..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Paul'un Peter hakkında söyledikleri, Peter'den çok Paul'u tanımamızı sağlar -Spinoza
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Din > Fuat Türker




29 Ocak 2011
Ölüm Anında Neler Yaşanır?  
Fuat Türker
Ayetlerdeki ifadelerde, ölüm anında kişinin yaşadıklarını yanındaki insanların anlayamadıkları açıktır. Bu da imtihanın bir sırrıdır. Ölen kişinin görünüşte zorlukla can vermesi ya da ani bir kalp kriziyle uykuda bir anda can vermiş olması bir kıstas değildir.


:AJAH:
Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin." (Nahl Suresi, 32)

Kur’an, iman sahiplerinin ve inkarcıların yaşamları gibi ölümlerinin de aynı olmayacağını haber verir. Allah’ın sınırları içerisinde ve O’nun rızasını gözeterek yaşamış mümin için ölüm anında ızdırap ve acı çekme yoktur. Kur’an, onun ruhunun yumuşacık alınacağını haber verir. Öleceği zaman mümin hisseder, birden görüntü netleşir. Kur’an’da, “O gün görüş gücü keskindir” buyrulur. Normalde biraz flu olan dünyadaki görüntü, ölüm anında daha keskinleşir. Gelen ölüm melekleri, mümine hiçbir rahatsızlık vermeden güzellikle canını alırlar. Mümin, canının alınış şeklinden, yaşayacağı olayların zincirleme olarak güzel gideceğini anlar. Çünkü ahirette de “önünde ve sağ yanında parıldayan nur” bulunduğu bildirilir. Mümin için ahirette sürekli bir güzellik vardır.

İnkâr edenlerin durumları ise oldukça vahimdir. Kur’an’da, “Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin.” (Enfal Suresi, 50) ayetindeki ifadeden, azabın inkarcılar için ölüm anında başladığını anlayabiliriz. Onların canları sırtlarına vurularak ve çok şiddetli acılar içinde alınır; dikenli bir çalının insanın içinden sökülmesi gibi. Zaten, o anda kişi inkarcı konumunda olduğunu anlar. Kişi henüz ölüm anının başlangıcında büyük bir belanın içine girdiğini, ayetteki ifadeyle “beli büken işler” in kendisini beklediğini ve bunun zincirleme devam edeceğini anlamış olur. Müminin yaşadığı güzelliklerin aksine, inkarcıda sürekli bir perişanlık esastır. Ama aklı zayıf olduğu için her an bir kurtuluş yolu bekler. Örneğin inkarcılar Allah’ı -haşa- kandırmaya çalışırlar, derler ki; "Bizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik." (Şuara Suresi, 102)

Oysa dünyaya geri dönüş yoktur. “...Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile, kendisinden sakındırıldıkları şeylere şüphesiz yine döneceklerdir. Çünkü onlar, gerçekten kafirlerdir . (En’am Suresi, 28) ayetinde ifade edildiği gibi geri gönderilseler dahi, ölüp ahirete gittikleri onlara unutturulur. Hatırlamadıkları için de kaldıkları yerden yaptıkları ahlaksızlıklara devam ederler. Kur’an ahlakına uymayan yaşamlarını sürdürürler.

Aklımıza şöyle bir soru gelebilir: Müminlerin canlarının alınma anındaki güzelliği ya da inkâr edenlerin ölüm anında çektiği acıyı onların başındakiler hissedebilirler mi?

Kur’an bu konuda da bize bilgiler verir. Vakıa suresi’nde şöyle buyurur Yüce Allah:

Hele can boğaza gelip dayandığında,
Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. (Vakıa Suresi, 83-84-85)

Ayetlerdeki ifadelerde, ölüm anında kişinin yaşadıklarını yanındaki insanların anlayamadıkları açıktır. Bu da imtihanın bir sırrıdır. Ölen kişinin görünüşte zorlukla can vermesi ya da ani bir kalp kriziyle uykuda bir anda can vermiş olması bir kıstas değildir. Örneğin, Peygamber Efendimiz de vefat ederken zorlu bir görünüm almıştır ama kuşkusuz canı güzellikle alınmıştır. Son olarak ruhu teslim alınırken ,”Refik-i Âlâ’ ya” yani ‘ Yüce Dost’a’ dediği aktarılır.

Ya da ölüm anında şehitler bazen çırpınır, canı zorlukla alınıyormuş gibi görünür. Kur’an’da şehitler hakkında, “Allah yolunda öldürülenleri sakın ’ölüler’ saymayın. Hayır, onlar, Rableri Katında diridirler, rızıklanmaktadırlar. (Ali İmran Suresi, 169) buyrulur. Allah onların ölü olmadıklarını ve Katında bir başka boyutta rızıklanmakta olduklarını haber verir. Dahası onlar için en güzel makamlar hazırlanmıştır.

Yüce Allah ölüm anındaki imtihanda çok ince bir sistem kurmuştur. Ki, inkarla iman arasındaki çizgide insanlar akıllarını çok iyi kullanabilsinler. Allah rızası için yaşamış sadık ve doğru olan insanlarla, Allah’tan yüz çevirerek yaşamış kimselerin aynı konumda olmamaları için böyle çok ince bir yöntem hazırlanmıştır.

Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar. (Casiye Suresi, 21)



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ahir Zaman'dan Asr-ı Saadet'e
İşte Büyük Kurtuluş ve Mutluluk Budur! - I
Çağımızın Hastalığının Tedavisi, Taklîdî İmandan Tahkiki İmana Ulaşmaktır
Kur'an'daki Babalar
İşte Büyük Kurtuluş ve Mutluluk Budur! - II
Neden İman Etmezler?
Zan, Gıybet ve Tecessüs Nedir?
İslam İle Şereflenen Bir "Hicret Ehli"nin Hikayesi - I
Kaderi Göz Ardı Etmek
Örnek Kadının İtaati

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
İlk Öğretmenimiz
Merhamet Medeniyeti Örneği; Osmanlı
Tüm Evren Beynimizin İçinde...
İnsanları Allah'a Yönelten Büyük Gerçek
Sana Ruhtan Sorarlar - I
Bir Büyük Uygarlığın Yeniden İnşası
Çocuklarımız İçin...
Kendini İsraf Etmek
Çocuklara Allah ve Dini Nasıl Anlatabiliriz? - I
Atatürk'ün Bize Bıraktığı Miras

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Otobüs Yolculuğu [Öykü]
Köy Anılarım (!) [Öykü]
Daldaki Armut (Çocuklar, Gençler ve de Çocuk ve Genç Kalanlar İçin :) [Öykü]
Artık Oruç Tutuyorum (Çocuklar İçin Ama Büyükler de Okuyabilir :) [Öykü]
Boyun Eğen Kutlu Kadın [Öykü]
İnkârcılar İnananların Sapmasını İsterler [Deneme]
Son Perde [Deneme]
Dinin Çıkarlarını Gözetmek [Deneme]
Konuşma Kişiliği Yansıtır [Deneme]
İnsan Neden Kıskanır? [Deneme]


Fuat Türker kimdir?

6 yıldır insani ve imani konularda makaleler ve çocuk yazıları yazıyorum. Yaklaşık 5 yıldır Haber Vaktim, Cemaat. com, Sayha Dergi, Edebistan, Turuncu Dergi, Körpe Kalemler, Edebiyat Defteri gibi dergi, portal ve haber sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Yazılarımı ve inandıklarımı paylaşmak için İz Edebiyat'dayım. Ayrıca Risale Çocuk, Kalem. biz ve Beyan/İstikamet Dergisi'nde çocuk yazıları yazıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
-


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Fuat Türker, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.