..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Hayranlığı o dereceye vardı ki; yere düştü ve kendinden geçti." -Fuzuli (Leyla ile Mecnun)
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Dilbilim > Oğuz Düzgün




8 Mart 2010
Almanca'nın Genlerindeki Türkçe  
Oğuz Düzgün
Bize göre, her dilin bünyesinde, o dilin başlangıçtaki ortak bir kökenden geldiğini gösteren ciddi benzerlikler bulunmaktadır.


:CFBA:
ALMANCA ve TÜRKÇE ÖRNEKLİĞİNDE DİLLERİN KARDEŞLİĞİ

Bildiğimiz gibi her dilin kendine göre özel kuralları vardır. İngilizce ve Almanca gibi diller de kendilerine has pek çok kuralları bulunan ilginç dillerdir. Ancak bize göre, her dilin bünyesinde, o dilin başlangıçtaki ortak bir kökenden geldiğini gösteren ciddi benzerlikler bulunmaktadır. Bu sadece kelime benzerlikleriyle açıklanabilecek bir durum değildir. Dilleri, dil ailelerinin sınırları içine hapsettiğimizde bütün o benzer özelliklerin de üstü örtülmektedir. Bu çalışmamızda, özelde Alman dili örneğinden yola çıkarak üstü örtülmüş ilginç benzerlikleri sizlerle paylaşacağız. Almanca, Hint Avrupa dillerinden Germen dilleri ailesine mensup bir dil olarak kabul edilmektedir. Ancak bu dil ile Ural Altay dil ailesine mensup kabul edilen Türkçe arasında ilginç benzerlikler de bulunmaktadır. Şimdi maddeler halinde bu ilginç benzerlikleri sıralayalım:

İSİM TAMLAMALARI

Alman dili bildiğimiz gibi artikelli bir dildir. Üstelik bu dilin tamlama yapısının Türkçe’ye göre ters bir durum arz ettiği bilinmektedir. Ancak son dönem Almancasında kullanılan bazı terkip şekilleri, Türkçe tamlama yapısıyla tamamen uyumludur..

Dritte-Welt-Laden > Üçüncü dünya dükkanı
Erste-Klasse-Abteil> Birinci sınıf bölme
Schwarze-Loch-Paar > Kara delik çifti

Yukarıda gördüğümüz kullanımlar, günümüz Almanca metinlerinde sıklıkla kullanılan kelime gruplarına ait bir kaç örnektir. Normalde Alman dilinin kurallarına göre bu tamlama yapıları artikellerin de yardımıyla çok farklı şekillerde teşkil edilmelidiydiler. En azından kelimeler uygun çekim (deklination) şekillerine sokulmalıydılar. Ancak bu örneklerde tamamen Türkçe tamlama kurallarına uygun bir kullanım göze çarpmaktadır. Üstelik Alman dilbilimciler, bu kullanımların muteber olduğunu da ifade etmektedirler. Çünkü bir Alman, bu kelime gruplarını okuduğunda ne denilmek istendiğini çok iyi anlamaktadır. Demek ki, bu tamlama yapısı Almanca’nın genlerinde kayıtlı bir kullanımdır. Yukarıdaki kullanımlar, Almanca gramer kurallarına göre şöyle yazılmalıydılar normalde:

Laden der Dritten Welt
Erster klasse Abteil
Paar des Schwarzen Lochs

İngilizce’de olduğu gibi Almanca’da da „s“ kullanılarak yapılan bir tamlama şekli vardır ki bu da Türkçe’deki tamlama sistemine tıpa tıp benzemektedir. Burada da bu s eki şahıs isimlerinden sonra gelir genellikle:

Alis buch, Adems Haus…/ Ali’nin kitabı, Adem’in evi…


BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU KURALI

Türkçe’deki ve Ural Altay dillerindeki Büyük Ünlü Uyumu kuralına benzer bazı ses kuralları Almanca’da da vardır. Bildiğimiz gibi Türkçe kelimelerda kalın ünlülerden sonra kalın ünlüler, ince ünlülerden sonra da ince ünlüler gelir. Örneğin:

Gelecek, kadın, kalabalık, indirim, güzellik, büyüklük, sızlama…

Almanca’da da bu kurala benzer bir kural, kelimeleri etkiler.. Kalın ünlüler incelerek, diğer ünlüleri de inceltirler ve bu sayede bir uyum gösterirler…

Jung>jünge, wunsch>Glückwünsch, Öffnen, Blütentüte, Mutter>Mütterchen…


ÜNLÜ BENZERLİKLERİ

Almanca ve Türkçe’deki ünlü sesler birbirlerine çok benzerler. Bu nedenle Türkçe konuşan birisinin kulağı Alman dilini çok da yadırgamaz.. Almanca konuşan birisi de Türkçe’deki seslere aşinadır..

o, ö, ü, e, a, u, i, â, gibi sesler iki dilde de kullanılmaktadır.. Türkçe’de uzun ünlü olmadığı iddiası ise, bin üçyüz yıl öncesinin Türkçesi için belki doğru olabilir ama yaşayan Türkçe’de kesinlikle pek çok uzun ünlü vardır. Mesela:

„Var“ kelimesindeki „a“ kısadır.. Ancak „var olmak“ dediğimizde artık uzun bir „a“ kullanmış oluruz.. Almanca’da da buna benzer kurallar vardır.. Grün (uzun ü) Gründe (kısa ü) vb…

Yine Türkçemizde yumuşak g (ğ) ve y seslerinin kullanıldığı bazı kelimeler, uzun ünlülerin ortaya çıkmasını sağlamışlardır.. Bu ğ ve sesleri okunmaz ama ünlü uzatılır:

İğne>İine, İyi>ii, Sağlam>saalam, oğlan>oolan, ağladı, aaladı…

Bu arada konusu gelmişken David Bergmann gibi bazı yabancı dilcilerin bir yanılgısını da dile getirmek istiyorum. David Bergmann, Almanca yazılmış „Der die was? Ein Amerikaner im Sprachlabyrinth“ (Der die nedir? Dil labirentinde bir Amerikalı) adlı kitabının 18 ve 19. sayfalarında özetle şöyle diyor:

„Osmanlı döneminde Türkçe, Arap yazısıyla yazıldığı için ünlü harfler gösterilemiyordu. Ben tahmin ediyorum ki Türkler, 17. yy’da Viyana kapılarına dayandıklarında Avusturya yazı stilindeki ünlü yazımını ilk olarak keşfettiler. Türkler buradan geri döndüklerinde yüzyıllarca daha yazı dillerinde ünlüler yoktu. Ancak birinci dünya savaşında Türkler Latin yazısıyla karşılaştılar ve bilhassa Almanlarda ve Avusturyalılardan ünlü yazımını öğrendiler.“

Yazarın burada Türk dil yazım sistemiyle ilgili bilmediği pek çok gerçek olduğu ortaya çıkıyor.. Yazar Osmanlı döneminde Türkçe’nin doğrudan Arapların kullandığı Arap yazım sistemiyle yazıldığını düşünüyor. Halbuki Osmanlı kendi yazım sistemini çoktan geliştirmişti. Bu yazım sisteminde, e, a, i, ı, u, ü, o, ö gibi sesler de gösteriliyordu. Elbette bu ünlülerin gösterimi için he, vav, ye, elif gibi harfler kullanılsa da bu harfler Osmanlı dilindeki e, a, ı, i, o, ö, u, ü ünlülerini göstermek için kullanılıyorlardı. Hiç kimse ünlü olarak kullanılan o harfleri ye, he, vav, elif diye okumuyordu. Osmanlı Viyana kapılarına dayandığı sırada da bu ünlüleri yazım sisteminde gösteriyordu. Hatta Türkler kendi ünsüzlerini de bu Arap harfli kökenli alfabeye dahil etmişlerdi. P, ç, j, nazal n, ğ gibi Türk dilinde bulunan ünsüzler bu alfabede kullanılmışlardı. Osmanlıca yazım stilinin geliştirilmesi çabaları ise Birinci dünya savaşından sonra değil 18. ve 19. yüzyıllarda başlamıştı. Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri hep bu çalışmalarla ilgili tartışmalara sahne olmuştu. Ahmed Cevdet Paşa, Dr. İsmail Hakkı gibi bilginler o dönemde harflerin ıslahı ile ilgili özgün fikirlerini ortaya koymuşlardı. Bütün bu tartışmaları bir kenara bırakırsak daha 13. yüzyılda yazılmış olan Divan-ı Lügat’it Türk adlı ilk Türk Dil Bilgisi eserinde bile kelimelerdeki ünlülerin yer yer gösterildiği açıkça görülmektedir. 16. yüzyılda Bergamalı Kadri’nin yazdığı Müyessiret’ül Ulm kitabında Osmanlı yazım dilindeki ünlülerin varlığına şahit olmaktayız. Yine 16. yüzyılda Muhyi Gülşeni tarafından geliştirilen ilk yapma dil Baleybelen dilinin anlatıldığı eserde Türk yazım sisteminde olduğu gibi ünlüleri gösterecek harfler kullanılmaktadır. Yazar bu kitabında, ünlü harfler kullanmadığı bazı kelimelerin üzerine harekeler koymak suretiyle ünlüleri göstermiştir. Bu gösterimin yeterli ya da yetersiz olması ayrı bir konudur. Burada verdiğimiz bütün örneklerle ilgili detaylı bilgilere kaynakça bölümündeki bağlantılardan ulaşmanız mümkündür. Ancak David Bergmann gibi yazarların iddia ettikleri gibi Arap harflerine dayalı Türk yazım sistemi kesinlikle Umlautlos (ünlüsüz) bir yazım sistemi değildi.

YAPIM EKLERİ

Almanca’da da Türkçe’de olduğu gibi yapım eki benzeri bazı ekler yeni kelimeler türetmede oldukça işlektir.. Örneğin, -chen, -lich, ge-, be-, ver-, -ger, -keit, -heit, -ig, -ung ekleri Almanca’da kelime türetmek için kullanılan bazı eklerdir.. Yine Almanca’da da Türkçe’de olduğu gibi yapım ekleri vasıtasıyla uzun kelimeler kurulabilir. Ama elbette bu yapım ekleri Türkçe’deki yapım eklerinin kullanışlılığına yetişemez:

Gesundheit, Geschwindigkeit…

BİRLEŞİK KELİMELER

Bildiğimiz gibi Türkçe’de kelime türetme yollarından birisi de, birleşik kelimeler teşkil etmektir: Bilgisayar, yazarkasa, biçerdöver… Almanca’da da birleşik kelime teşkili Türkçe’de olduğu kadar yaygındır.. das Übungsbuch, die Kaffetasse, der Fussballspieler…

Tabii ki Almanca’da Türkçe’den farklı olarak artikeller de kullanılır. Kullanılacak Artikelin seçilmesi de Türkçe’deki bir özelliği hatırlatır. Bilindiği gibi Türkçe’de en önemli öge devamlı sondadır. Ünlü uyumları devamlı sondaki sese göre gerçekleşir. Bunun gibi Almanca’da da birleşik kelimelerin artikeli sondaki kelimeye göre belirlenir. Birinci kelime feminin, ikinci kelime maskulin olsa, bu birleşik kelimenin artikeli de masculin yani der olacaktır. Birinci kelime maskulin, ikinci kelime de feminin olsa, artikel feminin yani die olur..

KAYNAŞTIRMA HARFLERİ

Almanca’da da Türkçe’de olduğu gibi kaynaştırma harflerine ihtiyaç duyulur. Bilindii gibi Türkçe’de kaynaştırma harfleri olarak y, ş, s, n harfleri kullanılır. Ali(n)in, Oya(y)a, altı(ş)ar, çanta(s)ı örneklerinde olduğu gibi. Almanca’da Türkçe’de kullanılan s, n kaynaştırma harflerinin yanında e harfi de kullanılır. Örneğin:

Übung(s)buch, Banane(n)schale, Blume(n)vase, antwort(e)t, Ankara(n)er…


YÜKLEMİN YERİ

Almanca’da yüklemin devamlı ikinci sırada olması oldukça kuvvetli bir kuraldır. Diğer ögelerin yerleri değişebilir ama yüklem mutlaka ikinci sırada olacaktır. Özne de yüklemden önce ya da hemen sonra gelecektir..

Ich gehe in die Schule…

Türkçe’de ise bildiğiniz gibi yüklem genellikle sondadır. Elbette bu durum Almanca’daki gibi olmazsa olmaz bir kural değildir. Türkçe bir cümleyi oluşturan bütün unsurlar, cümle içinde özgürce yer değiştirebilirler.. Bu durum cümlenin anlamını bozmaz..

Ben okula gidiyorum…

Ancak Almanca’da da bazı kullanımlarda yüklemin mutlaka sona geldiğini fark ediyoruz. Bildiğimiz gibi Almanca yan cümlelerde yüklem mutlaka sona gelmelidir.. Bu kural bize Türkçe cümle yapısını hatırlatmaktadır tamamen..

Ich finde einen job, wenn ich gut deutsch sprechen kann…

İkinci cümleyi ele alalım ve Türkçeyle kıyaslayalım:

Ich gut deustch sprechen kann…
Ben iyi Almanca konuşa bilirim…

Der Mann geht zu Arbeit, obwohl er sehr krank ist.

Er sehr krank ist..
O çok hasta dır..

Bu örnekler Almanca’nın genlerinin yüklemi sonda kullanmaya uyumlu olduğunu gösterir. O halde dil öğrenme zorlukları arasında bahsettiğimiz cümle yapısındaki farklılıklar Almanca ve Türkçe arasında geçersizleşmektedir.. Almanca yan cümle teşkilini doğal olarak bilen bir Alman, aynı mantıkla Türkçe cümleleri de kolaylıkla oluşturabilecektir.. Görüldüğü gibi yan cümlenin kelime dizilişi birebir Türkçe cümle dizimine uygun olmaktadır. Bu müthiş benzerliğin tesadüfi olması herhalde beklenemez…

SIFATLAR

Bilindiği gibi Türkçemizde sıfatlar, genelde isimlerden önce gelirler.. Bu durum Almanca’da da böyledir..Ama elbette Almanca’da karşımıza yine artikeller çıkmaktadır..

Der schöne Ball- Güzel top
Das rote Buch-Kırmızı kitap


UZUN KELİMELER

Hem Almanca’da hem de Türkçe’de oldukça uzun kelimeler oluşturulabilmektedir:

Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsiniz

Polymerisationsdurchschnittsgeschwindigkeitsmessungsergebnskorrektursfehlerabzugzeichen

ÜNSÜZ BENZERLİKLERİ

Almanca ve Türkçe arasındaki ses yapısı ilginç bir şekilde birbiriyle uyumludur.. Almanca’daki bütün ünsüzler Türkçe’de de vardır. Bu nedenle bir Türk’ün Almanca sesleri öğrenmesi çok da zor değildir.. Sadece Almanca’daki „z“ (tset) ve „r“ gibi bir kaç sesin telaffuzu kafamızı karıştırabilir ilk başta ama, bizim dil yapımızı fazla da zorlamadıkları için bu seslere de çok çabuk adapte olabilmekteyiz..

Glüklich- göletlik
Tasse-Kase
Sabine-Sabiha
Schule-Şule
Bosch-Boş
Fakir-fakir
Gerettet-Gerekli
Tasche-Taş
War-var

Bu örnekleri elbette çoğaltmak mümkündür. İki dil arasında sesleri aynı ya da benzer anlamları ise farklı on binlerce kelime vardır..

BAYAN İSİMLERİNDEKİ BENZERLİK

Almanca’da kullanılan bayan isimleri genellikle ünlü a, e, i sesleriyle bitme eyilimi gösterirler…

Bertina, Sabine, Blanche, Alia, Aria, Annemarie, Anni, Brune, Amara…

Türkçe’de de bilhassa eski dönemlerde bayan isimleri genellikle e, a isimleriyle bitmekteydi.. Tabii ki bunda bilhassa Arapça’nın da etkisi olmuştur:

Aliye, Sabiha, Saliha, Mualla, Dilara, Ayşe, Fatıma, Bedriye, Mehpare…

İslamiyet öncesi dönemde de sonu ünlüyle biten bir kısım kullanımlara rastlamaktayız:

Asena, Aybüke, Akerke(ç), Akılay, Çaçıke, Kanıkey, Ulbike

SONUÇ:

Alman dilini öğrenen herkes, -chen küçültme yapım ekiyle Türkçe’deki –cik, -çik yapım eklerinin; ya da Türkçe’deki –lik yapım ekiyle Almanca’daki –lich ekinin benzerliklerini mutlaka fark etmiştir. Ya da bizim „hayır“ anlamında „yoo“ deyişimiz gibi onların da „nüü“ dediklerini duymuşsunuzdur. „Elbette“mize benzer şekilde „doch“ kullanımına, ya da bilhassa eski Türkçe’de kullanılan „belki“ kullanımıyla paralel olan „sondern“ kullanımına bir şekilde rast gelmişlerdir.. Almanya’da yaşadığınızda, bilhassa argoda kullanılan „oha“ kelimesinin ve „ah, oh“ gibi bazı ünlemlerin aynı şekilde Alman dilinde de kullanıldığına şahit olabilirsiniz.. Elbette bu benzerlikleri çoğaltmak mümkündür. Ancak çalışmamızın sınırları bakımından bu örneklerle yetinelim. Vaktimiz elverdiği ve Allah da izin verdiği sürece, bu alanda yaptığımız çalışmaları sizlerle paylaşmaya devam edeceğimizi bilmenizi istiyoruz.. Amacımız ise dillerdeki kardeşliğin ve barışın, dalga dalga yayılarak insanların ruhlarına ve sosyal hayatlarına da nüfuz etmesidir. Farklılıkları dile getirmek elbette bir dereceye kadar faydalıdır ama benzerlikleri sık sık hatırlamak da dostça yaşamanın yollarını açar bize.. Almanca ve Türkçe arasında durum böyleyken, elbette Ortadoğuda, Balkanlarda ve Ortaasyada konuşulan dillerle Türkçemiz arasındaki paralellikler de dilbilimciler tarafından aynı mantıkla gözden geçirilmelidir. Bu yapıldığında, bugün birbirine kaygıyla ve nefretle bakan pek çok toplumun, dillerin kardeşliğinde buluşacağına inancımız tamdır…

Oğuz Düzgün/Stuttgart/08.03.2010




KAYNAKÇA:

http://canoo.net/blog/
http://www.evbilgisayari.com/tum-konular/615-dillerdeki-en-uzun-kelimeler-1913-harfden-olusan-sozcuk.html
http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/yusuf_akcay_alfabe_tartismalari.pdf
http://tr.wikipedia.org/wiki/Div%C3%A2nu_L%C3%BCgati't-T%C3%BCrk
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dil_bilgisi
http://turkoloji.cukurova.edu.tr/CAGDAS%20TURK%20LEHCELERI/umay_gunay_manas_destani_kadin_adlari_bir_deneme.pdf
http://diglib.princeton.edu/view?_xq=pageturner&_type=&_doc=%2Fmets%2Fislamic3s265.mets.xml&_inset=0&_filename=islamic%2F3s265%2F00000008.jpf&_start=1&_index=11&_count=11&8=1&div1=5
„Der die was? Ein Amerikaner im Sprachlabyrinth“ Rowohlt Taschenbuch Verlag 2009

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Oldukça yardımı oldu
Gönderen: İlker Fıçıcılar / , Türkiye
12 Haziran 2010
Teşekkürler, Gayet esin verici, çeşit çeşit düşünceleri canlandırıcı bir yazı... Özellikle bir süredir aklımı kurcalayan, ve uygulamaya geçmeyi geciktiren bir konuda çok yardımı oldu.

:: Hoş bir makale okudum
Gönderen: Fatih KAYABAŞI / , Türkiye
16 Mart 2010
Makalenizden çok faydalandım. Güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim. Almanca ile Türkçe'nin benzerliklerini ortaya koymuşşunuz. Köklerine, yapım eklerine kadar indirgemişsiniz. En ufak ayrıntıya değinmişsiniz. Fakat ben şunu merak ediyorum açıkçası. Almanca kaba bir dil. Kulakları tırmalıyor. Bir düşünün bizim İstiklal Marşımızı onların okuyuşunu... Acaba diyorum bir yabancının gözünden Türkçe nasıl geliyor kulağa? Bu konuda ufak da olsa bilgi verirseniz sevinirim. Bu güzel makale için de tekrar teşekkürlerimi iletir saygıylarımı sunarım.

:: Teşekkür
Gönderen: MUSTAFA Ahmet Tunç CAKAR (Karşıyakalı Ahmet) / , Türkiye
16 Mart 2010
Dikkat ve ayrıntısı üzerinde düşünerek okuduğum, ender izedebiyat yazılarından biri oldu çalışmanız. Teşekkür eder, yazılarınızın devamını dilerim. Mustafa Ahmet Tunç CAKAR 16-MART-2010-SALI TÜRKİYE




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın dilbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dikkat! Bulaş Virüsü Bulaşıyor
Fince Türkçe Benzerliği
İbranice - Hintçe Kardeşliği
Türkçe'nin Şifresi - Türkçe'nin Üstünlüğü - 2
Adem ve Havva Dili
Esperanto ve Türkçe
Türkçe'nin Şifresi - Türkçe'nin Üstünlüğü - 1
Türkçe'mizin Ermenice'ye Etkileri
Türkçe'nin Yitik Kardeşi; Kızılderilice!
Sümer'e Farklı Bir Bakış

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Atomda Dna Var mı?
Tebbet Suresindeki Mucizeler
Çoklu Hücre Modeli
İslam Bilim Müzesi
Nasreddin Hoca Yazar Oldu
Hangi Tanrı?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sen Var Ya Sen! [Şiir]
Çakkıdı Çakkıdı [Şiir]
Bâlibilen Dilinde Şiir [Şiir]
Miraciye [Şiir]
Üç Boyutlu Şiir [Şiir]
Sağanak Sen Yağıyor [Şiir]
Bülbüller Şehri İstanbul [Şiir]
Türkçe Hamile Beyanlara [Şiir]
Burası Sessiz Biraz [Şiir]
New Orleans'lı Siyahi Kirpiklerin [Şiir]


Oğuz Düzgün kimdir?

Yazar edebiyatın her alanında çalışmalar yapıyor.

Etkilendiği Yazarlar:
Bütün yazarlardan az çok etkilendi. Zaten insanoğlunun özelliği değil midir iletişimde bulunduğu varlıklardan etkilenmek?


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Oğuz Düzgün, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.