Trabzon - İzmir



     Annem ve babamım doğduğu, büyüdüğü ve evlendiği yer Trabzon. Benim doğduğum yer Samsun. Şu anda yaşadığım ve evlendiğim yer İzmir (Bayındır). Benim çocuklarım da İzmir’de doğdu. İzmir ile Trabzon’un yakınlığı yada uzaklığı yaklaşık 1500 km.

     Elinize bir pergel alıp, İzmir merkezli ve yarıçapı 1500 km olan bir daire çizin. Ne demiştik günün birinde... aslında ülke sınırları yapaydır. Kuşlar sınır tanımaz. Almanya’da doğan yeğenlerim de hesaba katılınca...

     Ukrayna, Moldavya, Romanya, Bulgaristan, Çekoslavakya,(ben bu yazıyı yazdığım tarihte Çek’ler ile Slovaklar ayrılmıştı.) Avusturya, Macaristan, Bosna Hersek, Yugoslavya, İtalya, Yunanistan, Sicilya, Kıbrıs, Suriye, Mısır, Libya, Lübnan vs. vs. Hepsi bambaşka ülkeler ve hepsi memleketim kadar yakın. Aslında ülke sınırları yapay. Kuşlar sınır tanımazlar. Hangi leylek, hangi devletin vatandaşı. Sonra tüm insanlarda aynı yürek, aynı sevgi, aynı dostluk.

     Ülkeler savaşmaz, insanlar savaşır. Bu savaşlarda ülke sınırları aldatıcı. Savaşmak için başka bir coğrafi bütün aranmaz. İnsan önce kendisi ile, sonra en yakınındaki ile savaşır. Ülkeler kendi içinde savaşır. Düşmana gerek yok. Hayvani tutkular uğruna, diğer insanlar köle yapılmaya çalışılır.

     Kendi ülkesinde, kendi bölgesinde, kendi ilinde, kendi mahallesinde... Diğer insanlar köle yapılmak, istismar edilmek istenir. Ekonomik açıdan, toplumsal açıdan, cinsel açıdan, hep başkaları köle yapılmak istenir.

     Ülke insanının, bölge insanın, yada mahalle komşunun genleri, kan grubu, sağlık durumu hiç ilgilendirmez başkalarını. Hep ben ön plandadır, biz değil. Akdenizin temiz olması, tüm dünyayı ilgilendirir aslında. Doğal ve kültürel varlıkların korunması –hangi ülke sınırları içinde olursa olsun- herkesi ilgilendirir. Ülke sınırları insanlığın tapusu değildir.

     Uzay hepimizin uzayı, ay hepimizin, dünya hepimizin. Amerika’daki hiç bilmediğim uygarlık kalıntıları benim geçmişimin izleridir. İnsanlığın yarattığı tüm güzellikler benimdir ve herkesin. Sokağa diktiğim fidan herkesin. Anadolu Kültür Tarihi kitabını inceliyorum Ekrem Akurgal’ın. Bulunduğum ovada pek çok uygarlığın kurulduğunu biliyorum. Küçükmenderes Ovasında yolculuk yaparken kendimi, tarih rüzgarının içinde hissediyorum. Lidya ve öncesi ve sonrası hakkında sezgisel çıkarımlar yapmak, zamanı hissetmek istiyorum. Efes yakınımda. Attığım her adımın tarih koridorunda olduğunu hissediyorum. Bunca uygarlıklar benim, bizim, hepimizin... yani tüm insanlığın. Nemrut Dağındaki kalıntılar kimin olabilir, ya da Nizip’teki... Adım adım Anadolu ve tüm Asya, tüm Avrupa, Afrika, tüm dünya ve dünyadaki uygarlıklar.... Yenisi ve eskisi ile kimin olabilir.Hepsi benim, hepsi bizim, hepimizin.

     Bu gen kardeşiniz Anadolu uygarlıkları konusunda Bilge Umar hocamızın kitaplarından ve görüşlerinden yararlanmak için azıcık kitap alımı yaptı. İçişleri bakanım tarafından kibarca eleştirilip faturayı ödedikten sonra yola devam ediyoruz. Bilgisayar kayıtlarında araya girme operasyonu yapıyorum. Bugünkü Cumhuriyet Bilim-Teknik Dergisinde, Anadolu’nun ilk süper gücü olarak Hititlerden söz ediyor. Hititler ve Bizler başlığı altındaki yazı, (GÜNDEM) anlatmaya çalıştığım, tartışıp düşünce üretmeye çalıştığım konuları benim yerime özetlemiş.

     Hititler bir süper güç. Peki o uygarlığı kuranlar bu gen kardeşinizin ne kadar atası oluyor dersiniz. Ya da bu insanlar nereye gitti. Anadolu Selçukluları kendilerinden önceki Bizans toplumunu oluşturan insanları ne yaptı. Belki de Osmanlı’nın kendisine yaptığını. Yani hiçbir şey yapmadı. Ondan daha öncesi, Bizans öncesi dönem.... Hitit Dönemi,Luwi dönemi, Frigya dönemi ve şu anda adlandırmadığımız sair dönemler. Önceki dönem kültürlerini kurmuş ve yaşatmış olanlar yok edilmedi ya....

     Peki Türkiye halkı (bugünkü halk) tamamı Asya’dan gelmiş bir halk mı. Ya da Orta Asya’dan gelip, Türk devletini kuran insanlar, anadolu insanın yüzde 10’u kadar oluyor mu. Yoksa daha mı az.

          Bir dönem Anadolu’ya hakim olan Perslerin hiç mi izi yok. Timur Türk mü, Moğol mu.. Osmanlı Padişahları genetik olarak belli bir soyu mu temsil ediyor...

     Ne demiştik.. Aslında ülke sınırları yapay. Düşman, sınırın ötesinde kalan değil. Düşman kendi içimizde. Daha çok kazanmak, daha çok tüketmek, daha çok insanı sömürmek için çılgın bir saldırı hep yapılır. Şekil değiştirir, ad değiştirir, görüntü değiştirir, ama özü değişmez.

     Belki de devlet insan bencilliğinin örgütlenmiş bir halidir. Hedef sınırın ötesi mi, yoksa heryer ve herkes mi, tartışılır. (Lütfen tartışalım) Reklamlar olacaksa, iki balina, iki karabatak, bir kedi, bazen haber olur. Ciddi yardımlar görür. Kim için... Reklam yapacak beyler için. Toplumu ve insanları istismar etmek için. Doğaya sevginiz ve saygınız mı var, buyrun birlikte yapalım ne yapılacaksa.

     Peki sayın kardeşim, 35 yıl yaşadın (belki daha fazla, belki daha az) doğa için ne yaptın, insanlık için ne yaptın. Ne yapmaya çalıştın da olmadı. Yoksa faize para yatırıp, bedavadan mı geçindin. Çok para kazanmak için çılgınca sahtekarlıklar mı düşündün. Bunun küçüğü büyüğü olmaz.

     Otobüs kuyruğunda, çay veya yemek kuyruğunda, seninle aynı özellikleri taşıyan insanların önüne geçmek uyanıklık, ya da bir diğer adı ile sahtekarlık yaptın mı. Hukuk öğrencisi tanırım, sıraya girmek, yani başkalarının hakkı konusunda son derece sahtekar. Fakülteyi derece ile bitirdi. Hukukçu olarak yaşamını sürdürdüğü ve adalet dağıtmaya çalıştığını sanıyorum. Asla sıraya girmeyen hukukçu... Bu hukukçu kardeşimizin adalet dağıtacağını sanıyorsunuz. Hep beraber sanmaya devam edelim.





neden olmasın. Bile bile adam ipe gönderilir mi.. Neden gönderilmesin ki elin oğlu. Kimsenin kendi canı acımaz. Asılacak kişi de oğlu ya da kızı değil.. Ne gerek var avukat bey başkaca delil araştırmaya... Zaten sanık suçunu itiraf etmiş diyen yargıç, yeri geldiğinde bu gen kardeşinizden daha iyi hukuk bildiğini bile iddia eder. Ortalama vatandaş da öyle sanır.








Ahmet Odabaş hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Ahmet Odabaş kimdir?
1963 Çarşamba/Samsun doğumluyum. Serbest avukat olarak çalışıyorum.(İzmir'de)

Etkilendiği Yazarlar:
Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Hayyam, O Veli, Aziz Nesin,

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.