..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Doğallık sahip olunan değil, kazanılması gereken bir erdemdir. -Cervantes
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Günlük Olaylar > çiğdem taş




29 Nisan 2011
Hasankeyf Gibiydi Aklım Başka Bir Aklım Yoktu  
çiğdem taş
Bir insana sahip olamazsınız, aitte. Bunlar çirkin şeyler. Ama sahipmiş gibi yaşıyoruz. Aitmişiz gibi tapıyoruz.


:AEIE:
“Beni de böyle sever misin?” dediğin de kafamdaki ağırlığın havludan olduğunu anladım. Severdim onu da.nasıl severdim hem de. “Bizim fotoğrafımızı da çerçeveletip masana koyar mısın?”dedi. koyarım dedim. İlk sorunun sorulma sebebiydi ikinci soru. Aklımın parametreleri yoktu. Aklımda binlerce fotoğrafı vardı. Ama elle tutulur gözle görülür bir sevgi istiyor olmalıydı. Çerçeveletip göz önünde tutulmalıydı ki unutulmamalıydı. -Hayır öyle değildi. Fazla abartmıştım kendime ayırdığım vakti. Onun hala kırılacak bir yerleri olduğunu unutmakla kalmamıştım. Kırmıştım. İnsanın kırılacak bir yeri kalmadığında bunu çok sık tekrarlıyor. Ellerini bir ceseti masanın üzerinde gerisin geriye sürükler gibi benden çekmemişti belki… ama yüreğini dosdoğru şüpheye itmişti. Farkında değildi. Aklım yavaşça yere inen paraşüt gibi büzüldü. Ellerini birinden çekerek giden döneceğim deyip dönmeyen insanlar gibi parmaklarımı avuç içlerimde topladım. Hayır, o gitmeyecekti. Bunu biliyordum. Ama ben kalmak konusunda kararsızdım. Aklım aşağılık bir kaltaktı. Aklım ona bunu yapamazdı.

Aklım, beni seven dostlarımın eseriydi. Üzülmeyeyim diye beni terk eden adamların. Acısı benzeyenlerin. Aklım new yorktan güzel, Eyfel kulesinden gösterişli, Rumeli hisarındaki zindanların demirleri kadar paslıydı. Hasankeyf gibiydi aklım. Her giren üzerinde proje geliştiriyordu. Başka bir aklım yoktu ki... İkinci bir aklımın olmadığını unutuyorlardı. Kafasız bir kadın olmak isteyişim bundandı.

- Onların hayatları bizden daha güzel lan dedim.

- Ben de bazen kafasız bir kadın olmak istiyorum. İnce topuklularımın üstünde tıngırı mıngırı yürürken bileğimde asılı boş çantamdan küçük adamlar çıkartmak istiyorum. Dalga geçiyoruz ama cidden güzel c’leri t olarak okuyup bütün alfabeyi s.kiyorlar yuvarlayarak konuşuyorlar ama mutlular bizim onlardan neyimiz eksik. Dedi.



O an Işılay’ı öpmek istedim. Mesafeler mesafeler mesafeler… ama ikimizde de fonda pamela seviyorum sensiz çalıyordu. Bu yeterliydi. Kaybedenler kulübünün radyo kayıtlarını dinledim Mert'in tavsiyesiyle. zevkliydi şiddetle önerebilirim. Kaybedenler Kulübü Mutlaka izlenmesi gereken bir filmdi. Bir kahve daha yaptım.

Mert’in hiponeri hastası olduğunu öğrendim. O an aklımdaki en kötü hastalıkların hepsi bir adım geriye çekildi ve hiponeri ilk sırayı aldı. İnsan rüya görmeden nasıl yaşardı. Üzüldüm.

Çok alakasız ama insanın aklıyla eski anıları anımsayıp zihninde canlandırabileceği gibi ağzıyla eski tatları anımsaya biliyor. Mutlaka deneyin. Ve insan ne tuhaftır ki anmak istemediği kişiyi her hangi saçma bir sebepten anıyordu. Hatta bu bazen iyi bir anının akla gelmesiyle oluyordu. İnsan neşterle birdi. Zaman geçse de izi kalıyordu, tadı kalıyordu, sızlıyordu insan yerlermiz. Şimdi ne gerek vardı bu kalabalığa dağılın ulan dedim aklımdakilere. Dağıldılar.



Bir yıldızın düşüşüne şahit oldum geçen gece. Bu aynı düşeceğini hissettiğin bir çocuğu koşup kolundan tutmak gibi bir şeydi. Kayacağını hissedip gözlerini o yıldıza dikiyordun. Ama tutamıyordun. Ve nereye gidersen git ay seni takip ediyordu. Bir sürü iyi şey diledim. Kendimi unutmuşum. Şimdi yazarken fark ettim. İyi şeylere ihtiyacım yok muydu? Vardı. İnanmadığımdan böyle olmuş olabilirdi. Saymadım ama yağmur sonraları gök kuşağının bitimi de düştü ayak ucuma birkaç defa. Ne cin ne altın vardı ayaklarımın yere bastığı yerde. Ben vardım. Ayrılmadım oradan. Belki bir şapşal gelir beni bulur. Alır diye düşündüm. Kimse gelmedi. Gelmeyi bırak geçmedi. O an birini görsem “hey buraya bak ben gök kuşağının bitiminde duruyorum. Ne altın ne cin var. Ben varım. Ve bu senin şansın olabilir.“ Diyebilirdim. Hiç nasip olmadı. Belki de durduğum yer gökkuşağının başlangıcıydı…



Not: Bir insana sahip olamazsınız, aitte. Bunlar çirkin şeyler. Ama sahipmiş gibi yaşıyoruz. Aitmişiz gibi tapıyoruz. Yapmayalım öyle.

29.04.11 – Çiğdem Taş



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sensizliğin Güncesi
Seni Seviyorum
Siyah Gittikçe Koyulaşır mı?
Can Sıkıntısından Üşüdüğüm Anda Isınmak İçin Sarıldıklarım
Yalnızlık Saatleri

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
En Son Kendine Varanın Götü Boklu.
Ben Kavun Likörü Kokacağım ve Her Fırsatta Seni Göt Edeceğim
Adım Hüzün Bir Demlik Şarap'a Denk
Sofia'ya Mektuplar 127
Ben Seni Ana Avrat Dümdüz Sevdim
Annesini Öldüren Çocukları Asla Affetmeyeceğim
Masumsunuz Bayan
Efsaneye Göre Beynine Bir Zar Dikildi ve Ben Onu Deldim. Zeus Kesinlikle Böyle Olmasını İsterdi.
Kalple Gerçekleştirilen Her Eylem Kendini Tüketir
Hani Herkez Ben Gibi Olsaydı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Mutlu Musun? Ben Mutluyum [Şiir]
Severdim Kırmızıyı Dudaklarım Öldürülmeden Önce [Şiir]
Rüyasın Sen Aşk Değil [Şiir]
Ben Seni Sevdim [Şiir]
Hayatımdaki İnsanlara [Şiir]
Siyah [Şiir]
03: 21 [Şiir]
Adam Oldun Mu Sevgilim? [Şiir]
Yüzümde Meleklerin Derin Parmak İzleri [Şiir]
Ne Kadar da Kadınmışım [Şiir]


çiğdem taş kimdir?

Yazdıklarım kadarım ötem yok. .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © çiğdem taş , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.