..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Pek çok doktorun yardımı ile ölüyorum. -Büyük İskender
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Aşk Romanı > Ebru Ebruca




3 Nisan 2010
Kendi Masalını Kendi Yazan Kadınlar (1)  
Ebru Ebruca
Sabah olmuş,günün peçesi kalkmış,güneş yüzünü göstermeye başlamıştı.Şehir uyanıyordu,arabalar,insanlar yolları doldurmaya başlamıştı.''Bizim güneşimiz ne zaman doğacak acaba'' diye düşündü Eda;''ne biçim bir iş bu,güneş istedikçe gece oluyor'' Sedef'in gözlerinden akan yaşları görmüştü.Çok zordu çaresizlik çok...Seslerın sözlerin kifayetsiz kaldığı anlardı bunlar.Acı sesle ya da harfle anlatılmıyordu,ancak yaşandığı zaman tanımlanabiliyor,''budur'' denilebiliyordu..Önce Sedef,sonra ben,şimdi de Yeşim.Kısacık bir süre içinde nasıl olmuştu da bütün hayatlar bu derece birbirinin içine girmişti.Kim kim için üzülecek,kim kim için ağlacak,kimin gözyaşını kim kurulayacak artık hiç ama hiç belli değildi.En anlaşılmaz olanı da,yıllardır yoları hiç ayrılmayan bu üç arkadaşın,adı ''ihanet'' soyadı ''cinayet'' olan bir isim altında,bir kez daha sımsıkı bir şekilde birbirine kenetlenmek zorunda kalmasıydı.''Allahım bari Zeynep bizim yaşadıklarımızı yaşamasın,ne onu koru kolla,çocuklarının yüzü hürmetine ocağını sobasını söndürme,düzenin bozma'' diye dua etti.Allah küsmüşmüydü ona,acaba duymuyor olabilir miydi onu?Bir saniye sonrasında düşündükleri için kızdı kendine,''Eda saçmalama ya,manyak mısın nesin,tövbe et çabuk!''


:AFCG:
Saat gece 03.30 sıralarıydı.Odanın kapısı hızla açıldı,ışık yandı.Eda panik içinde fırladı yatağından.Annesi telaşla telefonu uzattı;''Zeynep seni arıyor kızım''


-Alo?
-Efendim Zeynep
-Eda,Yeşim rahatsızlanmış, hastahaneye kaldırmışlar,şimdi aradılar,haber verdiler.Telefonun kapalıydı,mecburen ev telefonundan aradım.Biz gidiyoruz,haberin olsun
-Nasıl yani?Yeşim ne zaman geldi de ne zaman rahatsızlandı?Ne hastahanesi,ne olmuş nasıl ya!Kaza filan mı geçirdi?Öldü mü yoksa?Allahaşkına doğru söyle!!!
-Bağırma,dur bağırma sakin ol,sakin ol.Korkma ciddi bir şey değil,ölüm filan yok.Yani bende fazla birşey bilmiyorum ama ...
-Zeynep ne olur doğru söyle,bak öldüyse öldü de,alıştırmaya,oyalamaya filan çalışma beni!!!
-Eda yemin ederim ölüm filan yok,ama detayı bende bilmiyorum.Bir sinir krizi geçirmiş,apar topar hastahaneye kaldırmışlar,bende bu kadar biliyorum.Haber vereyim dedim,istersen geçerken seni de alalım?
-Yok git sen,ben babamı kaldırayım hemen geliyorum.Telefonunu kapama,bir şey duyarsan da hemen ara beni.


''Bu ay ama hasta,ama ziyaretçi olarak buraya kaçıncı gelişim'' diye düşünüyordu Eda karanlıkta hızla hastahanenin giriş kapısına doğru yürürken.En son 6-7 saat önce şiddetli bir migren atağı yüzünden gelmişti.Muhtemelende şimdi Yeşim'in bulunduğu odada ona iğne yapmışlardı.Yüzünü buruşturdu;iğnenin yeri hala ağrıyordu.Sahi başı da ağrıyor muydu ki?Eliyle hafifçe alnına dokundu;ateşi düşmüştü sanki ama ensesinde hala bir dolgunluk hissi vardı.Buna da şükür dedi;en azından gözümü açabiliyorun hatta yürüyebiliyorum.Babasın sesiyle irkildi.;''Edaa,cekedini istiyormusun?''Arkasına dönüp ''Evet'' diye bağırdı ana kapıdan içeriye girerken.Bir de ''bu kokudan nefret ediyorum,neden tüm hastahaneler aynı kokuyor ki?Neden farklı bir koku üretmezler ki?''diye düşündü.

Kapıdan girer girmez Yeşim'in kardeşiyle burun buruna geldiler.''Ne oldu Yasin,Yeşim nerede,nasıl?''demeye kalmadı ki,Yasin sadece yüzüne baktı,belki duymadan,belki de bilerek cevap vermeden kapıdan hızla çıkıp gitti.''Yasinn'' diye bağırdı ama dönüp bakmadı bile.Ne oluyor ya,niye böyle yaptı ki bu çocuk şimdi?Acil kapısına doğru hızla koşmaya başladı.

Kapıyı iter itmez,ilk gözüne çarpan Zeynep oldu.Beti benzi atmıştı,koltuklardan birinde yarı baygın bir halde oturuyordu.Sedef yanı başındaydı.Hemşirelerden biri tansiyonunu ölçmeye çalışıyordu,birinin elinde bir bardak muhtemelen de içinde su vardı.İyi de ona ne olmuştu,neden bu haldeydi?Yok yok hayır...Hayır düşündüğüm şey olamazdı,olmamalıydı!Olduğu yerde kalakaldı.Birden tüm vucudu titremeye başladı.Ellerini sıktı,derin bir nefes aldı,gözlerini kapadı,açtı''Allahım ne olur'' dedi,''ne olur ölmüş olmasın.O çok genç,çok güzel,çok sevdiği,onu çok seven bir kocası var.Lütfen ölmüş olmasın,lütfen.lütfen bunu yapma,böyle bir acı yaşatma bize,yapma,yapma,yapma!!!''

''Eda,iyimisin kızım?
-Mahir amca,ne olur Yeşim ölmedi de,yaşıyor de,ne olur,ne olur...Mahir amca,lüt...
-Eda sakin ol,sakin ol kızım Yeşim iyi!
-Görecem,görmem lazım,ne olur Mahir amca,nerede o?
-Eda dur,dur iğne yaptılar,yarı baygın...
-Göreceğim diyorum ya,çekilin!!!

Evet yaşıyordu.Uyuyordu.Ölmüş olsa müşayede altında tutmazlar,serum takmazlardı değilmi?Serum vardı kolunda.Evet evet yaşıyordu.Şükürler olsun yaşıyordu


-Sedef itme beni...
-Eda yürü dışarı çıkacağız!!
-Ya itmesene,çekme elimi kolumu,ne oluyor!!
-Eda yürü,dışarı çıkmamız lazım,konuşmamız lazım!
-Ama Yeşim?Ben...
-Yeşim uyuyor Eda,konuşmamız lazım diyorum, yürü!!
-Tamam ya,tamam!Bağırma,ne oluyorsun!

Aylardan Ekimdi.Gece yorgundu,yıldızlar sessizce uykuya çekilmişti.Gün uyanmaya başlamışı;gecenin yerine geçmeye hazırlanıyordu.Serin bir rüzgar karşıladı onları hastahanenin kapısından çıkar çıkmaz;bir de rüzgarın nereden getirdiğini bilemedikleri,belli belirsiz gülle karışık yasemin çiçeğinin kokusu.Derin derin nefes aldı ikiside;hastahanenin o ağır kokusundan sonra çok iyi gelmişti bu doğrusu.

''Uff,hava çok soğukmuş,içim titredi'' dedi Eda.Sedef cevap vermedi,çantasını karıştırıyordu.''Ne arıyorsun'' diye sordu Eda;''çakmak'' dedi.''Sen sigarayı bırakmadın mı?Çakmağı ne yapacaksın ki?''''Eda iki dakika sus ne olur,iki dakika hiç bir şey sormadan dur''

Otoparka doğru yürüdüler.Arabasının içindeki çakmakla sigarasını yakarken,her bir parmağı ayrı ayrı titriyordu Sedefin.Eda gözünü ayırmadan onu seyrediyordu.Soğuk olamazdı bunun tek nedeni.23 yıllık arkadaşıydı,kendinden bile daha iyi tanırdı onu.Belli ki çok sinirliydi Sedef.Sustu,tek kelime etmedi,onun anlatmasını bekledi.Zeynep geldi aklına,''ay kıyamam ya'' dedi kendi kendine;''kesin korkudan tansiyonu düştü onun.Neden onu da çağırmayı akıl edemedik ki gelirken,o da hava alsaydı keşke''.Bilinmez bir süre,gözleri bilinmez bir noktaya takılı,sessizliğin sessiz nefes alıp verişlerini dinlediler.Keşke hiç konuşmasaydı Sedef,keşke hiç bozulmasaydı o sessizlik.

''Nereden başlayacağımı bilemedim ama lafı eveleyip gevelemeyeceğim,direk söyleyeceğim.Mustafa Yeşim'i aldatmış.Bu yüzden çok ciddi bir sinir krizi geçirdi.Şu anda burada olmamızın nedeni de bu.''

Roller bir anda değişmişti.Şimdi Sedef onu izliyordu gözünü kırpmadan.Hafifçe burunu çekmek ve istem dışı oynatmak dışında hiçbir tepki vermedi Eda.Elleri hala cebindeydi,gözünü ayırmadan boşluktaki bir noktaya bakmaya devam etti.

''Evde ne varsa;cam,kapı,tencere tava,masa,sandalye herşeyi fırlatıp atmış.Avazı çıktığı kadar bağırıp çağırmış.Komşular çok korkmuş,hemen Mahir amcalara haber vermiş.O da hemen polisi aramış.O kadar kendini kaybetmiş ki,kapıyı bile açmamış ay da açamamış.Kırmak zorunda kalmışlar.Çok zor durdurabilmişler,çok zor zaptedebilmişler Yeşimi.''

Eda'da hala en ufak bir tepki belirtisi yoktu.''Duymuyor olabilir mi ki anlattıklarımı'' diye düşündü Sedef.İyide,bunun imkanı yoktu ki.Ufacık arabanın içinde yan yana oturuyorlardı;ses seda hiçbirşey yoktu.İyi de neden bu kadar tepkisizdi bu kız?Sedef usulca dokundu Eda'nın dizine;''iyi misin'' diye sordu.Eda yavaşça başını çevirdi.Birden ürperdi Sedef;tarif edilemez,anlatılamaz bir ''acı'' vardı Edanın güzel yüzünde.Bomboştu bakışları,anlamsız ve tanımsızdı.Buz gibi bakıyordu.''İyiyim'' dedi;''üşüdüm ben,klimayı açar mısın?''Hemen arabayı çalıştırdı Sedef.Elini atıp paketten bir sigara aldı.''Bana da ver'' dedi Eda.

Elbette bu kadar değildi.Devamı da vardı.Sedef anlatmaya korkuyordu bildiklerini.''Eda çok akıllı bir kadın,elbet soracaktır,soru-cevap daha kolay olur'' diye düşündü.Ama o tek kelime sormadan,elinde içmediği ama yanan sigarasıyla,sadece boşluğu seyrediyordu.Anlamıştı Sedef;Eda kendi aldatılış hikayesini hatırlamıştı,kimbilir kaçıncı kez kendi filmini seyrediyordu.Ne diyebilir ki?Derin bir iç çekti,başını arkaya yasladı.Aynada asılı duran minik kristal parçasına ilişti gözü;''amma da kirlenmiş'' diye düşündü.Direksiyonun kenarıyla,anahtarın ucunda ki boncuklarla oynamaya başladı.Çok iğrenç,çok sinir bozucu birşeydi sessizlik;hele ki böyle çığlık çığlığa bağırılması gereken bir durumda...

Eda sonunda sönmeye yüz tutan sigarasından minik bir nefes çekip ona döndü.''Nasıl anlamış aldatıldığını?'' diye sordu.''Yakalamış''.''Nerede?''diye sordu Eda.''İşte başlıyoruz'' diye düşündü Sedef;boynunu hafifçe sağa sola doğru çevirdi;bir ''çıt'' sesi duyuldu.Edaya döndü ''evinde'' dedi

Eda gülmeye başladı.Önce sessizdi gülüşü.Sonradan seslendi,kısa bir süre sonra kahkahalara dönüştü.Birden avuçlarının terlediğini farketti Sedef;''Allahım sen bana yardım et'' dedi içinden;''biri acilde yarı baygın yatıyor,diğeri burada sinir krizi geçiyor,ne oldu bize böyle Allahım,ne oldu,neden oldu?''

Sedef çok iyi biliyordu bu kahkahaların atılış nedenini,''iyi misin sen?'' diye sormaya bile gerek duymadı.Gülmek tartışmasız her insana çok yakışırdı ama Eda başka bir güzel oluyordu gülerken.Karşıdakinin canı ne kadar sıkkın olursa olsun,o gülmeye başladığı zaman insanın canı onunla beraber gülmek,hatta kahkaha atmak isterdi.Neredeyse 3 aydır hasret kalmıştı onun kahkahalarına.Olaya bak,aylardır ne yaparsak yapalım bırak kahkaha attırmayı bir kere güldüremedik bile,şimdi susmak bilmiyor.Acaba gülmesi bitince ağlayacak mı?'' diye düşündü.

Dakikalarca güldü ama ağlamadı.''Kusura bakma ne olur,birden bire sinirlerim boşaldı,durduramadım kendimi'' dedi.Gülümsedi Sedef,elini tuttu arkadaşının''rahat ol olur mu?Biliyorum neyin neden olduğunu,rahat ol''.''Ah,ahh'' dedi içinden,''ah hikayenin tamamını öğrenince de böyle kahkaha atabilecek misin acaba?Ah ne yapacağız biz,kimi nasıl toparlayacağız,nasıl toparlanacağız bilmiyorum ki''

Bir taraftan gülüyor,bir taraftan da söyleniyordu Eda.''Allahım yarabbim,bu nasıl iştir?Bu nasıl bir alın yazısı,nasıl bir kaderdir?Arkadaş olmamızı sağlayacağını bildiğin için, kaderlerimizin arasına da kopya kağıdı koyup öyle mi yolladın bizi dünyaya?''Aldatılın kullarım'' dediğin yetmiyor,bir de işi iyice abartıp kendi evimizde,kendi yatağımızda yaptırtıyorsun,bu bize reva mı ya?Kime ne yaptık,kimin günahını ödüyoruz anlamadım ki?Gel de isyan etme...Ay neler diyorum ben ya,tövbe tövbe yarabbim,sen affet beni Allahım''...''Şiştim ben arkadaşım,daraldım,bunaldım.Bir çıkayım arabadan,bir nefes alayım''.

''Haklı'' diye düşündü Sedef,''isyan etmekte yerden göğe kadar haklı''.Başı ağrıyacak gibiydi,alnına masaj yapmaya başladı.Bir taraftan da,yedi koca sene boyunca flört ettiği,sevmekten ve beklemekten hiç usanmadığı,hangi saatte tuvalete gittiğini,girdiğinde kaç dakika kaldığını,hangi eylemi hangi pozisyonda yaptığına varana kadar öğrendiği,sonunda bir gün''senden de kendimde de çok eminim,seninle yaşlanmak istiyorum'' dediği,evlenmeye karar verdiği,düğününe altı gün kala da,kim olduğunu hala bilemediği yakın(!) bir arkadaşın ''aldatılıyorsun şu anda haberin olsun'' telefonuyla,ucuz bir otelin pislik içinde ki çarşafları üzerinde,''seks işçisi'' bir kadınla zevk denizinde yüzerken bulduğu sözüm ona ''hayatının adamını'' düşündü.Burnunun kemiği sızladı,birden bire gözleri doldu,yaşlar ani bir hızla inmeye başladı yanaklarından boynuna doğru .Derin derin nefes aldı,''hayır Sedef,şimdi değil,kesinlikle şimdi değil'' dedi.Şimdi herşeyi anlatmak,sonra da içeri gidip Zeynep'le,Yeşim'le ilgilenmek zamanıydı.Offf,lanet olsun ya,hikayenin devamını nasıl anlatacaktı?

Sabah olmuş,günün peçesi kalkmış,güneş yüzünü göstermeye başlamıştı.Şehir uyanıyordu,arabalar,insanlar yolları doldurmaya başlamıştı.''Bizim güneşimiz ne zaman doğacak acaba'' diye düşündü Eda;''ne biçim bir iş bu,güneş istedikçe gece oluyor'' Sedef'in gözlerinden akan yaşları görmüştü.Çok zordu çaresizlik çok...Seslerın sözlerin kifayetsiz kaldığı anlardı bunlar.Acı sesle ya da harfle anlatılmıyordu,ancak yaşandığı zaman tanımlanabiliyor,''budur'' denilebiliyordu..Önce Sedef,sonra ben,şimdi de Yeşim.Kısacık bir süre içinde nasıl olmuştu da bütün hayatlar bu derece birbirinin içine girmişti.Kim kim için üzülecek,kim kim için ağlacak,kimin gözyaşını kim kurulayacak artık hiç ama hiç belli değildi.En anlaşılmaz olanı da,yıllardır yoları hiç ayrılmayan bu üç arkadaşın,adı ''ihanet'' soyadı ''cinayet'' olan bir isim altında,bir kez daha sımsıkı bir şekilde birbirine kenetlenmek zorunda kalmasıydı.''Allahım bari Zeynep bizim yaşadıklarımızı yaşamasın,ne onu koru kolla,çocuklarının yüzü hürmetine ocağını sobasını söndürme,düzenin bozma'' diye dua etti.Allah küsmüşmüydü ona,acaba duymuyor olabilir miydi onu?Bir saniye sonrasında düşündükleri için kızdı kendine,''Eda saçmalama ya,manyak mısın nesin,tövbe et çabuk!''

Sedef de inmişti arabadan,yanına gelmişti.''Gidelim mi içeriye?Uyanmıştır belki Yeşim,bir göreyim,içim rahat etsin.Hem söyleyeyim de babam da gitsin eve,dinlensin.Öyle bir panikledim ki telefon gelince,adamcağızı nasıl uyandırdığımı bilemedim.''Gideriz'' dedi Sedef,''dur anlatacaklarım bitmedi daha''...Eda sözünü kesti;''Farkındaysan hiçbir şey sormuyorum çünkü hiçbir detay öğrenmek istemiyorum.Şu anda bundan fazlasını kaldırabilecek gücüm yok.Önce şu cenazeyi bir kaldıralım,sonra nasıl öldügünün hikayesini dinler...''.Cümlesini tamamasına müsade etmemişti;''sana anlatmam gereken şeyler var,iki dakika dinle beni''

''Biliyorsun Yeşim Ankaradaydı ve programına göre bu akşam dönmesi gerekiyordu.Ama dün sabah ki toplantıda projeyle alakalı çok ciddi bir takım sorunlar çıkmış.Şirket ani bir kararla ortaklıktan çekilmiş ve Yeşim'im ekibine ''hemen geri dönün'' demiş.Bunlar da uçağı otobüsü beklemeden valizinlerini topladıkları gibi bir araba kiralamışlar ve dönmüşler.Gelir gelmez de hemen toplantıya girmişler.Akşam 9 gibi bana mesaj atmış,''Beni merak etmeyin döndüm ama hiçbirinizi arayamayacam.Daha Musti bile bilmiyor geldiğimi,acaip yorgunum,eve gidiyorum,hemen yatacağım'' dedi.Eve gidiyor,Mustafa'yı evde onunla beraber yakalıyor ve sonrasında da olanlar oluyor,kıyamet kopuyor.''

Sedef birbirine yakın cümleleri kuruyorsun farkında mısın?Gerizekalı değilim,anladım aldatıldığını.Bunun nasıl bir duygu olduğunu,insanın neler hissettiğini,beyninin nasıl uyuşup bedeninin neler yapabildiğini ikimiz de gayet iyi biliyoruz.Hayır şu an itibariyle bunları bilsem ne olur,bilmesem ne olur?Neyi anlatmaya çalışıyorsun?Önümüzde olayın tüm detaylarını soracak,sorgulayacak,didikleyecek çok zamanımız olacak ama şimdi ...Haklıydı,lafı daha fazla uzatmanın hiç gereği yoktu.Bir kez daha cümlesini tamamlamasına fırsat vermedi Sedef;böldü attı harfleri.''' Mustafanın bu gece beraber olduğu kişi Ziynet'miş''

Sendeledi Eda,bir anda beti benzi attı.''Ne ne ne dedin sen?An anlamadım''Yutkundu Sedef;''bende hala inanamıyorum ama Ziynetle beraberlermiş''.''Sedef,benim tanıdığım tek Ziynet var,o da Zeynebin kardeşi.O değil değil mi?Değil de lütfen''''O Eda o,aynı kişiden bahsediyoruz,malesef o''

Ağzı açık bir halde arabalardan birinin üzerine yığılıp kalmıştı Eda.


.Eleştiriler & Yorumlar

:: yüreğine sağlık
Gönderen: Halil Bıçakçı / , Türkiye
19 Eylül 2010
umarım bu hayattan alınmış bir kesit değildir. tebrik ederim çok güzel bir yazı, ilmik ilmik bir kadının hislerini işlemişin.

:: Merhaba...
Gönderen: Necat Dilaver / , Türkiye
29 Mayıs 2010
29.05.2010 saat 15: 22 de okumaya başladım...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın aşk romanı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kendi Masalını Kendi Yazan Kadınlar/giriş

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bana Bir Koca Lazım,o da Bu Gece Lazım [Deneme]
Teklif Ediyorum;'benimle Evlenir Misin?' [Deneme]
Koca Gibi Koca Nerede Bulunur? [Deneme]
Gdo'lu Hıyarlar... [Deneme]


Ebru Ebruca kimdir?

Hiç bir zaman cevabını bulamadığı şeylerden biri,'okumayı ne zaman öğrendim'' sorusudur. Okumayı bilerek doğduğuna inananlardandır. Kitapları dünyada ki tek vazgeçilmezidir. 5 yaşından beri ''günlük'' tutan biri olarak,''günlük dışında hiçbirşey yazmayacağım'' inadı,bundan bir kaç sene önce tanıştığı sanal dünyada,birbirlerini motive etmek için arkadaşlarıyla kurdukları ''mail zinciri''yle farklı bir boyuta taşınmıştır. ''Mailbox köşe yazarı'' olarak başladığı ''karalama'' kariyeri,bundan bir kaç önce tesadüfen girdiği bir sitede ''echo'' nickiyle ''deneme-yanılmalarım'' başlığı altında kısa bir süreliğine devam etmiştir. ''Sanal dünya'ya, kendini ''bilgisayar'' sanan/ya da zamanla cidden ''mutasyon'' geçirip o hale gelen ''sanal insan''lara ve yine kendini bu dünyanın ''cumhurbaşkanı'' sanan admin/smod/mod gibi renkli nicklerlin ''onu yaz bunu yazma'',''onu söyle,bunu söyleme'' baskılarından bunalmış,''ay sizinle mi uğraşacağım ben''demiş ve harflerini topladığı gibi ''terk-i site'' yapmıştır. Nufus kağıdında ki sayılara bakıldığında yolu yarıladığı görülse de,o inatla ''uykuda olduğum saatleri düşün oradan,o saatlerde uyanık değildim,böylece yaşamış sayılmam!''demektedir. İşinin gücünün yanısıra,''kişisel gelişim''konularıyla pek bir haşır neşir olup,ilgi alanlarının başında ''pozitif düşünce'' ve ''çekim yasası'' gelmektedir. Başarılı bir olumlamacı-imgelemeci olduğu söylensede,tevazulu bir insan olduğu için ''istemem,yan cebime koy''demekte ve bunu kabul etmemektedir. ''Sesin'',''sözün'',''harfin'' ve ''isteme''nin gücüne çok inanır. ''Yapamazsın diye bir şey yok'' ve ''Allah yağmumu isteyene yağmumu,balmumu isteye balmumu verirmiş;yeter ki istemesini bil'' en çok kullandığı cümlelerdir. Kardeşimm,abicim,ablacım,birader,kanka(gerçi bu aralar bu kelimeyi seviyorum; cankurtaran simidi gibi)hacım,hocam gibi hita şekillerinden nefret etmekle berabe,tanımadığı insanların ''canım'' ,''cicim ''hayatım'' demesine de pek bir sinir olmaktadır. ''Söz uçar,yazı kalır''cümlesinden yola çıkaran ama başta ''kendi hayatı'' olmak üzere,''hayatı''ve ''hayatın içinde ki herşey''i yazmaktan büyük keyif almaktadır. Ah unutmadan. . . Harfleri pek bir geveze olmakla beraber,virgülleri çok sevmekte,''nokta''lardan ise pek hoşlanmamaktadır. Nokta:)

Etkilendiği Yazarlar:
Harfleri seven herkes


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Ebru Ebruca, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.