..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçeği arayan bir insan, öncelikle her şeyden gücü yettiğince kuşku duymalıdır. -Descartes
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Tüze Felsefesi (Hukuk) > Umut Salih Tiryakioğlu




2 Ocak 2011
Adalet Üzerine - 4 (İnsanlığın Şafağı)  
Umut Salih Tiryakioğlu
Yeryüzünde hüküm süren anlayışları genel hatlarıyla gördükten sonra en zor iş, bu pragmatist dünyayı nasıl ters yüz ederek idealist bir dizgeyi hakim kılacağımız noktasında toplanmaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için olanı bir kenara bırakıp olması gerekeni bir çerçeve halinde, duyularımızca kavranabilecek tarzda sunmakla başlamayı uygun görüyorum.


:BDFB:
Yeryüzünde hüküm süren anlayışları genel hatlarıyla gördükten sonra en zor iş, bu pragmatist dünyayı nasıl ters yüz ederek idealist bir dizgeyi hakim kılacağımız noktasında toplanmaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için olanı bir kenara bırakıp olması gerekeni bir çerçeve halinde, duyularımızca kavranabilecek tarzda sunmakla başlamayı uygun görüyorum.

Açıktır ki, şahsi dürtü ve eğilimlerini, kendi çıkarlarını izlemekle bütün insanlık ve bunların içinde organize olduğu devletler binlerce yıllık bir ruh hastalığına tutulmuşlardır. Tarih boyunca, karanlığın boyunduruğunda olanlar yeryüzünde büyük başarılara ulaştılar; bu başarılardan biri de varlığın en küçük yapı birimi kabul edilen zerreciklerin dahi parçalanabileceğini göstermeleri ve kitle imha silahlarına zemin hazırlamalarıydı. Düşünün ki en küçük kabul edilenlerin dahi parçalanması şeytana vardırıyorsa tüm parçaların birleştirilmesi muhakkak ki tek ve mutlak olan hakikate ulaştıracaktır. Bunun kıyamet kopmadan evvel tam olarak gerçekleşmeyeceğine derin öğretilerden vakıfız! Bu yüzden insanların algılarına uygun düşecek şekilde bütün kainatın üst üste gelmesi, içiçe geçmesi velhasıl birleşmesi şeklinde tasvir edilen kıyameti de, -hangi mekan yahut zamanda olursa olsun- herşeyin sonunu getirecek kozmik bir afetten ziyade her parçanın bütünde yani ‘tevhid’de birleştiği bir vuslat olarak yorumlamak gerektir.

Madem tüm evren -büyük patlamadan bu yana- parçalanmışlık üzerine kurulmuştur ve insan da bu parçalanmışlığı kafatasında taşıyan özel bir varlıktır, bütün sırlar elbette beyinde aranmalıdır. İnsan, beyninin çok küçük bir bölümünü kullanmakta ve dar kalıplarda yaşamını sürdürmektedir. Beynin gizlerle dolu kapıları açıldığında yani beyin tam kapasite ile çalışmaya başladığında ise evrenin herhangi bir köşesine yahut başka boyutlara cismen gitmeye gerek kalmaksızın olması gerekene dair ipuçları yakalanabilecek çünkü bütünlüklü bir bakış açısı kazanılacaktır. Öncelikle bu dünyayı pragmatist ve hedonist kavrayışından çıkararak idealist bir yapıya yaklaştırmak lazımdır. Bunun için de insanlığın ortaklığı düşüncesini temel almalı, insanlar hem duyguda hem de düşüncede birleştirilmelidir.

Bunu varoluş ilkesi bakımından hastalıklı addettiğimiz devletlerden bekleyemeyeceğimiz açıktır. Kaldı ki onlar da çıkarlarını bir kenara bırakıp, sırf geleceğin rüyası adına, böyle bir işe kalkışmazlar. Ancak kısmi olsa da -yukarıda belirttiğimiz gibi- orta ölçekli devletler sağduyulu davranır ve birleşirse, en azından bugünün meselelerinde devasa güce sahip siyasi örgütlenmeleri yahut zehirli düşüncelerle boğulmuş insan topluluklarını ilkesel bazda dizginleyecek ve eğitecek yararlı bir oluşum meydana getirilebilir ki bu hiç yoktan iyidir. Pekala halihazırdaki devletlerin küçülmelerini ve parçalanmalarını kesinkes önleyecek tedbirleri almakla işe başlayabilirler.

Fakat kalıcı temeller atılmak isteniyorsa bu iş uzmanların eline mesela sırf bu ideal için çaba gösterecek, barışçıl, tarafsız ve akil adamlardan oluşacak bir uluslararası örgütün himayesine bırakılabilir ve bu örgüt, dünya sathında faaliyet yürütebilir. Eğer böyle bir yol izlenecek olursa kuruluşun alacağı kararların devletler bakımından bağlayıcılığı sağlanmalı ve öncelikli uğraş bütün toplumların kaliteli ve evrensel bir eğitim almalarını sağlayacak altyapıyı kurmak ve bu müfredatın içine kutsal bir varlık olarak ‘insan’ı yerleştirmek olmalıdır. Bütün bireylerin zihnine insan varlığının dokunulmazlığı, özelliği ve kıymetliliği işlenmeli; her türlü ayrım ve ayrıcalıklar çok küçük yaşlardan itibaren belleklerden sökülüp atılmalıdır. İnsanlar başka başka inanların, mezheplerin, milletlerin yahut duyguların varlığını normal karşılayacak, bunu yadırgamayacak algı düzeyine yükseltilmelidir.

Ve bu gayretler meyvelerini vermeye başladığı zaman, filozoflardan, bilim insanlarından oluşacak evrensel bir senato ve insanlığın oylarıyla belirlenecek ve bütüncül ilkeler koyacak olan dünya meclisini oluşturacak kadrolara zemin hazırlanmış olacaktır.

Bütün bu düşünceleri ileri sürerken dayanak olarak kabul edilebilecek tek nokta şudur: Madem ki insanlar emniyet ve huzurlarını temin için özgürlüklerinden vazgeçmekte ve tüm hak ve özerkliklerini devlete teslim etmektedir bu halde küresel bağlamda nefret tohumlarının kalplerine ekilmediği bir toplum anlayışında insanlar, suça çok daha az eğilimli olacak böylece iç güvenlik sorunları en aza indirgenecek hem de insanlık bir bütün arzettiğinden bir topluluğun herhangi bir dürtüye dayanarak yek diğerine saldırısı bütün bir insanlık aleminin tepkisine yolaçacak, savaşların önü alınacak ayrıca da böyle bir tecavüzü engellemeye muktedir uluslararası hatta uluslarüstü bir yapı varolacaktır. Kuşkusuz bu durum, insanlığın topyekün ilerlemesi için gereken sükunu bugün olduğundan çok daha güçlü biçimde sağlayacaktır.

İnsan, aklıyla değil çoğunlukla duyularla biçimlenen bir formda bulunduğu içindir ki bu düşüncelere karşı çıkanlar çoğunlukta bulunacaktır. Onlar için bugün borsadaki yükseliş, falanca devlet başkanının herhangi bir lakırdısı, iktidar ve muhalefet yahut da en basit biçimiyle sırf kendi duygu dünyasına ait bir takım belirlenimler her şeyden öncelikli bulunacaktır. Dolayısıyla fikirler ve kavramlar alemine dalmanın kıymetini anlayamayacak, insanlığın bir üst safhaya geçişini kaldıramayacaktır. Çocukluğundan beri beynine doldurulan bir takım his kırıntıları ve algı biçimleri, insanlığın evrimini kavramak bir yana tahayyül bile etmesine mani olacaktır.

Fakat insanlığın tek tek bireylerden oluşan başıbozuk ve ihtiraslı bir toplam değil uzay ve zaman boyutu içinde -düşünce dünyasını da kapsayan- ve ileriye doğru uzanan evrensel bir us olduğunu kavrayabilirsek çürüyen organik uzuvlar olmaktan çıkıp insan olmaya az daha yaklaşmış olacağız. Nazarımız, vahşi maymun kabileleri gibi ilgimizi çeken herhangi bir metaya değil günebakanlar gibi topyekün ışığa çevrildiği zaman… Çünkü rekabet ve çatışma gelişmenin yegane formülü değildir. Bu, terkedilmesi gereken en büyük yanılgılarımızdan biridir. Hayatlarımızın en büyük bunalımını teşkil eden çok daha büyük meselelerin çözümünde ve evrenin sırlarının ardına düşmekte parçalanmak değil aksine güçlerimizi birleştirmek lazımdır. Yazık ki insanın halihazırda entelektüel bakımdan bulunduğu nokta şudur ki o, küçücük bir kara parçasına tutunmuş sonsuz bir boşluğa düşerken bir diğerinin yakasına yapışmış çürümekte olan bir parazitten ibarettir.

***

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Evrensel bir bakış ile insan
Gönderen: Taner SARGIN / , Türkiye
11 Haziran 2011
Görüşlerinizin çoğuna katılıyor genel olarak sizin gibi düşünüyorum. İnsan küçük topluluklar halinde yaşamaktan büyük devlet organizasyonları halinde yaşama durumuna geldi. Bu gelişme üretici olan insanların ihtiyaçlarından doğdu. yağmacı toplulukların olduğu dönemde yüksek duvarlar ve kendilerini koruyan asker sınıfları sayesinde üretimine devam etti. Günümüz devlet organizasyonlarını ele geçirmiş olan yağmacı zihniyet üretici bireyin maddi ve manevi üretiminin önüne geçmiş kontrol altın almış durumdadır. Bu kısır döngünün en üst biçimi kendini yıkım zulüm ve sömürü ile yenileyen Emperyalizmdir. Buradan çıkış yolu da yine devlet organizasyonunu üretici insanin söz hakkı olacak biçimde örgütlemekten geçer. Bunun yöntemi evrimsel ya da devrim şeklinde olabilir.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın tüze felsefesi (hukuk) kümesinde bulunan diğer yazıları...
Adalet Üzerine (Yeni Bir Evrensel Sistem Arayışı ve Adalet Düşüncesi)...
Adalet Üzerine (Hukuk Ekolleri İçerisinde Tabii Hukuk Doktrini'nin İdealist Duruşu ve Evrensel Bir Sistem Arayışı)...
Adalet Üzerine...

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ölüm Üzerine - 1
Beyinde Felsefi Bir Serüven...

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Beyit [Şiir]
Bütün Sanatçıları Susturun [Şiir]
Sen Gitme [Şiir]
Türk Milletinin Evlatlarına... [Şiir]
Şairin Hayatı [Şiir]
Allah'ı Bulmak [Şiir]
Biz... [Şiir]
İtiraf [Şiir]
Kıtalar [Şiir]
Aklın Yolu [Şiir]


Umut Salih Tiryakioğlu kimdir?

. . .

Etkilendiği Yazarlar:
..


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Umut Salih Tiryakioğlu, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.