..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir dost nedir? Öteki ben. -Zenon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Beklenmedik > Caner Almaz




26 Kasım 2010
Yudum  
Caner Almaz
İnsanın ömrünü adayabileceği ve geçirebileceği birisini bulması ne kadar zor değil mi günümüzde. Hep masallarda duymaya alıştığımız bir yastıkta kocayan çiftleri gerçek hayatta görebilecek miyiz acaba? Bir insan bir insana ömrünce katlanabilir mi ki kendine bir ömür katlanamazken..


:AACI:
Dile kolay, tam 42 yıl geçmişti sımsıkı tuttukları elleriyle nikah memurunun karşısına geçmelerinin üzerinden. 42 koskoca sene, gün olarak hesaplamaya kalkışsak üşenirdik, yorulurduk hesaplamaya. İşte onlar, aynı evde, aynı hayatta, aynı yolda yürüyerek akıllara gelebilecek her duruma ortakça göğüs gererek geçirmişlerdi bunca zamanı. Hayat yalnızken acıydı ama onlar beraberken onun tatlı olduğunu keşfeden şanslı insanlardandı. Bunca seneye, yaşlanmalarına, ağrıyan sırt ve dizlerine rağmen, ne zaman sokağa çıksalar, hala hep el ele yürürler, onları görenlerin yüzünde bir tebessüme yol açarlardı. Seneler bedenlerini yıpratmıştı belki; kadının o eski güzelliği, erkeğin o uzun boyu kalmamıştı ama yıllar kalplerinde taşıdıkları o sevgiye ve aşka ve güvene dokunamamıştı, eskitememişti. Hala ilk günkü kadar genç, hala ilk günkü kadar heyecanlıydılar duygularında.

Yaşlı kadın, artık bir parçası olduğu adama bir sürpriz hazırlıyordu. Bir kaç saat önce arabayla çozuklarını ziyaretten dönerken önünden geçtikleri bir binanın içerisinden gelen tango müziğini duymuş ve sese ortak olan dans eden çiftleri pencereden seyredebildiği kadar seyretmişti. Bu an aklına gençlik günlerini getirdi yaşlı kadının. Eşiyle tango yapmayalı yıllar yıllar olmuştu. O akşam gördüğü dans eden çiftler yaşlı kadını hem içlendirdi hem de şevke getirdi.

Eve döndüklerinde eski plakların başına oturdu yaşlı kadın, inceledi onları tek tek. Üzerindeki tozları temizledi, eski hatıraları canlandı gözlerinin önünde. Gençlik yılları düştü gözlerinin daldığı noktaya. Ellerine baktı sonra, nasıl da buruşmutu derisi ve ne kadar da yaşlanmıştı artık. Aynaya baktığında, yüzüne dokunduğunda tenindeki yabancılık duygusu ürkütüyordu onu. Daldığı eski günlerden, içeriden gelen televizyon sesi uyandırdı onu. Yaşlı adam maç seyrediyordu salonda. Bir plak seçti eskilerden. Salona yürümüye başladı, televizyonun önünden geçip plakçalara doğru ilerledi. Plağı plakçalara koydu.

Yaşlı adam katarakt oluşmaya başlamış gözlerini kadına dikmiş, şaşkın bir ifadeyle bakıyordu. Saçlarının ön kısmı iyice seyrelmişti artık. Elini başında dolaştırdı, kadının uzattığı ele bi süre tepkisiz kaldı. 'Neler geçiyor aklından senin yine' diye söylendi, göz ucuyla hala maça bakarken. Kadın elini indirmemişti hala, adam daha fazla nazlanamadı bu yüzden. Ona asla hayır diyemezdi. Televizyonu kapattı kumandayla. Ağrıyan dizine elini dayayarak ağır ağır doğruldu. Hafif kaburlaşmış boynu önde, ufak adımlarla yürümeye başladı hayattaki tek eşine doğru. Yaşlı kadının karşısında durdu, gençlik yıllarındaki gibi dik durmaya çalışıyordu vücudu elverdiği kadarıyla. Elleri buluştu nihayet, ikisi de gülümsüyordu. Adamcağız zayıf parmaklı ellerini kadının beline doladı ve kendilerini çalan müziğin ritmine bırakıverdiler. Gençlik günlerinden o güne hareketlerindeki canlılık taşınmasa bile gözlerindeki o aşk pırıltısı olduğu gibi duruyordu ikisinde de. O an bu sahneleniyordu. Yaşlı adam bir an tökezler gibi oldu kadının ayağına bastı ama o da işin keyifli yanıydı. Bedenleri tek vücuttu sanki, 42 yıldır bu böyleydi.

Danstan sonra adam içki dolabını açtı, özel günler için sakladığı ve kimsenin içmesine izin vermediği değerli şaraplarından birini çıkardı. İki kadehi doldurdu. Kaldırdılar kadehi, 'aşkımıza' diyerek yudumladılar şaraplarını.

Ne de olsa yaşlıydı bedenleri, böyle hareketli şeyleri pek kaldıramıyolardı. Yaşlı kadın kendini yorgun hissederek yatak odalarına gitti. Üstünü değiştirmeden yatağa bıraktı kendini. Adamsa yatmaya hazırlanıyordu. Maçı unutmuştu. dişlerini fırçaladı, neşesi yerindeydi. Her akşam yatmadan önce adetiydi saçlarını taraması, şarkı söyleyerek saçlarını taradı. Güzel kokularından süründü. O akşam bir de traş oldu fazladan. Çok severdi çünkü sevgilisi traşsız yüzünü. Şen haliyle yatak odalarına girdi.

'Pamuğum daha üstünü değiştirmemiş bile' diye söylendi sesli sesli. Tepki vermedi yaşlı kadın. Yatağa oturdu. Kadın yüzü duvara dönük ve cenin pozisyonunda yatıyordu. Seslendi yaşlı adam, sırtını okşadı kadının. Tepki yoktu kadından. Tekrardan seslendi yaşlı kadına, saçlarını karıştırdı bu kez. Çok mu derin uyuyordu yoksa? Yine seslendi adam, sesi titredi, kadının yanına uzandı. Sımsıkı sarıldı, son kez seslendi, 'pamuğum' dedi.. Ağlamaya başladı.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın beklenmedik kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yanmak - 2
Yokluk - 2
Düşmek
Düşmek - 2
Nokta - 2
Doğum Günü
Düşmek - 4
Düşmek - 3
Gölge
Nokta - 3

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Varlık
Yokluk - 3
Nokta
Unutanlar Bürosu - 1
Çizgi
Unutanlar Bürosu - 4
Cino ve Binalar
Varlık - 3
Feda - 1
St. Antuan

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yeni Başlayanlar İçin; Aşk [Deneme]
Yeni Başlayanlar İçin; Yalnızlık [Deneme]
Kesik [Deneme]
Çay - 2 / Sen Gittin ve Herkes Ölmeye Başladı [Deneme]
İtiraflar - 1 [Deneme]
Çay - 1 [Deneme]


Caner Almaz kimdir?

İçimdeki çok sesliliğin esiri olan kalemimle, çok sesliliğinize hitap ediyorum. Sizi duyuyorum ve sizi anlatıyorum. İçinizdeki sizi dinlemelisiniz.

Etkilendiği Yazarlar:
Dostoyevski, Oğuz Atay, Franz Kafka


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Caner Almaz, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.