Eski Günler

-ESKİ GÜNLER-

Kazanmış gibi görünsekte ne çok şey kaybettik..

Sözümün muhatapları elbette "göbeği modern şehirlerin merkezinde kesilmiş", teknoloji çağının mutfağında hayata gözlerini açmış yeni nesiller değildir.

Şehre henüz göç etmemiş, köyün veya bulunduğu mahallenin toprağına yalın ayak yürümüş, çamuruyla hamur karmış, su değirmenine mısır öğütmüş, hamal lastiği diye tabir edilen "çarığın" bir üst modeliyle ayağında lastiği olmayana hava basmış, pınarından edebiyle su içmiş, bulunduğu konumda figürlerini kendi ürettiği, kurallarını kendi koyduğu oyunlarda ter atmış, doğal ve ilkel koşullarda mutlu olmanın keyfini becermiş mahallesine gelen yabancı delikanlılara gerektiğinde racon kesmiş yaşlılarının ricalarını emir telakki etmiş unutulmaya yüz tutmuş bir nesil.

Herkes kendi köyüne kendi komşusuna yabancılaşmış. Bireyselleşen hayatlarımıza, özel arabalar, özel evler, özel arkadaşlar ne kadar rahatlık getirse de bizden de bir o kadar o çağın güzelliklerini alıp götürdüğüne tanıklık ediyoruz.

Hiç kimse eski belediye otobüslerinde (tabi kaldıysa) ayakta yolculuk etmek istemiyor. Fakat herkes sanki köyün milletini birbirine tanıtmakla görevli, kapasitesinin üzerinde yolcu taşıyan otobüslerin koltuklarındaki eski adamlardan ibaret muhabbet abidelerini arar durumda.

Bir babanın sabah evden çıkıp akşam eve dönüşüne tanıklık eden yer sofraları, bereketini babanın alın teri ve annenin helal taksiminden alan ve bugün maalesef bereketini kayıp etmeye yüz tutmuş eğerlerimizden sadece biri.

Aynı sofra etrafında kümelenmek, aynı tastan yemek, aynı ekmeği adil parçalara bölüp paylaşmak, aynı kaptan su içmek "bugün kardeş sofrasından bir şey çalanlara" inat, kardeşliğin gerekliliğini pekiştirmenin mecburiyetlerinden biriydi..

Çekirdek aileyi birleştiren unsurlardan biri belki en önemlisi vücudumuzla birlikte kalbimizi de ısıtan sobalar.

Günün koşullarında insan zekasıyla bulunan ve yine insan emeğiyle yapılan, aile bireylerini aynı evden ziyade aynı oda da toplamayı başaran "bugün aynı evde ayrı odalara" dağılmamıza sebep olan; çağın getirdiği enerjilerin "bedeni ısıtıp kalbi soğutan" teknolojilerine inat, tüketimi olan maddeleri aile içi fedakarlıklarıyla yazın hazırlanıp kışın yakılan unutulmaya yüz tutmuş başka bir değerimiz..


Hasılı, ilkel koşullardan teknolojinin getirdiği modern çağa geçiş, fiziki şartları kolaylaştırmış gibi görünsede, komşuluk hukukunu, aile içi fedakarlığı ve diğerkâmlığı yerle yeksan ettiğini görüyor ve biz sadece seyrediyoruz..

Mehmet avcı- 01 02 2017


mehmet avcı hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  mehmet avcı kimdir?
yüreğimden kopanları cümle olarak yazıya aktarmak istiyorum...Güzel olması için özel bir gayret sarfetmekten uzağım...Hayat nasıl spontane olayları bize yaşatıyorsa bende o an içimden geçenleri yazmaya çalışıyorum..

Etkilendiği Yazarlar:
herkesten alınacak birşey vardır

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.