Ülgen
3.bölüm

Bazı zamanlar karanlıktan o kadar çok korkarız ki gözlerimizi en ufak bir parıltı görünceye kadar sıkıca yumarız bu parıltı sahte olsa da farketmez yeter ki birazcık kendimizi yatıştıralım. Sahteyse gözlerimizi açtığımız şey o zaman gözlerimiz gerçekleri göremeyecek kadar kamaşır. Bu yüzden sahte parıltılardan daha değerlidir karanlık.
Kızın duyduğu heyecan yerini büyük bir üzüntü ve kafa karışıklığına bırakmıştı. Ailesi ona her zaman iyi bir insan olmanın hayattaki en önemli şey olduğunu söylemişlerdi. Oysa teyzesi şu an ona anne ve babasının zamanında bir aileyi hileyle bu evi sattırıp kendilerinin aldığını söylüyordu. Bu evi onlara geri satmazlarsa Ela’ ya zarar verebilirlermiş çünkü; bu evi geri almaları onlar için bir gurur meselesiymiş. Ela bir yanlışlık olduğuna emindi sadece yanlışın hemen karşısında onun için endişeliymiş gibi yapan kadın figüründe olduğunu göremiyordu.
“Teyze seni anlıyorum ama bu evi onlara satamam bu ev anne ve babamın hatıralarıyla dolu. Bir yanlış anlaşılma olduğuna eminim. Bu yanlış anlaşılmayı çözeceğimden de hiç şüphen olmasın. Şimdi biraz yalnız kalmam gerek üzgünüm.”
Kız odadan çıkarken; kadın ender mutlu olmaya yakın anlarından biriydi. Her güne başladığında hayata ve çevresindeki insanlara lanet kusan birinin mutluluğu yakalaması ya ömrü bittiğinde olur yada kendi laneti bittiğinde. Ümmü ne zaman mı mutlu olur açıkçası bunu ben de bilmiyorum. Belki bir gün belki de hiç, en iyisi yaşayıp görmek.
“Planı bu akşam harekete geçiriyoruz, hazırlıklı olun. Kız ikna olmadı, onu ailesinin kötü insanlar olduğuna ve size gerçekten kötülük yaptıklarına inandırın. Bu gece bu iş bitsin.”
Oturduğu deri koltuktan gökyüzüne doğru baktı. Duygusal acı kadar hiçbir acı büyük değildir. Zamanında bunu en güvendiği insandan öğrenmişti.
” Kızkardeşim bana verdiğin acıdan daha çok acı çektireceğim kızına ona kimseye güvenmemeyi özenle öğreteceğim. Bu konuda bana güvenebilirsin.”
Sözü yeni değildi kardeşine karşı sadece yeniliyordu ki birazcık daha içindeki ateş harlansın.
Dalgalı ve gür saçlarını omuzlarına döktü. Sevgilisinin ona aldığı yeşil küpeleri taktı ve rujunu sürdü. Çok makyaj sevmezdi bazen sadece ruj. Gerçi sevgilisi ona her zaman ne kadar güzel olduğunu söylerdi. O böyle söylemese bile bana dünyadaki en güzel kadınmışım gibi bakıyor diye düşündü ve aynaya doğru bir kıkırtı bıraktı.
“ Abla bana Ahmet’le buluşmayacağını söyle lütfen. Babamın düşüncelerini biliyorsun seni hayatta affetmez.”
“ O zaman hiçbir kelime söylememeliyim sana Asude ve sen de kimseye hiçbir şey söylememelisin. “
Ve bir kıkırtı daha havaya karıştı. Babası kesinlikle anlamıyordu sırf Ahmet kendi himayesinde çalıştığı için onlara karşıydı. Oysaki kızının ne kadar mutlu olduğunu ne kadar sevdiğini ve sevildiğini görse bu düşüncesinden vazgeçerdi, emindi genç kadın. Yani en azından o akşam babası tarafından annesi ile tehdit edilerek zorla eve götürülene kadar emindi. Babasının içindeki canavarı o akşam ilk defa görmüştü ve sevecenliğine sadece onun isteklerini yerine getirdiğin zaman sahip olabileceğini de…
“Neyse geçti” diye düşündü. Tüm eski çığlıklarını ve gözyaşlarını hafifçe tebessüm etmeye çalışmaktan gerilmeye başlayan yüzünün altına sakladı ve bir kez daha gökyüzünde Ahmet’i gördü.


Sinem Bağcivan hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Sinem Bağcivan kimdir?
.

Etkilendiği Yazarlar:
Okuduğum her yazardan bir parça etkilenirim

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.