Deniz Gezmiş
deniz,gezmiş,acı,annem

“Kahretsin!” diye isyan ediyor, “Deniz Gezmiş Sivas Gemerek’te yakalanmış” diyerek şaşkın bir hâlde okulun bahçesinde bir uçtan bir uca gidip geliyorduk.

Aramızda “Asarlar onu, sağ koymazlar” deyip ağlayanlar, burnunu çekenler vardı. Sevinenler yok değildi elbet. Hışmımızdan korktukları için sevinçlerini içlerinde saklıyorlardı.

“Denizde olsaydı yakalanmazdı” diyordu öğrencilerden biri.

“Denizleri gezmiş; oraları avucunun içi gibi ezbere biliyor ama karada yakalandı işte!” diye hayıflanıyordu bir başkası.

“Ah büyük olaydım; gider Deniz Gezmiş’i kendi ellerimle kurtarırdım onların elinden” diyordum. Yaşımızdan büyük, olmayacak planlar yapıyor, çareler arıyorduk. Ama çocuktuk hepimiz.

Ders zilinin çalmasıyla evimizin yolunu tutup gittik.

Üç arkadaş bir araya gelip düşüncelere daldık. Her kafadan farklı bir fikir çıkıyordu. Deniz’i kaçırmanın yollarını arıyorduk ama bir çakımız bile yoktu. Çaresizlikten ötürü canımız yanıyor, moralimiz bozuk, yüreğimiz buruktu. İçimizden biri, “Bira içelim” dedi, “içimizdeki yangını ancak o söndürür”

Teklife sıcak baktık. Aramızda denkleştirdiğimiz parayla Mehmet Ali bakkaldan üç şişe bira, bir külahta leblebi aldık. Ali Fuat Cebesoy İlkokulunun yanında yeni kurulan çocuk parkına gittik. Tahterevalliye bindik, salıncakta sallandık. “Oğlum” dedi arkadaşlardan biri, “biz buraya oyuncaklara binmeye mi geldik yoksa?” O zaman aklımız başımıza geldi yeniden. Yeniden büyüdük.

Bir çam ağacının dibine çöktük, kahırdan içmeye başladık. İşten dönmekte olan annem ve teyzem burnumuzun dibinde bitiverdiler birden. Bira şişelerini saklamaya vaktimiz olmamıştı. Suçüstü yakalandık. Birazdan annemin kızacağını, alıp bira şişesini yere dökeceğini hesaplıyordum. Ama yanılmıştım.

“Çocuklar” dedi annem, “bu yaptıklarınız Deniz Gezmiş yüzünden mi?” diye sordu. Kederli gözleriyle baktı üçümüze. Başımızla “evet” dedik. Elimdeki şişeyi aldı, ağzına götürdü. Bir yudum aldı. Yüzü denizlerin girintili yerlerine dönüşerek “Acıymış” dedi. Bira şişesini geri uzattı bana. “Zaten böyle bir günde insan bal da tatsa acı gelir diline” dedi ağlamaklı bir sesle.

Nisanda Ozan Yayıncılıktan çıkacak olan Anamdan İnciler Stres Bileziği Kitabından...

[[RESİMSOL= http://im.haberturk.com/2012/02/19/717234_detay.jpg?1336658338]]


Necmettin Yalcinkaya hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Necmettin Yalcinkaya kimdir?
1960Sarıkamış doğumlu. 1977-78 İzmir Namık Kemal Lisesi Edebiyat mezunu. Ozan Yayıncılıktan 12 Eylül’de Çok Güldük Netekim! Mendil Sen Kokuyordu ve Stres Bileziği ve On Çocuktuk Anı/Öykü. Çeşitli dergi ve sitelerde öykü, şiir yazarlığı. Ayrıca Edebiyatbahcesi.net sitesinin kurucu emekçisiyim. Yürüyüş, sinema, tiyatro ve olta balıkçılığı hobilerim var. Yazmayı ve okumayı seviyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Tolstoy,Ahmed Arif, Nazim hikmet, Cengiz aymatov,

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.