..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşünce dilden, dil düşünceden doğar. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Din > Hulki Can




2 Mart 2010
İslamlıktaki Cinselliğin Psikopatolojisi (3. Bölüm)  
Hulki Can
Kadını bu dünyada salt bir seks ve doğurma aracı olarak görüp onu kara çarşafların altına gizleyerek cinselliği yok saymaya karşılık, öbür dünyada abartılı bir seks patlamasını müminlere armağan olarak sunmaya kalkışmak psikotik bir çelişkidir. Ancak, Adler kuramına göre bu bir çelişki olmayıp, önceki durumun "telafi edilmesi" veya dengelenmesi olarak yorumlanabilir.


:BFGJ:
GILMANLAR
İslam inancında “gılman” cennettekilere şarap sunan oğlanlardır. Bunlara erkek huri anlamına gelen “hur” da denilmektedir. Gılman “gulam”ın çoğuludur. Gulam Arapça’da “erkek çocuk, oğlan” anlamında olup cinsel bakımdan henüz ergen olmamış –kadınların değil- erkeklerin cinsel zevkine hizmet eden oğlan çocuk anlamına da gelir. Nitekim, Türkçedeki “kulampara” sözcüğü “gulampare” (oğlan parçası) den gelir. Bu sözcük Türkçe argoda “oğlancı, sübyancı” anlamlarında kullanılır.

Bu noktadan hareketle Kuran Surelerindeki “sedefleri içine gizlenmiş inci gibi gençler” veya "sedeflerinde gizlenmiş inciler gibi gılmanlar" tanımlarını mercek altına almak gerekir. Tur Suresi cennetlikler için şöyle der:

“Onlara canlarının istediği meyveler ve etlerden bol bol verdik. Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma. Kendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler.” ( Tur Suresi 22-24, Elmalılı)
Ayntabi Mehmet Efendi çevirisinde aynı ayetler daha belirgin bir ifade ile anlatılır. Cennetteki gılmanlar "hiç el dokunmamış" incilere benzetilir:

”O muttakilere arzu ettikleri meyveleri ve etleri bol bol veririz. Onlar Cennette, aralarında dolu şarap kadehleri teati ederler. Onda ne boş söz ve ne günaha sokma yoktur. Hizmetleri için de kendilerine mahsus, hiç el dokunmamış, güya sedeflerinde gizlenmiş inciler gibi gılmanlar etraflarında devreder”. Tur Suresi: 22-24

Huriler için de kullanılmış olan bu "hiç el dokunmamış" yani "kirletilmemiş" söyleminin cinsel içerikli olduğu açıktır. Bu hiç “el dokunmamış inciler gibi gılmanlar”a herhalde bir el dokunmadan duramayacaktır değil mi?

Buna rağmen, bazı çağdaş İslam yorumcuları kadın erkek eşitliğine kanıt olarak, cennette erkeklere verilecek huriler karşılığında, kadınlara da gılmanların, yani, oğlanların verileceğini safça ve çaresizce öne sürerler. Ancak, oğlanların henüz erkekliği gelişmemiş olduğundan cennetlik kadınların cinsel arzularını gidermesi olanaksızdır.

O halde, "gılman" denilen oğlanların cennetteki esas işlevi nedir? Değişik cinsel fantezileri, arzuları tatmin etmek mi, yoksa cennettekilere hizmet etmek mi? Bu durumda eğer cennette eşitlik söz konusu ise “hizmetçi” nasıl olabilir? Hizmetkarlık, hizmetçilik, uşaklık köleci, feodal toplum yapılarının kalıntısıdır. Cennette feodal düzenin artığı sosyal statüler olabilir mi?

ALTIN BİLEZİK/GÜMÜŞ BİLEZİK
İnsan Suresi bu gerilime son noktayı koyar. “Sedef içinde saklı inci” gibi parlayan gılmanların bir de kadınlar gibi “gümüş bilezikler” takmasıyla cinsel fantezi tamamlanır:

“Hizmetlerinde her dem terü taze çocuklar dolaşır. Sen görünce onları sanki saçılmış inciler sanırsın. Ve ne tarafa baksan (tarif edilemez) bir nimet büyük geniş bir mülk (ve saltanat) görürsün. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır. Ve gümüş bilezikler takınırlar. Ve Rableri onlara gayet pak, tertemiz içecekler içirir.” (Ayntabi Mehmet Efendi Çevirisi - İnsan Suresi: 19-21)

"Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın. Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.       Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir." (Elmalılı - İnsan Suresi: 19-21)

Prof. Süleyman Ateş’in çevirisi “taze çocuklar” ın bilezik taktığını kamufle etmeye yöneliktir. Cümleler sanki tüm cennet ehlinin "gümüş bilezik" taktığını ima eder şekildedir.

”Çevrelerinde de öyle ölümsüz gençler dolaşır ki, onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın. Orada nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün. Cennet ehlinin üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş ve şöyle demiştir, Bu sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir” (Süleyman Ateş çevirisi, İnsan Suresi: 19-21 )

Oysa, cennet ehli "altın bilezik" takar ve "incilerle" bezenirler (Kehf 31, Hac 23, Fatır 33). "Gümüş bilezik" sadece gılmanlara özgüdür:      

“Etraflarında her dem taze çocuklar dolaşır ki sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın. Orada herhangi bir yeri gördüğün zaman büyük bir nimet, bol bir ihtişam ve saltanat görürsün Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri de onlara gayet temiz bir şarap içirmiştir” (Hasan Basri Çantay Çevirisi - İnsan Suresi: 19-21)

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Ayntabi’nin “taze çocuklar” veya "gılmanlar" terimini “genç nedimler” olarak çevirir:

”O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir” (T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi, İnsan Suresi: 19-21)

İnsan Suresi 19-21 ayetlerin Fransızca’sı şöyledir: “ Des enfants doués d‘une eternelle jeunesse s’empressent a les servir; la blancheur de leur teint égale ‘l’éclat des perles. L’or et la soie forment leur habits. Des bracelets d’argent sont leur parure.” (Le Koran, Savary)

Türkçe’si: “ Ebedi bir gençliğe sahip çocuklar cennetliklere canla başla hizmet ederler; tenlerinin beyazlığı incilerin parlaklığı gibidir. Altın ve ipekten elbiselerle kuşanmışlar, gümüş bileziklerle süslenmişlerdir.”

CENNET ORTAMI
Müminlerin, hurilerin ve gılmanların sonsuza dek yaşayacakları cennet ortamı şu şekildedir:

“ Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. Sanki onlar yâkut ve mercandırlar. Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır. (Bu cennetler) yemyeşildirler. İkisinde de her türlü meyve, hurma ve nar vardır. İçlerinde güzel huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır. Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır. Bunlardan önce onlara ne insan, ne de cin dokunmuştur. Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.” (Rahman Suresi: 54, 56, 58, 62, 64, 68, 70, 72, 74, 76, Elmalılı)

“(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler. İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır. Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir. Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır. Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler.” (Saffat Suresi: 44-49, Elmalılı)

Genelde tüm dünya mitolojilerinde huri ve gılman benzeri varlıklar olsa da Tevrat ve İncil’de her nedense inanlılara tahsis edilen gılman ve hurilerden söz edilmez. Bu herhalde Tevrat ve İncil’in muharref olmasına en büyük kanıt, ya da, bu kitapları yazanların bu ilahi ve uhrevi konuları görmezden, bilmezden gelmesinden kaynaklanıyor olabilir.

SONUÇ
Vardığımız beklenmedik ve şaşırtıcı sonuç gılmanların da huriler gibi cinsel bir işlevi olduğu yönünde ağır basmaktadır. Ancak, eğer gılmanlar seksüel fantezileri tatmin etmeye yönelik yaratıklar ise pederasti veya pedofili dediğimiz cinsel sapkınlık söz konusudur. Sigmund Freud (1856-1939) bu tür cinsel anomalilerin nevroz ve psikonevrozlarda daha sık görüldüğünü saptamıştır.

O halde, şeriata uygun yaşayıp cennete gitmeye hak kazananlar içinde nevroz veya psikoz hastaları çoğunlukta mı olacaktır? Yoksa bu tür görüşlere inananlar, ya da, bu tür görüşleri ortaya atanlar mı nevrotik veya psikotik itkiler taşımaktadırlar? "Derinlik Psikolojisi" kuramcılarından Prof. Alfred Adler (1870-1937) "Eşcinsellik Sorunu" adlı yapıtında bunu erkek egemen toplumun kaçınılmaz bir sonucu olarak görür. Bunda erkeğin kadın cinselliği karşısında duyduğu aşağılık kompleksinin de etkisi vardır.

Kadını bu dünyada salt bir seks ve doğurma aracı olarak görüp onu kara çarşafların altına gizleyerek cinselliği yok saymaya karşılık, öbür dünyada abartılı bir seks patlamasını müminlere armağan olarak sunmaya kalkışmak psikotik bir çelişkidir. Ancak, Adler kuramına göre bu bir çelişki olmayıp, önceki durumun "telafi edilmesi" veya dengelenmesi olarak yorumlanabilir.

Cennetteki ne insan, ne de cin eli değmemiş, ceylan gözlü, beyaz tenli, bakire kızlar, inci gibi tenleri olan gümüş bilezikli oğlanlar, şahnişli köşkler, divanlar, yeşil yastıklar, ipek giysiler, altın tepsiler, kadehler, sınırsız et yeme ve şarap içme serbestisi gibi salt cinsel ve maddi zevkleri tatmin etmeye yönelik vaatlerin, ilahi bir mükafattan ziyade, cahil insanları güdülemeye yönelik taktikler olması akla daha yakın gözüküyor.

Klinik tetkiklerde, haram kılınan şeylerin, yiyeceklerin, içeceklerin ve cinselliğin gerçek hayat olarak sunulan cennette tamamen serbest olacağını ve buna inanmayanların kafir olduklarını iddia eden zihniyetlerin, Mehdi ve Mesih özentilerinin, bilinçaltında bastırılmış derin cinsel saplantıları, psiko-seksüel bozuklukları olduğu, şizoidi veya paranoya gibi çok hasta kişilikliklere sahip oldukları saptanmıştır. Kitlelerin bunlara inanarak vecd ve hezeyan halinde bu hayali inançların peşinden sürüklenmeleri ancak psikiyatri ve psikopatoloji ile açıklanabilir. Bireyleri tek tek tedavi etmek mümkündür, ama toplumun tümü hastalıklı inançlar içinde bocalıyorsa bu nasıl tedavi edilebilir?

.Eleştiriler & Yorumlar

:: ilginç
Gönderen: Aslı Özpolat / , Türkiye
12 Mart 2010
Okuduğum en ilginç yazılardan biriydi. Ne düşünmeliyim şimdi bilemedim. Sanırım üzerine daha bir çok okuma yapılmalı.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yahudi, Hristiyan ve İslam Teolojisinde Şeytan ve Şeytanlar (1. Ci Bölüm)
İslamlıktaki Cinselliğin Psikopatolojisi (2. Bölüm)
Yahudi - Hristiyan ve İslam Teolojisinde Cincilik ve Cinlere İnanış
Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıkta Kutsal Savaş ve Ganimetler
İslamlıktaki Cinselliğin Psikopatolojisi (1. Bölüm)
Tebbet Suresi Hakkında Teolojik ve Etik Bir Araştırma
Yahudi, Hristiyan ve İslam Teolojisinde Şeytan ve Şeytanlar (2. Ci Bölüm)
Ahiret Hayatı İçki ve Seksten İbarettir
İslamiyet Öncesi Türklerin Dinsel İnançları (2. Bölüm)
İslamiyet Öncesi Türklerin Dinsel İnançları (1. Bölüm)

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mevlana'nın Tesettür ve Kadınların Örtünmesine Bakışı
Çağdaş Gagavuz Şiiri
Yeni (!) Anayasayı Kimler İstiyor?
Yahudi Soykırımı Gerçek mi, Abartı mı? (3. Bölüm)
Omega Melancholia (Omo) Sendromu
Dil Savaşları
Türkçe"nin Güncel Sorunları
Modern Çağın Cinleri: Uzaylılar (2. Bölüm)
Modern Çağın Cinleri: Uzaylılar (1. Bölüm)
Yahudi Soykırımı (Holokost) Gerçek mi Abartı mı? (1. Bölüm

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Elsa'nın Gözleri [Şiir]
Kraliçe ve Bahçıvan - II [Şiir]
Albatros [Şiir]
Op. 11 Piyano Ezgileri, Arnold Schönberg [Şiir]
Yeryüzü Rüzgarları [Şiir]
Kraliçe ve Bahçıvan [Şiir]
Havanın Ölümü [Şiir]
Uçan Ayakkabı [Şiir]
Her Ocak Hiddetle Tütüyor… [Şiir]
Malta Şahinlerine [Şiir]


Hulki Can kimdir?

Başlıca yapıtları: Eski Kule Müziği (şiir) Geometrik Aydınlık (şiir) Havanın Fen Noktası (şiir) Tartaros Paradigması (eleştiri) Teslis Sendromu (eleştiri) Nano Kutsallık (eleştiri) Sevgili Kutlu Yaşam (öykü) Kuşku Bilinci ve Eleştiri (eleştiri)

Etkilendiği Yazarlar:
Montaigne, Descartes, Russell, Tolstoy, N. Hikmet, Dostoyevski, Nietzsche, Freud, Darwin, Marx, Engels, Lenin, Bakunin, Kropotkin, Voltaire, Diderot


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Hulki Can, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.