..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bulanmadan ve donmadan akmak ne hoştur. -Mevlânâ
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Şiir > Destan > Veysel Menekşe




4 Mart 2010
Seyr - İ Süreyyâ Destanı  
Veysel Menekşe

:AFIC:
SEYR-İ SÜREYYÂ
DESTÂNI

1
Bir azimet destanıdır öykümüz
Cennet bahçelerinde başlayan
Gurbetlere bir yakınmadır
Sürgünümüz
Demir asa, demir çarık
Yeryüzünden sonsuzluğa
Bitmeyen yolculuk
İnsanın serüvenidir
Hâbil'le başlamıştır türkümüz
Nuh ile Cudî dağında
Uzun soluklu bir uzun hava
Yakub'un gözyaşlarıyla
Nil'in kuruyan yataklarıyla
Bitmez tükenmez deva
Ve Yusuf'la başlar
Kehkeşân Saraylara
İlk ziyâretimiz
Züleyhâ'nın katran kokulu saçlarında
Zincire vurulur sözlerimiz
İlk hapsimiz, ilk mektebimizdir

2
Çölden fışkıran su
Hâcer'in mahrem türküsüdür
Mahramalar yatağıdır İsmâil
Ilgıt ılgıt akmaktadır yüreğimize
Hacer'in
Kara Hacer'in
Sabır taşıdır Hacer-ül Esved
Bir hasret kalemidir kasvet
Fatıma'nın kaşlarında
Ayrılıklar bize kısmet

3
Şam yollarının garip yolcusu
Mekke'nin yetim yolcusu
Bütün şiirlerin esin kaynağı
Sahrâ-yı Cedit'ten, Cebel-i Târık'a
Yemen'den
Hadramut'a
Sidret'ül-Müntehâ'dan
Anadolu'ya
Hicaz çöllerinden
Acem illerine
Kanayan bir sevdadır
Kadim sevdamızdır
Aşkımız, şiirimiz, şeriamızdır
Tâif'in yaralı başı
Gümüş tepsilerde arz edilen
Salon Salome'ye
Zâlim sultanların ezeli korkusudur
Mekke'de yeniden dile gelen
Yahyâ'nın kesik başıdır
Zekeriyâ'nın lime lime doğranmış
Aziz nâşıdır
Bu; İsmailoğullarının
Sonu gelmez savaşıdır...

4
Hacer'in karalığında hicret
Mus'ab'ın aydınlığında Medine
Ali'nin yatağında nusret
Yemin olsun Ed-din'e
Ve asırlar boyu beklenen
Zafer şarkısı
Şad etmişken yüreklerimizi
Ol Nebi'nin vuslatında başladı
Ayrılık şarkısı
Ne sahabi duyarlığı
Ne Ömer dayatması yetmiyordu
Kör düğümleri çözmeğe
Yetmiyordu kör kuyulara atılan taşları
Çekip çıkarmaya
Yetmiyordu
Ve... Yeniden yazılmaya başladı yazgımız.
Bir Belâ kesilirken başımıza
Osman sıkıntısı
Narına yanan Ali'dir.
Ne Talha döngüsü
Ne Zübeyr yılkısı
Peygamber zevcinin
Nazına yanan Ali'dir
Şam saraylarında
Muâviye şehvetlerinde
Sabır taşlarını çatlatırken ihânet
Muhammed, İsâ aşkına
Dayanan Ali'dir
Rebeze'de yalnızlığa dirilirken şehâdet
Ebuzer'e Eyvaah
Eyvaah!...
Yarelenen Ali'dir
Mızrak uçlarında katledilen Mushaf'a
Eyvaah, eyvaah!...
Pârelenen Ali'dir

5
Ammâr'ı da analım dostlar, Ammâr'ı da
Veysel Karani'ye de bir selâm edelim
Cümle Üveysilerin fahrî babası
Fahr-i kâinatın fahrî hırkası
Firkat ateşlerinde
Hârelenen Ali'dir
Bir pervânedir Fâtıma, evlat acılarında
Allı turna kanatlarında
Türkü türkü, ağıt ağıt
Kerbelâ çöllerinde
Zârelenen Ali'dir

6
Ey Kûfe !... Zâlim Kûfe
Hâin Kûfe!...
Ben sana yanmam billâhi
Asıl yandığım dost bakışlara
Uzaktan bakışlara
Tedirgin, ürkek
Hesap üzere oturuşlara
Müstağni duruşlaradır
Asıl yandığım
Zarif ihânetlere
Çok bilmiş kehanetleredir

7
Ve bir Hâbil-Kâbil kıssasıdır Kerbelâ
Bir söz üzre
Verilmiş bir söz üzre
Misâk üzre
Nice bin şehâdettir Kerbelâ
Ta ezelden, ibtida baştan
İsmâil'in anısına
Kurbân edilen
Bir "Kâlû belâ"dır Kerbelâ
İlm üzre, silm üzre
Vahyedilmiş son âyet üzre
Tarih denilen defter-i kebire
Konulmuş son noktadır Kerbelâ
Nebî noktasıdır... Mim noktasıdır...
Şehâdet noktasıdır!...
Gidişimiz artık ve nihâyet
Ol vaktedir
Ey Kerbelâ!...

8
Nice bin zikir hâleleriyle
Nice bin şehâdet lâleleriyle
Birlikte düştüler Bu-Turâb oğlu'nun
Lâlezârına
Eyyub'un yeniden kan aktı yaralarına
Yakûb'un yeniden su düştü mahramalarına
Yusuf'um, Hüseyn Hüseyn diye inledi
Yeniden
Mısır'ın, Şam'ın kahır zindanlarından
Muhammed'in ruhu titredi
Kutlu Nebi'nin bir daha kırıldı
Mübarek dişi
Yeniden yarıldı sevdalı başı
Hamza'nın ciğeri yeniden kanadı...
Asumân ağladı... dağlar ağladı...
Salome'nin sarayında Yahyâ ağladı
Hüseyn! Hüseyn! Ya Hüseyn sana mı düştü
Yahya'nın yazgısını yeniden yazmak?
Zekeriyâ ağladı, Meryem ağladı
Asiye'nin tahtında İmran ağladı
Unutup, çarmıha gerilen acılarını
Meryem oğlu Mesih İsâ ağladı
Ateşin gül bahçelerinde gülen İbrâhim
Gülmeyi unuttu giryân ağladı
Hacer'in Zemzem'i, Fâtıma'nın Kevser'i
Ağaca yürüyen bengisu
Beyt-ül Mukaddes'te
Yed-i Beyzâ Musâ ağladı
Cebrâil, Mikâil, dahi İsrâfil

Levh-i Mahfuz'da levha ağladı
Yedi kat gökler, cümle melekler
Ahd u peymân ile sayhâ ağladı
Kerbelâ'da şerha şerha ümmet yarası
Ehl-i Beyt dergâhında nefha ağladı

9
Nice bin zikir hâleleriyle
Nice bin şehâdet lâleleriyle
Birlikte düştüler Bu-Turâb oğlunun lâlezârına
Yetmiş iki kişiydiler
Zulme karşı yetmiş iki kişiydiler
Ve yanlarında
Ve azıklarında
Ne tandır ekmeği
Ne Zemzem suyu
Ne dünya kaygusu
Ne ölüm korkusu
Haykırışların en asiliyle
Vazgeçişlerin en yüreklisiyle
Ayağa kaldırdılar
Kadim serüvenimizin
Kadim cümlesini: "Lâ ilâhe illâllah"
Ve gelmiş geçmiş cümle müstaz'af gönüllere
Ezilmiş gönüllere
Yüreklerini vererek
Su serptiler... Suskunlara inat!...
Susuzluklarına inat!...

10
Ne çocuklarının masum ölümlerini
Ne kadınlarının merhamet çığlıklarını
Duymadılar
Görmediler!...
Özgürlük için!... Aşk için!... Sevda için!...
Verilmiş misâk için
Sevda nedir bilen insanlık için
Sure sure, âyet âyet uçup gittiler
Ve bir adları kaldı yâdigâr
Altında kaldığımız
Ayaklar altına aldığımız
Hakk'ını veremediğimiz!...
Bu yağan yağmur değil, âsumân ağlar bize
Gök gürlemesi değil bu, kahreder dağlar bize

11
Ve rivâyet edilir ki ey canlar
Canlar canı İmâm Ali
Dağların dahi taşıyamadığı
Dağ dağ olmuş dertlerini
Belki gün gelir anlatır diye
Gün gelir bir volkan gibi
Fışkırır anlatır diye
Nice Yusuf'lar mihmandarı
Kör kuyulara anlatır olmuş
Dinledikçe gözleri dolmuş kuyunun
Dinledikçe kabarmış toprak yüreği
Taşları şak şak olmuş "Şıkşıkıye" feryâdından
Çatlamak üzereymiş kuyu, patlamak üzere
- Bekle!... demiş İmâm Ali, beklemelisin
"Daha nice yolcularım, daha nice gözcülerim
Konuk olacak sana... Her biri birer tanık
Her biri birer Yusuf olacak... Ve nice
Yakub'lar gözlerini emânet edecekler sana
Beklemelisin... beklemelisin..."
Kuyu da kuyuymuş ha, Yakub'un mirâsı gibi
Kuyu da kuyuymuş ha, Yusuf'un rüyâsı gibi
Kuyu da kuyuymuş ha, Hüseyn'in duâsı gibi
Kuyu da kuyuymuş ey canlar... Kuyu da kuyuymuş
Peygamber davası gibi...
Ve beklemeye koyulmuş kuyu
Ve sabretmeye
Ve gün saymaya koyulmuş
Önce Hasan diye bir hâle kuşatmış gövdesini
Sonra Hüseyn diye bir lâle yeşertmiş çevresini

Ak elleri, kan gülleri, Zeyneb-i nâlân gelmiş
Sine urup şebnem döken, Fâtıma cânân gelmiş
Muhammed dergâhıdır, hangisini sayayım
İmam Ca'fer yolunda aşık-ı yaran gelmiş

Dağlar taşlar duymamış, insanlar işitmemiş
Kuyulara haykıran Sâhib-i Zaman gelmiş
Zâlim zulme doymamış, bunca zulüm yetmemiş
Muhammed sadasıyla Duvaz-ı İmâm gelmiş
Ay batmış, gün kararmış, devran dönmüş, gül sararmış
Kuyunun yüreği de ey yarenler
Kabarmış da kabarmış
Ve dolmuş ağzına dek ve koyulmuş beklemeye
Son bir damla
Son bir şebnem
Son bir gözyaşı diyerek
Ve gün gelmiş ve beklenen o gün gelmiş
Vakit be vakit, saat be saat
Gün be gün
Zaman dolmuş, seher solmuş
Ve bir Süreyyâ yıldızı doğmuş
Yeryüzünün Selmân yüzüne
Acılı yüzüne, Ebuzer yüreğine
Bir zülfikâr parıltısı vurmuş
Yer kürenin Horâsân yüzüne...
Ve patlayıvermiş kuyu
Fışkırıvermiş cümle kuyular
Yanardağlar misali
Kükreyivermiş
Aslan misali
Adına İmâm denmiş
Adına İmâm denmiş
Ve dile gelmiş cümle çöl denizcileri
Bakır çöllere inat
Yeni bir "Şıkşıkıye" destanıdır bu
Hey canım hey!...
Em yürümüş şerha şerha
Şiir olmuş şehrayine
Dem yürümüş kalem içre
Bağlanmıştır ilmek ilmek
Pir yürümüş darağacına
Domurmuştur boncuk boncuk
Ter yürümüş pâk alnıma
Görülmemiş ihanetler
Şer yürümüş kervânıma
Buna rağmen merhem olmuş
Hâl yürümüş her yanıma
Bir sitemkâr gülüş olmuş
Gül yürümüş abdâlıma
Vaayy babam vaay!...
Yaşanmıştır en hasından
Şeker, şerbet, bal yürümüş
Acı soğan, tatlı suya
Tandır ekmek soframıza
Ter incisi tuz yürümüş
Hey canım hey
Aşk yürümüş
Aşk yürümüş!...
Ve yaşanmış
En hasından
Sevmekse sevmek
Ensiz
Ölmekse ölmek;
Sessiz
Vazgeçmektir, pür nefessiz
Bilmekse bilmek; ger sebepsiz
Ve biz
Riyâ nedir bilmeyiz
Hey ağalar
Budur kendini bilmek.



Veysel Menekşe
06-Haziran-1996



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın şiir ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kaside - Yi Fâtıma
Dastan-ı Eyyam-ı Aşura
Hey Oğul!
Tasvir - İ Fâtımâ

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Veda Yazısı [Deneme]
Öfkeli Mektuplar - 24 [Eleştiri]
Öfkeli Mektuplar - 18 [Eleştiri]
Öfkeli Mektuplar - 17 [Eleştiri]
Vakavirüs Yazılar 03 [Eleştiri]
Vakavirüs Yazılar 05 [Eleştiri]
Öfkeli Mektuplar - 16 [Eleştiri]
Vakavirüs Yazıları 02 [Eleştiri]
Vakavirüs Yazıları 01 [Eleştiri]
Vakavirüs Yazılar 04 [Eleştiri]


Veysel Menekşe kimdir?

delinin teki


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Veysel Menekşe, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.