Sevgili Günlüğüm
Getir Kulağını Sana Sır Anlatacağım

Sonra işte ak saçlar ile kara saçlar arasında bir ayrışma, bir sürtüşme yaşandı diyeceğimi düşünmüş olabilirsin
sevgili günlüğüm✍🏻 ikinci bölümü dikkatli okuduysan, ama yok olmadı…

Sulh içinde yaşıyorlar, ne de olsa ak saçlar başımın öz be öz sahibi.
Kuyruğunu kıstırmış kedi gibi kimi zaman siyah saçlar…
Kimi zaman şımarık; tanıyorlar kokusundan boyayı… Az da olsa ak çıkan saçlara istinaden o boya buraya gelecek diyerek mağrur ve kibirli ayak vuruyor, diş biliyorlar aaaaa gördün mü sen sevgili günlüğüm ben de yazarken, sezdim sizi gidi, sizi gidiler.

Başımda neler oluyormuşta, saçlarım arasında haberim olmamış vahey vaheyyy…

Güleyim mi, ağlayayım mı?
Allah hepimizi güldürsün inşallah, getir kulağını sana sır anlatacağım…

Ölüm yok biliyor musun?

Efendim?
Niye şaşkın bakıyorsun?
Yok yok düdüklü tencerenin kapağı tavana, oradan da başıma düşmedi…

Göster parmaklarını sayayım bak…

O, iki…

O da, mmm dört…

Gördün mü; no problem…
İlk yarım avuç çikolata kaplı antep fıstıklı draje çikolatayı yerken aydınlanma yaşadım; sağ elimde çamaşır sulu, deterjanlı bezle fayansı silerken birden dedim ki; aaaa ölüm yok!

Sanırım felsefi düşüncelere dalmıştım…
Yok canım günlüğüm,cık cık cık çok ayıp çamaşır suyu kokusu falan dokunmadı… Sokak diliyle mi konuşuyorsun benimle? Haklısın! Vahey vaheyy yazarken ben taşıdım sokak dilini satırlara, sen de yüz buldun tabii…

Aslında üstünkörü okumasan yazdıklarımı, felsefeyle ne denli içli, dışlı olduğumu anlaman mümkün veya anlaman an meselesi.

Yumurta nedir sevgili günlüğüm?
Veya süt?
Veya maya nedir?
İnsan denilen varlık nedir? MAYA!
Bunlarla ne işi var insanın?
Tavuk kuluçkaya yatsa, civciv çıkacak veya kuş yatsa kuş çıkacak değil mi!? Yani hayat!

Süt nedir peki?
Buzağının hakkı olana insan gözünün ve elinin uzatılması değil mi?

Yumurta ve sütte hayat var ve etini yediğimiz tüm canlılar balıklar, bitkiler hepsi hayatın, yaşamın ta kendisi…

Boğazımızdan geçtiği gibi yumurtalar can oluyor yani, bir nevi hayatımıza dahil oluyorlar civcivleri naklediyoruz bedenimize… Ne?
Efendim?
Miden mi bulandı?
Sebep?
Yerken iyi!
Bir de böyle düşün, bakalım!?
Minicik civcivleri tavuk olmadan yiyemeyeceğimize göre, hayatlar ekleniyor hayatımıza, boğazımızdan geçen her sebze, meyve hepsi yaşamdan koparılıp insana getiriliyor.
Sanki; kıymet bilirmişiz gibi!

Yaşam işte ıspanak, hiç sevmediğim pırasa. Allah affetsin yazdığımı pırasayı hiç ama hiç sevmem… Ama dalında hayat işte… Tüm bunlar veya boğazlanan hayvanların yaşamları bize aktarılıyor ki sağlıklı yaşam diye tutturup kırmızı, beyaz et deyip balığı da ekleyip bu mönüye kıyım yapıyoruz…

Çok acı verici, bu yönüyle düşündükçe..

Geçen gün yürürken dipdibe dönerciler, kokoreççileri gördükçe, ne denli inek ve kuzu katliamı yapıyoruz dedim!
Yapıyoruz dedim çünkü et yiyorum; ama duygusal düşününce almıyorum kırmızı et bir yere kadar… işte o da bir yere kadar…

3. ncü bölüm


Hülya Kırklaroğlu hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Hülya Kırklaroğlu kimdir?
1970 Erzurum merkez doğumluyum. 1972 yılından bu yana İstanbul da ikamet etmekteyim. 5 yıllık konfeksiyon deneyimimden sonra 10 yıl hizmet sektöründe çalışan olarak yer aldım. 2016 yılından itibarenaktif olarak yüzme sporuyla ilgilenmeye başladım. Master yüzücü olarak bir çok birincilik ve derecelerim bulunmaktadır. Yüzme sporu dışında, okçuluk ve taekwondo ile de ilgilendim.Keman dersi aldım. Diğer ilgi alanlarımın içinde Fransızca ve keman bulunmaktadır.

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.