Namlu

Namlunun ucuna alnını dayadı, işte buradayım kaçmıyorum, öldür beni dedi. Şaşırdım, hiç bu kadarını beklemiyordum. Bundan önceki kurbanlarımla hiç göz göze gelememiştik ama bu öyle değil. Adeta ölüme meydan okuyor. Cesaretinden dolayı seni tebrik etmek isterdim ama buna fırsat kalmayacak sevgili kurbanım. Ölmek istiyorsan, seve seve…

[[RESİMSOL=https://tr.pinterest.com/pin/768426755152637903/]]


Bana gizemli olma dedikçe “Ben buyum,” deyip geçiştiriyordum. Ne istiyor benden? Sürekli “Bana açık ol, açık olmanı istiyorum,” diyerek beni saklandığım delikten çıkarmaya çabaladı. Her şeyi açıklarsam büyünün bozulacağını, biz olmaktan çıkacağımızı söylesem de anlamadı.
“Kafamda seninle ilgili birçok soru işareti var.” Ee yani?
“Cevaplaman gerekiyor.”

Gizem dediği şey buydu. Ona karşı davranışlarıma kendince anlamlar yüklüyor ve onları kalbinin süzgecinden geçirip beynine zorla kabullendiriyordu. Bir tek kelimemden kırk tane cümle kuruyor, bir bakışımdan gece uykularına küsüyordu. Küsüyor, aramıyor, aradığımda açmıyor ve daha nice anlamsız davranışlara kapılıyordu. Beni de kendi girdabının içine sürüklemeye, onunla dibe çekilmeye zorluyordu. Sonunda çözdüm onu. Sevmemi istiyordu sadece onu sevmemi ve ona güven vermemi bekliyordu meğerse.
Aylarca yaşadığımız kaçıp kovalamaca, bitip tükenmek bilmeyen ve aşkın kıyısında dolaşan kelime oyunları, bir dargın bir barışık hallerimiz bütün bunlar seviyor muymuşum, sevmiyor muymuşum üzerine kurgulanmış histerik insani duyguların fırtınalarından ibaretmiş. Net olmak bu kadar zor muymuş? Niye onu yoruyormuşum? Her hareketimin ona neler ifade ettiğini hesap edemiyor muymuşum? Yaşadığımız “bu şeye” mutlaka bir isim koymalıymışız, isim mutlaka olmalıymış, yoksa herkes gibi yani alelade olurmuşuz.

Bütün bunların sebebi şüphesiz bendim onun gözünde. Cümlelerim, kelimelerim, noktalama işaretlerim, zevklerim, sevdiklerim, ses tonum, göz rengim, boyum, huyum, eline dokunurken hissettirdiğim garip kıvılcımsı duygular, gözlerine baktığımda boğuluyormuş gibi olması, bunların tamamının suçlusu sadece “ben” olmamdan ibaretti. O ben olduğumdan dolayı beni istiyordu, bense başlarda onu olduğu gibi kabullenmek taraftarıydım. Biraz arzular ve tutkular girince işin içine olayların gidişatı değişti ve her şey zıvanadan çıktı.

Şimdi ikimiz de birbirimizin kurbanı olduk. Aslında ikimizin de celladı biziz. Sırat köprüsünün üzerindeyiz ve karşı karşıya duruyoruz. O bir laf etse ben derinlere gömüleceğim. Ben bir laf etsem o köprüden atlayacak. Keskin bir sırttayız, şah damarlarımıza dayalı jiletler var. Ben onu çekip istediğim insana dönüştürmeye kalksam kendi olmaktan çıkacak. O beni tutup kendine çekse, benim ruhum yok olacak.

Bana hep “Duygularını açıkla, net ol” derdi. Şu anda netleşirsem onu öldüreceğim, biliyorum. Onu daha çok sevebilmek için kendi isteklerime uygun şekle sokmaya çalışacağım. O her zaman bana net olmuştu, benden duymak istediği bir cümle vardı. Onu söylersem beni öldüreceğini bilmiyor.
Ağzımdan çıkacak iki kelimelik ifade beni hayatının odağına almasını sağlayacak. O andan itibaren benden başkasını düşünemeyecek. Uyurken aklında ben olacağım. “Şimdi beni düşünüyor mu acaba?” diye kendi kendini yiyip bitirecek. Bir saat arayla beni arayıp, “Neredesin?” diye merak hastalığına kapılacak. Bu da kesmeyecek hemen ardından “Yanında kim var?” diye soracak. Bana ait olan bütün duygularımın ona ait olduğuna kanaat getirecek. Duygularımın ve beni ben yapan her şeyin tek sahibinin kendisi olduğunu ilan edecek. En başta aşk denilen çılgın duygularıma sahip çıkacak. Sonra sevgi, sadakat, vicdan, merhamet, koruma, sahiplenme, kıskançlık, sabır ve daha niceleri.

Namlunun ucuna alnını dayadı ve benden net olmamı bekledi. Duygularımın tek sahibini mi öldürmeliyim yoksa onları benden isteyeni mi?


Yeter Özhal hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Yeter Özhal kimdir?
Yazmak yaşam biçimim, çizmek ise suskunluğumun çaresi.

Etkilendiği Yazarlar:
Etkilenmiyorum, sadece okuyorum.

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.