Yarın Bekleyebilir Şiir Kitabı Üzerine

İlk kitabı “İntihar İlacı (1985)”ndan bu yana; içe dönüklüğü, alaycılığı, dağınıklığı ama cebirsel kurgulu şiiriyle kendine has bir üslubu ve dili olan Hüseyin Atlansoy’un “Yarın Bekleyebilir” şiir kitabını okudum ve çok beğendim. Aslında kitap hakkında tek cümlecik özet istense: Atlansoy’un kendi ifadesiyle: “Yarın bekleyebilir, beklesin!” sözüyle tanımlayabilirim.

Tüm kitapları gibi bu kitabı da Hece Yayınları’ndan çıkan eseri tüm edebiyat severlere tavsiye ediyorum. Ve gelin hep birlikte şairin kitabına bir gözatalım…


Efendim, kelimeler insan iletişiminin mihenk taşıdır ve kökeninde hep bir yara almışlık vardır. Bu yarayı azaltmak için konuşuyor, yazıyor ve okuyoruz; kelimelere var olmak için ihtiyaç duyuyoruz. Evet, her şeyin solması kanun ve biz insanlar, yenik düşüyoruz; ta ki, başka kelimelerin imdadımıza yetişmesine dek:

“Herkesin ama herkesin
İnce örülü bir kaderi ve giydiği kazaklara
Bile sinmiş bir kederi var!”

Atlansoy’un, şiir kitabı Yarın Bekleyebilir’i anlatabilmek için ben de böyle bir girişle başladım. Zira Atlansoy şiiri; yaralanmaktan, çocukluktan, geçmiş zamandan, hatta suyla karışan topraktan, çamurdan sesleniyor gibi geliyor bana. Bir “intihar ilacı”, bir “Balkon çıkmazı”nı düşününce kafamdaki şablon bu şekilde oturuyor…

İçeride yapamayanların, her şartta sözünü tutanların, kaybetse de hep “zenci” kalanların şiirine bakalım örneğin:

“Ben hep aynı kızı sevdim
Kaburga kemiklerimdedir derin izi
Öyle bir aynadır ki yüzlerimiz
Hiç kimse göremez kendini
Birinci gurbeti sevdim hep ben
O büyük ayrılışın şiddetini
Birincisi topraktı
İkincisi suyun inceliği”

İşte Atlansoy üslubuyla yazılmış bir şiir…şiiri, modern yaşamın içerisinde bireyin açmazlarını işaret eden bir yol olarak görüyor şair… İnsanın varoluşsal çıkmazını önemseyen ve zaman zaman da aşka sığınan şair buna rağmen, her seferinde kaybeder! Ama denemeyi sever. Gayreti sever. İnanmayı seçer. Dener, yenilir, tekrar dener yine yenilir… Çünkü yaşananlar karşısında hep hayal kırıklığına uğradığı için baştan herşeye karşı karamsardır ve kaybedeceğini, yenileceğini bilir…

Yarın Bekleyebilir şiir kitabındaki en iyi şiiri olarak gördüğüm Yüzümdeki Eşik şiirinde;

“Bak! bu gökyüzü aralığı
Terk edilmiş kadınların turna seslerini beklemelerini kaldırmaz
Kaldırmaz benim yüreğim senin en meryem sesinden
Göklere çarmıhsız yükselen kelimeni
Çünkü seni ben
En mahrem yerinden öptüm yani kalbinden
Ve terkediyorum alıyorum kendimi yeryüzünden” der…

Atlansoy, şiire başlamasını, “İlk hamlem, sol kollu bir boksörün ya da solak bir futbolcunun oynadığı oyundan ya da yaptığı hareketten keyif almasına benziyordu.” diye açıklamıştı. Yine: “Galiba sevimli bir öğrenci idim. Mahcup. Ve matematik derslerine özellikle geometriye eğilimli. Ancak bir yandan da sanatçılar hayal dünyama sezgilerimin yelkenlerini diri nefesleriyle şişirerek konuk oluyorlardı. (…) Lise yılları geldi sonra. Hep bir kitap fikri, zihnimde dalgalanıyor kızlar ise rüyâlarıma ve hayatıma kaburga kemiğim gibi girmeye başlıyordu. Uçarı ve ıslık çalarak geçirdiğim günlerdi.” der.

Gönlüne sağlık şair. Kalemine sağlık…


Yûşa Irmak hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Yûşa Irmak kimdir?
Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever...

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.