliği
Payas'ta Tarih Tarihte Payas
Suriye Gerçeği
Kitaplar Arasında Bizden Sesler
Benden Selam Söyleyin Değirmenderesi'ne

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aybastılı Şair İzzet Haznedar [Şiir]
[Şiir]
Münzevi Bir Osmanlı [Şiir]
Çukurova'nın İki Yiğit Sesi: [Şiir]
Şiirin Hatayı [Şiir]
Bir Öykücümüzden Bir Öykümüz Var [Öykü]
Aybastılı Bir Feylesof: Refik Güley [Roman]
İskenderun'da Kitapçı Olmak [Eleştiri]
Yunus Peygamber Sütunu [Eleştiri]
Bir Yeşilçam Emekçisi: Cem Erman [Eleştiri]


kemal düz kimdir?

edebiyat sanat, tarih, kültür ve folklora karşı ilgim var. yerel bir gazetede kültür sanat yazıları yazıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
engin geçtan, edip cansever, tevfik fikret v.b.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © kemal düz, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.