..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gene gel gel gel. / Ne olursan ol. / ... / Umutsuzluk kapısı değil bu kapı. / Nasılsan öyle gel. -Mevlânâ
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Din > Akakiy Akakiyeviç




22 Ocak 2010
Türban ve İslami Kesim Üzerine Bazı Mülahazalar  
1 Mart 2008

Akakiy Akakiyeviç


Bununla beraber İslami kesimin demokrasi idealini ne kadar içselleştirdiği ya da böyle bir kaygusunun olup olmadığı da tartışmaya açıktır. Çoğulcu bir demokratik yapının koşullarının gerektirdiği adımların atılması yolunda ayak sürüyen siyasal hareketlerden birisi de İslamcılıktır. Seçimlerle oluşan siyasal yapıyı çoğunluğun azınlığa tahakkümü biçiminde algılayan ve asgari ortak paydada buluşmayı söz konusu bile etmeyen bu kesimin, Türkiye’de demokratik yapıyı güçlendirmekten ziyade kutuplaşmayı tetikleyeceği ortadadır. İslami kesimin karşı kutbunda yer alan vesayetçi entelijensiyanın demokrasi algısı da gelişkin olmadığına göre Türkiye'nin kısır laik anti-laik kutuplaşmasını aşması kısa vadede mümkün gözükmemektedir.


:AIGB:
Türkiye'de türban konusunun İslami kesim tarafından özgürlük sorunu olarak ortaya konması ve tartışmaların da bu meyanda gerçekleşmesi oldukça sorunlu gözükmektedir. Ülkede, onca demokratik talep ve özgürlük meselesi ortada dururken, türbanın ön plana çıkarılması, manipülasyonu akla getirmektedir. Batılı normlarda demokratik adımların atılmaması/atılamaması ve Avrupa Birliği tarafından yapılan eleştirilere karşı, hem tepkisel hem de göstermelik bir demokratik açılım olarak! Üniversitelere türbanla girilmesi yolunda yasal düzenlemeler yapılması manipülatif siyasetin en önemli nedenidir. Özgürlük konusunun bütüncül olarak ele alınmayıp da salt simgesel unsurların ön plana çıkarılarak değerlendirilmesi meselede samimiyetsizliğin bir göstergesidir. Özelde İslami kesimin, genel olarak da Türk Sağı’nın, hiçbir zaman ve koşulda demokrasi pratiğini gerçekten özümseyerek hareket ettiği görülmemiştir. Tepkisellik, İslami kesimin toplumsal sorunlar karşısında gösterdiği tavrı doğru değerlendirmek için kullanılabilecek en uygun nosyon gibi gözükmektedir. Özellikle Kemalizm'in prensiplerine karşı geliştirilen bu siyaset tarzı, prensiplerin nasıl demokrasi pratiği açısından yorumlanıp açılıma imkân sağlaması gerektiği düşüncesinden ziyade, toptan reddetme ve tepkisel hareketler olarak kendini göstermektedir. Dolayısıyla, eleştirilen bir ideolojik bir yaklaşımın siyaset yapma biçiminin düştüğü iddia edilen anti-demokratik tavır olduğu gibi sahiplenilmektedir.

Türbanın, gerçekten Türkiye'de İslami kesimin önemli bir simgesi, sembolü olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Simge olduğu da zaten açıkça dillendirilmiştir. Fakat türbana özgürlük konusu, gerçek bir özgürlük ideali olmaktan ziyade, İslami kesimin bir anlamda meşruiyetini ortaya koymak için kullandığı bir enstrüman haline gelmiştir. Özgürlüğün, gerçek anlamda hayatın her alanını kapsayan toplumsal bir ideal olarak algılanmayıp, sadece başörtüsüne serbestlik bağlamında değerlendirilmesi, bu siyasi akımın samimiyetsizliğini ve takiyyesini ortaya çıkarmaktadır.

Türbanın, İslami kesimin toplum katında meşruiyetini ortaya koymak için kullandığı bir araç olması anlamlıdır. Zira toplumu ve ekonomiyi yönetmede, başka bir tabirle muktedir olma konusundaki başarısızlıkların üstü türban ile örtülmektedir. Üçte ikisi muhafazakâr olan toplumun, türban bahsi gündeme geldiğinde ortaya koyduğu duyarlılık çok iyi bilindiği için, toplumun gerçek gündemini(işsizlik, ekonomik durgunluk, demokrasi sorunu, AB ile gittikçe kötüye giden ilişkiler)değiştirmede çok başarılı bir biçimde kullanılmaktadır. Türkiye’de siyaset gerçek zemininde yapılmadığı için ya da siyasal partiler sınıf temelli bir temsiliyet yerine simgesel nesneler üzerinden toplumsal tabana hitap etmeyi tercih ettikleri için başarısızlıklarını gündem değiştirerek gizlemeye çalışmaktadırlar.

Mağduriyet, İslami kesimin varoluşu ve bu varoluş koşullarının idamesi için kullandığı psikolojik durumu açıklamak için kullanılacak anahtar bir kavramdır. Kendince köklü bir geçmişten beslendiğini iddia eden bu kesimin, siyasal alanda temsiliyetini sağlayan partilerin malum nedenlerle kapatılması bu mağduriyetin nedenlerinden biridir. Uygulanabilirlik açısından en basit ve en masum gibi görünen türbana özgürlük konusunda bile önemli bir adım atılamaması, radikal söylemlere başvurulmasına ve artık sabrın kalmadığı yolunda ifadelerin beyanına neden olmaktadır. Üniversitede türbana serbestlik sağlandıktan sonra, sadece bununla kalmayıp bütün kamuyu da ihata edecek şekilde uygulama düşüncesinin açıkça dillendirilmesi sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün göstergesidir. Mağduriyetin nasıl tersine çevrilebileceğini ve karşı taraf üzerinde oluşabilecek baskının ne denli totaliter olabileceğini ise son zamanlarda meydana gelen olaylardan ve söylemlerden anlamak mümkündür.

Türban konusundaki zıtlaşmaların ve genel olarak da laik anti-laik tartışmalarının Türkiye'nin göreli demokratik ortamına zarar vereceği ortadadır. İslami kesimin hassasiyetlerini kamuoyuna sunarak ve milli iradeyi temsil ettiği iddiasını pratik olarak kullanarak "kendince haklı" istemlerde bulunması gerilim ortamına zemin hazırlamaktadır. Yakın tarihte tanık olduğumuz gibi, vesayet ideolojisinin vasilerinin rejimin elden gittiğini iddia ederek müdahalede bulunması ihtimali, demokratik aktör iddiasında bulunan hiçbir oluşumun tasvip etmeyeceği sonuçlar doğurabilir. Kaçınılması gereken ve ihtimal dâhilinde olan durum budur.

Bununla beraber İslami kesimin demokrasi idealini ne kadar içselleştirdiği ya da böyle bir kaygusunun olup olmadığı da tartışmaya açıktır. Çoğulcu bir demokratik yapının koşullarının gerektirdiği adımların atılması yolunda ayak sürüyen siyasal hareketlerden birisi de İslamcılıktır. Seçimlerle oluşan siyasal yapıyı çoğunluğun azınlığa tahakkümü biçiminde algılayan ve asgari ortak paydada buluşmayı söz konusu bile etmeyen bu kesimin, Türkiye’de demokratik yapıyı güçlendirmekten ziyade kutuplaşmayı tetikleyeceği ortadadır. İslami kesimin karşı kutbunda yer alan vesayetçi entelijensiyanın demokrasi algısı da gelişkin olmadığına göre Türkiye'nin kısır laik anti-laik kutuplaşmasını aşması kısa vadede mümkün gözükmemektedir.

İfade edilen bu siyasal konjonktürden gerçek anlamda çıkışı ve özgürlükçü bir açılıma imkân sağlamayı ise sol düşünce ve pratik gerçekleştirebilir. Bunun nasıl ve ne şekilde olacağı ise geçmiş tecrübelere bakılarak ve muazzam siyasal yazına müracaat edilerek yapılabilir. Özgürlüğü amaçlayan siyasal oluşumların kendi iç çekişmelerini bırakarak toplumsal sorunlar üzerine düşünce üretmeleri ve bunu pratiğe yansıtarak toplumu dönüştürmeyi amaçlamaları günümüz koşullarında elzemdir.
1 Mart 2008



.Eleştiriler & Yorumlar

:: Sağ-sol meselesi mi?
Gönderen: Ömer Faruk Hüsmüllü / , Türkiye
1 Nisan 2010
Konu güzel işlenmiş,ama türban/demokrasi anlayışının sağ-sol penceresinden izah edilmek istenmesi görüşüne ve "Özelde İslami kesimin, genel olarak da Türk Sağı’nın, hiçbir zaman ve koşulda demokrasi pratiğini gerçekten özümseyerek hareket ettiği görülmemiştir." genellemesine katılmak mümkün değildir.Paylaşım için teşekkürler.Saygılarımla.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Alevilik İslam'ın Dışındadır..!

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Askeri Vesayetten Sivil Otoriter Vesayete: Kısırdöngü,imkanlar ve Sınırlar
Futbol ve Ben

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Memurun Sabah Mesaisi Öncesi Gördükleri,düşündükleri [Öykü]
Muhafazakar Tahayyülde Osmanlı İmgesi [Eleştiri]
12 Eylül,anayasa Tartışmaları ve 1960 - 1980 Dönemine Dair Bazı Değerlendirmeler [Eleştiri]
Türkiye'nin Yeni Vesayeti: Muhafazakar Hegemonya [Eleştiri]
Otoriter Demokrasimizin Hal-i Pür Meali [Eleştiri]
Dersim Meselesi,chp'nin Tutumu ve Cumhuriyet Politikaları Üzerine [Eleştiri]
Muhaliflikten Muktedirliğe,mağduriyetten Mütegallibeliğe [Eleştiri]
Ramazan Bizim Neyimiz Oluyor? [Eleştiri]
Kılıçdaroğlu'nun Mevkii Belli Oldu: Sağ (A) Açık Oynuyor! [Eleştiri]
Açılımın Mantığı ve İslamcı Muhafazakârların Toplum Tahayyülü Üzerine [Eleştiri]


Akakiy Akakiyeviç kimdir?

Özellikle eleştirel yazmaya özen gösteren,Türkiye tarihi,politika,sinema ve hatta edebiyat üzerine kafa yoran ve yazmaya çalışan ve yazmayı önemseyen bir amatör yazar. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Gogol,Puşkin,Çehov,Ahmet İnsel,Murat Belge,Ömer Laçiner v.b.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Akakiy Akakiyeviç, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.