Teknik Yaklaşımı Kullanamayan Erkeklere İthafen…

Taşrayı çok fazla bilmiyorum lakin İstanbul’da özellikle teknik konularda eğitim almış birçok arkadaş, eğitim alıp öğrendikleri bilgileri gerek normal hayatta gerekse aşk ilişkilerinde nasıl uygulayacağını bilmiyor.

Öncelikle belirteyim ki bu makalede amacım kadın – erkek ilişkilerine şimdiye kadar bulunmamış yeni bir yaklaşım getirmek değil! Sadece mevzuyu biraz daha deşmeye çalışalım istiyorum. Çünkü, insan beyni acayip bir şey! Madem ki gönülden, yürekten ne erkek ne de kadınlar anlıyor o halde gelin beyinlerimize bakalım istiyorum.

Beyin, insanın en önemli organı diyemeyeceğim çünkü bence insanın tırnağı bile çok önemli ve gerekli bir organ! Zira Allah yaratmışsa boşa yaratmamıştır değil mi? Ancak beyin gerçekten acayip bir organ. Sabah giyinirken, yemek yaparken, otomobil kullanırken, cevap verirken, iş yaparken her zaman daha nasıl hızlı yapacağınızı siz daha düşünmeye başlamadan o tüm olup biteni otomatik olarak sıralamaya sokup hâl ediyor.
Bunu hiç fark ediyor musunuz?
Sizler de tüm bu olup bitenleri düşünmeye başladıysanız kafamın içindesiniz demektir!

Öncelikle, aklıma bir arkadaşımın söylediği şu; “Bu ülkede erkekler sevmeyi, kadınlar ise sevilmeyi bilmiyor!” sözünü biraz deşelim önermeye sorular sorarak katkı verip daha geniş düşünmeye çalışalım. Evet, kelamın bütününe bakıldığında ortaya hem sosyolojik bir gözlem hem bir deneyim hem de kişinin psikolojik tespitlerinin olduğunu görüyoruz. Hani Nevzat Tarhan’ın; “Aşk bir sonuç ise, başlangıçta yaşanan nedir?” sorusuna benzer bir soru buda!

Efendim çevrenize bir bakınız; gerçekten ama gerçekten hakiki manada karşılığını beklemeden, yürekten seven kaç insan var? Ve bütün bunları yaşarken iliklerine varıncaya kadar onu ve aşkını hisseden, değerini anlayan ve onun için ilişkisine gerekli özeni gösteren kaç kişiyi tanıyorsunuz?

Neden ilişkiler de sevginin, yalınlığın ve dürüstlüğün peşinde koşmak varken onu daha karışık bir hale getirip yaşamaya çalışılıyor? Nedir bütün bunlar? Niye böyle oluyor ve erkek milleti neden her yerde uyguladığı ve başarılı olduğunu düşündüğü formülleri kendi şahsi ilişkisinde uygulayamıyor?

Erkekler günümüzde sevmediği halde bir kadının gözlerinin içine bakarak onu ne kadar çok sevdiğini söyler, kadın da buna inanmadığı halde erkeğe aynı sevgi sözcükleriyle karşılık verip nasıl mutlu olabiliyor? Bütün bunlar kara kaplı deftere yeni beyaz bir sayfa açmak için mi? Ya o deftere artık bir şey yazamayacak durumda iseniz ne olacak peki? Elinizde kalan son sahte ilişkiyi gerçek sanıp oyun oynamaya; utanmadan, sıkılmadan devam mı edeceksiniz? Denize düşenin yılana sarılması gibi son ilişkiniz en güzel olmasa da bir başka umudunuz kalmadığı için en son ilişkiniz mi olacak bu? Bütün bu durumlara düşmeler sizi daha kötü, güvensiz ve inançsız hale getirmeyecek mi? Farkına varmadan yaşadığınız bütün bu yalanlardan tiksinmeyecek misiniz? Bu iğrenç durumun peşinden bir mal gibi koşturup zaman harcarken ruhunuzu kirletmeyecek misiniz? Hatta belki de o kişiyi bulduğunuzu düşündüğünüzde yüreğinize yerleşmiş olan ve atamadığınız sahte şemalar bu durumları görmenizi engellemeyecek mi?

Kıymetli hemcinslerim,

Şu şehvet torbası ilişkilerden bıkmadınız mı? Artık ayaküstü yaptığınız her sohbette kadınlar birer cinsel obje olarak görmemeniz gerektiğini anlatıp durmaktan da usandım. Aşkı; yüreğin yanmasını, geceleri uykusuzluğu, yemeden içmeden geçip gökyüzünü seyretmeyi, su içtiğiniz tasta yarin yüzünü görmeyi ve onu düşünmeyi hafif şeyler mi sanıyorsunuz? Aşkın, insanı kemale erdirdiğine ve kişiye birçok anlamda olgunluk kattığını ne zaman fark edeceksiniz? Yalancı, itici, belaltı veya şehvet kokan muhabbetlerden uzak durun ve altın iken pul olmayın. Çünkü bu işlere hiç bulaşmadan yalnız kalıp temiz bir ruh ve ümitle gerçek sevgiliyi beklemek de güzel…


Yûşa Irmak hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Yûşa Irmak kimdir?
Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever...

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.