..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Pek çok doktorun yardımı ile ölüyorum. -Büyük İskender
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Savaş ve Afetler > Emine Pişiren




5 Mart 2010
Allah'ın Laneti Üzerlerine Olsun!..  
Emine Pişiren
"...15.000 Türk Askeri Esir edilmiş ve bir ERMENİ DOKTORU İngilizlerle birlikte Türk Esirlerinin gözlerini asitli suyla kör edip, asit havuzlarına atmışlar, havuzlardan sağ çıkmamışlar. Etleri kemiklerinden ayrılana kadar bu vahşeti izlemişler. Türkiye Bu savaş Suçuna Neden Hala Tepkisiz? Bir avuç ERMENİ TASARISINI Dünyaya kabul ettiriyor..."


:BGJD:


Gece uyku tutmadı gözümü. Bir avuç Ermeni insanını düşündüm. Yıllardır bir yalan ve iftira yumağını sarıp durdular.
Dünya ülkelerini bu iftira ve asılsız yalanları ile ikna kampanyalarına soyundular. Bu ikna oyun ve kulislerinde bizim Türk aydın-sanatçı-yazar-bilim adamı ve insanı da rol aldı.
Beni asıl acıtan da "Türkler ve Köpekler Giremez" diye Ermenistandaki bir Parka yazı yazıldığında, DIŞ İŞLERİMİZİN tepkisiz kalışı, kifayetsiz duruşu ve Orhan Pamuk gibi eli kalem tutan alkış tuttuğumuz daha nice insanların Ermenileri desteklemesidir. Bu uğurda NOBEL ödülü almasıdır…

Aslında bir avuç Ermeni yokmuş...
Bu savaş bitmemiş...
1915 Senesinden beri düşman pusudaymış...

İçte ve dıştan ekonomik-psikolojik savaşı Türk Halkı uykudayken zaten yaşıyormuş... Nasıl mı?
Bir araştırma yazımda tesadüf ettim Tarihçi Araştırmacı Cezmi Yurtsever’in yazısına. Okudukça gerçeği midem bulandı. İçim dışıma çıktı-ala/bora oldu beynimdeki tüm sinirler alarma geçmişti.

Efendim; Sayın Cezmi Yurtsever “Toroslarda Görüşürüz” adlı kitabını yazmak için Osmanlı Arşivine el atmış. Bir de görmüş ki; Arabistan Çöllerinde Hasan Adlı bir askerin omzunda kurşun yarıs varken Filistin cephesinde izini sürüyor, yazarımız…Okudukça gözyaşlarına boğuluyor, aynı zamanda. Zira bir acı tarihi sancımız, yetersiz diplomasi atağımızın, tarih sayfalarında sıkışıp kaldığını, sümen altı yapıldığını kanıtlamış yazar ve tarihçimiz.

Efendim devam edelim asıl hikayenin en somut ve bir gerçek katliam nasıl yaşanmış, birlikte okuyalım sayın tarihçimizin kaleminden:

“…Esir Türk askerleri İlaçlı suda banyo yaptırılarak gözleri kör edilenler
Hasan’ın yaşadıklarının izini sürdüm. 1917 yılı Kasım ayı başlarında Osmanlı ordusunun Gazze-Birüssebi savaşında savunma hatları harita ve fotoğraflarının casuslar tarafından düşman tarafına verilmesi sonucu ağır bir yenilgi alındı. 13.000 Türk askeri hayatını kaybetti. 12.000 civarında da esir vardı. Osmanlı ordusundan yenilgiler ve bozgun sonrasında Arabistan cephesinde 150.000 asker İngilizlere esir düşmüştü. Ve Türk askerleri için Mısır’da esir kampları kuruldu. Geçtiğimiz günlerde Türk Tarih kurumu Arşivinde bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 27 Mayıs 1921 tarihli oturum zabıtları belgelerini okudum.
Edirne Mebusları Faik ve Şeref Beylerin Atatürk’e sundukları “görüşme konusu” (takrir) belgesinde

“ Mısır’da sonuçlandırılan İngilizlerin fenni temizlik (tathirat-ı fenniye) bahanesiyle miktarından fazla “cerasol” banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri onbeş bin (15.000) evladın üzerinde irtikap ettikleri (deney kobayı olarak kullandıkları) bu cinayetin mutemed failleri olan İngiliz tabibleriyle (doktorlarıyla) garnizon kumandan ve zabitlerinin de cezalandırılmasını isteriz” sözleri yazılı idi.

İnsanlık tarihinde bir eşi duyulmamış böyle bir olay 15 bin Türk askerinin cerasol katkılı banyolarda gözleri kör edilerek en hayati insani fonksiyonlarını kaybetmeleri “savaş suçu” olduğu kadar insanlık onurunu ayaklar altına alan vahşi bir uygulama idi.

Konuyu gündeme getiren milletvekilleri olay öncesi işgal İstanbul’unda cadde ve sokaklarda birbirine tutunarak yürümeye çalışan çok sayıda esir kamplarından gelme askerin perişan halini görmüşlerdi. Aynı manzara Anadolu’nun her yerinde de yaşanıyordu.

UYGULAMAYI ERMENİ DOKTORLAR YAPTI

Olayın farklı boyutlarını Avustralya ve İngiltere savaş arşivlerinden de yaptım. Avusturalya Savaş Merkezi arşivinde JO1208 kod numaralı Türk askerlerinin Mısır’da kırbaçlı kasketli düşman görevliler karşısında çırılçıplak bir halde “cerasol” karıştırılmış su tanklarında zorla banyo yaptırılma fotoğrafına ulaştım. İngiltere Arşivlerinde bulunan Mısır’daki Esir Türk Askerleri tutanak ve belgelerinde Heliopolis esir kampının sorumluları Arsen Kohoren ve Leon Samuel adındaki doktorlardı.
Sidi Beşir kampında sorumlu doktor da Osmanlı ordusunda görevli iken bir şekilde düşman safına geçen Halepli ve Ermeni asıllı bir doktordu. Ve bütün bilgiler dünya tarihinde eşi görülmemiş cerasol katkılı su tanklarında zorla banyo yaptırarak kitle halinde askerlerin gözlerini kör etme olayında savaş suçu sorumlularının Ermeni asıllı doktorlar olduğunu gösteriyor.

Bir şekilde Mondros anlaşmasına göre Osmanlı ve karşı taraf arasında esirlerin serbest bırakılması maddesi yer alıyordu. Ancak Osmanlı askerlerinin Anadolu’daki milli mücadelede dirençlerini yok etmek için savaş hukuku çiğnenerek kitle halinde Türk askerlerin gözleri kör edildi.

TÜRKİYE SAVAŞ SUÇUNU DÜNYA KAMUOYUNUN GÜNDEMİNE GETİRMELİ

“Bağımsız tarihçilerin” yapacakları araştırmalar ve bulunacak belgeler ışığında Mısır’daki Esir kamplarında yaşanan savaş suçundan dolayı İngiltere ve Avustralya “özür dilemeli”dir. Bu hususta Türkiye Büyük millet Meclis Başkanlığını göreve çağırıyorum…”
Dün gece hep düşündüm bu ERMENİ TASARISININ onaylanışının asıl sebebini…

Uyku haramdı gözlerime…Yüreğim kanarken, yas tutarken binlerce şehidimize, mümkün mü uyumak, mümkün mü huzur içinde pamuk yatağımda yatmak…

Hatta Avusturalya'ya bile yolcu oldu belleğim. Oradaki iki Türk'ü düşündüm. Ruhları hala azapta olan Molla Abdullah ve Kul Muhammed adlarındaki ikiTürk şehidimizin de kemikleri sızlamaktadır. Neden mi? Ülkelerinden binlerce mil, aylarca uzaklıktaki bir ülkede çalışmakta olan bu muzaffer insanlar yüzlerce Anzak askerini Çanakkale'ye gelmesini önlemiş ve yurdundan zerre toprak vermemek adına şehit olmuşlardır. Onların gerçek ve ibret alacağımız yaşam öyküsünü okuduktan sonra;

"Biz bir avuç Ermeni kadar olamadık da iki TÜRK dünyaya bedel olmuş 1915'lerde..."

Nasıl bir siyasi kulistir ki bu biz Türkler mazlumken bir anda katliam yapan ZALİM olmuşuz bu çıkan "Ermeni Tasarısı" ile?

Bu nasıl anlayıştır ki, o Ermeni Konseyi aşağıdaki eski ve yeni yaşanmış katliamları görmezden gelir?!.
Hadi bırakalım 1915’in Türkiye topraklarına yedi düvelin gelip de binlerce insanı şehit etmesini…
Bırakalım;

“Geldikleri gibi giderler”

“Peki, Çanakkale’de onun dedesinin ne işi vardı?”

“Düşmandan kaçılır mı asker, süngün de mi yok?”

“Ben sana ölmeyi emrediyorum!”

57 Alayın top/yekün “Kelime-i Şehadetleri” ile şehit olmaları nedendi?

Bu sözler bir can çekişen bir ulusun liderine ait değil miydi?

Ki onun yurdunu işgal etmiş; her yerinde yangınlar çıkartıp, çoluk çocuk demeden, hamile kadınlarımıza dahi tecavüz eden, Yunan-Ermeni-İngiliz-Fransız-İtalyan-Vs…Ülkesini kurtarıp aydınlığa ulaştırmak, bağımsız bir Türkiye için söylenmemiş miydi?

-Ki o insanlar,Türk Askeri 1917 Kısımında Gazze-Birüssebi savaşında savunma hatlarında İngilizlerin hijyen olsun diye tam 15.000 Türkü asit havuzlarında öldürmediler mi?

- 1492 yılında tarih sayfalarında bir avuç işsiz-güçsüz İspanyol çapulcusunun masum Kızılderili kadın-çocuk demeden, katlettikleri belgelenmiştir.

-Amerika Kızılderili 1864 ve 1885 katliamlarını ne çabuk unuttu Dünya Konseyi?

- Stalin Rusya’sının Kazak-Ahiska'daki yüzlerce Türkü fırında yakması ve Asya’da Türk nüfusunun azaltılması, toplu mezarların açılması ile belgeli…

-İkinci Dünya Savaşında Hitler Almanya’sı Yahudi Katliamları, yenilir yutulur değil ki…

- Rumların 1974'de Türkleri diri diri gömmeleri yanı sıra 600 den fazla Türk Mücehatini ateşkes olduğu halde 45-50 derecedeki güneşin altında ayakta günlerce bekletip öldürmeleri, bir vahşetin belgesi değil miydi?

-Ermenilerin 1994 de Hocalı Katliamları o kadar yeni ve korkutucu ki, dünya basını belgeleri ile arşivinde saklamaktadır.

- Sırpların 1999 senesinde Kosava-Bosna-Hersek Katliamları daha çok yeni…

Türkler tarih boyunca öldürülmüş, katliamlarda bulunmuş olan batılı insanı, barbarlığını hala Kuzey Irak’ta, Amerika’nın evladı İsrail’in Filistin Halkına şimdi, şu anda bile yaptığı katliamları görmemeleri İNSANLIK ayıbıdır.

Bu İNSANLIK AYIBINA göz yuman tüm insanlara yüreğimden bir çığlıkla haykırıyorum:

ALLAH’IN LANETİ ÜZERLERİNE OLSUN!..

Emine Pişiren/Edremit-Akçay
05.Mart.2010

Not: Not: Tarihçi Yazar Cezmi Yurtseverin Yazısı Aşağıdaki Linkte Yer Almaktadır.

http://cezmiyurtsever.com/index.php?option=com_content&task=view&id=199&Itemid=3

.Eleştiriler & Yorumlar

:: teşekkürler
Gönderen: emine demir / , Türkiye
10 Temmuz 2010
araştırmalarınız ve paylaşımlarınız için teşekkürler... en sonunda çok güzel söylemişsiniz "Bu İNSANLIK AYIBINA göz yuman tüm insanlara yüreğimden bir çığlıkla haykırıyorum:ALLAH’IN LANETİ ÜZERLERİNE OLSUN!.."

:: teşekkürler
Gönderen: emine demir / , Türkiye
10 Temmuz 2010
araştırmalarınız ve paylaşımlarınız için teşekkürler...

:: Türlerimize iyi lanet
Gönderen: Mehmet Ali Özler / ,
11 Mayıs 2010
Yazınızı okurken acaba hangi türlerin vahşet kıyaslaması yapılıyor burada diye düşündüm. Şempanzeler ile Babunlar mı (?), Goriller ile Uran Utanlar mı (?) yoksa Makak’lar ile Gibbonlar arasında mı? En sonunda benim türüm olan Homo Sapiens’lerden yazdığınızı anladım. Böyledir işte bu türlerin marifeti. Dünyanın neresine giderseniz gidin aşağı, yukarı hep aynıdır bunlar ve bir birlerine -şaşmaz- çok benzerler. Aşağı, yukarı diyorum çünkü bunu yazarken bir Alman deyişi aklıma gelir: “İnsan ne yerse odur” der bu deyiş. Hani kimi domuz yer, kimi sürüngen ve sıçan… işte kimi de bizim gibi durmadan koyun yer (!)… Saygılarımla.

:: Bilinmeyen Tarihimiz
Gönderen: Hulki Can / , Türkiye
10 Mart 2010
Tarih diye bize okullarda gereksiz hamasi masallar anlattılar. Bu bağlamda tüm tarih hocalarımı şiddetle kınıyorum. Yazıklar olsun size... Benim dayım Balkan Savaşında Bulgar'a esir düşmüş. Bulgar askerleri Esir Türk askerlerini bağlayıp karların içine yatırıyorlarmış üstlerine de atları, katırları koyuyorlarmış. Atlar üşümesin diye. At pisliği ve idrarı altında aylarca kalmışlar, çoğu ölmüş, dayım kurtulmuş da anlatmıştı bana. Ben o zaman inanmamıştım. Şimdi inanıyorum... Sabır sabır bunun arkası aydınlık olacak. Ama çok kan da dökülecek. Bazılarının sonları korkunç olacak...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yarım Somun Yemek İçin Orospuluk
Havada Bok Kokusu Var Baba
Siz Böyle Yanmıyor Musunuz? - 2 -
Değerli Yazım Dostumuz Sayın...
Ne Şam'ın Şekeri Ne Arabın Yüzü
Sahi, Ülkemde Darbe mi Oldu?
Anne, O Abi Neden Duvara İşiyor?
Yoksa Öldüm de Cehennem de mi Yaşıyorum Ben Anne?
Entellektüel Kadınlar Nasıl Bir Erkek Arar?
Sular Altında Uyumaya Bırakılan Tarihimiz

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Adamdan Saymışız [Şiir]
Ah Ulan Istanbul! [Şiir]
Hangi Dua İle Sana Gelelim? [Şiir]
7. Didim Şiir ve Şairler Buluşması [Şiir]
Çekinme Söyle [Şiir]
İsterdim [Şiir]
Madem ki... [Şiir]
Davetsiz Konuk - 1 - [Şiir]
Git Demene Gerek Yok [Şiir]
İstanbul_um [Şiir]


Emine Pişiren kimdir?

Yazmayı, okumayı ve birikimlerimi paylaşmayı seven biriyim. Edremit'in yerel bir gazetesinin köşe yazarıyım. Bazı web sayfalarında da edebiyat adına paylaşımlarım yayınlanmaktadır. Sevgi ve ışık sizle olsun.

Etkilendiği Yazarlar:
Mehmet Emin Yurdakul, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Victor Hugo, Balzac, Leo Buscaglia, Eric Frrom, Irvın Yalom, Dale Carneige, Doğan Cüceloğlu, Haluk Yavuzer...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Emine Pişiren, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.