..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Uygarlık, gereksiz gereksinimlerin, sonsuz sayıda artmasıdır -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Şiir > Destan > Mehmet Sinan Gür




17 Mart 2011
Nazım Hikmet'ten Çanakkale Şiiri  
Mehmet Sinan Gür

:CHJH:
Mayısın altıncı gecesi yaralandım (*)
Sekiz yerimden
Yaranın ikisi hâlâ kapanmadı
Teper vakit vakit
İngiliz’le karşı karşıyayız
Gayetle yakın
Bizim el bombası onun siperlerine gider
Gelir onunki bizim sipere
Hücuma kalktık
Üç adım atmadan yıkıldım yere
Kasıklarımın üstünü biçmiş
İngiliz’in makinalısı
Geçti bir zaman
Başımı kaldırıp baktım
Gökte yıldızlar
Bizimkiler çakilmiş geri
Boyna ateş eder İngiliz’in siperi
Kurşunlar vızır vızır geçer
Kafamın üzerinden
Başladım sürünüp gerilemeye
Toprağı ellerimle iterim
Alnım gâvurdan taraf
Bir yandan sürünürüm bizim sipere doğru
‘Hey Allah’ım’ derim bir yandan
‘arkamdan yara aldırma bana’
O saat
Başka şey gelmez insanın aklına
Boyuna sürtünür bana şehitler
Doğrusu ben onlara dokunurum
Kimisi sırtüstü yatar
Açık ağzı kan içinde
Kimi yüzükoyun
Kimi diz çökmüş
Elinde mavzer
Öylece donup kalmış
‘Hay Allah’ım’ derim kendi kendime
‘öldüreceksen beni böyle öldüreydin
elimde silah
diz çökmüş
yüzüm gâvura karşı’
Neyse gayrı sabah oldu
İyice açıldı ortalık
Biz de siperin yanına vardık
Bir mavzer uzattılar
Yapıştım süngüsüne
Beni çekip aldılar içeri
Sonradan hesapladım
Üç saatte geçmişim
25 metrelik yeri
Kaldım siperde bir zaman
İki büklüm
Yaralar başladı sızlamaya
Öğleye doğru beni bir arkadaşın sırtına yüklediler
Geldik fırka nahiyesine
Çadırlar
Kazıklar çakılı içinde çadırların
Samanla doldurulmuş kazıkların arası
Samanların üzerinde boy boy yaralılar yatar
Ağlayan mı dersin
Küfreden mi dinine imanına
Makasla kestiler benim elbiseyi
Kaldım anadan doğma çırılçıplak
Bir kaput attılar üzerime
Sargı bezi yok
Yaralar açık
Ama Allah’tan kan akmaz
Karışıp toprakla kurumuş
Geçti bir zaman
Dalmışım
Koltuklarımdan tutulunca uyanıverdim
Çadırdan dışarı çıkarıldık
Vakit akşam
Gün kavuşmuş kavuşacak
Dışarım serin içerim sıcak
Dizilmiş mekkâre arabaları sıra sıra
Sıhhiyeler atar yaralıları arabalara
Üst üste
Boş buğday çuvalı atar gibi
Altta kalanın canı çıksın
Bir tek arabada on on beş yaralı
Bağıran mı dersin
Belki o dakka ölen mi
Neyse yola koyulduk
Arıburnu’nun yolları taşlık
Arabalar sarsılır
Bastı karanlık
Ben sırtüstü yatarım
Altımda bir insan gövdesi kımıldanır
Göğsümde bir çift bacak
Ama tekinin yarısı yok
Bayır aşağı ineriz
Gökyüzü tekmil yıldız
Bir de inceden inceye rüzgâr
Yürür birbiri peşinden arabalar
Kum iskelesine vardık sabaha karşı
Bir çadır orada
Dışarı çıkmadan
Nerelisin
Falan yerli
Babanın adı
Falan
Senin adın
Filan
At aşağı arabacı
Arabacı kaldırıp atar yere
Sıra bana geldi
Dayanılır gibi değil acıya
Sövdüm ana avrat arabacıya
Alışmış herif
Söv kardeşim der
Kalayla bildiğin gibi
Kumların üzerine uzatıldık
Deniz fışır fışır gidip gelir
Gayrı iyice ışıdı ortalık
Kumların üstünde belki bin yaralı var
Belki ziyade
Bekledik ikindi vaktine kadar
Bir vapur geldi
İki bacalı
Deniz renginde
Küfrede bağıra çağıra
Yüklediler bizi vapura
Yine öyle boş çuval yükler gibi
Vapurun içi mahşer
Vıcık vıcık kan
İslim
Yağ
Ter
Beni ambara indirdiler
Yola koyulmuşuz
Yedi gün yedi gece
Kurtlandı yaralarım
Kaputu açarım
Kara kara başları
Beyaz beyaz kurtlar
Bakarım eğilip
Hayvancıklar akıllı
Kaçarlar beni görünce
Tekrardan girerler yaranın içine
Yedi gün yedi gece
Öldürmeyince öldürmez Allah
Türk’ün sağlamdır naturası
Dayanır
Sirkeci’ye varmışız sekizinci sabah
Kaptan demiri atmış
Ve lakin
‘bu yerde boş yer yok’ diye istememişler bizi
Akşam ezanı çekmiş demiri kaptan
Gelmişiz Haydarpaşa önlerine
Tıbbiye Mektebi hastaneydi o zaman
Onlar ‘olur’ demişler
Bir tayfanın sırtında güverteye çıktım
Biraz topladı ama tayfa
Demir gibi laz uşağı
Bismillah deyip baktım dört tarafa
İstanbul yanar pırıl pırıl
Ah canım İstanbul
Neyse hastaneye girdik
Duvarlar bembeyaz
Elektrikler donanma gibi
Malta taşları tertemiz
Gıcır gıcır
Tekerlekli araba hazır
Beni üstüne yatırdılar
Rahat
Allah devlete zeval vermesin
Devlete dua ettim o saat (**)

(*) Yeni tarihe göre 19 Mayıs.
(**) Nazım Hikmet’in Destanlar adlı şiir kitabından, bir bekçinin anlattıkları.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın destan kümesinde bulunan diğer yazıları...
10 Ağustos 1915 Anafarta Ovası

Yazarın şiir ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ateş ve Ölüm (Bütün Şiirler 16. 07. 2009)
Seni Seviyorum Bunalımı
İncir Ağacı
Bir Dosta E - Mektup
Sevgisizlik
Mor Çiçekler
Eskiden

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Ruh Çağırma Operasyonu [Öykü]
Çoban Yıldızı [Öykü]
Mahalle Baskısı [Öykü]
Kırmızılı Ev [Öykü]
01 03 Celladın Önündeki Adam [Öykü]
Trafik Işıklarına Uyan Köpek [Öykü]
Üniforma [Öykü]
Balerinin Ölümü [Öykü]
Safiye'nin Püskülleri [Öykü]
Karışıklık [Öykü]


Mehmet Sinan Gür kimdir?

Yazmayı seviyorum. Bir tümce, bir satır, bir sözcük yazıp altına tarihi atınca onu zaman içine hapsetmiş gibi oluyorum. Ya da akıp giden zamanı durdurmuş gibi. . . Bir fotoğraf, dondurulmuş bir film karesi gibi. Her okuduğunuzda orada oluyorlar ve neredeyse her zaman aynı tadı veriyorlar. Siz de yazın, zamanı durdurun, göreceksiniz, başaracaksınız. . . . Savaş cinayettir. Savaş olursa pozitif edebiyat olmaz. Yurdumuz insanları ölenlerin ardından ağıt yakmayı edebiyat olarak kabullenmiş. Yazgımız bu olmasın. Biz demiştik demeyelim. Yaşam, her geçen gün, bir daha elde edemeyeceğimiz, dolarla, altınla ölçülemeyecek bir değer. (Ancak başkaları için değeri olmayabilir. ) Nazım Hikmet’in 25 Cent şiiri gerçek olmasın. Yaşamı ıskalamayın ve onun hakkını verin. Başkalarının da sizin yaşamınızı harcamasına izin vermeyin. Çünkü o bir tanedir. Sevgisizlik öldürür. Karşımıza bazen bir kedi yavrusunun ölümüne aldırmamak, bazen savaşa –yani ölüme- asker göndermek biçiminde çıkar. Nasıl oluyor da çoğunlukla siyasi yazılar yazarken bakıyorsunuz bir kedi yavrusu için şiir yazabiliyorum. Kimileri bu davranışımı yadırgıyor. Leonardo da Vinci’nin ‘Connessione’ prensibine göre her şey birbiriyle ilintilidir. Buna göre Çin’de kanatlarını çırpan bir kelebek İtalya’da bir fırtınaya neden olur. Ya da tam tersi. İtalya’daki bir fırtınanın nedeni Çin’de kantlarını çırpan bir kelebek olabilir. Bu düşünceden hareketle biliyorum ki sevgisizlik bir gün döner, dolaşır, kaynağına geri gelir. "Düşünüyorum, peki neden yazmıyorum?" dedim, işte böyle oldu. .

Etkilendiği Yazarlar:
Herşeyden ve herkesten etkilenirim. Ama isim gerekliyse, Ömer Seyfettin, Orhan Veli Kanık, Tolstoy ilk aklıma gelenler.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Mehmet Sinan Gür, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.