..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız. -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Ertuğrul ERDOĞAN
Ertuğrul ERDOĞAN - ERDOĞAN'LA EDEBİYAT
Site İçi Arama:


Deneme
  Suçlusunuz! (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Haziran 2013 Türkiye 

Bir balon düşünün ve durmadan içine hava ve gaz veriyorsunuz. Öyle bir zaman geliyor ki, artık balon basınca dayanamayıp patlıyor… İşte Türk halkı da sonunda patladı. “Gezi Parkı”nın adı, tarihe altın harflerle yazılacak. Şimdi herkes o Gezi Parkı’nın ağaçlarına takılı kalacak… Hayır, takılı kalmayın, o ağaç insanları uyandırdı…

  Tıksırıncaya Kadar Yiyin! (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Nisan 2008 Toplum 

TIKSIRINCAYA KADAR YİYİN!... Şu fani dünyada, gülmek, ağlamak arasında, ‘bir varız, bir yokuz’ Hepimiz için öyle zamanlar oluyor ki, bazen insanın insana yaptığı kötülüklerden, bazen de hayatın ağır gelen onlarca yükünden sonra başımızı alıp, dağlara, ovanın yemyeşil ve yalnızca kuşların serenat yaptığı sessizliğine, belkide; çevresinde hiç evin olmadığı, lapa lapa yağan karlı bir havada, şöminede yanan odunların sıcaklığı ve çıtırtısında, dinlendirici bir müziğin eşliğinde, içinde yüz milyarlarca nöronların dolaştığı ortalama 1,3 kg ağırlığındaki beynimizi boşlatmak ve kendinize gelmek isteriz.

  Milli Eğitim Bakanı İstifa Etsin... (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Aralık 2010 Türkiye 

Yumurtanın sarısı siyasetçilere düştü çift sarılısı… Yumurta, ‘kolesterol yapıyor mu, yapmıyor mu’ tartışmalarından sonra yine gündeme oturdu. Bugünlerde de muhabbeti, esprileri dallandı budaklandı… Şimdide hükümet konunun üzerinde titizlikle çalışıyormuş… Yine yumurta atanlarının arkasında Ergenekon mu var? Diye belki de öğrencilerin evlerine gece yarıları baskın yapılacak… Belki de evdeki yumurtalar delil olarak tek tek toplanacak ve suçlanan öğrenciler Silivri’de aylarca tutulacak!... Haydi Hayırlısı!...

  Kıçı Açık... (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Temmuz 2011 Toplum 

Yine başa döndük!… Yine yoksul evlerden ağıtlar yükselmeye başladı! Yüreğimiz parçalandı!… Yine doğmamış bebekler ve baba özlemiyle yanıp tutuşan çocuklar yetim kaldı.. Yazarı, çizeri, politikacısı ve halkımız her zaman olduğu gibi yine görüşlerini belirtecek… Terör lanetlenecek… BDP’nin Özerklik kararı, Meclis protestoları, derken doğu şimdiden her türlü gelişmeye gebe bir bölge olmaya devam edecek… Dış güçler ise ‘ağzı sulu’ köşe başlarında pusuda… Akıllı politikalarla şimdi birlik ve beraberlik zamanı… Aşağıda okuyacaklarınızı hain saldırıdan önce yazmıştım. Yazımı askıya almayı düşündüm ancak

  Dinleniyor Muyuz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Aralık 2006 Günlük Olaylar 

Toplum olarak dinlencenin neresindeyiz? Sorusuna büyük bir kesim; “ neresinde olacağız, kendi dinlenme tesisimizde, yani evimizdeyiz” yanıtını sitemli olarak verebilirler. Belki de, ‘ şu soruya bak yahu!...’ diye kızanlarımız bile olmuştur. Neden gergin bir toplum olduk çıktık. Bunu hiç düşündünüz mü? Sabah sımsıcak yatağınızda uyandığınızda ilk golü yiyorsunuzdur. Nasıl mı? Günlerin rutin yaşamı, yoğun tempo, teknolojiyle boğuşma, geçim sıkıntısı ve daha sayamadığım bir çok nedenlerle beynimizde biriktirdiğimiz olumsuzluklar sonucu, gördüğümüz kötü rüyalarla güne başlamanın stresini yaşıyoruz.

  Neden Okumuyoruz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Toplum 

Sizlere “ Türk nedir?” diye sorsam, çoğunuzdan alacağım yanıt; “Türkler Orta Asya’dan…” şeklinde başlayıp, Göktürkler, İmparatorluk halinde birleştiren ilk büyük Hun hükümdarı Teoman Yabgu, Osmanlı ve dedelerimize kadar uzanan nesiller olacaktır.

  Zehir (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Günlük Olaylar 

-Bir yeryüzü cenneti, sosyal mühendislikle değil, Sevgi ve affetmekle kurulur. “ Dostoyevski- Çoğumuz diğer kişilerle olan olumsuz ilişiklilerde, yanlış davranış ve uygulamalardan dolayı iç dünyamızı yıktığımız gibi sonradan düzeltilmesi güç olan bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.

  Haklarımızı Biliyor Muyuz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Toplum 

Dünya’da ve Türkiye’de şu satırları okumaya başladığınız saniyelerde bile, kim bilir ne ilginç olaylar, kavgalar ve en kötüsü de ölümler meydana geliyordur. Belki de sinsi bir köşede canlı bir bombanın bedeniyle birlikte parçalanması sırasında meydana gelecek onlarca masum, çocuklu ve ihtiyar bedenlerin parçalanmasını televizyonlardan ürkerek izleyeceğiz.

  Mevlana'yı Anlamak (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Yaşam 

Sevgide güneş ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, Hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, Öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, Ya olduğun gibi görün, , ya da göründüğün gibi ol” - -Mevlana- Yakın zamanda Türkiye’ye gelen ve gelecekte neler olabileceğini söyledikleri ile dünyada ün yapan Amerikalı kain, verdiği konferanslarda kişi başına aldığı 650 dolara dünya’nın geleceği hakkında bilgiler vermiş.

  Bir Okul Var Uzaklarda (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Toplum 

Yardımları yoğun olarak yaptığımız ramazan ayı geride kaldı. Bu ayda fakirlere yardım yapan iş adamlarının plansız yaptıkları yardım kampanyalarını medyadan izlemişsinizdir. Yardıma muhtaç olup bir iki erzak uğruna kamyonların üzerinden fırlatılan ve yüzlerce insanımızın ezilircesine, yaralanmaları göze alarak erzakları kapma mücadelesini,

  Bizim Çocuklarımız (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Toplum 

İşte geleceğimiz dediğimiz, üzerine titrediğimiz ve uğrunda her şeyimizi, yerine göre canımızı bile verebileceğimiz, bizim çocuklarımız. Evet, biz büyükler, çocuklarımızın sağlıklı gelişimleri, ileride kendi istedikleri bir alanda iş bulabilmeleri ve iyi bir ailenin temelini atabilmeleri için neler yapıyoruz? Bunu hiç düşündünüz mü? Düşündünüz ise, Descartes’in söylediği gibi, o zaman; “ Varsınız ” demektir. Peki, yoksanız? O zaman, aşağıda yazılanlar tam size göre.

  Yeni Yılda Yeni Umutlar (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2007 Yaşam 

Bugün, ardından unutamayacağımız olaylarıyla dolu olan 2006 yılının son günü ve yeni yıla yeni umutlarla bel bağladığımız 2007 yılına hazırlandığımız, ayrıca, Müslüman dünyasının kutsal günlerinden olan ve 64 yılda bir kez yeni yıl ile çakışan bir daha göremeyeceğim Kurban Bayramı. Bugünü, her insanın arzusu gibi mutlu yaşamak istiyorum.

  Davos ve Naırobi (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Şubat 2007 Toplum 

Yani Amerika ve Kenya, Biri beyaz, birisi siyah. İkisi de küresel dünyada. Birisi, dünya’nın dört bir yanında, şirketleriyle, silahlarıyla ve sömürü politikalarıyla dünyayı avucunun içine almaya çalışan bir ülke. Diğeri, kendi kabuğunda, sıtmadan şiş karınlı çocuklarına ilaç ve gıda bulmakta zorlanan, hastalığın kol gezdiği ve ölümlerin kanıksandığı ülke. İki ülkede de kaş, göz ve beyin en önemlisi de atan bir yürek var.

  Suyumuz Isındı (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Şubat 2007 Toplum 

İşte insanlığın son yıllardaki büyük marifeti, artık medyamızda haber olmaya başlayan ve henüz, ciddiyetini kavrayamadığımız “ Küresel Isınma” . Biz kirlettik yeşil dünyayı. Ormanları yaktık, ev yapalım diye. Irmaklara bıraktık fabrikaların zehirli atıklarını ve otomobilleri çoğalttık, sonrada egzozundan çıkan gazları salıverdik gökyüzüne…

  Sevgi Kuşun Kanadında (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Şubat 2007 Yaşam 

Sevmek ve sevilmek, işte size iki güzel sözcük daha. Sevmek sizce nedir? İki sözcüklü “ Seni Seviyorum” demek mi? Hayır, yanıldınız. Sevdiğinize yalnızca ‘Seni Seviyorum’ demekle olmuyor. Sevmek biliyorsunuz yürek işi. Önce, sevdiğinize yüreğinizi, emeğinizi, alan elden çok, veren elin hayırlısı olduğu gibi, saçınızın siyahlığını, bacaklarınızın dermansızlığını, kısacası her şeyinizi vereceksiniz. Tabii ki delice seviyorsanız. Yalnız, 14 Şubat’ta değil, bir ömür boyu ve son nefesinize kadar seveceksiniz.

  Türkiş ve Japoniş (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Şubat 2007 Toplum 

Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Uludağ’ın hemen eteklerinde oksijenin bol olduğu bölgede konuklarını bekliyordu. Sabahın erken saati ve haftanın başı olması nedeniyle, kayıt önünde bekleyen kalabalığın çıkardığı öksürük, armoni gibiydi.

  Suç Makineleri (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Şubat 2007 Toplum 

Lojmanın oto parkında, otomobiller derya kuzusu gibi yatıyordu. İçlerinden birisi beyazdı. Alımlı olmasa da, ayakları yerden kesiyordu. Adı, Şahin’di. Yaralıydı. Kapısı açık ve bağırsakları delik deşikti. Hırsızlar, her tarafını didiklemişti. Bu kez, bir teyp ile ucuz atlatılmıştı. Neyse ki, Allah’tan hareket ettirememişlerdi. İki polis, ter içinde araç sahibi ile birlikte polis otosunun arka bagajında tutanakla uğraşıyorlardı. Uzaktan bir genç belirdi.

  Adalet İstiyoruz (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Mart 2007 Toplum 

Ağaçların tomurcuklarını saldığı, küresel ısınma sözcüklerinin ortalıkta dolaştığı kış aylarında, sevda gibi yağmur ve kar yağışını özledik. Onlar değil miydi bizlere ilham veren ve içimizi kıpır kıpır eden. Hele, havaya cemre düştüğü zaman, bahar geldi diye ne çok sevinmiştik. Her baharda yüreğimiz bir başka olur. Katletmeye çalıştığımız doğa, yine de, bir bebeğin tatlı uyanışı güzelliğindedir. Her yer, renk cümbüşü coşkusundadır.

  Kadınlarımız (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Mart 2007 Yapıtlar 

Fatma teyze, gecenin keskin soğuğunda yetmiş beş yaşına aldırmadan sokağa çıktı. İki tekerlekli kendinden büyük el arabasına, üşüyen çatlak elleriyle yüklendi. Yüzündeki derin çizgiler ise çok anlamlıydı. Okuyan iki torununa bakmak için yola düştüğünde şehrin ışıkları ise bir bir sönüyordu. Kadınlar, ışıklarını söndürdükleri yatak odalarında şen şakrak kocalarının koynunda sıcacıktı. Birazdan koca şehir, onca yorgunluğun ardından uykuya dalacaktı.

  Internet Çakalları (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Nisan 2007 İnternet 

Adam resmen hırsız!... Bu sözü duyduktan sonra, bir an şaşırdınız değil mi? Sanırım önce, kim için söylendi diye merak ettiniz. Evet hırsızlardan bahsediyorum. Etrafımızda cirit atan ve her an bizi katakulliye getirmeye çalışanlardan. Kimisi paramızı, kimisi aşkımızı, kimisi de zamanımızı çalmaya devam ediyorlar. Hırsızlık yapanların, kameraya yakalananlarına ne dersiniz? Bir çoğu da, Yeşilçam’ın avantür filmlerini aratmıyor. Medya’da, hırsızlık haberlerini izlemişsinizdir. Onlardan korunmak için kim bilir neler yaparız. Siz hiç hırsızlardan bıkıp, bahçesine köpek koyan adamın köpeğinin bile çalındığını işittiniz mi?. Bunlara ne yapsanız nafile. Ama, namuslu hırsızlara da diyeceğim yok. (!) ‘O da nasıl oluyor’ demeyin. Pişman olup, çaldığı malları sahibine geri veren hırsız gördünüz mü? Şimdi, “Hadi oradan!.. Öyle şey olur mu?” diyeceksiniz, ama inanın oluyor. Burası Türkiye ve yapan da kim biliyor musunuz? Yurdumun insanı. Neden yapmasın ki. Hem adamda birazcık vicdan varsa bundan kime ne?

  İnançlara Özgürlük (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Mayıs 2007 Toplum 

2007 yılının her yönüyle hareketli geçeceğini sene başında söylemiştim. Dünya gündeminden düşmeyen ve her gün onlarca sivilin öldüğü Irak, çıban olmaya, hatta ondan da öte, kangren olmaya devam ediyor. Birileri Ortadoğu’nun kolunu ve bacağını kesmek üzere. Peki, dünyada bu gelişmeler böyle devam ederken, içeride durum nasıl dersiniz? Cinayetler, trafik kazaları, Cumhurbaşkanlığı seçim tartışmaları ardından gelen siyasi çalkantılar, Genelkurmay’ın açıklamaları, her kesimden gelen demokrasiyi ayakta tutma demeçleri ve Cumhuriyete sahip olma mitingleri gündemi hayli zorlamaya aday konular olmaya devam ediyor. Bu arada, içerideki baş döndürücü gelişmelerden AB sürecini, Ortadoğu’daki gelişmeleri ve terör olaylarını şimdilik bir kenara ittik…

  Büyük Aşklar (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Mayıs 2007 Sevgi ve Aşk 

Aşk mevsimi başladı. Kış uykusundaydı sevdalar. Toprak uyandı. Güneş, farklı doğuyor kuşların ötüşüyle. Gecelerin karanlık çocuğu Eros’u bile bir başka anmaya başladık. Evet aşk demiştim. Hepimiz, Şirin’ine kavuşmak için dağları delen Ferhad’ı, Ermeni kızı Aslı’ya aşık olan Kerem’i, Leyla’sına kavuşamayıp, aşk acısıyla çöllere düşen ve oralarda sefil yaşam sürüp. Leyla’sı için ölen Mecnun’un, cennetteki kavuşmalarını bilmeyenlerimiz ve bu büyük aşklara şapka çıkartmayanımız yoktur.

  Ahh!.. Kapadokya Ahh!.. (2 ) (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Mayıs 2007 Yerler 

“ Ahh! Kapadokya Ahh!.. (1 ) yazımı okuduktan sonra bu yazıma başlar mısınız?” Gecenin bir yarısı, önde giden öğrenci otobüsü artık gözükmüyordu. Velilerin otobüsü ise arka tekerlekten gelen sesle, benzinliğe yanaşmak zorunda kaldı. Havada Anadolu’nun serinliği vardı. Yaz olmasına rağmen, yine de insanın içini titretiyordu. Lastikçi, kaldığı köhne atölyesinde fareleriyle birlikte gözlerini ovuşturarak uyandığında, sarhoşluğunu henüz üzerinden atamamıştı.

  İnsanlık Öldü Mü? (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Mayıs 2007 Günlük Olaylar 

Kırmızı renkli külüstür görünümlü kamyon, üstündeki yükün ağırlığı ve fren bozukluğu içinde olanca hızıyla yokuştan aşağıya iniyordu. Sokaktaki bağrışmalar, meraklı bakışları balkonlara çıkartmıştı.

  Ekonominin Pastası (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Mayıs 2007 Toplum 

Bir yıl boyunca 2 milyon 760 bin işsizimiz dışında, birçoğumuz çeşitli alanlarda yoğun tempoyla çalıştık. Küresel ısınmayı ve kuraklığı kulak ardı edip, bütçemize uygun bir tatil beldesine kaçma planları yapmaya başladığımız sırada, hiçbir dünya ülkesinde yapılmayan yaz mevsiminde seçim kararı aldık.

  Batının İki Yüzü (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Haziran 2007 Toplum 

Hazreti Adem’in oğulları oldu. Adlarını Habil ve Kabil koydular. Habil çok iyi, Kabil ise kötüydü. Habil, kardeşinden çok korkardı. Aşk ve kıskançlık sonucu Kabil, hep kardeşinin peşindeydi. Onu öldürmek için fırsat kolladı. Ve Kabil, kardeşini dağın başında uyurken taşı yüzüne bıraktığında, yeryüzüne ilk kan acımasızca dökülüp, kırmızı renkle tanışıldı. İnsanoğlu, M.Ö. 3600 yılından günümüze kadar, Kabil’in açtığı yoldan hızla ilerleyerek 14.361 savaş çıkartmış. Bu savaşlarda, 3 milyar 640 milyona yakın insan katledilmiş ve yaklaşık 18 milyar 200 milyar litrelik kan hücresi de, yeryüzünden gökyüzüne buhar olmuştur.

  Ayranımız Yok İçmeye... (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Haziran 2007 Toplum 

Türkiye, dünyanın neresinde desem, birçoğumuz 36-42 kuzey paralelleri ile 26-45 doğu meridyenlerinde, Karadeniz, Ege ve Akdeniz arasında, tarihi zenginliği olan, üzerinde eski uygarlıkların yaşadığı, doğası ve turizmi ile harika bir ülke olduğunu söylersiniz. Fakat sizlere, eğitimde, ekonomide ve gelişmede dünyadaki yerimizi sorsam, şimdiden suratınızın asıldığını ve dudaklarınızın büküldüğünü, hatta kafanızı bile kaşıdığınızı görür gibiyim.

  Mazotun Kerameti (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Haziran 2007 Toplum 

Boğucu çöl sıcaklarının kendini hissettirdiği şu günlerde, iç ve dış siyasette her yönüyle ısınmaya başladı. Her seçimde alışkın olduğumuz vaatler havada uçuşmaya başladı. Siyasiler, oyların kimin elinde olduğunu çok iyi biliyorlar. Ülkemizde oy oranının yoğun olduğu kesim hangisi dersek, aklımıza, öncelikle köylü, işçi, memur, esnaf, öğrenci ve işverenler gelir.

  Korkularımız (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Temmuz 2007 Toplum 

Sabahları uyandığımızda gördüğümüz kabus dolu rüyaların etkisinden, gün içinde korkuyoruz. Sevdiklerimize “ Seni Seviyorum” olan iki küçücük, fakat anlamı çok büyük sihirli sözcükleri, söylemekten korkuyoruz. Korku salmış dört bir yanımızı… Köşe başları tutulmuş canavarcasına… İnsanların ve ülkelerin parçalanmasından ürkmüşüz bir güvercinin bağımsızlığında…

  Sevginin Gücü (Ertuğrul ERDOĞAN) 7 Temmuz 2007 Günlük Olaylar 

Otomobil, sinyalizasyonu olmayan kavşağa girdiğinde, genç şoförün, kamyona çarpmamak için frene ardı ardına dokunması bile durmasını engelleyemedi. Toz duman arasında otomobille birlikte canlarda havada uçuştu. Cankurtaran çağrıldığında, ölen ve yaralılar asfaltta sere serpeydi. Olay yerine koşuşan kalabalık, suskun, bir o kadar da şaşkındı. Cankurtaranın henüz gelmediği olay yerine itfaiye nasıl olduysa erken gelmişti.

  Uyumak İstemiyorum (Ertuğrul ERDOĞAN) 30 Temmuz 2007 Toplum 

UYUMAK İSTEMİYORUM Uyu babam uyu! İlkokula başladığımızda küçücük ellerimizle fişleri yan yana getirdiğimizde; “ Uyu Ali Uyu” , “ Yat Ayşe Yat ” diye öğrenmedik mi? Hani derler ya, karpuzda yatarak büyürmüş. İyi ki büyümüşte, şu sıcak günlerde buz gibi serinliyoruz… Türk toplumu boş zamanlarını nasıl değerlendiriyor dersiniz? Kahvede mi?

  Kırmızı Lekeler (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Ağustos 2007 Toplum 

KIRMIZI LEKELER Büyük gürültü geceyi yarmıştı. Evin ahalisi , ‘deprem mi oldu’ korkusuyla uyandığında, herkes sersemdi. Baba, hızla koştuğu pencerenin saydamlığında kayboldu. Pencereden fırlayan cam parçacıkları hemen önünde tuz-buzdu. Tavandaki mavi desenli avizeye baktı, sallanmıyordu. İçinden bildiği bütün duaları ardınca sıraladı. Dışarıdan gelen zehir gibi kokuya ise bir anlam veremedi. İçerisinin loşluğuna rağmen zorda olsa saatine baktı. Akrep üç, yelkovan ise, on ikinin üstündeydi. Kutucuk içindeki tarihte March yirmiyi gösteriyordu.

  Irgatlık Zor Zanaat (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Ağustos 2007 Toplum 

Eli, yüzü yara içindeki çocuk odaya heyecanla girdi! Korkudan dili damağı kurudu. Küçük kalbi neredeyse yerinden fırlayacaktı. Zaten uzun bir süre de konuşmadı. Kendine geldiğinde, sözcükleri ardınca ve saat zembereğinin boşalması gibi sıraladı.

  İnanmak (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Eylül 2007 Toplum 

İNANMAK Paylaşmak, belki de yeryüzünün en güzel sözcüklerinden birisi olsa gerek. Sevginizi, paranızı, bilginizi ve öğrendiklerinizi bir başkasıyla paylaşmak, ruhumuzun derinliğine ferahlık getirmez mi? Bütün dünya insanlarında bir panik başladı. Küresel ısınma, sera gazlarının yayılması, çevre kirliliği, gelecekteki olası su savaşları ve gelişmiş ülkelerin, diğer ülkeler üzerindeki emperyalist baskıları ve daha nice sorunlar insanların beynini allak-bullak etmeye yetti. Yazımın başında paylaşmak demiştim. Bu hafta sizlerle, Ahmet İnam’ın yazdığı ve bir solukta okuduğum “Yaşam Bizi Çağırırken” adlı kitabın önemli bölümlerini paylaşacağım.

  Haydi, Gençler Göreve! (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Eylül 2007 Toplum 

HAYDİ, GENÇLER GÖREVE! Kulağında küpesi, uzun saçları, özenle tıraş edilmiş bıyık ve sakalıyla havuza öylesine atladı ki, çevrede güneşlenenler “ Yuh Be!” demekten kendilerini alamadılar.

  Bu Ne İhtişam! (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Eylül 2007 Toplum 

Şık giyimli adam, otogarın içine gecenin bir yarısı girdiğinde sessizlik hâkimdi. Yazıhanelerin birçoğu ışıklarını kapatmış, çalışanları ise, iki koltuk birleşiminde uykudaydı. Yalnız yazıhane çalışanları mı, yolcular da büfelerin önündeki masalarda ve bekleme peronlarındaki metal kanepelerde sere serpeydi.

  Fin Mucizesi (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Eylül 2007 Toplum 

Yeni eğitim ve öğretim yılı, en iyi temennilerle başladı. Milyonlarca öğrenci, kendi ve ülkesinin geleceği için yarış atı gibi ebeveynlerinin “ Başarıya endeksli “ hayat beklentilerine, ezbere dayalı seçenekler üzerinde cevap vererek yerine getirmeye çalışacaklar.

  Altımı Islattım Anne! (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Ekim 2007 Yaşam 

ALTIMI ISLATTIM ANNE! Hastanenin üç yüz yedi numaralı odasında, bir buçuk yaşındaki kız, ağzındaki emziği ile uykusunda yalnızdı. Altındaki bezi ise yeni değişmişti. Annesi ile birlikte “Semanta” adı verilen bebeğine sımsıkı sarılmıştı. Bebeği gülümsüyordu, odanın ilaç kokan serinliğinde.

  Bıçak Kemiğe Dayandı! (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Ekim 2007 Toplum 

Ortadoğu, ateşten gömlek. İnadına BOP, yani Amerika’nın adını koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi’yle sınırların değiştirilmesi, sömürü devletlerin dayatmasında. Terör örgütünün yuvalandığı Kuzey Irak’a ‘giremezsin’ diyen emperyalist ülke damgasını yiyen ABD’nin, Irak’ta işi ne? Denizaşırı sınırlarında rahat bir ülke değil mi? Bu rahatlık mı, onu saldırgan yapıyor dersiniz. Tarihte, hangi ülkeye girdiyse, ardında milyonlarca ölü bırakmadı mı? Üçüncü dünya ülkeleri neden suskun? Bir ülkeye, dünyanın kaderiyle oynama yetkisi verilebilinir mi? Hani Birleşmiş Milletlerdeki demokrasi? Her ülke, “Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın” düşüncesinde, kendine gelebilecek saldırıyı bekliyor. İşte Amerika, İşkence odalarında, öldürdüklerini çırılçıplak üst üste yığıp, askerleriyle poz vermediler mi? Bunlar mı demokrasiyi getirecekler dünyaya? Geçin bunları geçin! Sömürücüler, Hitler’den de tehlikeli ve beter.

  Evet Ya da Hayır (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Ekim 2007 Toplum 

EVET, YA DA HAYIR Suratı falçata yemiş adam, köpeklerin havlamasına sinirlendi. Gözüne kestirdiği uzun kalasın yanındaki taşı alıp fırlattığında ne havlama sesi, nede köpekler etraftaydı. Gökyüzü, ay ışığına rağmen yine de karanlıktı. Adam, çevreyi kolaçan edip, apartmanın birinci katını seçti. Güçlükle kaldırdığı kalası sessizce balkona yerleştirdi. Bir cambaz hüneriyle balkona girdiğinde, elindeki tabanca da bulutların ardından süzülen ayın puslu ışığı ile parlıyordu.

  Kuvöz (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Ekim 2007 Türkiye 

KUVÖZ Hastanenin ikinci katının geniş salonunda bulunan kuvözlerde, erken doğan bebekler, yaşama öylesine sarılıyorlardı ki, kuvözü 1880 yılında icat eden Fransız Tıp Akademisi Başkanı Stephane Tarnier, bugünleri görseydi, kim bilir yaptığı eseri ile ne kadar çok övünürdü.

  Lal Medya (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Kasım 2007 Toplum 

“Basın ancak biryandan hükümetin gücüne, Öte yandan da para gücüne dayanmadığı Sürece özgür olabilir.” - Albert Camus - Karanlığa beş kala yazıyorum. Ülkemin üzerine henüz aydınlık çökmemiş. Kuşlar, son nefesine kadar “ özgürlük” diye bağırıp penceremin önünden selam vererek geçiyorlar. Özgürlük, ne hoş sözcük değil mi?

  İstanbul'da Gondol Sefası (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Kasım 2007 Toplum 

İSTANBUL’DA GONDOL SEFASI Turizm severler, artık Venedik’i görmek için uzun yolculuk yapmanıza hiç gerek yok. Hem de onlarca dövizinizi yaban ellere kaptırmadan. Nasıl mı? Alt yapımızın bozukluğundan dolayı, çok değil beş altı saatlik bir yağmurun ardından Venedik’i ayaklarınızın altında görebilirsiniz. O şehirden, neyimiz eksik ki?

  Rakamların Gözyaşı (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Kasım 2007 Toplum 

RAKAMLARIN GÖZYAŞI Ruh sağlığımız bozuk. Toplum uyuşturuluyor. Ekonominin, dar gelirliler üzerindeki baskısı ile Kuzey Irak’a terör yuvalarını dağıtmak için, ha girdik, ha gireceğiz beklentileri içindeki siyaset trafiği başımızı döndürdü. Ok yaydan çıktı, hedefini bulur mu, bilemeyiz. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.

  Falcı Bacı! (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Nisan 2008 Toplum 

FALCI BACI! Bir mahalle düşünün ki, geçmişi 1050 yıllarına dayansın. Ataları ise Hindistan’ın Pencap-Sind nehir havzasının bulunduğu bölgelerden göç ederek İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılsın.

  Arkadaş mı, Dost Mu? (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Aralık 2007 Toplum 

Çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz arkadaşınız sizi acıtmaya başladığında ne yaparsınız? Hemen ona küsüp, kabuğunuza mı çekilirsiniz, yoksa ‘ onunda ruh hali, olur böyle şeyler’ deyip sineye mi çekersiniz? İşte size birçok seçenek, içinden birisini mutlaka seçip uygulayacaksınız

  Haklarımız Kimde? (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Aralık 2007 Toplum 

Oğlumu, eski mahallesindeki arkadaşlarına bıraktım. Kahvede oyun oynamayı değil ama sıcak bir çayla birlikte gazetelere göz gezdirmeyi çok severim. Sabahın köründe evden kovulan yaşlıların birbirleriyle yaptığı ağız şakalarına ve sohbetlerine kulak misafiri olmak, hele, onlardan yaşımı dinlemek bir başka keyif.

  Fazlı Say Nereye? (Ertuğrul ERDOĞAN) 23 Aralık 2007 Toplum 

FAZIL SAY, NEREYE? Dünyaca ünlü bestekâr ve piyanistimiz Fazıl Say ne demiş? “ Türkiye’nin Ortaçağ karanlığına kaymasına karşıyım. Çünkü ben, çağdaş uygarlık düzeyini amaçlayan bir kültürün insanıyım.” Ve ekliyor; “ Bu iktidarın bana ve müzik sanatına şimdiye kadar dostça davranmadı. Sivas katliamını anlatan ‘Metin Altıok Ağıtı” adlı oratoryom, dolayısıyla iktidarın ilk kültür bakanı, çeşitli yöntemler kullanarak eserin sansür edilmesini sağladı” Ve sonuçta;

  Alo! Orda mısın? (Ertuğrul ERDOĞAN) 23 Aralık 2007 Toplum 

ALO! ORDA MISINIZ? Adam, işinden oldukça yorgun geldi. Çocuğu “ Baba, İnternet yine yok! Ödevlerimi indiremedim” dediğinde, üstünü bile değiştirmeden, gitti gidecek gözlerle İnterneti kurcalamaya başlasa da, beceremedi. Telekom’un arıza servisini aramaktan başka çaresinin olmadığını düşündü. Odasına geçip üstünü değiştirdi. Bu kez, aç olmasına rağmen telefonu tuşladı. Düşmeyince sinirleri katlandı. Sürekli aradı, yine yanıt veren olmadı. Telefonun ahizesinden gelen klasik müzik, adamın kulaklarını iyiden iyiye tırmalıyordu. Sinirlerin gerginliğinde göz kapakları da sonunda pes etmişti. Bilgisayar başındaki çocuk ise, babasını sürekli izliyordu. Mutfakta yemek yapan annesine seslendi;

  2058 Türkiye'si (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Aralık 2007 Toplum 

Yıl 2058 ve Tuzgölü kasabasının ilkokul öğrencileri, karanlıkta yeni dağılmıştı. Okulundan oldukça aç gelen Sude, elerini aceleyle yıkayıp sofraya oturduğunda, hangi yemeğe saldıracağını bilemedi. Babası, kızının bu haline bıyık altından gülerken, annesi de mutaftan getirdiği tencereyi sofranın ortasına koydu. Sude, ağzına doldurduğu yemeğe rağmen;

  Ya Hans Ananı Elleseydi!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 7 Ocak 2008 Toplum 

YA HANS ANANI ELLESEYDİ !!!... 2008 yılını ne umutlarla, ondan sıfıra kadar sayıp çığlıklarla karşılamıştık. Dünyanın her yerinde, kimilerimiz, havai fişekler eşliğinde meydanlarda turistlerimize tacizlerle, kimilerimiz, evlerimizde giydiğimiz çizgili pijama ve terliklerle veya beş yıldızlı otellerin lüks eğlence mekânlarında, bazılarımız da gâvur icadı diyerek kutlamalara karşı çıkıp erkenden yatarak, kimimiz de yeni yılı umut bilmeyip, sokaklarda soğuklara aldırış etmeden topladığı çöplerle yeni yılı umut diye kutladı. Tüm insanlığın dileği neydi?

  Gazeteci ve Patronlarına Açık Mektup (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Ocak 2008 Toplum 

GAZETECİ ve PATRONLARINA AÇIK MEKTUP Dünyanın her yerinde, özellikle terör ve savaşların içinde bulunan, yerine göre patron ve yazı işleri müdürlerinin baskılarına rağmen mesleğini icra etmeye çalışan ve belkide yaptığı derin çalışmalar sonucunda menfaatlerine dokunan yeraltı dünyası veya örgütler tarafından susturulan tüm basın çalışanlarının bayramını yürekten kutlarım.

  İyi Seyirler (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Ocak 2008 Türkiye 

Yıllardır temcid pilavı gibi siyasilerin gündeminden düşmeyen ve yaklaşan belediye seçimleri öncesi Başbakan’ın İspanya’dan verdiği, “Başörtüsü üniversitelerde serbest olacak. Velev ki, siyasi simge, yasak mı koyacaksın? Dünyanın kaç ülkesinde böyle yasaklar var. Yeni Anayasa ile birlikte bu yasağı da kaldıracağız.” Demeciyle ortam yine gerildi.

  Zedeler Çoğaldı (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Ocak 2008 Toplum 

Depremzedeler, bankerzedeler derken, şimdide literatüre “ mikrofonzedeler” girdi. Kamera ve telefonlara karşı, elimizi ağzımıza kapatarak konuşmak adet oldu. Türbansa, bir uçağın türbülansa girmesi gibi toplumu germeye ve siyasilerin aldığı veya alacağı kararlarla nasıl çözüleceği doğrusu merak konusu oldu.

  İçimizdeki Terör (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Şubat 2008 Toplum 

İÇİMİZDEKİ TERÖR Yaz gecelerinde seyrettiğimiz havai fişekler, bu kez gökyüzüne kan saçtı. Umutlar dağılıp, rengârenk yıldız olup kaydı ruhlar âlemine. Beş liranın cepte kalması uğruna, soğuk ve ayakkabıların delikliğinde yürünen yollarda, asgari ücretlilerin umutları tükendi.

  Buyurun Kürsüye (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Şubat 2008 Toplum 

BUYURUN KÜRSÜYE Atasını bağrına basan, doğduğum, büyüdüğüm ve yıllarımı verdiğim Ankara’ya ailemle indiğimde hava soğuk ve karlar ise henüz erimemişti. İçimizdeki Atatürk aşkıyla Anıtkabir’i ziyaret ettiğimizde, genci, yaşlısı, başörtülüsü, türbanlısı, hatta çarşaflısı, mozolenin önünde saygıyla eğilerek, müzenin ihtişamında tarihin başarılarla dolu yolculuğu içindeydi.

  Kar Beyazdır Ölüm (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Şubat 2008 Toplum 

KAR BEYAZDIR ÖLÜM Ülkemin her yerinde kar var. Beyazdır mutluluk ama kan düştü mutluluğun üstüne ılık ılık. Yine şiddet sardı, yine buz kesti sokaklar çocukların sıkışmışlığında. Düşman bayrağına bile saygı gösteren atalarımızın torunları, ay yıldızlı bayrağını düşürdü. Haince, hem de Çanakkale’de Şırnaklı ve Edirnelisiyle vatanı uğrunda omuz omuza çarpışarak ölen ve koyun koyuna katan dedelerinin ruhlarını sızlatarak.

  Konuşamıyoruz (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Şubat 2008 Toplum 

KONUŞAMIYORUZ Başkan, kır saçları ve kalın çerçeveli gözlüğünün üstünden kürsüye gelen genç milletvekiline; “ Buyurun sayın milletvekilim, konuşma süreniz başlamıştır” dediğinde, milletvekili kendisine verilen kısa sürede, anlatacaklarını öylesine hızlı sıralıyordu ki, makineli tüfek bile yanında suskun kalırdı. Genç milletvekili, kuruyan dudaklarına yanı başındaki suyu değdirmek istese de yapmadı. Boncuk boncuk terleyerek muhalefetliğini oldukça sert yapıyordu. Henüz sözlerinin ortasına geldiğinde, uyarı yukarıdan gecikmemişti.

  İnsanlık Ölmüş (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Mart 2008 Toplum 

İNSANLIK ÖLMÜŞ Bombalar yağıyor çocukların üstüne ve çocuklar arkadaşlarının küçük cesetlerini, dermansız kollarıyla ağlayarak taşıyor. İnsanlar kudurmuş, neslini katlediyor.

  Kuşatma (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Mart 2008 Toplum 

KUŞATMA Amerika’da 137 dönümlük bir çiftlik içinde, giriş-çıkışlarda üst arama, kontrol cihazları, zırhlı araçlarla kontrol edilen ve sekiz adet üç katlı villalarda kalan, siyasetçi, iş adamı, sporcu, medya çalışanları, emniyet mensupları ve daha birçok kesimi,

  Hey! Magazinciler... (Ertuğrul ERDOĞAN) 23 Mart 2008 Toplum 

HEY! MAGAZİNCİLER… Bir ülkede despotizm kokuları yayılmaya başlıyorsa, o ülkenin yazarı, çizeri ve demokratik düşünen insanlarının vay haline! Sabah gazetenizi elinize keyifle aldığınızda, çok sevdiğiniz yazarın sütunlarını boş görüyorsunuz. Odanızda oksijenin azaldığını hissedip, pencerenizi açmaya çalışıyorsunuz, beceremiyorsunuz ve hemen bir boşluğa düşüveriyorsunuz. Beyniniz donuyor ve suskunluk içinde çırpınıyorsunuz. Acaba, “ Ortaçağın karanlığına mı gidiyoruz” diye derin bir düşünceye dalıyorsunuz.

  Her Bitiş Yeni Bir Başlangıçtır (Ertuğrul ERDOĞAN) 30 Mart 2008 İlişkiler 

HER BİTİŞ, YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR… Sevdiklerimizle yaşadığımız, acı ve tatlı günlerin bitmesini hiç istemeyiz. Ancak, bu rüyanın hep böyle süreceğini ve sonsuzluğa kadar yaşayacağını zanneder, bir gün karşılaşacağımız “ Ayrılık” sözcüğünü, kendimize hiç yakıştırmayız. Birden yok oluş ve alınan kararların ardından gelen ayrılıkla, gözyaşlarınız yanaklarınızdan süzülüverir. Titrek ve şaşkınca, sevdiklerinizi belki sonsuzluğa, belkide yaşamın içine bırakıverirsiniz.

  Di (C) Kleniyoruz! (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Nisan 2008 Toplum 

Dİ (c) KLENİYORUZ! Yılda, yirmi milyon kutu depresyon ilaçlarını boşuna tüketmiyoruz! Evde, sokakta, iş yerinde, mecliste, yani toplum olarak çok gerginiz. Neredeyse inceldiğimiz yerden kopuvereceğiz.

  Etrafta Liboşlar Türedi! (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Nisan 2008 Yazarlar ve Şairler 

ETRAFTA LİBOŞLAR TÜREDİ! Sizler, Çalık grubunun satın aldığı “ Sabah Gazete”sinin tuzu kuru köşe yazarlarından, Engin Ardıç’ın söylediği gibi, “Basit” olanlardan mısınız? Biliyorsunuz, Holding gazeteciliğinde, köşe kapmak ve değirmenin suyuna göre gitmek kolay olmaz. Patronunuz ve onun yandaşlarını memnun ettikçe; kilonuz şişecek, yurt dışı gezilerine gidip, lüks otellerin süit odalarına kurulacak ve ücret olarak da binlerce doları cebinize indireceksiniz! Yani liboşluğa adım atmış olacaksınız!

  İşte Size Çözüm! (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Mayıs 2008 Toplum 

İster baş olun, ister ayak, bu dünyada herkesin saygı duyulacak bir emeği mutlaka vardır. Dünyanın 185 ‘e yakın ülkesinde şenlik havasında kutlanan “ 1 Mayıs İşçi Bayramı ” sırf kışkırtıcıların çıkartabilecekleri olaylar yüzünden Taksim alanında kutlanmasına izin verilmedi.

  Türkiye'ye Bu Lazım! (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Mayıs 2008 Toplum 

İngiltere kraliçesi ll. Elizabeth’in şaşalı gelişiyle günlük yaşam, uğradığı şehirlerde trafiği felç etti. Konuğumuza ayıp olmasın ve arabasında hop inip, hop kalkmaması için yollarına asfalt döktük. Keşke Türkiye’ye böylesi kral ve kraliçeler sık sık gelseler, işte o zaman, yollarımızda çukur diye bir şey kalmaz!

  Ortalama Türk (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Mayıs 2008 Toplum 

Son günlerde hesap yapmaktan kafam allak-bullak oldu. Öyle enflasyonun TÜİK tarafından yıllık % 9,6 olarak açıklanmasına ve ATO Başkanı Sinan Aygün’ün örneklerle gösterdiği ve mutfakta %50’lere varan enflasyondan bahsetmesi de değil. Yağın,

  Kol ve Bacaklara Dikkat! (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Mayıs 2008 Toplum 

İngiliz’lerin şımarıklığı ile yurdumuzu ele geçirmeye çalışan Yunanlıları, Kurtuluş Savaşı’nda denize dökerek tarihe geçtik. Fakat bu kez kendi içimizden yetiştirdiğimiz futbolcularımızı, Karadeniz’in serin ve hırçın sularına dökerek, yine tarihe geçtik!

  Gözünüz Aydın, Telekulağınız Oldu! (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Haziran 2008 Toplum 

Oh be! Hele şükür bu kez dinlenmekten mutluyuz! İyi ki varsın tele kulak! Küçükken konuşmak istediğimizde “ Sus bakalım! Küçücük boyunla sen ne anlarsın!” diye susturdular. Öğretmenlerin, “ Susun bakalım! Dersime başlayacağım. Sınıfta ‘çıt’ istemiyorum” direktifiyle, anlatılanları yarım yamalak dinleyip üzerinde yorum bile yapmadan, zilin o rahatlatıcı sesiyle, bahçenin özgürlüğüne koşardık

  Turko (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Haziran 2008 Toplum 

13. Avrupa Futbol Şampiyonası’na başlamadan önce görsel medyada, öylesine gaz verdik ki, sanki önümüze kim çıkarsa çıksın hiç önemli değildi! Mutlaka yenecektik! “Turco” lakabıyla futbolcularımızı, TV’nin büyüsünde şişirdik. Çocukluğumuzda da böyle değil miydik? Aynanın karşısında devdik. Sonra büyüdük ve istatistikî veriler önümüze geldikçe, “Acaba hatayı nerede yaptık?” sorusuyla, baş başa kaldık…

  Cumhuriyet Treni (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Haziran 2008 Toplum 

Dedemlerin kasabası Orta Anadolu’nun tipik kasabalarındandı. Çocukluğum ve gençliğimde, şehirden uzaklaştığım, kendimi bulduğum, sessizliği yakaladığım, her şeyin saf ve temiz olduğu güzide mekânlardandı.

  Karpuza Gel! Karpuza (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Haziran 2008 Toplum 

KARPUZA GEL! KARPUZA! Doğup büyüdüğüm Ankara’nın belediye başkanı da bir hoş! Bazen çocukları sevindireyim der, otobüsün içinden topları fırlatıverir! Şehirli susuz kalmasın diye, döşer kilometrelerce boruları, sonrada içinden tartışmalı Kızılırmak’ın suyunu gönderir, yürekler ferahlasın diye…

  Eski Otogarlar (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Haziran 2008 Türkiye 

Yeşil Bursa’nın eski garajları, kimleri kavuşturmadı ki ve kimbilir hangi sevdalılar, otobüslerin pencere kenarından el sallamadı. Kalkış saatinin beklentisinde, alt kattaki küçük dükkânlardan hediyelik eşya ve havlular alınıp, kaç yakınımız sevindirilmedi ki. İşte burası, bir zamanlar, umudun beklendiği yerdi.

  İki Ucu Boklu Değnek (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Temmuz 2008 Toplum 

Siyaset dediğiniz nedir ki, “iki ucu boklu değnek” Siyaset arenasında şimdilerde oynananlar, tıpkı boks maçını andırıyor. Hakemin görmezliğinde bel altından hayâlara vuruluyor. Acımasızca gözaltına indiriliyor, sorgulamaların yumrukları. İktidar ve muhalefet ise, hakemin ellerinde taraftarlarıyla birlikte, kendi lehine sonuçlanacak zaferi bekliyor.

  Düşünmek Güzel Ya! (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Temmuz 2008 Toplum 

Düşünüyorum öyleyse varım” diyebilenlerden mi, yoksa “ Düşünüyorum öyleyse vurun” , “ Şunu da yazsam, başıma çorap mı örerler?” veya “ Bana ne, olup bitenlerden, ben hiçbir şeyle ilgilenmem” diyenlerden misiniz?

  Hukuk ve Guguk (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Temmuz 2008 Toplum 

Günün onca yorgunluğundan sonra evinize gelip, stresten bir an olsun uzaklaşmak istediğinizde, belki de ‘iyi bir haber’ olasılığı ile televizyonun tuşuna dokunursunuz. Görüntüden önce gelen sesle, Ergenekon’dan tutunda, düğünlerde artık tabanca kesmeyen ve makineli tüfekli, (Belki de gelecekte tank ve topla kutlayacağız!) haberlerin, kene gibi yapışmasının bilinmezliğini seyredip, sonra da şaşkınlık içinde yatağınızı boylarsınız.

  Hayalleriniz Aydınlık Olsun (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Ağustos 2009 Toplum 

HAYALLERİNİZ AYDINLIK OLSUN Şu boğucu sıcak yaz günlerinde, siyasetin “ Cadı Kazanı”yla sizleri bunaltmak istemiyorum… Anne karnında milyonlarca sperm arasında kazandığımız yarış sonrasında şekillenmeye başlayan bedenimiz, hukukun mutlakıyeti ile karşılaşıyor. Sonrada doğumun ardından gelen seçeneklerle, yaşamın labirentlerinde savrulup, sonsuzluğa doğru yol alıyoruz…

  Onurlu Olmak (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Ağustos 2008 Toplum 

Ülkemde, doğalgazın olmadığı dönemlerde, bir ton kara elmas için gecenin bir yarısı tatlı uykumuzdan uyanıp, az mı kuyruklara girdik. Hele ücretini yatırdığımız kömür, evimizin önüne geldiğinde sevinçten göbek atardık. Ahh! O sabahın erken saatlerinde yakılan ve rüyalarımızla karışık sobanın gürleyen sesi arasında maşa üzerinde kızaran ekmeğin üzerine sürülen tereyağı ve balla yapılan kahvaltının lezzeti bir başka olurdu.

  Filika Sahiplerine Öneri (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Ağustos 2008 Toplum 

Ölümün soğuk yüzü yine çevremizi sardı. Gün geçmiyor ki, yeni bir haberle sarsılmayalım ve kahrolmayalım. Haritaya baktığımızda, doğu’da mayınların kalleşliğinde şehitler veriyoruz. Kuzeyimizde meydana gelen Rus-Gürcü savaşında, binlerce sivil öldürülüyor. Güney’de ise, orman yangınları dinmek bilmiyor doğanın dengesizliğinde…

  Başbakana Açık Mektup (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Eylül 2008 Türkiye 

Eski bir basın çalışanı ve matbaa mürekkebi koklamış, dizgi operatörlüğünde binlerce satırları gazete ve kitaplara nakış gibi işlemiş ve onların büyülü dünyasında yaşamış birisi olarak, ilk kez bir Başbakan’dan duyduğum ve “Yalan-yanlış gazete haberlerini okumayın ve onları evlerinize almayın!” çıkışıyla, şu günlerde hangi gazeteyi okuyacağıma bir türlü karar veremedim ( ! )

  Bize Bu Yakışır (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Eylül 2008 Toplum 

Başbakan nerede konuşuyor? Herhangi bir TV kanalında Muhalefet? Onlarda çıkabilirlerse bilmem ne kanallarında. Peki, halk nerede? Belli bir kesimi, ‘Bin Bir Gece Masalları’nı andıran diziler, spor programları veya yarışma programlarının ağız sulandırıcı büyülü dünyasındalar.

  Armut Dersen Çıkmam! (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Ekim 2008 Günlük Olaylar 

Almanya Baden-Württemberg eyaleti Tarım Bakanı, içinde “ Amitraz” adlı tarım ilacının altı kat fazla çıkması nedeniyle dört bin ton iyi armudumuzu imha ettirdi! Helal olsun! Adamlar, koltuklarının hakkını veriyorlar. Vatandaşlarının sağlığını koruma adına ülkesinde tüm önlemleri alıp, denetimlerini gereği gibi yapıyorlar!

  Bize Bir Şey Olmaz! (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ekim 2008 Toplum 

Bankanın genç elemanı, siyah takım elbisesi, parlak turuncu kravatı, siyah gözlüğü ve saçlarına boşalttığı yarım kutu jölesiyle, metro girişinde bankasının turuncu renkli standında, oldukça yakışıklıydı. Yanındaki bayan arkadaşı da, kısa eteği ve dolgun bacaklarıyla bir o kadar çekiciydi. Güneşin yakıcılığına rağmen ceketini çıkartmayan genç delikanlı seyyar satıcı gibi bağırıyordu.

  Lütfen Geri Dön Baba! (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Ekim 2008 Yerler 

Yaşadığım şehir Yeşil Bursa'nın metropoline karışmış güzel ilçesi Kestel'de, www.edebiyatdunyasi.net, Kervan Gazetesi ve yerel yönetimin desteği ile düzenlemiş olduğu " 1. Edebiyat Şenliği" ne davet edilerek katıldım. Evet, ilkler her zaman heyecan verici olur. Yeni yapılan 'Kestel Kültür Sarayı' na, 18 Ekim Cumartesi günü saat 11'de girdiğimde, yurdumuzun dört bir yanından olduğu gibi yurt dışından gelen edebiyat dostlarımla tanışma fırsatı buldum.

  Aldananlardan Olmayın (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Kasım 2008 Toplum 

İnsanların yeryüzüne geldiğinden günümüze kadar, hep arayış içinde oldular. Doğa olaylarından korkup, ona taptılar. Eski çağlarda, Politeizm, yani çok Tanrıcılık, ardından, Henoteizm, Monoteizm, Panteizm, gibi Tanrının varlığı hakkında arayış gibi kavramlar ile çeşitli görüşler devam ederken, Tanrının “Mutlak Olarak Mükemmel Varlıktır” ilkesi ile Dinler; içinde bulundurduğu açılımlarla, insanların inanış biçimlerinde çeşitlilik kazanıldı.

  Hamdolsun, Ekonomi Tıkırında! (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Ekim 2008 Toplum 

HAMDOLSUN, EKONOMİ TIKIRINDA! Uğrunda savaşlar çıkan, onun olmadığı bir dünyada hayatın yavan olduğu, tavan olduğunda ise ceplerimizi boşaltan, esmer güzelinin şu günlerde dünyada değeri düştü ama bizde yine endamlı ve pahalı bir şekilde vitrindeki güzelliğini koruyor!

  Daldan Dala (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Kasım 2008 Toplum 

Hayda!... Belediyeler doğalgaz borçlarını ödemediği için BOTAŞ’ında % 22,5 zam yaptığını hepimiz medyadan izledik. Yahu! Belediyeler, ihtişamca para harcarken, bizlere mi danıştı? ! İyi vallahi! Onlar koltuklarını koruyacak ve bir daha seçileyim diyerek paralarımızı popülizm yaparak hovardaca ve hesapsızca harcayacaklar, sonrada, doğalgaz borçlarını vermeyip, vatandaşın cebine saldıracaklar!

  Şimdi Kadın mı Oldum? (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Kasım 2008 Toplum 

Bedenim ve ruhum artık çürüdü. Ne yaptınız anne? Hani, bana ikinizde “ Aman kızım çevrene dikkat et! Etrafta kötüler çoğaldı, sen genç kız olma yolundasın” dememiş miydiniz? Henüz oyun çağında, yaşlı ve şeytan suratlı bir adamın buruşuk bedeni, ağzından akan salya-sümük ve iğrenç inlemelerle bedenimde dolaştı. Anne, “Badem gözlüm” dediğin bu gözler artık yaşama sevincini görebilecek mi? Büyüdüğümde, hep öğretmen olmayı hayal ederdim. Kirlenen o dudaklarımla öğrencilerime “ Sevgiyi, namusu, ve masumiyeti, en önemlisi de, bir çocuğun ailesi tarafından korunması gerektiğini” nasıl anlatabilirim? Atlatsam bile öğrencilerim “ Hocam, iyide biz senin geçmişini de biliyoruz” deseler, suçlu olmasam bile yinede yerin dibine girmez miyim? Anne, ben okuyup, yurduma yaptığım güzel şeylerle anılmak ve aldığım başarıların gazetelerde boy boy resimlenmesini isterdim. Şimdi ise, gazetelerde adımın baş harfleri ve gözlerim bantlı. Ben ne suç işledim ki? Üzerime çullanan o yaşlı bunaksa, gazetelerde arabanın içinde eşiyle birlikte sırıtarak, zafer kazanmış bir komutan edasıyla poz veriyor! Baba, bunları gördüğünde, yüreğin bir parça olsun incinmiyor mu? Evet anne! Senden o saf ve temiz doğan bedenim, artık kirlendi. Hani bana küçükken zorluklar içinde olmanıza rağmen, okul gecesi için aldığınız bembeyaz gelinliği büyüdüğümde yine giydirecek misiniz? Babam, belime o namus simgesi olan kırmızı kurdeleyi başı dik ve onuruyla takabilecek mi? İkinizde dünyamı yıktınız! Hayallerimi bana geri verebilecek misiniz? Bütün organlarım suskun ve bana küstü anne. Kulaklarımda, o iğrenç inlemeleri işitiyorum. Beynimin içi darmadağın, ağzıma bir lokma helal yiyeceği nasıl kondururum diye kendimden iğreniyorum! Yoksa bende mi kadın oldum baba? Sen anne, bana tüm şeytanlığı ile üzerime saldıran yaşlı sapığın, bana zarar vermeyeceğini ve erkekliğinin uyanmadığını belirterek, onun benim bedenim üzerinde tatmin olmasına göz yumduğunu ve bunun nedeninin de, “ailemize yaptığı yardım” diye ifade vermişsin. Helal olsun benim aileme! Küçücük bedenim üzerinden beni ifadeler oyununa getirdiniz. Sırf, senin hapislerde çürümeni istemediğimden, ağlayarak verdiğim ifademi, yüreğimin sessizliğinde, kimseler duymadan geri aldım anne! Baba, para senin için, namustan daha mı önemli? Şimdi ben kadın mı oldum? Sizin, bana öğrettiğiniz namus kavramı, yoksa bu muydu? Yazıklar olsun ikinize de, bu dünyada değil ama, mahşerde iki elim yakanızda mutlaka olacak! erterd@msn.com 09 Kasım 2008/ Bursa Ertuğrul ERDOĞAN

  İzmir'in Kavakları (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Kasım 2008 Türkiye 

İZMİR’İN KAVAKLARI… Denizi olan şehirlerde yaşayanlar biraz olsun şanslıdırlar. Onların kordon boylarının ihtişamı bambaşkadır. Gecenin mehtabında ay ışığının denize yansımasını seyre dalıp, romantik bir müziğin eşliğinde yürürken, belki de bir anda şair bile oluverirsiniz. İş çıkışında kendinizi kordon boyuna atıp, martıların deniz üstündeki serenatlarıyla birlikte deniz kenarına iliştirilmiş köhne bir masada bir yudum sıcak çayın tazeliğinde gününüzün tüm yorgunluğunu atıverirsiniz. Veya, Çingene kadınlarının deniz kenarında el ele ve göz göze dolaşan sevgililere yaklaşıp, fal bakma veya bir gül satma mücadelesini gülümseyerek izlersiniz.

  Minik Kuş (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Aralık 2008 Türkiye 

MİNİK KUŞ Kış, Anadolu’nun başkentine aniden bastırmıştı. Fırtınayla birlikte gelen kar, her tarafı bembeyaz yapmıştı. Minik kuş, iki katlı sarı badanalı evin üst katındaki pencere pervazına konduğunda, neredeyse donmak üzereydi. Kanatlarını öylesine çırpıyordu ki, karların içinde kaybolup, yeniden görünüyordu.

  Haydi Gözünüz Aydın! (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Aralık 2008 Toplum 

Ne ülkeyiz ama, altı milyon seçmeni bir çırpıda üretiverdik. Ne ölü dedik, ne de diri. Önümüze geleni seçmen kütüklerine yazıp, muhtarlıklara astık. Hani, iki yaşında dünyadan bir haber, bundan kırk yıl önce ölen kız, şu günleri bir görse, belki de mezarından çıkıp, kahrından oyuyla gereken cevabı verecekti!

  İşte Bu Benim Babam (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Aralık 2008 Yaşam 

Orta Anadolu’nun ismi duyulmamış kasabasının tozlu yollarından ve umut yeşermeyen beklentilerinden uzaklaşıp, şehrin geleceğine gitmek isteyen Hasan, yeni evlendiği eşiyle birlikte, içerisi tavuk, yumurta, ter kokan küçük, koltukları dar ve eski bir minibüse bindiklerinde gelecekten yine de umutluydular…

  İşte Bu Benim Babam (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Aralık 2008 Yaşam 

Orta Anadolu’nun ismi duyulmamış kasabasının tozlu yollarından ve umut yeşermeyen beklentilerinden uzaklaşıp, şehrin geleceğine gitmek isteyen Hasan, yeni evlendiği eşiyle birlikte, içerisi tavuk, yumurta, ter kokan küçük, koltukları dar ve eski bir minibüse bindiklerinde gelecekten yine de umutluydular…

  Oh Ne Ala! (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Aralık 2008 Toplum 

Bundan böyle “Olimpiyatlarda madalya alamadık” diye sakın üzülmeyin! Müjde! Olimpiyatlara yeni bir dal daha geliyor.! Bence, şimdiden çalışmalara başlasak hiç de fena olmaz. Hangi dalda olduğunu merak ettiniz değil mi?

  İnsan mı, Eşek Mi? (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Aralık 2008 Toplum 

Ücretli olanlar, hadi yine iyisiniz! Bütçe görüşmeleri sonrası ilk altı ay için % 4,5 zammı kaptınız! Bu zam farkıyla yeni yıla “ Merhaba” diyecek ve gönlünüzce eğleneceksiniz! Üstüne üstlük bir de işyerinizden atılmayacaklar listesinde olursanız, işte en büyük ikramiye size vurmuş demektir. Sevinç çığlığıyla birlikte göbek de atabilirsiniz!

  Gelen, Gideni Aratır (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Ocak 2009 Toplum 

2008 yılının son saatlerinde, geçen yıl olduğu gibi, yine aynı senaryo içerisindeydim. Günün onca yorgunluğundan sonra, pijamam olmasa bile, eşofmanlarımı ve terliğimi giyip, T’nin, yani. TV’nin karşısına mecburen geçtik.

  Adalet Herkese Lazım! (Ertuğrul ERDOĞAN) 11 Ocak 2009 Toplum 

Sofra, tüm ihtişamıyla hazırdı. Konuklar, birazdan dedikodu ve sofra üzerinde kuş sütünün eksik olmadığı yiyeceklerin damak tadı puanlamasında, dans edip eğlenecek, sonunda da sunucunun bariton sesiyle; “ Ne o Serdar Bey, elini yıkamadan mı köfteleri yoğuruyorsun?” sorusu, yarışmacının ensesinde patlayacaktı.

  Delikanlım (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Ocak 2009 Toplum 

Biz büyükler, sanki hiç küçük olmamış, onca yaramazlıkları yapmamış gibi, kanatlarımız altındaki çocuklarımızı en küçük olumsuzluklarında, pireyi deve yaparız. Onların geleceğinden, ülkenin olumsuz giden ekonomisiyle bağdaştırıp, hemen kaygıya düşeriz. Bu düşünce yumağı arasında en değerli varlıklarımızı, sosyal aktivitelerin dışında, okul ve dershane arasında sıkıştırır, en sonunda da, düşünemeyen, araştırmayan, okumayan “Test ve Tost “ çocuğu yapıveririz.

  Obama ve Dış Politikası (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Ocak 2009 Günlük Olaylar 

Obama öncesi ABD, yıllar öncesinde olduğu gibi sömürgeci savaş politikasıyla bir çok sivillerin ölmesi yanı sıra, küresel krizlerin domino taşı gibi dünyayı etkilediği işsizlikle, insanoğlunun felaketine ortak oldular. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmamalı. Bush’da, binlerce insanın ölümünden sorumlu olarak gerektiğinde yargılanmalı ve hukuk önünde hesabını vermelidir!...

  Hepsini Cebimize Koyuyoruz!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Şubat 2009 Günlük Olaylar 

Bala’nın Karahamzalı köyündeki ahıra elli dört seçmen yerleştirdiğimiz, şu işsizlikte “ Goygoyculuğu” yeni meslek edindiğimiz ve ihmal yüzünden, üzerimize cam düşürüp yurdumun insanını yaralandığımız sırada, Başbakan Erdoğan’ın Davos’da, İsrail Cumhurbaşkanı ile geçen olumsuz diyalogu, bir anda dünya gündemine oturuverdi.

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Şubat 2009 Türkiye 

“Oy” sen nelere kadirsin… Kıymetini bil. Artık öyle, kömürle, çekle, makarna, un gibi erzak dolu torbayla, ucuza da gitmiyorsun!...

  İşte 'Aşk' Budur... (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Şubat 2009 Sevgi ve Aşk 

Ne sevdalar yaşandı yitip giden zamanın bilinmezliğinde. Ve gecenin yalnızlığında, ayışığının sevdalıya akseden parıltılarında, iki apartman arasındaki mutfak penceresinde bütünleşti, kocaman yüreklerin bitmesi istenmeyen gecelerinde...

  ... Mış... Muş! (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Şubat 2009 Toplum 

Müjde! Bahara adım adım yaklaştığımız şu günlerde doğalgaz’a gelen yüzde altmışlık indirim, yine de bir çok kesimi sevindirecekmiş!… Eeee! Ne de olsa seçim yaklaşıyor değil mi?

  İşsiz Kaldım Annem! (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Mart 2009 Toplum 

Yıllardır çalıştığınız ve alın terinizle emeğini verdiğiniz fabrikanızın, tütmeyen bacaları, dönmeyen çarkları, sönen ışıkları ve kilit vurulmuş kapının önünde, cebinizden hiç 1 TL’yi çıkartıp; “ Bununla evime ekmek mi, yoksa çocuğuma okul harçlığı mı versem?” diye gözyaşı döktüğünüz oldu mu?”

  Bırakın Ucuz Siyaseti! (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Mart 2009 Toplum 

Seçim yaklaştıkça siyasi diller yaman dönüyor! Türkiye’nin meydanlarında dedikoduların bini bin para! Bir karalama siyasetidir gidiyor, halkın gözünün içine baka baka!

  Unakıtanlar ile Benim Dualarım (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Mart 2009 Toplum 

Şairin “ Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden/Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak/Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak” dediği gibi hepimiz hayatın merdivenlerinden ağır, ağır çıkıyoruz, bir gün hayatın biten çukuruna doğru…

  Seçimler Nasıl Olmalı? (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Mart 2009 Toplum 

Dışarıda yağmur öylesine güzel ve bereketli yağıyor ki, barajların doluluk oranlarıyla bu yaz, “Kuraklık ve küresel ısınma” sözcüklerini sanırım unutup, “küresel kriz”le boğuşmaya devam edeceğiz.

  Erdoasfalt (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Mart 2009 Toplum 

Milyonlarca öğrenci “Tost ve Test” ikileminde, okul ve dershaneleri arasında puan yarışında önde olabilmek için mekik dokuyorlar. Ebeveynler ise çocuklarına; “Biz çektik, sizler çekmeyin, daha iyi makamlarda olun. Aman işsiz kalmayın! Derslerinize sıkı sarılın, bol bol test çözün!” şeklinde nasihatlerle, izledikleri ‘küresel kriz’in işsizlik boyutunun ciddiyetiyle gelecekten, çocukları adına kuşku duyarlar.

  Fotojenik Olma, Ölürsün! (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Nisan 2009 Toplum 

On sekiz vatandaşımızın öldüğü ve bir çoğunun da yaralandığı seçimleri, yavaş yavaş tarihin sayfalarına gömerek, gözlerimizi, Obama’nın Avrupa ve Türkiye ziyaretleriyle hareketlenen ve sıcak gelişmelerin yaşandığı “Dış Politika”ya çeviriyoruz. Ziyaretin ardından gelecek gelişmelerin, artı ve eksilerini yine hep birlikte göreceğiz ve irdeleyeceğiz. Şimdilik bu konuları bir kenara bırakıp, yakın zamanda İzmir’de Burcu Güçlü adlı güzellik uzmanı bir bayanın, on dokuz yerinden bıçaklanıp, apartman boşluğuna atılarak cesedinin de yakıldığı haberini sanırım bir çoğununuz gazetelerden üzülerek okumuşsunuzdur.

  Kıçımızdaki Yumurta (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Nisan 2009 Toplum 

Obama, bubama derken, Amerikan dış politikası, başkanlarının boklarını bile alarak ülkemizden rüzgar gibi geçip gitti…

  Çipleniyoruz (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Nisan 2009 Toplum 

ÇİPLENİYORUZ Beyni olan canlılar, iktidarı sırtlayan hükümetler ve deniz aşırı devletler hep rüyadalar. Bu yazımda “Uyanış Zamanı” diye başlayan ve üçüncü dünya ülkeleri için ürkütücü olan “Amerika’nın 60 yıllık planı” başlıklı “Zeitgeist Belgeseli”nden bahsetmek istiyorum. Bir video üzerinde saatlerimi alan çalışma sonucunda uzun bir yazı olacak, ancak, belki de bildiğiniz veya tahmin ettiğiniz gerçeklere yine de şaşıracak, sonrada üzerinde oldukça düşüneceksiniz.

  Tuzunuz Kuru Mu? (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Mayıs 2009 Günlük Olaylar 

“ Çocuklar sofrada ekmek bekler” bayram verilmiş benim neyime!... Ahh! Yeni alınan ayakkabılarımızı yatağımızın başucuna sakladığımız bayramlar!... Hele erken saatlerde, büyüklerimizin ellerini öpmeleri ardından ceplerimize sıkıştırılacak paraların heyecanı ile gözümüze uyku girmeyen geceler…

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Mayıs 2009 Toplum 

Adı da anlamlı olan Bilge köyü bundan böyle cehaletin bittiği yer olsun. Toplu mezarlığa ölenlerin adına bir anıt dikelim ve adını da “BERDEL” koyalım. Burada her yıl düzenleyeceğimiz etkinliklerle toplumu duyarlı olmaya davet ederek, düalist yapının kolu olan cahilliği, burada yok edelim.

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Mayıs 2009 Toplum 

İki “Fener” de kayıp!... Birisi kupada, diğeri, hukukta… “Cumhuriyet Mitingi” ise şu günlerde yeniden gündemde… Samanyolu TV, mitinglerden önce katılımcıları caydırmak için; “ Gidenlerin görüntüleneceği ve fişleneceğini” söylemiş!... Aman ne demokrasi, sevsinler!... Peki, Cumhuriyet Mitingleri’nde ne isteniyor?

  Birbirimizi mi Yiyoruz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Mart 2012 Türkiye 

Meclis komisyonu savaş alanı gibi… Başbakan muhalefeti aşağılıyor, muhalefet de Başbakan’ı post diktatörlükle suçlayarak köpürüyor… Muhafazakârlarla Cumhuriyetçiler politikacıları örnek alıp, birbirleriyle kutuplaşıyor… Gazeteler ikiye ayrıldı, ‘biri yandaş, diğeri anti yandaş’ diye… Yazanların biri muhalefeti, diğeri iktidarı temsil edercesine köşelerine çekilmiş boksörler gibi… Kimileri de iktidara yaranmak için ispiyoncu edasıyla meslektaşlarını kodese sokabilmenin telaşında… Eğitim sistemimiz yazboz tahtasına döndü. Tıpkı futbol takımı taktiğine benzedi. Anlayacağınız salata durumlar!… Yargı ise, o da tartışmanın odağında, “Senin yargı, benim yargı” meselesine dönüşmüş, herkes kendine göre adaletin ışığını arıyor… Yargı mensupları keza öyle, “… şu davaya baksam, şunu ifadeye çağırsam, acaba nereye

  Daldandala Sözler (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Mayıs 2009 Günlük Olaylar 

Güzel bir ilkbahar gecesinde, geniş masaların beyazlığı ve donanımında, konuklar gülümsemeler arasında, gelin ve damadı bekliyorlardı. Giriş müziğinin maytaplı parıltısı arasında genç çiftlerin bir ömür boyu birbirlerine, nikah memuru şahitler ve konukların huzurunda söyledikleri “Evet”lerin anlamı büyüktü. Pisteki dans ve oyun havalarının ürettiği kurtların yerlere dökülmesi ardından konuklar neşe içinde ayrıldıklarında, benim aklım, hala Bilge Köyü’nde katliamda ölenlerdeydi… İşte size iki düğün…

  Balçıklar Arasındaki Misina (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Mayıs 2009 Toplum 

Marmara Denizi’nin altındaki fay hatlarının ne durumda olduğunu bilemem ama, üstü, şu yaz gününde, güneşin parlayan ışıkları arasında oldukça sakindi. Uzun ve yorucu günlerin ardından ailem ve bacanağımla birlikte, Kurtuluş Savaşı’nın bitiminde Boğazlar, İstanbul ve Trakya’yı da geri aldığımız ve en önemlisi de, İtilaf devletleri ile Misak-i Milli sınırlarımızın belirlenme antlaşması’nı yaptığımız Mudanya’daydık.

  Yine Sınıfta Kaldık (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Haziran 2009 Toplum 

YİNE SINIFTA KALDIK! “Şimdi sınıfları boşalttık!” Diyerek çocuklarımız, A B C D’nin şıkları arasında karnelerini alarak uzun bir tatile çıktılar. Hani hak etmedi değiller. Arap atı gibi, okulla kurs arasında dolanıp durdular! Şimdi kimisi ağladı, kimisi de güldü. Tıpkı hayatın kendisi gibi.

  Memuriyet Dedikleri (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Haziran 2009 Meslekler & İş Yaşamı 

MEMURİYET DEDİKLERİ… 1. GÜN Dikdörtgen şeklindeki odada topu topu beş kişi vardı. Bunlardan birisi bayan ve daktilosunun başındaydı. Odaya girdiğimde hepsi “Hoş geldin”le karşılamışlardı. Erkekler kravatlı, bense üstümde kahverengi deri mont ve beyazlaşmış kot pantolonum vardı. Bugün tanışma günüydü.

  Şimdi Yandık!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Haziran 2009 Toplum 

ŞİMDİ YANDIK!... Sahte veteriner, Sahte dişçi, Sahte rakı Sahte para, Sahte kimlik, Sahte asker ve polis, Sahte kredi kartı, diploma, Sahte ihracat ve daha nice Osman Sülünlerin eserleri…

  Tikir, Tikir, Tikir (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Temmuz 2009 Toplum 

“TİKİR, TİKİR, TİKİR” Ekonomi tıkırında!... “Tikir, Tikir, Tikir!..” diyen bir reklam var ya, tıpkı onun gibi!... Yılın ilk çeyreğinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomi daralmasını % 13.8 küçülme ile yaşadık!...

  Kendinize Bir İyilik Yapın (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Temmuz 2009 Toplum 

Çimenler, üstüne gelen su tanecikleriyle, şu yaz günlerinin kavurucu sıcağında canlı ve diriydiler. Yeni döşenmiş patika kenarlarına ekilen rengarenk çiçekleri düzenleyen işçiler ise boncuk boncuk ter içindeydi. Sabahın erken saatlerinde banklarda kimsecikler yoktu. Yılların koca çınarı da gölgeliğinde oturacak misafirlerini bekliyordu.

  Laf Ebeleri (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Temmuz 2009 Toplum 

Bütçe yine açık verdi. 37 kalem hizmet türüne zam yolda!... Neden açık verdik? Tabiki çalışanlara bir yılda % buçuklu zamlar verirseniz öyle olur!.. Onlarda, marketlerin altını üstüne getirerek ürettiklerinden fazla tükettiler!... Merak etmeyin, seçimler nasıl olsa yakında. Boşalan bütçenizi kapınızın önüne konulan erzak torbalarıyla yine doldurursunuz! Sahi bu arada akaryakıta ne dersiniz? Fiyatları borsa gibi bir inip, bir çıkıyor!... Dolaylı vergilerden neredeyse dolama oldu.! Vergiyi yükle babam yükle!... Şükürler olsun ki, iyi ki benzin, sigara ve içki var!...

  Sus, Sus, Sus!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Temmuz 2009 Toplum 

“ Sus, Sus, Sus! Kimseler Duymasın” diye devam eden nostalji bir şarkımız var. Bir açılımdır gidiyor. Önce Cumhurbaşkanı, daha sonra Başbakan, “ Kürt Açılımı” nı gündeme getirmeye başladılar. Başbakan’dan AKP Milletvekillerine “ Sus emri” geldi. “Kürt Açılımı” ile ilgili olarak artık önüne gelen istediği gibi fikirlerini beyan edemeyecek!... Ne de olsa Parti içi demokrasisi!...

  Açılırken Boğulmayalım (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ağustos 2009 Türkiye 

AÇILIRKEN BOĞULMAYALIM… Açılıyoruz!... Tepede güneş kavuruyor. Ne ada görünüyor, ne de okyanusun ötesi!.. Kulaçlar atıldıkça, “Kürt, Kürt” diye her kafadan ses çıkıyor… Bakınız kulaç atanların sözlerine; Başbakan, DTP’nin aylar öncesi görüşme davetine; “DTP, PKK teröristtir, demedikçe görüşmem” demişti…

  Cumhurbaşkanlarımız Ne Yapıyor? (Ertuğrul ERDOĞAN) 30 Ağustos 2009 Türkiye 

Klasik ampuller artık çöpe!... 1 Eylül’den itibaren yerini daha aydınlık veren beyaz ampullere bırakacak!... “ Kürt Açılımı” ise okyanus demeden alabildiğine yol alıyor!.. Cumhurbaşkanımızdan sade vatandaşımıza kadar herkes eteğindeki taşları dökmeye başladı… Orijinal CNN’de 21 Ağustos 2009 tarihi saat 20.47’de Türkiye’nin bazı doğu illerini de içinde gösteren sözüm ona “Kürdistan” adı altında bir harita yayımladı.

  Alın - Verin, Verin (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Eylül 2009 Toplum 

Ekonomiyi canlandırmak için, “Simit alın” diyor, reklamlardaki üstatlar… Zaten çalışanlar ne yapıyor? Simidinin yanına üstüne üstlük çay da almıyor mu? Kuru kuruya boğazdan simit geçmez değil mi? Milletçe alıp-veriyoruz!... Hükümet ne veriyor? Buçuklu ücret artışları… Hükümet ne alıyor? Şok!... Şok!.. Şok!... “Kürt açılımı” tartışmaları arasında, elektriğe ”Küt!..” diye yüzde 21.8 zam veriyor!.. İkide bir benzine de cabası…

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Eylül 2009 Toplum 

Ewet, şu “Kürt Açılımı”nın baklası bir türlü ağızdaw (pardon “w” harfini “n” yazacaktım.) çıkmadı gitti!... Kusura bakmayın, aklım Türkçemize ekleneceği dedikodusu yayılan “ Q, X, W “ harflerinde… Düşündüm, taşındım da, şu güzel Türkçemize bu harfleri nereye koyacağımı şaşırdım!... Şimdi, Quveyt” desem “Kuveyt” anlaşılır mı? “ Sex” desem, buraya “ x “ harfi “ cuk “ diye oturur. Hem de yazarken bir harf de tasarruf etmiş oluruz!...

  Tuuu… (Two) Minute!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Eylül 2009 Toplum 

TUUU… (TWO) MİNUTE!... Sizler Başbakanlık makamının kolay olduğunu mu zannediyorsunuz? “ Ne var ki, paşa gibi hayat” diyenleriniz bence yanılıyorlar… Şimdi sade bir vatandaş olarak canınız istese, tek başınıza, yanınızda ne koruma, nede bir programınız olmadan dağ/bayırı özgürce gezebilir veya bir parka oturup, bir çayın keyifli yudumuyla birlikte, gazetenizi kimse rahatsız etmeden rahatça okuyabilirsiniz.

  Habertürk Yazanıyla Atışmam (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Ekim 2009 İlişkiler 

“HABERTÜRK” YAZANIYLA ATIŞMAM… Ankara’da yayınevimizin olduğu ve 12 Eylül’den önceki, karanlık günlerde, yaşımın küçük olmasına rağmen, sağ veya sol içerikli gazetelerin köşe yazarlarını okumak da benim hobilerimin arasındaydı. Okumak ne kelime, sevdiğim yazıları defterime yapıştırıp, daha sonra onları tekrar okumaksa, bana ayrı bir değer kazandırırdı.

  Mektuplardaki Keramet (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ekim 2009 Türkiye 

MEKTUPLARDAKİ KERAMET Nerede o eski mektuplar!... Postacılar, dört gözle beklenirdi. Ucu yanık mektupların içinden ne sevdalar fışkırırdı özlemli yüreklere… Güller, resimler konurdu âşıkların içini ısıtsın diye… Şimdilerde öyle mi? E-mailler bir “Delete” nin tuşlarıyla sonsuzluğa gömülüyor…

  Küstüm, Küstüm (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Ekim 2009 Toplum 

Kış Turizmi’nin göz bebeği Uludağ’ı, yeşilliği ve denize yakınlığı ile güzel şehir Bursa’da, Ermenistan’ın Cumhurbaşkanı gelecek diye oldukça hareketli saatler yaşandı. Polisler, kilometrelerce cadde ve sokaklarda elli metre aralıklarla ikişer kişilik nöbetleriyle uzun süre ayaktaydılar..

  Basın Göreve (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Ekim 2009 Türkiye 

Rahmetli Barış Manço’nun “Dağlar, Dağlar” adlı özlemli bir şarkısı vardı. O dağlar ki, heybetli görüntüsüyle hangi ressamlara konu olmamıştır. Kimisi Ulu’dur, kimisi de Nemrut’tur tarih kokar benim memleketimde… Birde Güney Anadolu’da uzanan sarp ve yamaç dağlarımız vardır ki, oralarda ayazın keskinliğinde nice şehitler vermişizdir, teröristlerin kör kurşunlarıyla…

  Genetiği Değişen İnsanlar (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Kasım 2009 Toplum 

Kameralardan ürkmeyen ve karşısında bal gibi “Domuz Gribi Aşısı” olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ; “ Başbakanımızda aşı olacak” dedikten bir saat sonra, Başbakan’dan açıklama geldi; “Aşı olmayı düşünmüyorum” yanıtıyla, yeni bir gündem daha yarattı!.. Yeni gündeminiz hayırlı ve uğurlu olsun!.. Ne de olsa şu günlerde oldukça ihtiyacımız vardı!…

  Bize Neler Oluyor? (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Kasım 2009 Türkiye 

“Açılım” rüzgârı bizi fena çarptı. Politikacısından vatandaşa kadar gerildik!.. Liderler birbirlerine fena patlıyor… Pamuk ipliği dostluklar neredeyse koptu kopacak… Tıpkı dananın kuyruğu gibi… Tele kulağın ise dünya umurunda bile değil. Ne “Açılım” dinliyor, ne de “İşsizlik”.. Onun tek derdi, “Darbe var mı?” Şüpheleriyle yine bildiğini dinliyor… Yargıtay ve İstanbul Başsavcılığı’nın dinlendi haberini hep birlikte izledik. Hukuk, yani “Kuvvetler İlkesi”nin en önemli sacayağı büyük yara aldı. Partiler, Genelkurmay, Meclis, Kurumlar ve piyasalar ise diken üstünde!...

  Solcular İle Sağcıları Daha Yakından Tanıyın (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Kasım 2009 Toplum 

Domuz gribi hızla can almaya devam ediyor… İlaç firmaları ovuşturdukları ellerinin sırıtan gülücüklüğünde keyiflenirken, vatandaşlar da, Başbakan ile Sağlık Bakanı arasındaki ikilem nedeniyle, “ Aşı” olmaya bir türlü karar veremiyor... Gündemin baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, elimdeki kitapları bir kenara bırakıp, Doğan Kitap’tan çıkan Soner Yalçın’ın “Bu Dinciler, O Müslümanlara Benzemiyor” kitabını okumaya devam ediyorum… Not aldığım birkaç bölümü sizlerle paylaşmak istedim;

  Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Kasım 2009 Türkiye 

Eşinizle oturmuşsunuz masanın başına, birde almışsınız elinize kalem ve kâğıdı, yukarıdan aşağıya sıralıyorsunuz, şekeri, çayı, yağı ve daha nice erzakları. Ardından, kirayı, sigarayı, telefonu, doğalgazı üstüne üstlük birde Dershane parasını ekleyip, avucunuzdakine bakıyor, sonrada kara kara düşünerek çıkıyorsunuz çarşı pazara…

  Yurdumun İnsanı (Ertuğrul ERDOĞAN) 7 Aralık 2009 Toplum 

Araba vapuru İstanbul Boğazı’nın tarihe mal olmuş sularını yararak hafifçe ilerliyordu. Denizin iyot kokusunu içime çektiğimde, martıların çığlıkları da şehrin gürültüsüne karışıyordu. Hele bir tanesi, geminin en üst direğine konup, yol boyu ayrılmadan bizlerle birlikte yurdumu kuş bakışı seyrediyordu.

  Hüzün Kokusu (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Aralık 2009 Günlük Olaylar 

Yaşadığım şehir Bursa’da restore edilen 500 yıllık Osmanlı mirası Ördekli Hamamı, artık Bursa’nın önemli bir Kültür Merkezlerinden birisi oldu. Şehrimizin şiir yorumcularından “Sebahattin Abi” yi oğlum ile birlikte ikinci kez izlemeye gittim. Türk şiir tarihine damgasını vurmuş, Atilla İlhan, Nazım Hikmet, Özdemir Asaf, Yunus Emre ile daha nice şair ve ozanların şiirleri, kültür merkezinin gök kubbesinde yankılanarak, aşkların en güzelini, ayrılıkların hüznünü, kavuşmaların sevincini ve yaşamdan ilginç kesitleri, fon müziğinin ahenginde kulaklarımızda name olup, yüreklerimizi serinletti.

  Bir Dost... (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Aralık 2009 Yaşam 

Bu yazımda sizlere, ne “Açılım” , ne Mevlana’nın “Gene gel/ ne olursan ol,/ ister ateşe tap, ister puta/ ister yüz kere tövbe etmiş ol/ ister yüz kere bozmuş ol tövbeni/ umutsuzluk kapısı değil bu kapı/ nasılsan öyle gel.” Diyen ünlü sözüne inat, birbirlerine küs olan liderleri, nede sokak olayları karmaşasında önce “İstifa edeceğiz” diyen, daha sonra da İmralı’dan aldıkları talimatla Meclis’te yeni partiyle kalacaklarını söyleyen kapatılan DTP ‘ den bahsetmeyeceğim…

  Sahi, Biz Nereye Gidiyoruz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Aralık 2009 Türkiye 

Temiz duygularla verdiğimiz kurbanlıklarda yapılan yolsuzluklarla kurbana geldik! Tekel işçilerini Ankara’nın ayazında biber gazı eşliğinde havuza döktük! Bir partiyi kapattık, İmralı’dan gelen talimatla Meclisteki yerini alan BDP’nin tabelalarını yeniledik! İtfaiye çalışanları özelleştirmeye karşı Boğaz Köprüsü’ndeki eylemleriyle mücadelelerine devam ediyor… Ormanlarımızda, yeni yıl için çam ağaçları kökünden sökülerek satılıyor… Tutuklanan askerler geride gözü yaşlı sevdiklerini bırakarak intihar ediyor…

  İstanbul'da Bir Gün... (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Ocak 2010 Türkiye 

Allah’ınızı severseniz siz aklınızı mı yitirdiniz? Şimdi bu soruda nereden çıktı demeyin! Magandası bol ülkemizde kalabalık arasında bir bayan olarak hiç yılbaşı kutlaması yapılır mı? Evet, eğlence adına sokaklara fırlattığımız cam, vazo ve evlerde giydiğimiz pijama, terlik ve televizyon karşısında yaşlı bir yılı daha geride bırakıp, sanki yeni gelen yılda, hiç kötülüklerin olmayacağı inancıyla kutladık…

  Kimine Ten, Şehvettir... (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Ocak 2010 Yaşam 

Dere, kışın ayazında coşkulu akıyor, Ağrı’nın köyünden okula gitmek öyle kolay değildi. Önce paçalarını sıvayacaksın, sonra da ayakkabılarını çıkartıp, buz gibi suyun içine sokacaksın. Çantanı da ıslanmaması için yukarı kaldıracaksın. Bitti mi? Hiç biter mi okulun otuz kilometrelik yolu… Eğitimin ışığı yıldızlar gibi uzakta olsa küçücük yüreklerde okuma isteği hiç bitmiyor…

  Şimdi Kültürlü Olduk!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Ocak 2010 Toplum 

Yıllar öncesi Ordu şehrinde gazetecilik yaptığım dönemlerde seçim gezileri sırasında konuştuğum rahmetli Turgut Özal’ın adının verildiği feribot, hırçın dalgaları yararak Kültür Başkenti unvanını alacak olan İstanbul’a doğru yol alıyordu. İçerisinin sıcaklığı ve pencerelerin buğuluğunda tüm koltuklar doluydu. Karşımızda oturan iki genç kız, cep telefonlarına gelen mesajlarla gülüşüyordu. Televizyondaki Haiti’den gelen üzücü haber görüntülerine takılıyoruz. Bir buçuk saatlik yolculuğun, karşınızdaki insanla konuşmadan, selamlaşmadan gidilemeyeceğini anlayarak söze dalıyorum;

  Yuh! Yuh! Soyanlara (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Ocak 2010 Toplum 

Bu milletimiz, zamanın ünlü katilleriyle devletin kasasını soyanları “Türkiye Seninle Gurur Duyuyor!” sloganlarıyla omuzlara alarak kahramanca karşıladı… “Yuh! Yuh! Soyanlara, Soyup kaçıp doyanlara, İnsana kıyanlara, Yuh nefsine uyanlara yuh!..” Sabah kalkıyoruz “Darbe”, akşam

  Kayıp Gençlik (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Ocak 2010 Yaşam 

Depremde, gökte, yaşlı ve gençte, iklimde, televizyonda, cümlemin sonunu merak ettiniz değil mi? Evet, belinizdeki kemerden değil, “Kuşak”tan bahsedeceğim. “Kuşak” deyip geçmeyelim. Bunun kötü anlamı da var. “Dikkate değer hiçbir özellik taşımayan sıradan sinema yapıtı” anlamına da geliyor ama bizi şimdilik bu ilgilendirmiyor. Gelin biz ecdatlarımız ile günümüzde yaşayan kuşakları şöyle bir irdeleyelim.

  Şaşkın Bakkallar (Ertuğrul ERDOĞAN) 7 Şubat 2010 Toplum 

“Bakkal Amca, Yağın Var mı? Var! Var! Unun Var mı? Var! Var! Şekerin Var mı? Var! Var! Ne duruyorsun? Helva yapsana, helva yapsana!...” diye devam eden tekerleme bir türkümüz var…

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Şubat 2010 Toplum 

“Sevgililer Günü”nde de sevimsizliği kaleme almak istemem. Bugün, güzel sözcüklerin kulakları tırmaladığı, bakışların anlam kazandığı, yüreklerin bir başka çarptığı, hediyelerin gönülleri fethettiği, “Sevgililer Günü”. Sakın ola ki, bugünü unutup, diğer günleri “ Sevgisizlik Günü” olarak ilan etmeyin!.. Bugün sevdiklerinizle “Fiziksel Alanı” istediğiniz gibi kullanabilir onun keyfine varabilirsiniz. Sevdiğinizin kulağına şarkıların en anlamlısını fısıldayabilir, onu bir çiçek gibi koklayabilir, dudağına bir buse kondurabilir, isterseniz, güzel bir romantik gecenin ardından aşk mabedinizde, geleceğinizin meyvesinin temellerini bile atabilirsiniz!

  Ben Bu Hükümetin... (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Şubat 2010 Türkiye 

Adamın birisi çok eskilerde arkadaşlarıyla kahvede kâğıt oynarken, radyoda haber okuyan spikerin “İğneden ipliğe zam geliyor…” sözünün ardından adam elindeki kâğıtları masaya fırlatıp, “ Ben bu hükümetin… (Bip) ” diyerek basıyor küfürü. Yarım saat geçmeden başına iki polis belirir ve sorar; “ Hükümete sen mi küfür ettin?” “ Evet ettim”

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Şubat 2010 Toplum 

Yaz babam yaz!.. Yıllardır yazıp duruyorsunuz. Osmanlı döneminden günümüze değin “Ülke Meselesi” dediniz, yazdınız. Kiminiz iktidara muhalif oldunuz, kiminizde iktidara yalakalık yaptınız. Bir çoğunuz patronunuzdan çıkış alarak işsiz, bir çoğunuz da iktidarlardan sürgün yiyerek hapislerde çürüdünüz!...

  Şu Yargı Olmasa!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Mart 2010 Toplum 

“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” yani şu günlerde ağaçların tomurcuklarını görüp ‘Bahar geldi’ diye sevinmeyin. Eskilerin deyimi ile kısacası “Mart” dert ayıdır… Şöyle bir Türkiye’nin gündemine baktığımızda,

  Sağ ve Sol Loblarımız (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Mart 2010 Yaşam 

Beyninizin yüz milyar ışık yılı genişliğinde bir evreni kavrayabilen ve avucunuza alınabilen ortalama 1,5 kg ağırlığında bir mucizenin olduğunu hiç düşündünüz mü? Sağ ve Sol… Durun! Durun! Hemen beyninizi olumsuz düşüncelere boğmayın! Sağ, sol dediysek, hemen siyaseti aklınıza getirmeyin! Hani avucumuza alınabilen beynimizin “Sağ ve Sol Lobları”ndan bahsediyorum

  Dostlarınızı Arıyor Musunuz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Mart 2010 Yaşam 

1968 yılı sonlarında Ankara’nın Cebeci semtinde Siyasal Bilgiler Fakültesi karşısında faaliyete geçen Doğan Yayınevimize 1970 yılında siyah çizgili takım elbisesi, koyu renk ve kalın çerçeve gözlüğü, hafif seyrelmiş saçları, kaytan ve kızıla çalan bıyıklarıyla Denizli’nin Tavas İlçesi Kızılcabölük bucağından Süleyman Saylan adında bir genç gelmişti. Bense henüz on üç yaşımdan yeni kurtulmuştum. Basın Yayın Yüksek Okulu’na yeni başlayan bu ağabeyimiz yayınevimizde hem çalıştı, hem de okulunu bitirdi. Daha sonrada yaşamın derinliklerine yolculuk yaparak kuş misali uçup gitmişti…

  Yetenek Sizsiniz!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Mart 2010 Toplum 

Türbanı, Açılımı, İşsizliği, Eğitim ve Sağlığı, Ermeni Sorununu, “Fener Derneği Davası”sını, Ergenekonu, Domuz Gribini ve daha aklımıza gelmeyen bir çok sorunu hallettik, şimdi sıra “Anayasa Değişikliği”ne geldi!... Şükürler olsun 23 maddeyi bir hafta içinde okuduk, tartıştık ve üzerinde kafa patlatarak yorum yaptık. Sonun da da toplumun yeni fikirlerine saygı duyularak hükümetçe de benimsendi! Allah’ını severseniz

  Bu da Beyin Çiftliği (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Nisan 2010 Toplum 

Dağ, dağa küsmüşte dağın haberi olmamış! ABD Dış İşleri Komisyonu’nda kabul edilen sözde Ermeni tasarısı nedeniyle elçimizin geri çağrılması ardından bu ülkeye yapılacak ziyaretler de rafa kaldırılmıştı… Raf tozlandı.. Şimdi uçaklar hazır kıta… Ne diyelim göbeğimizden bağlı, Amerika ayrılığına ancak bir ay dayanabildik!... Hayırlı Yolculuklar!.. Yurtta barış, dünyada barış…

  Toplayacaksın Bakanlarını... (Ertuğrul ERDOĞAN) 11 Nisan 2010 Toplum 

“Emek” denildi mi, akla kim bilir kaç sözcük gelir. Ekleyin arasına “K” yı olsun size “Ekmek”, ekleyin başa “Yemek”, birde “D” yi olsun size “Demek”… Demek ki Emeğin hakkı önemsendi… Ne demişler, “Çalışanın gerçek hakkını teri soğumadan vereceksiniz”

  Adidas'ın Var mı? (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Nisan 2010 Toplum 

“Baba beni okula gönder!” Tamam evladım… Ne lazım? “Çanta, ayakkabı, defter, kalem, önlük…” Babası, üzülme önlük olmayabilir… “Ohh! Be!” desenize ondan kurtardık!... Ahmet sınıfın sırasında ders dinliyor. Yanındaki temiz giyimli Cem’e; “ Senin ne güzel kotun var.” Cem; “ Babam yeni aldı. Markası da, Levis” Ahmet; “ O ne ki? Benim pantolonumu babam pazardan aldı. Hemi de yepisyeni!

  Mesaj Çılgınlığı (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Nisan 2010 Toplum 

“ Okan slm” “ Nbr?” “ ii “ “ Sen nsl?” “ ii “ Mert lavaboda elini yüzünü yıkayıp elinden hiç düşürmediği son model cep telefonunun tuşlarına hızlıca dokunmaya devam etti. “ Orda mısın?” “ Ewt” “ Şu an ne yaptın?” “ Ellerimi yıkadım. Ya sen?” “ Bende yemekteyim” “ Oki”

  Yiter Ya!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Mayıs 2010 Toplum 

“İrman, akşama komşular gelecek, gelirken bir kilo kıyma alda, onlara dolma yapalım” “ Neeey!.. Kıyma mı?” “ He ya!” “ Sen ne diyon abiye!.. Gıymanın kilosunun kaç para oldunu biliyon mu?” “ Yoo! Ben yalnızca pizzanın fiyatını biliyom İrmanım” “ De get ya! Ben misafir filan istemiyom! Yiter ya! Üç kuruş maaşımı da gıymayamı gaptırayım? Yiter ya Yiter!..”

  Aman Dikkat!. (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Mayıs 2010 Toplum 

“İndim derelerine, bilmem nerelerine, kaytan bıyıklarımı sürsem nerelerine…” diye devam eden acayip bir türkümüz var ki sormayın gitsin!... Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen Hitler bıyığı!... Şu siyasi tarihte ne bıyıklar gördük, kaytanından tutunda, aşağıya doğru sarkana, posundan, muhtar bıyığına… Hele kızınca “ Bıyığına tüküreyim senin…”le başladık mı, gerisini siz tahmin edin… Bizler önemli şeylerin altını çizmeye bayılırız. Hele bıyık olunca. Burnumuzdan bahsediyorum. Çeşit çeşit vallahi, patlıcan cinsi mi dersiniz, laz burnumu ne ararsanız mevcut!…

  Kamera Şakasııı!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Mayıs 2010 Türkiye 

Konutun yalnızca yatak odasının loş ışığı yanıyordu. Polisler ise nöbetteydi. Sinyal kesici Jammer araç ise görevi başındaydı. Evin hanımefendisi ince kırmızı parlak geceliğiyle makyaj masasında son rötuşlarındaydı. Diplomat ise sabırsızdı. Heyecanla seslendi; “Hadi hanım çok bekletmedin mi? Yarına erken kalkmam lazım. Bir sürü ülke sorunları bizi bekliyor.” “Dur bey bir tıkırdı duydum!” “Aldırma sen hele gel yanıma!” “Sana bir ses duydum diyorum, sanki saatin çalışması gibi. Sakın gizli kamera yerleştirmiş olmasınlar!” “Nerden çıkardın bunu! Dışarıda Jammer aracı yirmi dört saat görev başında, hele gel yanıma!”

  Gandi Kemal (Ertuğrul ERDOĞAN) 23 Mayıs 2010 Türkiye 

Gündem yine dopdolu… Gandi Kemal liderliğe hızlı girdi. Pek yakında sinemalarda. Artık Başbakanla ağız dalaşı yapmayacağını, halkın önemli sorunlarına odaklanacağını söyledi. Bir partinin halka nasıl umut olacağını, işsizliği, yoksulluğu, yolsuzluğu nasıl yok edeceğini CHP’nin 33. Kurultayında söyledi. Gandi aşağı, Gandi yukarı… Peki kimdir Gandi ve felsefesi nedir? Gelin birlikte bir göz atalım.

  Hakkımı Helal Etmiyorum!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Mayıs 2010 Toplum 

“Tangur Tungur Teneke Siyaseti” yine devam ediyor. Başbakan; “Tenekeyi istediğiniz kadar altın sarısına boyayın yine tenekedir” diyor, CHP’nin çiçeği burnunda lideri ise; “ Ben havuzlu villalarda altın olacağıma halkın arasında teneke olmayı kabul ediyorum” diyor. Merak etmeyin daha neler duyacağız neler!.. Dedik ya, bizde senaryo çok!.. Dizilerimizden belli değil mi? 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı düzenlemeyi UEFA Başkanı Fransız Platini’nin taraflı tutumuyla bir puan farkla kıl payı kaçırdık. Neyse üzülmeyelim 2020’deki şampiyonaya hazır oluruz. Hem de pırıl pırıl statlarımız ve efendice maç izleyen seyircilerimizle!

  Bir Çocuğun Feryadı (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Haziran 2010 Toplum 

Yaz yağmuru bu, birazdan şiddetini azaltır. Koşu yolu sabahın köründe yine kalabalık. Lastik parkeler üstünde salyangozlar toprağından uyanmış onlarda yürüyor, hem de ezilme tehlikesini hiçe sayarak. Yerden incitmeden tek tek alıp, çalılıklarının ardına bırakıyorum, ölümden korurcasına… Gazze’de ölenler var, bir ülkenin kalleşliğinde… Ve siyasilerin ağzından kan damlıyor, öfke ve inatçasına,

  Aşk-ı Memnu (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Haziran 2010 Toplum 

Beyaza bürünmüş küçük odanın içinde beş yaşlı, yataklarında iğne, serum ve inlemeler arasında yaşam savaşında… Refakatçiler ise hemen yanı başlarında koca çınarların dirilmesi bekleyişinde... Her biri tarih ve her biri kim bilir ne iktidarlar görüp, ne acılar çekti yaşamın feleğinde… Televizyonda başlayan “Aşk-ı Memnu” dizisinin entrikaları kimsenin umurunda bile değil. Refakatçiler yalnızca inleyen ihtiyarların gözlerinde azalan ferdeki bakışlarında… Yeni başlayan ve “Çocuğum tost için ağladı…” diye devam eden Adanalı bir babanın çaldığı beş kilo peynir için beş yıl on ay aldığı, hapis haberine kulak veriyorum…

  Vuvu... (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Haziran 2010 Toplum 

Beklenen ve özlenen maçlar yazın sıcağında başladı. Hakemin düdük sesi duyulmuyor bile… Gözler milyon dolarların verildiği yeni transferlerde… Zenci futbolcu, ayağına aldığı topla ilerliyor, gözüne kestirdiği kaleciyi sert şutuyla uzaktan avlamak istiyor… Şuuut… ve alışık olmadığımız vuvuzelanın sesi kulakları yırtıyor… “Gooolll” sesleri artık duyulmuyor… “ İ.ne hakem!..“ “Gözüne gözlük!” tezahüratları duyulmuyor… Bayan seyircilerle hakem oldukça rahat!...

  Taşeronlaştık (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Haziran 2010 Toplum 

Son günlerde bir “Taşeron”dur gidiyor… Gelin önce bu sözcük ne demektir, ondan başlayalım. Taşeron; “ Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı asıl müteahhitten kendi üzerine alan ikinci müteahhit” diyor sözlükler. Başbakan’ın şu meşhur içeriği açıklanmadığı için henüz ne olduğu kimse tarafından da anlaşılamayan “Açılım”ın ardından patlak veren PKK saldırılarında ölen onlarca şehidimiz sonrası yaptığı açıklamada; “PKK’nın ‘Taşeron’ bir örgüt olduğunu açıkladı…

  Bakanım, Çiçekleri Soldurmayın (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Temmuz 2010 Toplum 

Sayın Milli Eğitim Bakanım, kusura bakmayın da, eğitimi “Yap-boz tahtası”na çevirdiniz!... Bakın şimdi size neler anlatacağım; Oğluma, eğitimi yanı sıra sosyalleşmenin de önemini bilen bir ebeveyn olarak üç yaşlarında başlattığım yüzme, jimnastik, karate, tiyatro kursu, şiir dinletileri, TV’ler derken beşinci sınıfını başarı ile bitirdi. Hatta yıl sonu balosunda, öğretmenine yaptığı “ Atatürk İlkelerine bağlı bir genç olacağına, haram yemeyeceğine, devletin kuruşuna sahip çıkacağına” dair yaptığı anlamlı konuşmasında söz verip, konukları duygulandırdığı gibi öğretmenini de ağlatmıştı.

  O Bir Fenomen (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Temmuz 2010 Türkiye 

Gözleri ve beyni iyi gelişmiş… Korkunç göründüğüne bakmayın, o bir çekingen ve ürkek… Renk değiştirme özelliği ile birkaç saniyede yeşil, mavi hatta beyaza bile dönüşebilir… O bir Fenomen!... Labirentleri aşarak hedef bulan… Renkli örgü ve düğümleri çözebilen… Açlıktan ölme pahasına yumurtalarını terk etmeyen… Evet, o şu sıralar gerçekten bir “Fenomen” Merak ettiniz, değil mi?

  Yeraltı Mağarasındaki Gizem (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Temmuz 2010 Yaşam 

Kargalar sabahın köründe kasabamızın üstüne çullanmıştı. Sesleri uykumu bölmüştü. Yatağımın içinde sağa sola dönüp, tekrar uykuma dönmeyi zorlasam da yapamadım. Allı güllü desenli perdeyi aralayıp pencereyi sonuna kadar açtığımda karga sesi daha da keskindi. Gökyüzüne baktığımda evimizin üstü, karabulutlardan farkı yoktu. Küçük kuşların seslerini işitemiyordum bile… Kasabamız Orta Anadolu’nun tüm özelliklerini taşıyan, sokakları dar ve kare taşlarla bezenmiş, yol üstünde eşek ve atların gittiği ve tarihi eski evleriyle turistlerin ilgiyle gezdikleri şirin bir yerdi. Evimiz…

  Kim Demiş, "Demokrasi Yok" Diye!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Temmuz 2010 Türkiye 

Aman nazar değmesin! Artık özlediğimiz tabloyu görmeye başladık… Aslında şu günlerde bir kurşun döktürsek veya kına yaksak yeridir!.. Darısı diğer partilere diyelim. Neden bahsettiğimi sanırım anladınız. AKP ve CHP liderleri sonunda buluştu. Umarım iki lideri bir TV Programında halkın önünde de görürüz… Yaşasın demokrasimiz yeşeriyor!.. Kim diyor, “Ülkemizde demokrasi yok” diye. Liderler bile görüşüyor, fikir alışverişinde bulunuyorlar! Ne mikemmel bir manzara!..

  Arabesk Siyaseti (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Temmuz 2010 Toplum 

Dün Kuzey Irak sınırında siper gerisine çömelen Başbakana sınır hakkında bilgi veren üst düzey komutana, şimdilerde yakalama emri çıkartıldı. Hem de yanında 102 emekli ve halen görevde olan askerlerle birlikte… Ülke olarak yetiştirdiğimiz değerlerin maliyetini hiç düşündünüz mü? Bu gidişle Ordu’da komutan kalmayacak!... Neden?

  Portakal Bahçesi (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Temmuz 2010 Yaşam 

Tülay öğretmen Jandarma teğmen eşiyle birlikte otobüsün orta koltuğunda gideceği kasabanın bilinmezliğinde gözleri dalgındı… Toroslar aşıldığında Adana’nın İç Anadolu’ya yakın Tufanbeyli kasabasının tabelası da uzaktan görünmüştü. Kocasının çalışacağı yer belliydi. Tülay öğretmen ise nerede çalışacağını henüz bilmiyordu. Otobüsten indiklerinde dışarının sıcaklığı ikisini de ürkütmüştü. “Ben bu sıcaklarda ne yaparım?” diye kocasına hayıflanarak baktı…

  Boy Abdesti Almayı Unutmayın!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Ağustos 2010 Toplum 

Boylarına boslarına bakmadan Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Elvan Abeylegesse 10 bin metrede, diğer bayan atletimiz Nevin Yanıt ise 100 metre engellide altın madalya alıp şu gerilen siyasi ortamda bizleri biraz olsun gevşetti… Kızlarda boy desen yok!... Kilo desen yok!.. Elvan 38 kilo.. Üflesen uçacak!... Bugünde finalde yarışacaklar… Umarım bayrağımız göklerde dalgalanırken, İstiklal Marşımızda dudaklarda yüceleşir…

  Lakapçılara Duyurulur!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Ağustos 2010 Toplum 

Ağustos Böceği, gövdesinin arka kısmında bulunan hava keseciklerine yerleşmiş sağlı sollu taş gibi sertleşmiş plakları, saniyede beş yüz kez tekrar ederek çıkarttığı ses, adına yakışır bu ayda gecenin sessizliğini bozmaya yetiyor…

  Tuvalet İhtiyacını Nerede Gidereceğiz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Ağustos 2010 Toplum 

“Recep Bey” ve “ Memur Kemal” lakapları bir gün Sinop’ta, diğer gün Gaziantep’in kavurucu meydanlarında yankılanıyor… Bu yazın müthiş sıcaklarında “Top 10”lar arasında başı çekiyorlar… Yakında televizyonlara dizi olursa şaşırmayın! İki liderin “Villa” tartışmaları arasında Memur Sendikaları, Hükümetle pazarlık masasına oturdu. Oturdu da ne oldu?

  Ankara'nın Taşına Bak! (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Ağustos 2010 Toplum 

Doğup büyüdüğüm ve daha sonra da ayrıldığım Ankara’ya babamın ani rahatsızlığı nedeniyle gittim. Gençlik yıllarımda inşaatını gördüğüm yeraltı trenine bindiğimde iki durak ötede Gazi Hastanesi’nin 11. katındaydım. Hastalar uykusundaydı. Babam ise ateşler içinde, solunum cihazına bağlı, kolları iğneden delik deşik, ablamla birlikte sabaha kadar nöbetteyiz.

  İftar Bahane, Propaganda Şahane! (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Eylül 2010 Toplum 

Caddelere ve hipodroma kurulan iftar sofraları Belediyelerin yüzünü ağartıyor! Atletizmden sonra böylesi rekor üstüne rekor haberlerini duymamak neredeyse imkânsız oldu! Beş değişik yemek fabrikasıyla anlaşan ve dağıtacağı yemek paketlerinin üzerine “ Evet” afişinin yapıştırılmasında emeği geçen Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, iftar yemeğinde yaptığı konuşmasıyla 10 platform üyelerine de katkılarından dolayı teşekkür etmeyi ihmal etmedi! Yemek ne için verildi?

  Arka Bahçenin Bertarafları (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Eylül 2010 Türkiye 

Eylül ayı benim için özel bir aydır. Bu ayın üçünde gece yarısı saat üç de doğmuşum. Bu ayda okullara başladım. Askerde yağmurlu bir eylül gece yarısı çalınan alarm ardından hızla giydiğim palaskanın esas duruşunda ve koğuşta açtığımız radyoda çalan Hasan Mutlucan’ın kahramanlık türküleri eşliğinde Darbeyi karşıladık…

  Babıali Şen mi? (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Ekim 2010 Toplum 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin organize ettiği “ 3 ncü Babıâli Şenlikleri” Sultanahmet’te Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da katılımıyla açıldı… Yine kurdeleler kesildi, Pastalar yendi,

  Tuvalet Yassak, Sonda Takalım!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Ekim 2010 Toplum 

Alış Veriş Merkezine giriyorum. Albenisi ürünler raflarda sırıtmaya başlıyor… İçerisi kalabalık ama kuru mu olduğunu bilmiyorum! Birkaç reyon ileriye yol alıyorum. Birde ne göreyim! Onunla yazın hemen hemen her gün birlikteydik. Beni görünce önce yüzü kızardı. Mahcup oldu. Elimi uzattım, elim havada kaldı… Bu hareketime çok üzüldüğü her halinden belliydi. Dayanamadım sordum; “Kaç gündür nerelerdeydin? Hiç uğramaz oldun!”

  Viy (Ana) Elçimiz Nerede? (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Ekim 2010 Türkiye 

Gündem yine öyle dolu ki, önce kısaca görüşlerimi yazmak istiyorum. Sonrada Avusturya’da yaşayan bir arkadaşımızdan aldığım yazıyı aynen sizlerle paylaşacağım. Önce, Dünya Adalet Projesi 2010 yılı “Hukukun Üstünlüğü” endeksinde neredeyiz? İçeride uzun süre yargılanmayı bekleyenler olduğu sürece sakın zirvede olacağımızı düşünmeyin. Bu araştırmada İsveç ve Hollanda yanı sıra birçok Avrupa ülkesi zirveyi kaptı. Biz mi? Sonlardaki Kenya ve Pakistan’dan biraz önlerde!.. “Yasaların Anlaşılabilirliği” nde 35 ülke arasında 32 nci, “Temel Haklar” da ise 33 ncüyüz.

  Ne "Cumhuriyet Bayramı" Ama! (Ertuğrul ERDOĞAN) 31 Ekim 2010 Türkiye 

AKP “Neden %42 yi alamadık” diye birçok ili kapsayan anket düzenlemiş. Böyle araştırmalar güzel… Öncelikle %58 “Evet” oyu verenlerin eğitim ve kültürel düzeyleri, kadın ve erkek eşitliğine verdikleri önem, gazete ve kitap okuma oranları yanı sıra eğlence düzeyleri gibi sosyolojik durumları incelendiğinde işte o zaman neden %42’nin “Hayır” dediği daha kolay anlaşılacaktır. Buna göre önlemler alındığında, zaten Cumhuriyet Bayramları birlik ve beraberlik içinde muhalefetin, ordunun ve hükümetin katılımıyla gülümseyen yüzlerle Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuyla birlikte dışarıdaki halkın havai fişekli ve coşkulu kutlamalarıyla gerçekleşecektir…

  Ve... (Ertuğrul ERDOĞAN) 7 Kasım 2010 Toplum 

Parkın her tarafı yemyeşil, çiçekler renk cümbüşlüğünde kendisine bakanlara gülümsüyordu. Yaşlı bir adam eline sımsıkı bağladığı kaniş cinsi köpeği ile banka oturdu. Cebinden çıkardığı yiyeceği köpeğine uzattı. Beyaz sevimli köpeğin tüylerinden neredeyse gözleri görünmüyordu. Adam, eliyle köpeğinin çene altını severken kendinden geçtiği belliydi. Köpek, adamın avucundakileri bir çırpıda bitirdikten sonra iki ayağı üstünde durarak şirinliğini ve memnuniyetini gösteriyordu. Çevrede bakanlar bunu görebiliyordu ancak adam göremiyordu. Yanı başındaki beyaz bastonunu alarak uzaklaştığında yaşamın arta kalanları da kuytu köşelerde acımasızca devam ediyordu.

  Kızlarını Ne Görüyorlar? (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Kasım 2010 Toplum 

Erkekler kadınları ne olarak görür? Sevgili mi? Eş mi? Evinde hizmetçi mi, seks objesi mi? Yoksa tarlada, fabrikada, ofiste çalışan mı? Gelelim ilkokulda okuyan daha henüz hayattan bihaber küçük kızlarımıza. Onlara aileleri neden türban taktırmak isterler? Yoksa kızlarını erkeklerden korumayı mı düşünürler? Henüz buluğ çağına girmeyen ve seksin ne olduğunu bilmeyen bu kız çocuklarımızı cinselliğin objesi olarak bu yaşlarda görüyorlarsa, vah o ailelerin beyin yapısına!…

  Doğan Medya Pes mi Etti? (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Kasım 2010 Türkiye 

“Artık iktidarı eleştiren yazılar yazmasan iyi olur. Bak patrona rekor cezalar geliyor!” “ Olmaz, ben neysem oyum, kendimi değiştiremem!” “ O zaman kusura bakma, patronun emri, ‘ ko-vul-du-nuz!” “ Eyvallah!” İşte size kovulan köşe yazarlarının yayın yönetmenleri ile yaptığı replikler… Şimdi sözüm ona özgür basınımızda (!) yakın zamanda olup bitenlere bir göz atalım ve ikiye ayrışan medyamızın, ‘Yandaşsızlarda olup bitenleri bir irdeleyelim. Yandaşlarda zaten sorun yok! Herkes halinden memnun, ver parayı, muhalefeti kötülemek adına ne istersen yazdırırsın! Hatta çizik bile attırıp kanalında kıvırttırırsın! Ismarlama gazetecilik dedikleri bu olsa gerek!...

  Siyasetin Şanslı Çocukları (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Kasım 2010 Türkiye 

Eğer toplum olarak kalkınmayı tabana yaymamışsak, alın teri vermeden zenginler yaratmışsak. Devletin kuruşunu korumamışsak, işsizler yaratmışsak, insanları asgari ücrete mahkûm etmişsek, babalar çocuklarına harçlık vermede zorlanmışsa, çalışanlar ay sonunu zor getirerek karın tokluğuna yaşama sarılmışsa, İnsanlarımız okumayıp, öğretmenlerimiz ise kitap almakta zorlanıp kendilerini geliştirememişlerse, kadınlar şiddet görmüşse, 1 milyon 250 bin çocuğumuz emniyette sorgulanmışsa, işten atılmalar çoğalıp işyerlerinin kapılarına kilit vurulmuşsa, din bezirgânlığı yapılarak insanlarımız birkaç erzakla kandırılarak oy avcılığı yapıldıysa, ülkenin yazanı, çizeni ve sanatçıları baskı altında mesleklerini özgürce icra ettiremiyorlarsa, adalet sisteminde gecikmeler olup, yargı bağımsızlığı yoksa insanların demokratik hakları olan protestolar sonrası hapis cezası alıyorsa… Yani demokrasinin kesintiye uğradığı düşünülüyorsa, işte nedenlerini bu yazımın içinde bulabilirsiniz. Bulamayan ve bulmak istemeyenlere sözüm yok. Onlara da demokrasi içinde saygımız sonsuzdur!…

  Yoksa Dördüncü Dünya Savaşı mı? (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Aralık 2010 Toplum 

Amerika desem, zorda kalan bu ülke, özür dileyerek olayın doğruluğunu da onayladılar. Çıkarlarını düşünen ve üçüncü dünya ülkeleri üzerinde sürekli senaryo üreten bir ülke olarak ABD’den her şey beklenir diye şüphe kapısını açık bırakıyorum. İsrail mi? Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışından sonra Akdeniz’de meydana gelen Mavi Marmara Gemisi’ne baskının ardından gerilen ilişkilerimiz sonrası hükümetleri zorda bırakmak adına İsrail'in oynadığı bir oyun mu?

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Aralık 2010 Günlük Olaylar 

Halkımız ülke sorunlarından bihaber… Nasıl öğrenci dersine çalışmadan sınıfını geçmesi mümkün değilse, oy kullanan ve ülke sorunlarından kendisini soyutlayan halkımız ile “yanlı ve yansız” adını verdiğimiz Medya’da, demokrasinin gelişmemesinde suçludur… Yani medya’nın ekseni kaydı, çivisi çıktı…

  İki Yazı İki Gazeteci (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Ocak 2011 Toplum 

Evet, 2010’u çabuk unuttuk değil mi? Eskimiş mendil gibi geçen yılı bir kenara koyuverdik mahzunca… Sanki hiç yaşanmamışçasına yeni yıla umut bağlayıverdik… Peki, 2010’da mutlu muydunuz? 2009’daki dilekleriniz kabul oldu mu? Koca yılda kaç sevdiğinize “Seni Seviyorum” dediniz? Kendinizi yargılayarak; İnsanlık Muhasebenizi yaptınız mı? Kaç kişiye gülümsediniz veya onlara içten bir “Merhaba” diyebildiniz? Doğa için neler yaptınız? Sokakta gördüğünüz naylon poşeti alıp çöpe attınız mı? Trafikte nazik oldunuz mu? Bir böceği öldürmeden doğaya geri bıraktınız mı?

  Uçun Kuşlar Uçun... (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Ocak 2011 Toplum 

“Uçun kuşlar uçun doğduğum yere, Şimdi dağlarımda mor sümbül var, Ormanlar koynunda bir serin dere…” diye devam eden şarkıdaki sümbüller nerede? Hani o buz gibi tertemiz akan dereler ve o soluduğumuz temiz hava nerede? “Uçun Kuşlar Uçun…” demek istiyorum ama kuşlar özgürce uçamadan tek tek düşüyor insanların ayak önlerine… Ve şaşkın ördek gibi bakıyoruz tepemizden ölü yağan kumrulara… Evet ABD, Kanada, İsveç’ten sonra İtalya’da da onlarca kuş öldü.. Ölüm sebepleri henüz bilinmiyor… Kuşlar ölmedi. Onları biz öldürdük…

  Ucube ve Tevil Siyaseti (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Ocak 2011 Toplum 

Başbakan, “Kimsenin yemesine, içmesine kısıtlama getirmeyiz” diyor. Sizce de öyle mi? Bakınız bu sözleri nasıl çürüteceğim. Yemekte içki içerken illa polis başınıza gelip copu alttan göstererek, “İçki içmek yasak!” demesine gerek yok ki… Daha yakın zamanda DİE Türkiye’de 339 bin aç ve 12 Milyon 752 bin yoksul insan olduğunu açıkladı. Bu insanların sofrasından yemesi gerekenler alındı… Onlar asgari ücret ve her yıl verilen buçuklu zamlarla hayat mücadelesinde aç ve yoksul bırakıldı. Onlara seçim zamanı torbayla erzak verdik.. Kamyon üstünden Afrika'da olduğu gibi yiyecek dağıtıp ezilmelerini sağladık.

  Emret Başkanım!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 30 Ocak 2011 Türkiye 

Padişahım Çok yaşa!... Şimdi de “ Mecliste İki Partili Sisteme”… Ya aslında Mecliste tek parti olmalı, Muhalefette neymiş? İkide birde yolsuzlukları ortaya getiriyor! Her şeye limon oluyor, gereksiz yere konuşuyor! Milletin kafasını bulandırıyor! Durup dururken “Yargıyı ele geçiriyorlar” diye komisyonları terk ediyorlar! Birde “Millet aç, işsiz” diye ortalığı velveleye verip fakir edebiyatı yapıyorlar! Gelin yeni seçimlerde tek parti yapalım! Hem onca milletvekiline maaş da vermezsiniz. Birde onların harcırahları, özlük hakları, lojmanları, araçları vs. bayağıda tasarruf olur değil mi? Düşünsenize mecliste konuşan yok.. Genel Kurula gelen kanun tasarısı, tek parti milletvekillerinin el kaldırmasıyla ‘şıp’ diye çıkıveriyor! Padişahım Çok Yaşa! Şaka bir yana da, bir toplumda

  Defne Joy Foster Sarhoş Muydu? (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Şubat 2011 Toplum 

Ve… Çocuk burnundan akan sümüğüne aldırış etmeden eline sımsıkı kavradığı oyuncağı ile aşağıdan yukarıya doğru bağırır; “Anneeee Ben Sokaktayım!…” Sokak özgürlüktür… Sokak Yaşamdır… Sokak her şeydir, her şeyin kıymetini bilenlere… Bence, Hıncal Uluç sarhoş, ne dediğini bilmiyor, bizde, ölenin arkasından yalnızca rahmet okunur…

  Füüüyt! (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Şubat 2011 Türkiye 

Bu sözcüğü yanlışlıkla söyleyenin, bir başkasına iftira atanın, bunu partisine malzeme yapanın ağzına biber sürelim! Olmadı bundan sonra konuşanın, hani uykuya dalarken arkadaşlar arasında “ Konuşanın ağzına b.k girsin” deriz ya işte öyle olsun… Gelin bu sözcüğü Türk Dil Kurumu dâhil tüm sözlüklerden ve ders kitaplarından da çıkartalım…

  İktidara Alkış (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Şubat 2011 Türkiye 

Evet gelelim “Basın”a… Siz bakmayın “Basın Özgürlüğü”nde dünyada 138 nciliğe düştüğümüze. Onlar bizi çekemiyor… Yok, öyle üç kuruşa beş köfte… Her önüne gelen her şeyi yazamaz… Bırakın eleştirmeyi de, ne yapılmalı, onu söyleyin. Sayın basın mensupları, yazacak başka şey bulamıyor musunuz? Ne işiniz var Yargıyla, Yolsuzlukla, Ergenekonla, Darbeyle, Askerle… Siz hiç patronunuzu düşünmüyor musunuz? Maazallah patronunuz gelen mali cezaları nasıl ödeyecek, sonrada nasıl maaş istemeye yüzünüz olacak… Sizde muhalif olmayın

  Sizce Kim Uyanık? (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Şubat 2011 Türkiye 

Şimdi "Recep Efendi", "Memur Kemal", "Attan düştü", "Merdivenden ters bindi", "Hıdır, Elimden Gelen Budur", "Van Gölü, Deniz mi, Göl mü?" söz düellolarından ne anladınız, ne kazandınız veya neleri unuttunuz? Bunları dinlerken oylarınızı değiştirdiniz mi? Yoksa Devlet büyüklerine böyle konuşmak hiç yakışıyor mu?" dediniz. Ben sadece ağlanacak halimize gülüyorum ve son zamanlarda Ortadoğu'da meydana gelen sosyal patlamalar başta olmak üzere, önemli konular ve sorunlar varken laf salatalığına takılıp kalmak ne derece doğrudur? Siz karar verin. Bunlarla geçen zamana kocaman bir "Yazık"... Benim de naçizane fikrim; "Sanırım, söz düellosunu gündemde tutmak siyasetin taktiğinden olsa gerek. Seçime kadar söz düellosunu gündemde tutarak, karşısındaki partinin, iktidara geldiklerinde yapacaklarının halka anlatılması gereken önemli konuların önünü kesmek" diye düşünüyorum. Sizlerde bu kokuyu aldınız mı?

  Bir Kadın Var Uzaklarda (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Mart 2011 Toplum 

Siz hiç “Erkek Sığınma Evi”nin olduğunu işittiniz mi? Ben duymadım ama Türkiye’nin en ücra köşesinde erkeklerin gittiği, orada saatlerce kalıp boş vakitlerini öldürdüğü kahvehaneleri bilmeyenimiz yoktur. Birbirine girmiş masanın etrafında sıkışarak oturanların ter kokuları sanki ölü kokusunu anımsatır. Dışarıdan çocuğu ve karısı acil çağırsa, kimseyi görmez kahvehanenin müdavimleri… Gözleri hep kâğıt ve taşların döngecindedir. Öyle ki, içtiği çayın bardağını ve sonunun geldiğini bile hissetmez. Bunlar kahvede dayıdırlar ve arkadaşlarıyla öyle sohbet ederler ki, olur olmaz şeylere gülerek içini boşaltırlar gün boyu…

  Depremlerdeyiz (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Mart 2011 Toplum 

Sahi unutuyordum, hadi gözünüz aydın “Aile Hekimliği”nden sonra “Aile İmam”ı da yoldaymış… Güzel, sevindim. Onlara ilk danışacağım konu: “Dini alet edip, insanları aldatarak nemalanların Kuran’daki yeri” olacak… Aslında bize birde acilen “Aile Avukatı” lazım. Yalnız tutacağımız avukatı, devlet değil de hekimlerde olduğu gibi özgürce seçme hakkımızı kullanarak tutarsak, hiç de fena olmaz… Ne dersiniz?

  Tv'niz Ne Marka? (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Mart 2011 Türkiye 

Dünya sallanıyor… ABD’nin ikiz kulelerine yapılan saldırıyı bahane ederek girdiği Irak’ta ölenler bir milyonu aşmış, ülke ekonomisinin ne altı, ne de üst yapısı kalmıştı. Canım petrol, batılarının iştahını kabartmaya devam ediyor… Halkını yıllardır sömüren, batıya parasını kaçıran kırk yıllık diktatörler de diken üstünde… Kaymağın sonu geldi… Darbe diye diye, gazetecileri, profesörleri ve askerleri içeri aldık. Askeri müdahalelere sıcak bakmayan ve bununla mücadele eden hükümetimiz BM ve Gönüllü

  Aman Termometreye Dikkat! (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Nisan 2011 Toplum 

Birbirimize bağırır, çağırır yerine göre saç başa kavga eder, bazen de özgürlük alanımız diye bir metreden öteye kimseyi yaklaştırmama kararı alırız. Dinimizce yasaklanmasına rağmen çoğu zaman arkadan konuşur, bir birimize lakap bile takarız. Öyle zaman olur ki; beğenmediğimiz fikirlerin suratına ne varsa atar, yeri gelir köşe başında pusu kurup, işimize gelmeyen beyinleri sustururuz. “Ayrılık” sözcüğünü duyunca gevşeyip, içimiz bir tuhaf olur. Onca yaşanmış kötü anıları bir anda unutuver hiçbir şey olmamışçasına kucaklaşır affetmeyi de severiz yaratandan ötürü. Aslında Türk milleti olarak rahat ortamlarda yamyam misali birbirimizi yeriz. Ancak

  Havelleşmeyin (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Nisan 2011 Toplum 

Kulaklığıma fısıldayan şarkıların nameleriyle başımı duvara yasladığımda içim geçmek üzeriydi. Omzuma dokunan eşimin eliydi. “Babamı biraz çevirsek” dediğinde uyku sersemi hemen fırlıyorum beş hasta ve sandalyelerde oturan ve uyuklayan refakatçilerin olduğu havasız odaya… Atamızı çevirdiğimizde “ Ohh!” sözcüğünde acı vardı. Dolap üstündeki

  Nıglıç Ilkasay Relemilek (*) (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Mayıs 2011 Toplum 

Ülkemizde çılgın proje diye adlandırılan “İstanbul Kanalı”ndan sonra yeni çılgınlıklara devam ediliyor… Yakında bu yasak sözcüklerin yanına; Yolsuzluk, Darbe, CHP, MHP, BDP, “Ananı da Al Git!”, Gemicik, Deniz Feneri, Kılıçdaroğlu, Bahçeli gibi daha birçok sözcük eklenirse şaşırmayın! Anlayamadığım Türkçemizdeki; Çekmek, götürmek, koymak, yerleştirmek, yatmak, indi, bindi, kalktı, geçirmek gibi her an lastikleşebilecek daha birçok sözcüğü de yasaklılar listesine kacayok* mıyız?

  Bursasporlu Bu Taraftarı Kutluyorum (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Mayıs 2011 Türkiye 

ÇARŞI ve TEKSAS gelin dost olun… Barış ellerini birbirinize uzatın kin duymadan… Renkler mi sizi ayıran… Siyah Yeşil ve Beyaz… Karıştırın ve kaynaşın bakın ne güzellikler çıkacak… Abdulkerim’ler ölmeden dostluğunuzu pekiştirin… Unutun geçmişi ve geleceğe barışça bakın… Tüm taraftarların annelerinin ellerinden öpüyorum.. Annelerinize gösterdiğiniz sevgi ve saygıyı karşı rakip taraftarına da göstermeniz dileği ile bu haftalıkta sevgiyle ve sağlıcakla kalın…

  Benzin 15 Tl Olursa Şaşırmayın!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Mayıs 2011 Türkiye 

Kasket değil, seks şantajlı kasetler havada uçuşuyor, uçkuruna sahip olamayan siyasilerin görüntülerinde… Herkes bu işi becereni yargılıyor bir nebzede haklı olarak.. Ancak bunu yapanları kimse konuşmuyor… Bu stüdyo nerede? Bunu yapanların arkasında kim veya kimler var? Servis sunan garsonlar kimler? Bunlarında biran önce çıkartılıp kamuoyu önünde bizlerle tanıştırılmaları gerekmez mi? Doğrusu bu kumanda merkezini çok merak ediyorum. Hangi şehirde, kaç katlı binası var? İçinde çalışanlar kimdir, neyin nesidir? Kimler adına çalışıyor? Umarım yakında kokusu çıkar diyorum ama derinden gittikleri belli… Yani ‘su uyur, düşman uyumaz’ misali iz bırakmamaya çalışıyorlar.. Bir ‘kıl’ tanesi bile bırakmıyorlar!… Sanırım teknolojiyi kullanmakta da oldukça marifetliler (!)

  de Get Bayburt... (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Mayıs 2011 Toplum 

De Get Bayburt De Get Bayburt!... Küçükbaş ve Büyükbaş hayvanların azalmasından sonra gelelim Siyasi ortamdaki milletvekili azalmasına; 2002 yılında % 72,04 seçmen katılımı ile Milletvekili sayısı 2 2011 yılında yapılacak seçimlerde yani 13 Haziran’da Meclise 1 milletvekili gönderecek… Bayburtlunun bir milletvekili sizce hangi ile göç etti dersiniz? İl yapılarak gelişmesinin daha iyi olacağı düşünülen Bayburt için 2002-2011 yılları arasında neyi başardı bu iktidar? Şimdi siyasiler oy almak ve 1 milletvekilini kapmak için ne yüzle bu şehirde meydanlara indi veya inecek? Aklı başındaki seçmen hiç mi sormuyor; “Benim büyükbaş hayvanımla milletvekili sayım neden düştü” diye!... Artık AKP’nin seçim afişleri hemen hemen her şehrin halkın göze batan yerlerine düştü… “ 47 Ülkeye Vizesiz gidebiliyorum…” , “İşimiz hizmet, gücümüz millet…” , “ Durmak Yok Yola Devam..” “Hedef 2023” , “ Erdoğan Bayburt’a geliyor…” diyen pankartlar… Evet, Başbakan Sayın Erdoğan Bayburt’a geldi, konuştu ve gitti… Bayburtlu meydanda ağzı açık yazdıklarımdaki verileri bilmeden dinledi… Kim bilir içlerinden daha kaçı bir dahi ki seçime kadar göç kervanına katılacak! Yoksa şu çılgın proje ile açıklanan İki yakalı şehre mi göç edecekler? Olası yapılacak kanalın serinliği ve şaşalığında bir yudum çayı keyifle mi içecekler? Ne dersiniz?

  Bu Projem Her İktidara Lazım Olabilir (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Haziran 2011 Türkiye 

İstanbul güne henüz yeni uyanmıştı… Vapurların çığlığı uzaktan işitildiğinde martılarda telaşlı uçuşlarıyla çevrede yemek derdindeydi… Hafifçe esen rüzgâr, yazın başlangıcı olmasına rağmen yine de insanın içini ürpertiyordu. Birazdan ne hainlikler olacak, cepler yine boşaltılacak, ‘al karayı ver papazı’ hikâyesi kim bilir ne dolaplar dönecekti kuytu köşelerde… Belki de kaç kadın gözleri morarmış, hırpalanmış bedenleriyle sokaklara fırlayacak kendisini kovalayan bıçak darbesinde ılık ılık akan kanın azalan baygınlığında olduğu yere yığılıverecek kuru kalabalıkta… Sokaklarda hak aranacak biber gazının astımı tetikleyen ölümlerinde… Ve molotofkokteyler kalleşçe atılacak otobüslerde ‘can var mı yok mu?’ diye düşüncesiz tuzaklarda… Seçim meydanlarına koşulacak liderlerin ağızlarından çıkacak yeni umutlara ve beklentilere… Yine köşe başları tutulacak düzenbaz, pezevenk

  Usta - Çırak ve Bakan Muavinleri (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Haziran 2011 Türkiye 

Çocuğunun okumayacağına kanaat getiren baba evladını “Eti senin kemiği benim” sloganıyla altın bilezik dediğimiz sanatı öğrensin ve hayata atılsın diyerek ustasına teslim eder. Kendisine emanet edilen usta da; makinesinin yanına çektiği çırağın babasına; “Gözünüz arkada kalmasın” sözleri arasında çocuk, küçük ellerin hüzünlü sallamasında babasının uzaklaşmasını gözyaşları arasında izler. Hayatın yaman başlangıcıdır bu okul… Burada ne defter, ne kitap, ne de öğretmenlerin anlatımı vardır. Burada yalnızca makinelerin dişlileri tıpkı karşımıza çıkacak engeller gibidir. Bazen sıkışıveririz dişlilere acımasızca… Gürültülüdür ve birkaç saniyenin olası gecikmesinde üretim hallaç pamuğu gibidir. Çırak adayı baba evinin rahatlığından sıyrılıp kime, ne için çalıştığını bilmeden oyun zannederek tornavidayı eline alır… Artık

  Obama'ya Mektup (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Haziran 2011 Türkiye 

Şimdi bunlar yeter mi Sayın Obama? Bence yetmez. Yukarıdaki reçeteyi uygulasanız, sizin seçmene gaz yapar (!) Seçmenlerimiz arasında dünyalar kadar fark var. Örneğin, bizim seçmenin her 100 kişisinden 4,5 kişisi kitap okuyor. Bizim seçmen aslında “ABC”yi çok iyi biliyor, istese ne kitaplar devirir ama onların gözü TV’lerdeki dizi, maç ve magazin programlarında. Böyle bir seçmen ister misin? Siz aslında yanlış yapıyorsunuz. Seçmenlerinizi kültürlü yapmayacaksınız. Onların uyanması demek oylarınızın kaybolması demektir! Hem sizin milli geliriniz de yanılmıyorsam 47 bin dolara yakın. O da sizin millete fazla olsa gerek! Allah korusun seçmeniniz kitap alır, araştırır, öğrenir, al başınıza belayı!

  Nihat Doğan'a Uzanan Eller Kırılsın! (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Haziran 2011 Toplum 

Ve hala kadın şiddeti bitmiyor ülkemde… Her gün gazete sütunlarında mor gözlerdeki hüzünlerin çığlıklarını üzülerek okuyoruz… Kadınlarımız, yani ana dediğimiz, aşımızı kaynatan, tarlada alın teri döken, yerine göre; ‘yemeyip yediren’, çocuğu için gece uykusuz kalan kadınlarımız en güvendiğimiz polisinden koruma istese de, kâh sokak ortasında, kâh kendini boşluğa bırakarak ölümün eşiğinden kurtulamıyorlar…

  Bol Şanslar! (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Temmuz 2011 Toplum 

Ekonomimizi yabancılara kaptırdık! Dilimizi de… Girin Alışveriş merkezlerine, çıktığınızda, sepetiniz yabancıların ürünleriyle dolar! Sakın yabancı ülkelere gidemediğim diye de üzülmeyin.. Zaten içindesiniz! Artık okullarımızda “Yerli Malı Haftası!”da tarihe karıştı. Neyimiz kaldı okula götürmek için? Bu konuyu bir kenara bırakıp sizi eski İran’da bir yolculuğa götüreyim; “İran Şahı 1889 yılında sergi için Avrupa’ya gittiğinde ülke dışında siyasetine devam eden Cemalettin Afgani’ye; kafirler arasında ömür tüketeceğine İran’a dönmesini ve ona önemli görev vereceğini ima eder. İsterseniz Cemaleddin Afgani’yi yakından tanıyalım.

  İki Fener de Zorda (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Temmuz 2011 Günlük Olaylar 

“Ergenekon”, “Balyoz”, “Temiz Kramponlar”, derken ülkemiz soruşturma enflasyonuna uğradı. Bar tutmuş halının altı kazınmaya başladı. Ne general, ne gazeteci, ne de futbolcuların gözyaşlarına bakıldı. Hükümetin adını koyduğu “Temizlik Harekatı” son sürat dalga dalga devam ediyor… İnsanları gece yarıları evlerinden alarak polis sorgulaması sonrası Savcı önüne çıkarmak ve daha sonrada Mahkemeye sevk etmekle olmuyor… Aslında toplumsal barış ve insan hakları için esas olması gereken, “Süratli ve Tarafsız bir adalet”in tecelli etmesidir. Zira “Geciken Adalet, Adalet değildir…”

  Eee... Oyun Bu!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 30 Temmuz 2011 Türkiye 

Oyunlar yine hayatımızın her alanında devam ediyor… Hem de büyük-küçük demeden… Büyükler paranın etrafında, küçükler ise sokaklarında “Köşe kapmaca” oynuyorlar… Oyun, yani belli kuralları olan, ruhumuzu rahatlatarak haz duyduğumuz oyunlar… Çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunlarından; seksek, körebe, ip çekme oyunlarının Eski Roma İmparatorluğu döneminde çocuklar tarafından da oynandığını biliyor muydunuz? Şimdilerde dijital teknolojiye esir ve yenik düşen çocuklarımız

  Ortadoğu'nun Sönmeyen Ateşi (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Ağustos 2011 Türkiye 

Afrika’nın doğusunda açlık, hastalık, hükümet boşluğu ve ölümler kol geziyor. Çocuklar ölüyor… Ülkeler ve insanlar şimdi yardım yarışındalar… Politikacılar ülke içindeki kendi popülatiresini artırmak için yardıma muhtaç ülke ve gidebilirse insanlarına ulaşma derdindeler. Yıllardır dünya için kanayan bir yara… Yer altı zenginlikleri İncil karşılığı batılı ülkelerce sömürülen bu ülkelere gereğinden fazla değer verilmiyor. Onlara yapılan geçici yardımlarla gün geçiştiriliyor. Köklü bir kalkınma yolları denenmiyor. Afrika ülkelerine yardım yapılsın ancak, tüm ülkeler birleşip, çölü cennet yapacak tarım üretimini öğretmek ve insanları yardıma muhtaç hale getirmemek lazım. Çinli Ozan Kuan-Tzu bakınız M.Ö. Binli yıllarda ne demiş;

  Beyoğlu Beyoğlu Dedikleri (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Ağustos 2011 Yaşam 

Afrika’da açlıktan ölen insanlar için çıkarma yaptık. Politikacı, iş adamı, sanatçı demeden… Bir saniye sanatçı dedimse Nihat Doğan neci? Devlet sanatçısı filan mı? Ödülleri var mıydı? Pardon özür dilerim Survivor’da yarışmış ve adaya giderken de ülkesini bizlere emanet etmişti! Ya geyik muhabbetleri gırla giden bu adamı oraya neden götürdüler anlamadım! Evet, insanlara yardım etmek, onları anlayabilmek çok güzel bir duygu… Ancak

  Fikrim Seninle Gurur Duyuyorum! (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Ağustos 2011 Türkiye 

Bunca kötü haberden sonra güzel bir haberi paylaşayım; Uzun süredir görüşemediğim çocukluk arkadaşım Fikri’yi Facebook’ta yakaladım. Kendisi şu an grip, serum, hepatit aşılarının üretildiği Fransa’nın Lyon şehrindeki PASTEUR Firmasının üst yönetiminde Başkan Yardımcısı. Balkanlar, Doğu Avrupa, Rusya, Ortadoğu ve Türkiye’den sorumlu olan arkadaşımla eski günlerimizi yâd eyledikten sonra bakın neler söyledi; “Türkiye’de bana bağlıyken ve böyle bir fırsat varken bir tohum atalım dedik. Belki tutar diye… Gelecekte her aşıyı ülkemizde üretiriz. Fabrikamızı İstanbul’da Kurtköy’de kurduk.

  End Minute! (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Eylül 2011 Türkiye 

Beş milyon nüfuslu İsrail’de yedisinden yetmişine herkes askerliğin içinde.. Tıpkı bizde olduğu gibi, yani “Her Türk asker doğar” misali 14-18 yaşları arasında kızlı erkekli asker sayısı 650 binlere yaklaşıyor. Ayrıca 135 bin milis güçleri var. Gelelim askeri araç, gereç ve teçhizatlarına; Operasyonlara hazır 3895 tank, 5300 zırhlı araç, 1925 Ağır topları yanı sıra Füze Rampaları, Füze Sistemleri ve Hava Savunma Sistemleri. En çok güvendikleri de Hava Kuvvetleri 86.500 iyi yetiştirilmiş üstün yeteneklere sahip hava personeli, 742 son sistem savaş uçakları, 253 savaş ve casus helikopterleri, 93 adet lojistik ve kargo uçağı, 600 adet yük ve lojistik yakıt ikmal tankerleri mevcut. Kısacası sıkı dostları ABD’nin Ortadoğu’ya karşı da silah üssü!...

  Demokrasi Güneş Gibidir (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Eylül 2011 Günlük Olaylar 

Sabahın erken saatlerinde spordayım. Koşu yoluna girdiğimde şortlusu, türbanlısı, pardösülüsü yürüyordu… Yan yana yürüyenlerse nefes nefese koyu bir sohbetteydiler. Gazetecilikten kalan alışkanlığımla kulağım arkada… Türkiye’nin gündemi sanki burada… Politikadan, kış hazırlıklarına, okula başlayacak çocukların giyim kuşamlarından tutunda, şikeye, yurt dışından aradığını söyleyen bir şirketin ‘ev adres’ini istemesine sinirlenenler mi, dersiniz… Daha neler neler…

  Tetikçi Herküller (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Ekim 2011 Günlük Olaylar 

Daha bebekken iki yılanı alt etmesi gereken, dik başlı ve gücünü ispatlamak için Apollo’nun oğlu olan müzik öğretmeni Linos’un kendisini azarladığında onu öldüren, bundan dolayı da kırlarda sığır gütmek zorunda kalarak ilk kez vahşi hayvan avına çıkan, Mykene Kralı Elektryan’ın kızı Amphitryon’un karısı ve kocası kılığına girerek onu hamile bırakan Zeus’tan olan Herakles’in ABD’deki yorgun üst heykeli Başbakan’ın uçağı ile Türkiye’ye bizdeki altıyla birleştirilmek üzere getirildi…

  Mutfağa Kaçmayın, Bıçak Var! (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Ekim 2011 Türkiye 

Sizce tiryakiler alıştıklarını bırakabilir mi? Örneğin sevdanızdan, sevgilinizden, eşinizden vazgeçebilir misiniz? Ben sigara içmiyorum ancak içenleri de anlayabiliyorum. Keşke bu alışkanlıklarını tümden bıraksalar da sağlıkları sevdiklerine kalsa!… Onun için bütün tiryakilerin zamdan bırakacaklarını değil ancak, sağlıklarını düşünerek bırakacaklarını düşünüyorum. Hadi tiryakiler sigara ve içkiyi bıraktı, peki cari açık nasıl kapanacak? Ama doğru sigara içki olmazsa, benzin var, oda olmadı telefon, oda olmadı, hava, su hatta osuruk gazı değil mi? Dolaylı vergilerle bütçeyi doldurmak ne kadar kolay, akşamdan koy, sabaha kullan!.. Devlet mutlaka koyacağı bir ürün bulur bizler için!...

  Hoş Geldin Azra Bebek (Ertuğrul ERDOĞAN) 30 Ekim 2011 Toplum 

Yamandır soğuk… Sahtekârların gözü dönmüşlüğündeki en ufak beton yığınları arasına sıkışmış can pazarı… İğne deliği gibi yaşamın nefesini aramak ve bir sidik ıslaklığında nefes alabilmek… Ve Azra bebeğin, inadına sarılarak yaşama göz açmasının ardından gelen sevinç çığlıklarının tüyleri diken diken eden yüreklerin sevinci… Türkiyeli olmak dünya’da farklıdır. Kimi zaman siyasetin en can alıcı yerinde bir birimize kırgınlaşıp, arkadan dedikodu yapıp sonra da lakaplar takıp caddelere okkalısından tükürüp yine düğünlerde magandalaşıp kör kurşunla bedenleri öldürüp, trafikte canavar kesilip aileleri yok etsek de en güzel tarafımız felaketlerde

  Pamuk Eller Cebe! (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Ekim 2012 Türkiye 

Herhangi bir şeyde de olsa, ne zam(an) Avrupa ve dünyayı geçeriz? Diye düşünürdüm, şükürler olsun isteğim gerçekleşti! Artık gözüm açık gitmez! Dünya’nın refah, zengin ve mutlu ülkeler arasında zirveyi zorlayan Norveç’i “Dünya’nın en pahalı benzini satan ülkeler” statüsünde geçtik! Hem de onların 71.674 dolarlık milli gelirlerine rağmen! Bize bu imkânı sağlayanlara ne kadar teşekkür etsek azdır! Norveç dedikte aklıma...

  Bizimde Deprem Haftamız Olsun (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Kasım 2011 Toplum 

Japonya’da olduğu gibi bizde de “Deprem Haftası”nın hayata geçirilmesi, insanlarımızın bilinçlenmesinde önemli bir rehber olacaktır. Bu konuda, Cumhurbaşkanı’na, Milletvekilleri yanı sıra konuyla ilgili kurumlara e-mail yazısı yazdım ve yazmaya da devam ediyorum. Bu çabam ne kadar ses getirir bilemiyorum ancak sizlerinde çabalarının ses getireceğine inanıyorum. Gelin bu deprem haftasının adını da; ülkesinde 8.9 ‘luk depremde hayatta kalan ancak son 5.6’lık Van Depremi’nde hayatını kaybeden Japon AAR Kurtarma Ekibi’nde görevli Dr. Atsushi Miyazaki’nin adını verelim; “ATSUSHİ DEPREM HAFTASI” Ne dersiniz? Görüşünüz olumluysa, haydi sarılın e-maillere!... Buradan ülkemizde hayatını kaybeden Barış Elçisi Atsushi’ye de Allah’tan rahmet diliyorum…

  Bu da Bize Kapak Olsun! (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Kasım 2011 Türkiye 

Avrupa, Asya ve Pasifikte yayımlanacak olan TİME Dergisi’ne kapak olan Sayın Başbakan Erdoğan hakkında derginin iç sayfalarında; “ Ülkesini etkili güce çeviren İslami eğilimli lider Erdoğan’ın “Arap Baharı”nı kurtarabilecek mi” diye soruyor ve Erdoğan’ın düşmanlarını hapse attırıp, medyayı korkutarak tutumunu sertleştirdiğine vurgu yapan dergi, Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayısının da 68’e ulaştığına dikkat çekmiş… Güzel… Çok sevindim kapak olmasına… Artık dünyada...

  Abd Bizden Ne İstiyor? (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Aralık 2011 Türkiye 

Ah Pusula Ah! Sen neler açtın insanlığın başına! İlk çağlarda herkes kendi kıtasında mutluydu… İpek yollarında deve ve at sırtında bir ülkeden diğer ülkeye gidilir, kumaşların hassı, baharatların en hakiki acılığı satılırdı… Çinlilerin bulup Normanlar’ın da Batı Avrupa’ya sunduğu pusulayla denizler aşıldı, ülkeler ve kıtalar keşfedildi. İnsanlar birbiriyle kaynaştı. Uyanık geçinen Batılı ülkeler sömürüyü kafasına koyduğu ülkeye İncil’i verdi, karşılığında altını, pırlantayı, yeraltı zenginliklerini ülkelerine kaçırdı. Gördünüz mü küçücük aletin yaptıklarına!

  Asgari Ücretliler İyisiniz İyi! (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Aralık 2011 Toplum 

Birkaç maskeli genç, gözüne kestirdikleri marketin altını üstüne getiriyorlar… Çalışanları yere yatırıp, kasadaki paraları hızla alıp kaçıyorlar… Bizdeki dolandırıcılar yetmezmiş gibi Gürcistan’dan gelen iri bir adam, kuyumcudan tırnaklama yöntemiyle 1500 TL’lık altın künyeyi iç ediyor. Bitmedi, iki kadın bir evden çıkarken, komşusu tarafından yakayı ele veriyor. Ev sahibi yetişip apartmanın kapısını kapatarak iki kadını polis gelinceye kadar üst araması yapıp sorguluyor. Neyse ki anlattıklarımıza konu olan suçluları polis yakalıyor… “Cübbeli Hoca” lakaplı Ahmet Ünlü ise “Seks” skandalından tutuklanarak cezaevine konuluyor. Adliye’nin önünde müritleri;

  Başbakan Kaç Kez Gitti? (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Aralık 2011 Türkiye 

Fransa, 1915 Ermeni olayları ile ilgili “Sözde Ermeni Soykırımı” iddialarını ret edenlere ceza verilmesi hakkında tasarıyı 577 milletvekili olan meclislerinden 70 katılım yapan milletvekillerinden 38’inin evet oyu ile kabul edilerek topu şimdilik senatolarına attı. Kararın ardından Fransa ile ipleri ülke olarak kopartarak kanun tasarısının senatolarından geçmemesi için aldığımız bazı kararlarla gözdağı verdik! Fransa ile yıllık 10,5 milyar Euro’luk ticaret ilişkimiz tehlikeye girdi. Türkiye’de 2 bine yakın Fransız şirketi faaliyette ve bu şirketlerde çalışan 50 bin işçi var aileleri ile birlikte bu rakam tahmini 200 bin kişi ekmek yiyor…

  Peygamber Ocağı (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Ocak 2012 Türkiye 

Vay be! 1980’lerde “Peygamber Ocağı” diye gittiğim, ailem, akrabalarım yanı sıra ülkemin insanlarını düşmanlardan korumak, onların güven ve huzurlu bir ortamda yaşamlarını sürdürmeleri için bedelsiz gittiğim yirmi aylık askerlikte, meğerim “Darbeci” ve “Terör örgütü ile çete kurmak” tan tutuklanan komutanların bulunduğu yerde askerliğimi tamamlamışımda, haberim yokmuş… Terörist suçlaması ile tutuklanan komutanların verdiği emir ve hiyerarşisine ben ve benim gibi daha binlerce genç uyarak, onlarda kim bilir nelerle suçlanacaklar! İşin şaka tarafı artık şu “Darbe” fobisini ülkemiz

  Dünya (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Ocak 2012 Türkiye 

Değerli okurlarım, bu uzun yazı sizi korkutmasın, sonuna kadar okumak bilgilenmek ve gerçekleri öğrenmek adına önemlidir. Sizlere Kur’an-ı Kerim’in Maide Suresi’nin 51. Ayeti ile bu ayetin Tasvirine bir göz atıp sonra’da Emperyalist ülkelerin Müslüman ülkeler üzerinde çıkarları ve bu amaçlarını gerçekleştirmek için yaptıkları oyuna çanak tutan Müslüman ülkelerle olan ilişkilerine kısaca bir yolculuk yapacağız. Önce Kuran’ın bir ayetinden başlayalım bu serüvene…

  Çocuklarınızı İyi Dinleyin (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Ocak 2012 Toplum 

Karın eriyen bölümlerinde adımlarımı mahallemizin marketine yönlendirdim. Tezgâhın gerisindeki sıcaklık yüzüme vuruyordu. Görevliye; “Bir ekmek” dediğimde, gülümseyerek uzattığı ekmeği aldığımda, şaşırmıştım! Ekmeğime baktım, boyu ve ağırlığı daha önce aldıklarıma göre farklıydı. Her şeye zamanla alışan bir toplum olduğumuzdan, ekmeğin küçülmesi de ilk etapta beni de çok şaşırtmıştı! İçimden sıraladığım argolu sözcüklerle kasaya yaklaşıp kuzu kuzu eskiden ödediğim ücreti ödeyip evime geldiğimde, ailemde yıllardır yediği ekmeği garipsediler. Oğlum; “Baba sandviç almışsın” dediğinde,

  Gelsen Ne Oluur, Gelmesen Ne Oluuur! (Ertuğrul ERDOĞAN) 5 Şubat 2012 Toplum 

Seneler öncesine gittim, rahmetli PTT emeklisi dedemin elinden Kuran, başı da secdeden kalkmazdı. Büyükannem keza öyle, babam da öyle… Çalışma hayatımda arkadaşlarım da öyle, Kayınpederim on çocuğunu namusu ile büyütüp hayata vermiş ve onunda elinden Kuran düşmez ve namazını ihmal etmezdi, hatta Osmanlı’da doğan babasının da yedi yaşından beri namaz kıldığını ve Kuran okuduğunu, yöresinde hatırı sayılır eli öpülesi birisi olduğunu söylerdi. Daha kimleri söyleyim, Yıllar öncesi bir alt komşumuz Çorumlu teyzeyi mi, üst katta oturan Ahmet amcamızı mı? Hepsi de Cumhuriyet döneminin dindarlarıydı… Hepside dürüst ve çocuklarını aydın yetiştirenlerdi… Birçoğumuzun da hayatında Ahmet amcaları, Fatma teyzeleri ve onun aydın, dürüst çocukları mutlaka vardır.

  Men Dakka Dukka (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Şubat 2012 Türkiye 

Hava gergin, bulutlar kaşını çatmışçasına ha yağdı, ha yağacak… Stadyum birazdan oynanacak şampiyonu belirleyecek maç için tıklım tıklım dolu… Rakip takım seyircileri bu kez stadyuma alınmadı. Hakem triosu yani üçlüsü yardımcılarıyla sahayı kontrol ediyor… Futbolcular yerlerinde duramıyor… Ve maç kırmızı düdükle başlıyor… Şampiyonun güçlü adayı ev sahibi takım ilk dakikalardaki ataklarıyla rakip takımı oldukça bunaltıyor… Sağlı sollu ataklarla rakibin gardı ise neredeyse düştü, düşecek… Seyirciler coşkulu, ofsayda düşen futbolcu ‘düdüğü duymadım’diye sarı karta itiraz ediyor… Kemik sesleri havada uçuşuyor ancak gol sesi bir türlü gelmiyor… Birinci yarı berabere bitiyor… İkinci yarı yine

  Uzakdoğu'nun Gizemi/röportaj (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Mart 2012 Doğa ve Dünya 

Uzakdoğu’nun yemek kültürü malum bize göre çok farklı, böcekler, fareler vs yiyen insanları gördüğünüzde neler hissetiniz ve lokantada bilmeden yediğiniz böyle yemek türleri oldu mu? Öncelikle o kültürlerdeki mantığı anlamak gerek. Nüfus kalabalık ve bölge de malum çok büyük. Denizler, canlılar açısından çok zengin. Bölgenin besin kaynakları da belli. Dolayısıyla denizden çıkan her şeyi yemelerini çok doğal karşılıyorum. Ancak çiğ ve hatta canlı olarak tüketmelerini yadırgamamak elde değil ama buda onların sağlık kaygılarıyla başlamış ve yıllar içersinde damaklarında yer etmiş.

  Ne Yapıyormuşuz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Şubat 2012 Toplum 

Restoranda romantik bir yemeğin ardından iki sevgili saatler geceye de yaklaşsa yürümek istediler. Beş-on metre yürüdükten sonra köşeyi dönüp kendilerini aşağıya bıraktıklarında sahil yolundaydılar. Birden karşılarına çıkan ayın şavkı denize hoş yansıyordu. Çevredeki eğlence mekânları ve cadde ışıl ışıldı. Denizin iyot kokusu içilen şarap kokusunu bastırmıştı. Caddede ilerledikçe yol kenarına serpişen çiçekçiler, kuruyemiş, piyango satıcıları ekmek derdindeydi. Adam, sevgilisinin kulağına güzel sözler mırıldayarak ilerliyordu. Birkaç kişiyi geçtikten sonra önünde beliren ve yalpalayan adamın hareketlerini garipsediler. Hastamıydı,

  İşkence Odasından Naklen Yayın (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Mart 2012 Toplum 

Sinema dünyasından “Ölümcül Deney”, “ Resident Evil Deneyleri” filmlerini belki izlemiş olabilirsiniz ancak bilim adına yapılan “Milgram Deneyi”ni hiç işittiniz mi? Bu deneyde neler olup bittiğini okuduğunuzda olaylara empatiyle yaklaşacak ve günümüz dünyasında yaşanan siyasi olaylarla da bağlantı kurarak kendinizi de yargılamadan yapamayacaksınız!.. İsterseniz bu deneyin ne olduğundan biraz bahsedelim; “Milgram Deneyi” erk yani otorite sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine kendi vicdanı değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deney dizisinin genel adını sözlükler söylüyor. Deney Nazi Savaş suçlusu Adolf Eichman’ın

  Yakında Uzaydayız (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Mart 2012 Türkiye 

Şükürler olsun ki artık “Kadına Şiddet Yasası” çıktı… Hem de TBMM’deki 79 kadın milletvekilinden sadece 10’nun tartışmaya katılımı ile! Yani anlayacağınız bu yasayı yine erkeklerin katkılarıyla çıkarıldı! Aslında gözü dönmüş kocayı bu yeni yasa zapt eder mi, bilinmez ama erkeklerin bu kadar saldırgan olmalarının psikolojik gidişatı hiç incelendi mi? Erkekler neden kudurur? Birleşmiş Milletler uluslararası verilere dayanarak hazırlanan raporuna göre; Türkiye’de her 10 kadından 4’ünün eşinden veya partnerinden fiziksel veya cinsel şiddet görüyormuş. Bu konuda ne gibi önlemler almamız gerekir, asıl bunu tartışmamız lazım. Bu konuda iktidarların hiç mi suçu yoktur?

  Acı Acı Beber Gazının Tatlı Tatlı Demokrasisi Olur! (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Nisan 2012 Türkiye 

Yemek masasında yaşlı kurt ve yeni damat karşılıklı acı biber atışmasındaydı… Yarışma başlamıştı, yaşlı kurt ısırdığı acı biberleri damadına göstermeden masanın altına bırakıyordu. Damat ise erkekliğe bok sürmemek adına peş peşe ısırdığı acı biberleri yanan boğazına ve beyninden fışkıran ateşe rağmen midesine indiriyordu. Sonunda yaşlı kurt kıskıs gülmeye başladığında biberlerde masanın altında birikmişti!… Kahkahalar ise ‘yandım keten helva’ gibi mutfağa yayılıyordu…

  Görünmeyeni Çizmek /röportaj (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Nisan 2012 Sanat 

İnsanlarımızı şu günlerde geren ve ağız dalaşının nereye varacağı belli olmayan siyasetten biraz uzaklaşıp, unuttuğumuz değerlerden resim sanatına bir yolculuk yapalım istedim. Konuğum, Akdeniz Üniversitesi’nde uzman resim öğreticisi olarak görev yapan Ressam Rahime Halide Soysal…

  Sınıfta Bok Kokusu (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Mayıs 2012 Toplum 

Artık evli öğrenciler okullarından atılmayacak(mış)!... Böyle olursa, işte okullardaki öğretmen - öğrenci diyalogları; - Hocam, midem bulunmaya başladı, tuvalete gidebilir miyim? - Yavrum senin karnında gaz mı var? - Yok hocam 3 aylık hamileyim, - Hocam, ilk yarı tatilinde düğünümüz var, bekliyoruz, gelmezseniz darılırız”

  Büyükler Ne Söylüyor, Küçükler Ne Düşünüyor? (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Mayıs 2012 Toplum 

Alışveriş Merkezi tatil günü olduğundan kalabalıktı. Herkes alışveriş çılgınlığı ile kartlarını cırtlatmanın telaşındaydı. Zemin katta geniş bir alana kurulan “Enstalasyon Sergisi” yazısı gözüme takılıyor. Merak ediyordum ki, sevimli bir çocuk elime serginin katalogunu tutuşturdu. İlk sayfasını okuduğumda bu sözcüğün, “kavramsal sanat”, yani estetik kaygı gütmeksizin toplumsal mesaj içeren mekân düzenlemelerine verilen ad olduğunu öğreniyorum. Stant gerisindeki birçok öğrencinin yaptığı projeler ilginçti. Onları tek tek dinlemeye karar veriyorum. Serginin başındaki ilk projede dünya küresi ve altında da siyah bir çöp poşeti vardı.

  Milli Bayramlar İçin Tüm Belediyeler Göreve (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Mayıs 2012 Toplum 

Özellikle yüreğinde Atatürk ve Cumhuriyet sevdası olan Belediye Başkanlarınca aylar öncesinden yapılan hazırlıklarla caddeler gelin gibi süslendi. Sanatçıların katılımı sağlandı ve halk coşturuldu. Emeği geçen tüm belediye yetkililer ile çalışanlarını yürekten kutluyorum. Bu tür coşkulu kutlama yapan belediyelerin sayısı artacak mı? Yoksa katakulli oyunlarla bakalım etkinliği organize edenlerle, kutlamak isteyenler bulaşabilecek mi? Bunu da zamanla hep birlikte yaşacağız. Gerçek şu ki; Kurtuluş Savaşı mücadelesini özümseyenlerin bayram günü evlerinde oturmamaları ve kendilerini mutlaka bir etkinliğin içinde bulmalı, coşmalı, bayramların önemini omuz omuza yaşayarak, bir bilmeyene veya unutturmak isteyenlere anlatılmalıdır.

  Tavus Kuşunun İki Bacağı (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Mayıs 2012 Toplum 

Ülke için yenilikler yapılmadı mı? Tabi ki yapıldı. Gelen iktidarların zaten görevi de bu. MARMARARAY, TOKİ Evleri, Hızlı Tren, Duble Yollar, Stadlar ile sağlıkta yapılanları da takdir etmek lazım. Peki, bu yapılanlar neyle yapıldı? Özelleştirmeden gelen paralar, alınan dış borçlar ile yüksek vergilerimizle… Hani şu gelen zamlarla fiyatların yüksekliğinden hayıflandığımız ama yine de vazgeçemediğimiz sigara, içki, kullandığımız elektrik, telefon, internet ve dünyanın en pahalı benzininden alınan yüksek orandaki dolaylı vergilerle... Tabi ki kimi takdir etmek lazım? Bence az ücret alarak bu bedeli ödeyen çalışanlar ile vergi veren tüm halkımız! Şaşırdınız mı?

  Ya Çıkarsa! (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Haziran 2012 Türkiye 

Benim şansım yok, bana nah çıkar! Demeyin, bakın çıkıyormuş! 2013’de verilen 3+3 memur zamlarından sonra desenize yine kolon istatistikleri tavan yapacak! 14 milyonda bir şansınız hayırlı olsun! Bence şimdilik kuzu kuzu çalışın, grevi, iş yavaşlatmayı rafa kaldırın, hem dayaklardan hem de işinizden de olmayın, ekmeğinizden de! En iyisi gelin şansınızı ilk seçimde sandığın içinde deneyin!.. Ya çıkarsa?

  Bir Gün Herkes Akp'li mi Olacak? (Ertuğrul ERDOĞAN) 16 Haziran 2012 Türkiye 

Şu anda “Şike Davası”ndan yargılanan Fenerbahçe SK’ nün mevcut başkanı Aziz Yıldırım, “Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak” diyordu. Sanırım her kulüp başkanı gibi o da, her yıl şampiyon olmak ve o dönemde büyüyen çocukların da kendi takımlarını tutacağını düşünmüş olabilir. Herkes Fenerbahçeli olunca, rakip kim olacak? Spor kardeşlik ve tatlı bir rekabettir. Yazıma futbolla başladım. Hani Fenerbahçeli olduğunu bildiğimiz Sayın Başbakan her hamlesini futbola benzetirdi ya, bende bu yazımda öyle yaptım…

  Başbakanla Röportaj Yapsaydım (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Temmuz 2012 Türkiye 

Ordu’da (şehir) gazetecilik yaptığım günleri anımsadım. Halkın içinden birçok kişiyle değişik konularda konuştum. Ancak şu günlerde, “Sayın Başbakanla bir röportaj yapmış olsaydım neler sorardım?” diye önce kendime sordum ve aşağıdaki soruları çıkardım. Tanınmış bir gazetede olsaydım, bu sorularıma yönetmenimiz ve patronum ne derdi, onu bilmem ama Sayın Başbakanımız bu sorularıma sıcak bakarak içten yanıt verir miydi? Onu da bilmiyorum ama yinede sorularımı sorayım;

  Ramazan Geldi, Din Bezirganları Ortaya Çıkar!.. (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Temmuz 2012 Türkiye 

Aman bugünlerde kendinize dikkat edin!.. Depresyona girmemeye ve kafanızı bir yere çarpmamaya bakın! Motosikletiniz varsa kasksız yola çıkmayın. Ruhunuzu okşayın, onunla konuşun, canı sıkıldığında 'hadi seni biraz gezdireyim' diye güzel sözler söyleyin. Gece yarılarına kadar sohbetlere, oyunlara dalarak sabahlamayın. Bol bol su için, diyeceğim fakat Kutsal Ramazana şurada bir şey kalmadığından sıcak ve uzayan günlerin ardından açlıktan beyniniz her an sulanabilir, bir de sigarasızlıktan oldukça sinirli olabilirsiniz!.. Niye mi

  Şafak Pavey İle Söyleşim (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Temmuz 2012 Türkiye 

E.E. “Kadına Şiddet konusu herkesi olduğu gibi beni de oldukça rahatsız etmektedir. Bu konudaki duyarlılığınız için sizi kutlarım. Olaylara genelde partiler farklı pencerelerden bakıyorlar. Ne oldu da kadına şiddette patlamalar meydana geldi? Erkekler neden cinnet geçiriyor? Hiç olayın köküne inildi mi? Asgari ücretin azlığı yanı sıra adaletsiz gelir dağılımı sonucu bankalara borçlanan ve kapılarına icra gelen vatandaşların cinnet psikolojileri hakkındaki görüşleriniz? CHP iktidar olduğunda kadına şiddet konusundaki önlemleriniz neler olacak? Örneğin siz Aileden Sorumlu Bakan olmuş olsanız, ne gibi tedbirler alırdınız?” Ş.P. “Kadına karşı şiddet meselesini çözmenin yolu Adalet Bakanlığından geçmediğini, AB’nin dayatması ile kanunlara koyduğumuz ağırlaştırıcı cezaların hiçbir işe yaramamış olması ile görmüş olduk. Bence kadına karşı şiddet kültürümüz tarafından, (değişik paradigmalarla) beslenen bir milli, bölgesel ve dini değerimiz. İnsanlık tarihine baktığımızda kadın hangi sosyal süreci geçirmiş olursa olsun, kadını hayatın içinde kabul eden toplumlar cinsiyet eşitliğini daha kolay halletmişler. Ben...

  Vallahi Öptürmem! (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ağustos 2012 Yazarlar ve Şairler 

“Okuyacaklarınız günlük yaşamda hepimizin başından geçen veya geçebileceklerdir. Aşkla, işle, siyasetle, dinle aldatıyoruz ve aldanıyoruz… Sokakta, evde, işyerimizde, köşe başlarında çarpılıyor, soyuluyoruz, yaralanıyoruz yerine göre de öldürülüp bir kâğıt parçası gibi kenara atılıveriyoruz, yaşamımızın en güzel baharında… Yaşamınızda ne kadar güvendesiniz? ...

  Vallahi Öptürmem! (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ağustos 2012 Yazarlar ve Şairler 

“Okuyacaklarınız günlük yaşamda hepimizin başından geçen veya geçebileceklerdir. Aşkla, işle, siyasetle, dinle aldatıyoruz ve aldanıyoruz… Sokakta, evde, işyerimizde, köşe başlarında çarpılıyor, soyuluyoruz, yaralanıyoruz yerine göre de öldürülüp bir kâğıt parçası gibi kenara atılıveriyoruz, yaşamımızın en güzel baharında… Yaşamınızda ne kadar güvendesiniz? ...

  Sözün Bittiği Yere Doğru (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Ağustos 2012 Türkiye 

Terör, ne zaman ve nereden çıkacağı belli olmadan bütünlüğümüzü bozma girişimlerine devam ediyor. Tıpkı Irak, Libya, şimdilerde de Suriye’de neler yapıldığı ve yapılmak istendiği gibi… İçimizdeki isyancılar, dış güçlerin desteği ile hain planlarını hayata geçirmenin uğraşı içindeler. Bizlerde maç ve dizi izler gibi askerlerimizin ve savunmasız sivil vatandaşlarımızın şehit edilmelerine ne yazık ki, duyarsız ve kanıksanmışlık içinde seyirci kalıyoruz!

  Alıştınız mı? (Ertuğrul ERDOĞAN) 2 Eylül 2012 Türkiye 

Bombalar yağıyor çocukların başına… Bugün “Barış Günü” Kürsü başında şık giyimliler konuşacak ve sizler rahat koltuklarınız da dinleyeceksiniz “Barış Türküleri”nin ninnilerini… Bir kadın ağlayacak mor gözlerindeki hüzünle, belki de bıçaklanıp delik deşik bedeni gecenin sessizliğine bırakılacak kuytu köşelere… Bugün “Barış Günü” ve sizler gazetenizin üçüncü sayfasını kanıksamışçasına göz gezdirip hemen ekonomi ve sporun ihtişamına geçip, unutuvereceksiniz buz tutmuş kanın yerdeki izlerini… Savaştan kaçan analı babalı ve çocuklu bedenler sınırı zorladığı mayınlar, ne kol ne de bacak bırakacak tırpanlayan bedenleri... İnsanlar

  Suç Chp'de! (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Eylül 2012 Türkiye 

Yani çözümden çok suçlamaların oy avcılığı her yanınızı saracak! Hollanda’da Dünya Kupası’na kötü başladık… Suç CHP’de! Okullar başladı 1 nci sınıfların 87 kişi olacağı söyleniyor… Suç CHP’de! 85 yaşındaki sürücü benzinliğin marketine dalınca felaket kaçınılmaz olmuş, Suç CHP’de! Adam karısına kurşun yağdırdı! Suç CHP’de! Afyonkarahisar Valisi 25 parçalanmış şehidimizin acısına yanan Genel Kurmay Başkanı’na makamında hediyeler veriyor! Suç kimde? Tabi ki onu oraya atayan CHP’de! Siirt Üniversitesi Rektör seçiminde 100 vaat verip 3 oy alabilen Prof Murat Erman Çankaya’dan birinci çıkarak rektör olarak atandı. Suç kimde yine CHPde! Yolda giderken kafaya saksı düştü! Suç CHP’de! Tavuk artık yumurtlamıyor! Suç kimde? Hadi onu da siz bulun!

  (+ 18 ) (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ekim 2012 Türkiye 

Genç kız tüm çıplak bedeninin çekiciliği ile parlak saten çarşaflı yatağında uyuyordu. Henüz on sekizine giren genç delikanlı da yatak odasına girdiğinde önce yatağın başucundaki Barok döneminin en önemli temsilcilerinden Rembrandt’ın Yunan mitolojisinde Perseus’un annesi olan Danae’nin yatakta uzanmış küçük memeli ve göbekli çıplak çakma resmine ilgiyle baktı. Saatin altındaki şatafat çerçeveli aynadan genç kızın masum yüzüne bir kez daha bakıp… Durun yahu, öykü gibi yol alıp gidiyoruz! Girişe ve kahramanımızın +18 olduğuna bakıp da bu öykünün sonu seksle biteceğini hele hele hiç düşünmeyin! O bir

  Başbakan'a 2 Nci Mektubum (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Kasım 2012 Türkiye 

Hani o sevdiklerimize ucu yakılarak gönderilen ve şu günlerde pek görülmeyen mektupların yerine artık bir tuşla uçup gidiveren e-mailler, banka hesap özetleriyle icra mektupları, insanların canını sıksa da, Sayın Başbakan’a bende bir şeyler karalama ihtiyacı duydum. Selam, kelam faslını bir kenara bırakıp hemen sadede geçeyim:

  Ülkeyi Yönetenler Vicdanen Rahat mı? (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Kasım 2012 Türkiye 

Birçoğumuzun okumasa da bir şekilde haberdar olduğu “Bin Bir Gece Masalları”nı bilmeyenleriniz yoktur. Sekizinci yüzyılda Abbasi Halifesi Harun Reşit zamanında Bağdat, İran, Çin, Hindistan ve Avrupa’dan gelen tüccarlarında ana uğrak yeri olmakla birlikte kültürlerinde çakıştığı bir şehirdi. Şimdi bunları neden anlatıyorum, konuya hemen geçip sizleri meraklandırmayım. İktidarlar neden vardır?

  Sizin Favori Diziniz Hangisi? (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Kasım 2012 Toplum 

Ah şu diziler! Reytingler uğruna entrikaların döndürüldüğü, yengesini düdükleyen, karısına göz koyan, olmazsa olmazı olan bir kız veya bir erkeğin karşısında iki sevenin monte edildiği cazibeli diziler… Televizyonun ilk yıllarında “Dallas” dizisi ile başlayan ve daha sonra Komiser Colombo ile ekranlara kilitlenme hastalığımız şu günlerde tavan yaptı. Kimisi 80’lerle sıla özlemi yaparken, kimisi de Şubat’ın gizeminde, kimisi de tıpkı Türk toplumu gibi Suskunların peşinde…

  Bugün Ne Giysem? (Ertuğrul ERDOĞAN) 1 Aralık 2012 Yaşam 

Yedinci sınıfa giden Melis gece yarılarına kadar bilgisayarın başında yorgun düştükten sonra annesinin zorlamasıyla girdiği yatağında mışıl mışıl uyuyordu. Annesi, geceden saat altıya kurduğu cep telefonunun alarmını bir saat sonra işe gidecek eşini uyandırmamak için aceleyle kapatıp, sessizce kalktı. Kızının odasına girdiğinde yorganı yerdeydi. Yorganı tekrar örttüğünde, Melis sağına dönse de uyanacak gibi değildi. Annesi perdeyi açtığında dışarısı da zifiri karanlıktı. Kızının beş- on dakika daha uyusun diyerek mutfağa kahvaltıyı hazırlamaya yöneldi. Kızının birazdan kıyafet konusundaki mücadelesi aklına geldiğinde sinirlendi.

  Kod Adı Remzi (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Aralık 2012 Türkiye 

Adı Remzi, soyadı ise bende gizli kalsın. Esmer, kalın kaşlı, avurtlarını taşan sakalını kesmiş olsa da yüzünde izi belliydi. Muş’un Bulanık ilçesinden. Kod adı: “Taşeron” Böyle giriş yapınca aklınıza hemen kötü şeyler getirmeden onu teröristlikle yaftalamayın! Kahramanımız en büyüğü 10 en küçüğü ise 1 yaşında, üç çocuk bakan, hani taşeron firmalarının asgari ücret, yemek ve yol parası vererek çalıştırdığı işçilerden birisi. Gece 12’de başladığı nöbetini sabah 8’de...

  Kadın Ölümlerinin Ardındaki Sır (Ertuğrul ERDOĞAN) 15 Aralık 2012 Türkiye 

“Bizim kadınlarımız, korkunç ve mübarek elleri, ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yârimiz…” diye devam eden Nazım Hikmet’in şiirini dinlerken çok duygulanırım. Benim ülkemdeki, bir kadın köprübaşında bir elinde pet şişe içindeki benzin, diğer elinde çakmağı ile kimseyi yanına yaklaştırmıyor. Çevresinde toplananlara: “Yetti artık koca dayağından, ne savcı, ne de polis beni dinlemedi! “ diye feryat ederek sonunda kendini ateşliyor!

  Yılmaz'ın Üç Çocuğu (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Aralık 2012 Yaşam 

“Dışarıda yağmur şiddetliydi. Yıllar önce emekli olan adam, karısını uyandırmadan sessizce yatağından doğruldu. Yanı başındaki bardağın üstüne koyduğu çay tabağını kaldırıp suyundan bir yudum aldığında kuruyan damağı yumuşadı. Telefonun yanı başındaki aile fotoğrafına uzunca baktı. Üç kızı arasındaki oğlunun toyluk haline bakıp, “Hey gidi günler, o zamanlar nasılda gençti” diye iç geçirdi. “Allah’tan üç kızımı da kocaya vermişim” diyerek salona geçtiğinde hava da yeni aydınlanıyordu. Derme çatma iki katlı gecekondusunu yaptırırken...

  Maliye Bakanı Babanız Emekli mi? (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Aralık 2012 Türkiye 

“Al bir kaya nerene dayarsan daya!” diye ucube bir tekerlememiz var. Geçenlerde Maliye Bakanı emekliler için bir laf etti ki, sormayın gitsin! İngiltere’yi örnek göstererek diğer ülkelerde çalışırken daha yüksek, emekli olunca daha düşük maaş alınıyormuş. Türkiye’de bunun farklı olduğunu ve OECD ülkeleri arasında çalıştığı dönemde aldığı ücrete oranla emeklilikte alınan paranın yüksek olduğunu söylüyor! Bunları işitince Selda Bağcan’ın “Yuh! Yuh!” şarkısı kulaklarımı tırmaladı… Kim için mi? Bir emekli olarak siz kime atfettiğimi bilirsiniz!

  Asgari Ücretlinin Milli Geliri Kimde? (Ertuğrul ERDOĞAN) 29 Aralık 2012 Türkiye 

Hani hep söyleriz ya, dünyada olup bitenler; “kral ve kölelerin arasındaki mücadele” diye. Bakmayın siz iktidarla muhalefetin politika paslaşmalarına, aslında siyasetin bütünlüğü ezen ve ezilenler arasındaki kıyasıya mücadelede odaklanır. Kim kazanır? Sermaye mi? Yoksa çalışan kesim mi? Sokaklarda genelde kim ve kimler neyin mücadelesini

  Vatan Cephesi, Mc ve Ak Gençlik (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Ocak 2013 Türkiye 

1950-1960 yılları arası tıpkı AKP gibi birkaç dönem iktidara gelen Menderes dönemindeki “Vatan Cephesi”ni duyanlarınız olmuştur. Menderes, ilerleyen iktidar dönemlerinde ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar Demokrat Partiyi zorlamaya başladığında bu gidişi önlemek adına yandaşlarını “Vatan Cephesi” saflarında toplamaya çalıştı. Türk halkı ikiye bölünmüştü. DP Saflarında olanlar vatansever, olmayanlar ise vatansever sayılmıyordu. Bu iki grup aynı cami ve kahvelere de gitmiyordu.

  Bir Kaç Adımda Balyoz Davası (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Ocak 2013 Türkiye 

Laf ebeliği yapmadan hemen konuya gireyim. Malum “Balyoz Davası”nda çeşitli cezalara çarptırılan sanıkların davaları Yargıtay ve sonrasındaki hukuk sürecinde, kesinleşecek mi, yoksa beratları ile mi sonuçlanacak bunları hep birlikte göreceğiz. Mahkemenin gerekçeli kararından bir bölüm: “… Teslim edilen yazılı belgeler ile asıllarının Genel Kurmay Başkanlığı tarafından askeri birimlerde asılları

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Ocak 2013 Türkiye 

Yaşar Nuri Öztürk’ün karşısında “Hocam, Hah! Hah! Hah!...” diyen Saba Tümer’in kahkahaları hiç durmaz! “Ağza bak ağza… Tring, tiring..”diye tespih çeviren Akasya Durağı’nın üç kağıtçısı Kadir’i, ‘Yemekteyiz’ programının çılgın konuklarını, evlenmek için ev, araba, arsa sözcüklerinin ortalıkta dolaştığı evlenme programlarını, ‘Seksenler’ dizisinin nostalji rüzgarını, “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”nin büyüyen Osman’ının yaptığı kavgayla, maçların özetleri ve tartışma programlarının özgürsüzlüğünü yandaş medyanın ekranlarında artık APO’da izleyerek ortak olacak! Evet, Apo İmralı’da şov dünyasında uyuduğumuz programları ne kadar ilgi gösterir bilinmez ancak yandaşlarıyla televizyon kanalı vasıtasıyla şimdi daha yakın mesafede ...

  Nasıl Bir Orgazm? (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Ocak 2013 Türkiye 

Amerika ne yapmak istiyor, etnik ve dini mezheplerin bolluğundaki Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın ABD’ye uydulu diğer ülkeleri kimler tarafından yönlendiriliyor? Bu soruma hemen “Obama” diyenleriniz olduysa, yanılıyorsunuz. Obama çok uluslu şirketlerin yönettiği ve siyaset adamlarının önceden hazırladığı, raporlandığı, sonradan tartışıldığı ve işleme konulduğu dış politikalarını dünyaya sunan bir garson görevindedir. Gelin şimdi sizlere ABD’nin İslam ülkelerine “Ilımlı

  Pala Bıyıklı Adam (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Şubat 2013 Türkiye 

Pala bıyıklı adam bu kez burnunda biriken sümüğü çıkarmanın telaşındaydı. Bir eliyle sol burun deliğini tamponlayıp sümkürdüğünde, çıkanlar az kalsın yanından geçen kadının bacaklarına yapışacaktı ki, kadın bir hamleyle kurtulmuştu. Kadın olup bitenlere şaşırıp, tek eliyle kalbini tuttu. Adama ters ters bakıp bir şeyler söyle de, adam aldırış etmeden cep telefonu satan dükkânın önünde durdu. Simitçiye; “Taze mi?” diyerek bütün simitleri sümüklü elliyle kontrol etti. Gevrek olduğuna karar verdiği yanık simidi ısırıp cebinde

  Yalan Dünya (Ertuğrul ERDOĞAN) 11 Şubat 2013 Türkiye 

Küçüklüğümüzde henüz yalanın ne olduğunu bilmediğimiz zamanlarda annemiz bize “Yalan söylersen ağzına biber sürerim!” derdi. Babamız da “Ağzınızdan çıkanı önce kulağınız dinleyecek, ondan sonra konuşacaksın” diye öğüt verirdi. Siyasileri biliyorsunuz, oy alabilmek, partisini iktidara taşımak veya geldiği iktidarda uzun yıllar kalabilmek adına

  Gizli Kahramanlar (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Şubat 2013 Sanat 

“Bir ülkeyi ele geçirmek istiyorsanız, o ülkenin sinema salonlarını ele geçirmek gerekir” diyen Osman Şahin, mezun olduğu Köy Enstitülerini ise; bozkırda çalınan Vivaldi’nin müziğine benzetiyor. Onun bitmez tükenmez baharının, mevsimlerinin bozkıra gelişini müjdeleyen Vivaldi müziği o…” diyor… Geceye emeği geçen BUYAZ Derneği’nin Başkanı Güney ÖZKILINÇ ve ekibi ile Bursa Nilüfer Belediyesi’nin gizli kahramanlarına teşekkür ederken, sanat her ne kadar “Ucube”ye uğrasa da siz yine de sanatsız kalmayın dostlar! Zira sanatın özgür olduğu bir ülkede, demokrasi de doruk noktasındadır…

  Biz Neyiz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Şubat 2013 Türkiye 

Aslında hepimiz, Allahın bir kulu ve ona dönecek olan dünya insanıyız… Önemli olan hangi kimlikte olursak olalım, kardeşçe ve barış içinde yaşamak boynumuzun borcudur… Neyse şimdi sadede gelelim! İktidar, bir an önce bu millete aceleye getirdiği Anayasa’da değiştirmek isteyeceği maddeler ile İmralı yani APO ile MİT görüşmelerinin sonuçları doğrultusunda neler yapılacağını açıkça anlatmalıdır… Bunu bekliyoruz…

  Ubuntu (Ertuğrul ERDOĞAN) 4 Mart 2013 Türkiye 

Söze “Ubuntu” ile başlamak istiyorum ancak gündemde tavuğun altında bekleyen yumurta gibi sıcak APO-MİT görüşmeleri varken bu sözcükte nereden çıktı diyenleriniz olacaktır. Neyse bu sözcüğün ne anlama geldiği ile küçük bir hikâyeyi yazımın sonuna bırakıp, önemli gelişmelere bir bakalım. Malum Apo’nun tutanaklara geçen açıklaması

  Kitap Fuarının Ardından (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Mart 2013 Yazarlar ve Şairler 

Ne kokular vardı, koklamasını bilene ve ne kitaplar vardı okumasını bilene… Kitap kırpıntıları arasında uyudum ve sıcak kurşunlardan süzülen matrislerin dizisinde sabahladım yorgun bedenle… Ve kitaplar arasında yoğruldu beynimin ince gülü… Bir kitap fuarının daha sonuncu günündeyiz, Bursa’nın yağmur yüklü mart ayının on yedinci gününde… Yayınevlerinin çatısı altında ne de çabuk geçiverdi okuyucu, kitap ve yazar üçgeninde bir hafta!

  Yalancı Bahar (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Mart 2013 Türkiye 

Bahar umuttur, barış kardeşliktir diye son yılların en ilginç Nevruz kutlamalarını izledik… Nevruz nedir? İran’da İslami bir kökeni olmasa da farklı, Türki Cumhuriyetlerinde doğanın uyanışı, Kürtlere göre, Demirci ve Kawa efsanesine dayandığı için, Anadolu, Orta Asya ve Türk halklarına göre, Göktürklerin Ergenekon’dan ( yanlış anlaşılmasın örgüt değil!) çıkışı olarak kutlandığı biliniyor. Başbakan BOP Projesi eş başkanlığı kapsamında

  Ne Çektin Be Gülistan (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Nisan 2013 Türkiye 

mi ölümler vardır sessiz sedasız, kimisi de şaşalıdır. Öyle uzaktan gelen olur ki, merasim caddeleri taşar… Evet, İngiltere’nin bir dönem unutulmaz “Demir Lady” lakaplı eski Başbakanlarından Margaret Thatcher’de sonsuzluğa büyük bir törenle uğurlandı. Siyasetçilerin sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri de vardı. Dünya’da bir ezen, bir de ezilen vardı… Bir zengin, bir fakir ve işin özü de bir patron ve onu kalkındıran işçiler… Kısacası buna kral ve köleler deniyordu… İşte bütün dünyanın kavgası buydu… Yani hak arama

  Sayın Başbakanım (Ertuğrul ERDOĞAN) 14 Haziran 2013 Türkiye 

İnsanlar tatil yapmadan daha verimli çalışamazlar. Vücut bir gün iflas eder ve beyin iyi düşünemez hale gelebilir. Sizi son zamanlarda her ne kadar bir psikolog kadar anlamasam da yorgun, çok stresli ve gergin görüyorum. Bu da partinizin grup toplantısında, mitinglerde veya medya karşısındaki konuşmalarınıza olumsuz yansıdığını görüyorum.

  Sisili Demokrasi (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Temmuz 2013 Toplum 

Baharın esintileri Mısır’da esmeye başladığında herkes ülkesine demokrasi gelecek, diye sevinmişti. Ülkelerini ziyaret eden Başbakan Erdoğan özel bir TV kanalına verdiği röportajda, “Türkiye’de anayasa laikliği, devletin her dine eşit mesafede olması olarak tanımlar. Laiklik kesinlikle ateizm değildir. Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ama laik değilim. Fakat laik bir ülkenin başbakanıyım. Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır. Ben Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklikten korkmayın” demişti. Mısır’ın başına geçin Mursi bu sözlere uydu mu?

  Cırtlandık! (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Temmuz 2013 Türkiye 

Borçlar ödenir ama ülke parçalanmaya sürüklendiğinde telafisi çok zor olur aman buna dikkat! Birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız var şu günlerde. Sakın ola ki, birbirinizi gammazlamaya kalkmayın!.. Allah korusun olası bir savaşta ülkemizi düşmana karşı korurken cephede yine omuz omuza birlikte olacağız!

  Kel Alaka! (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Temmuz 2013 Türkiye 

Turtinistan’ın Başbakan’ı uçaktan inip, basın toplantısının yapılacağı salona yorgun girmişti. Medyanın mikrofonları önüne yığılmış, başbakan neredeyse görünmüyordu. Gazeteciler ise salonda yerlerini almış, birazdan sorular havada uçuşacak, başbakan da her zaman olduğu gibi üstüne üstüne gelen soruları yanıtlayacaktı! Öyle de oldu. Arka sıralardan genç gazeteci ilk sorusu için mikrofonu eline aldı ve sordu:

  Benim İçinde Ağlar mısın? (Ertuğrul ERDOĞAN) 23 Ağustos 2013 Toplum 

Öylesine güzel hayallerim vardı ki, anlatamam! Okulumu bitirdiğimde, iş bulmanın biraz zor olduğu ülkemde gelecekti hayallerim. Belki de sokaklarda ki isyanım bunaydı. Babamın beni zor bütçesi ile okutmasının zorluğunaydı isyanım! Gençtik… Sokaklarda derdimizi anlatırken polisin hemen biber gazı sıkmasınaydı isyanımız! Kimse bizleri anlamak istemedi… Dinlemedi…

  Biz Nerede Yanlış Yapıyoruz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 17 Kasım 2013 Türkiye 

Bu kaçıncı Habur şovu oldu bilemiyoruz ancak, politikacısıyla, sanatçılarıyla büyük sinsi hesapların yapıldığı bir buluşma anıydı diyebiliriz Diyarbakır’daki mitinge. Ve katılımcılar maskelerini takıp kendi hesaplarının kurnazlığında mutluluğunun resmini çiziyordu. Onlar mutluluğun resmini çize dursunlar, bende söze şöyle başlayım…

  Ödüllü Belediye Nilüfer (Ertuğrul ERDOĞAN) 26 Kasım 2013 Türkiye 

M. B. Kültür-sanat ve spor çağdaş bir kentin, ilerlemek isteyen bir toplumun olmazsa olmazıdır. Bana göre her çocuk en az bir enstrüman çalmalı, en az bir spor dalıyla uğraşmalı… Size çarpıcı bir örnek vereyim: 1999’dan bu yana çalışmalarımıza katılan çocuklarımız, gençlerimiz en azından bilinçli birer sanat tüketicisi durumundalar. O nedenledir ki Nilüfer’de hemen her hafta Türkiye’de ya da dünyada ses getirmiş bir sanatçıyı ağırlıyoruz…

  Tokuşan Yumurtalar (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ocak 2014 Türkiye 

Dışarısı ayazdı… Mutfak penceresi ise gittikçe buharlaşıyor, dışarının toz-dumanı bile görünmüyordu! Gelişmeleri inandığınız medyadan yüzünüz buruşuk izliyor, için, için kahrettiğinizde aklınıza birden ocaktaki yumurtalar geliyor… Aniden fırlayıp ocağı söndürüyor ve içine saldığınız yumurtaları son anda kabına yapışmadan kurtarıyorsunuz… Pazar sabahının keyfiyle sofraya oturduğunuzda çocuğunuz eline aldığı sıcak yumurtayla size bakıp sırıttığında ne demek istediğini anlıyor, sizde yumurtayı elinizde sıkarak çocuğunuzla karşılıklı tokuşturmaya başlıyorsunuz. Mutfağa yayılan “Çat!” sesiyle evladınız basıyor kahkahayı! Onun...

  Bu Ne Yaman Çelişki (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Şubat 2014 Türkiye 

Bu Ne Yaman Çelişki! Kamyonların arkasındadır güzel yurdum insanının ilginç düşünceleri… Aracınızla keyifle yol aldığınızda önünüzdeki kamyonu tam sollarken “Bas gaza, frene, debriyaja, götür ver parayı vergiye, stopaja” veya bir başka kamyonda “ dünya delikanlı olsaydı, yuvarlak olmazdı” yazılarını okuduğunuzda, gülümsersiniz. İşte size bu yazımda yurdumun İnsanlarından küçük bir manzara sunacağım. Yalnız okuduğunuzda kamyonların arkasındaki yazılanlara güldüğünüz gibi gülmeyecek, oldukça düşünüp hayıflanacak, hatta kızacaksınız bile! Buyurun yolculuğa:

  Siyaset Şeşhane, Kitaplar Şahane (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Mart 2014 Türkiye 

Tapeler, tıpalar… Paralar, kasalar, bozulmasın aralar, derken siyaset ayakkabı kutusunun içine sıkışıp kaldı! Yakında dananın kuyruğu fena kopacak! “Ak mı kara mı?” , “Adalet Var mı, yok mu?” , “Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturmaları Ne olacak?” , “Paralel Devlet söylemleri nereye varacak?”, “Hırsız Var mı?” iddiaları halkın ellerinde sandığa atacağı oyda gizemli kalacak...

  (Ertuğrul ERDOĞAN) 3 Nisan 2014 Türkiye 

Mart ayı geçti şükür! Neydi o kedilerin anlamsız hareketleri! Bırakın damları köşe başlarında bile burun buruna gelip acı acı miyavlamaları! Şu baharın ilk ışıklarında havanın serinliğinden nereye gireceklerini şaşırdılar! Kimisi arabaların kaputları içine kimisi de tam oyların sayılacağı zamanda trafolara girerek ortalığı karanlık içinde bıraktılar! Mart ayı dert ayı diye atalarımız boşuna söylememiş! Sırf bu kediler yüzünden oy verenler bir birine giriyor! Olacak iş mi bu? Bir oyun bile...

  Vay Kemeler Vay! (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Nisan 2014 Yapıtlar 

“… Sağ ayağımın başparmağı acıdı. Ağzını ayak başparmağıma dayamış, uzun çıplak kuyruğunu öteye beri sallayarak parmağımı kendine doğru çeken iğrenç kemeyi gördüm. Korktum. İğrendim. Aklımı oynatacak haldeydim. Bağırarak ayağımı hızla sarsmamla keme atladı. Tuvalet deliğine girdi. Ayağımdan çıkardığı çorabı da beraberinde götürdü...

  Uzay Çağının Ofisi (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Mayıs 2014 Yaşam 

İlk girişte malum sıkı bir kontrol sonrası ofisin içindeydik. Salon oldukça genişti. İçeriye girdiğimde orta mekânda konforlu koltuklar rengârenkti. Sol tarafıma baktığımda müzik aletlerinin bulunduğu yerde loş ışık ve orkestra hazırdı. Yalnız sahnede müzisyenler yoktu. Üstünde “WEB TV” yazıyordu. Karşıma baktım. Eski bir tramvayın kompartımanlı figürü içinde bilgisayarıyla çalışan bir bayan vardı...

  Soma'da Hepimiz Suçluyuz! (Ertuğrul ERDOĞAN) 18 Mayıs 2014 Türkiye 

Şimdi Soma’da meydana gelen feci olay için, şöyle oldu böyle oldu, diye laf kalabalığı yapmayacağım. Kulağı olan, gözü olan tüm gerçekleri kendince kabul ettiği haber alma organlarından dinleyip, izlediler… Önce ölenlere rahmet, yaralılara şifa ve tüm ulusumuza baş sağlığı dileyerek gerçeklere dalmak istiyorum… Evet, başlıkta da okudunuz, Soma olayında hepimiz suçluyuz! Kimse ahkâm kesmesin! Neden mi?

  Anne, Ocak Çok Isındı / Röportaj (Ertuğrul ERDOĞAN) 25 Mayıs 2014 Toplum 

O bir anne… Yaşamında hem de üç kuşak madenci görmüş bir anne… Babası, kocası ve oğlunun maden ocaklarının tozlu tenlerini yıllarca temizlemiş… “Hakkını helal et” sözcükleriyle her sabah yerin metrelerce altına uğurlayıp, akşam, iş dönüşüne kadar düşünceleri kömür karasıyla yoğrulan anne… Kazanın meydana geldiği şirketin başka bir ocağında çalışan oğlunun, işinden kovulmaması için isminin açıklanmasını istemedi. Evet, adının ne önemi var ki… O, yalnızca hepimiz gibi, yüreği ölenlere yanan, kurtulanlara sevinen, geride kalan yetim ve dulların ise gelecekte neler yapacaklarını düşünenlerden birisi…

  Kıl Olduk Abi! (Ertuğrul ERDOĞAN) 9 Temmuz 2014 Türkiye 

Kimisi sarı, kimisi siyah, kimisi kızıl… Yeşili bile var… Rengârenk… Bazen siyah beyaz resimdeki gibi bukleli durur kadınların masum yüzlerinde… Bazen de kıvırcıktır dünyanın bir diğer ucunda… Kimisi kapalı, kimisi açık… Ama hepsinin altında bir beyin yatar… Ah şu sarı saçlar, olur olmadık yerde insanın başını belaya sokar. Sokakta bir kadın olarak onlarca siyah saçlar arasında tek başına yürüdüğünüzde, hemen ilgi odağı oluverir, daha sonra da maganda tipler ağzı sulanırcasına sarkarak sizi “Orospulukla” yaftalıp peşinize takılıverirler… Israrla sarkar da sarkarlar!..

  Kurnazlar İyi Yaşar (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Temmuz 2014 Toplum 

Yan yatmış ölü böceği onlarca küçük karınca lime lime edip, kış için yuvalarına taşıyor… İri bir at sineği, karıncaların üstünde ölüm uçuşunda… Birkaç metre ileride arı ise vızıldayarak ölüm korkusuna aldırış bile etmeden sarıçiçeğin üstünde yapacağı balına öz topluyor… Zayıf, siyah-beyaz bir kedi köşeden çakmak gözleriyle öyle bir bakış bıraktı ki, korktuğu belliydi. Ürktü… Birkaç saniye öylece hareketsiz kaldı. Sonrada bana dik dik baktı. Korkmasın diye hareket etmedim. Kuşlara yıllardır koyduğum su ve yem kabının yanına yavaşça süzüldü. Uzunca sudan içti… Tabakta ciğer yoktu ki yesin. Burun kıvırıp sessizce ürkek adımlarıyla uzaktan geçip gitti…

  Oy Kullanmayan Tatilcilerin Kıçı Bronzlaştı (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Ağustos 2014 Türkiye 

Sahilde iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık vardı. Deniz, tatilcilerin önünde çarşaf gibi güneşin ışınlarıyla parlıyordu. Hatta göz bile alıyordu! Anneyle baba, sırtları dönük şezlongun altında güneşin yakıcılığından korunuyorlardı. Güneş yağı ile sırtlar terden boncuk, boncuktu. Orta yaşlardaki anne çevresi pembe desenli güneş gözlüğünün koyuluğunda denizin kıyıcığında kulaç atan on üç yaşındaki oğlunu takip ediyordu. Baba ise kafasını yana çevirip yanındaki gazetesinden Cumhurbaşkanı seçimleriyle ilgili haberlere göz atıyordu. Bir ara karısının sırtında kıllı ellerini gezdirip, güneş yağına karışan terleri temizlerken eşine: “Hanım, bak...

  Bütün Dünya Suçlu! (Ertuğrul ERDOĞAN) 21 Eylül 2014 Türkiye 

Önce İŞİD’ten alınan vatandaşlarımıza büyük geçmiş olsun! Bunun perde arkasını daha sonra çok tartışacağız… Savaşın kokusu güney sınırlarımızda her tarafı sarmaya başladı! Hani 6 veya 7 yıl önce BOP Projesi konusunu yazarken, domino taşının ucu Fas’tan başlayıp Mısır’a, oradan Libya ve Cezayir’e sıçradığında, sıranın bize de geleceğini söylemiştik… Evet, terör ve savaş çanları kapımızda tıngırdamaya başladı. Bir taraftan PKK Doğu’da çocuklarımızın okullarını yakarken, Ağrı İlimizde de, sözde mahkemeler kuruyor, yolları kesip kimlik soruyor. Şantiyeler yakıp, işçi ve çocuklarımızı kaçırıyor, şanlı bayrağımızı da gönderinden indirilip, yakıyorlar… “Barış süreci tek taraflı yürüyor!”

  Çek Kenara! (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Ekim 2014 Türkiye 

FOX TV için bir yönetmenin talebi üzerine yazdığım on üç bölümlük “Sonrasızlar” dizisinin öykülerine farklı hikâyelerle devam ederek Türkiye’de kadın şiddetine maruz kalmış otuzu aşkın kadın cinayetlerini yazdığım ve “Sonrasız Kadınlar” adını verdiğim kitap çalışmamın, hem Türkiye’de hem de Almanca yayımlanması için girişimlerim devam ederken, ayrıca ileride dizi olabilecek bir roman çalışmam için de 2002 yılından günümüze kadar olan yılları, gazetelerin arşivlerindeki sayfalarını didik didik edip, elle ajandaya ilginç bölümlerini not aldığımda, siyasetten yaşama, gözüme neler ilişmedi ki, neler!

  Terlikten Maden Oyunu (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Kasım 2014 Türkiye 

Romalı General “Germanius’un şehri ele geçirip, kendi adına izafeten ‘Germanikopolis’, daha sonra ‘Ermenak’ , en sonunda da ‘Ermenek’ adını alan, bağrında ise yükseklerde yaşayan yiğitleri barındıran Anadolu’muzun bu ilçesini ne kadar tanıyoruz? Yörüklerin yatağı Torosların kıyıcığındaki bu şirin kasabanın yiğitleri, tıka basa dolu heybeleriyle atları üzerinde ilerlerken taş döşeli dar yollarda çınlayan nal sesleri, sabahın erken saatlerinde kayaların üzerine inşa edilen evlerde yankılanırdı… Bahri’nin babasından kalma kayaların üstündeki derme-çatma evine sürekli keklikler konuyor, penceresinden bakıldığında, İrem bağlarının yeşilliği az da olsa görünüyor, yedi yüz yıllık Ala köprüsünün altından geçen Göksu Çayı’nın gürül gürül sularının sesi kulakları tırmalıyordu. Ah o Ala köprüsü!

  Nilüfer Kitap Günleri'nin Ardından (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Aralık 2014 Günlük Olaylar 

Her kitap etkinliğinde yeni yazan ve okurlarla tanışmak, standımıza yaklaşan küçük çocukların gözlerindeki ışıltılarıyla, yeni doğan bebeklerine şimdiden kitap kokusunu alıştırmak isteyen ebeveynlerin kitaba verdikleri önemi görmek, hepimizi mutlu ediyordu. Evet, içeride kuş sesleri gibi ötüşen öğrencilerin kimisi öğretmenlerinin sözlerinden çıkmadan ürkekçe kitaplara bakıyor, kimisi de “Param kalmadı ki!” diyen bakışlar arasında gözlerini kitaplardan ayırmıyordu. Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar Cicero, “İçinde kitap olmayan bir oda, ruhsuz bir beden gibidir” derken Nilüfer Belediyesi ile Siyah-Beyaz Yayınlarının ortaklaşa düzenledikleri “Nilüfer Kitap Günleri” Avrupa Kalite Ödüllü ilçemiz Nilüfer’de 28 Kasım – 7 Aralık 2014 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Öncelikle, her zaman sanatın ve sanatçının yanında yer alan ve onlara destek veren Nilüfer Belediyesi’ne “Nilüferli Yazarlar” adı altında stant açtığı için, yazan arkadaşlar adına teşekkür etmek istiyorum. Şimdide buyurun çadırımıza…

  İtibarımız Nerede? (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Aralık 2014 Türkiye 

"... Aslında Türkiye, Ermenek Maden Ocağı’nda hayatını kaybeden oğlunun cenazesinde Recep amcanın delikli lastik ayakkabısı ile bin yüz elli odalı sarayın arasına kilitlenmiş durumda normalleşmeyi bekliyor…"

  Kondom Yasaklansın mı? (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Ocak 2015 Türkiye 

Bir yazımda, ütopikti ama, “Üç çocuğa kabul ancak, devlette üç çocuk sahibi ebeveynler arasında bir sözleşme imzalanmalı, buna göre; devlet, çocukların sağlıklı büyümesi, özel okullarda iyi eğitim alması, okul bitince iş garantisi, iş sonrası ise evlendiğinde rahat ve mutlu bir hayat garantisini vermesinin gerektiğini yazmıştım. Şimdi ASDEP adlı bu projenin ilk uygulamaları birkaç il ve ilçede başlayacakmış. Diğer İllere de yavaş yavaş yaygınlaşacakmış. İyi de daha önce okullardaki Fatih Projesini tam anlamıyla sonuçlandıramadık ki! Süt projesi de iyi işliyor mu onu da incelemek lazım.

  Seçime Doğru (Ertuğrul ERDOĞAN) 12 Şubat 2015 Türkiye 

Şunun şurasında kaç gün kaldı sandık başına gitmemize… Giren ay, çıkan ay, şinanay derken soluğu sandık başında alacağız… Alacağız almasına da görücüler, yani vekil aday adayları da son sürat belirmeye başladı. Birçoğu bürokrasinin ballı makamlarından istifa ederek genellikle Ak Parti’nin kapılarında şık takım elbise ve uyumlu kravatlarıyla patronlara görünmenin telaşındalar. Kapıyı tıklatanlar, kim bilir “Bakın Efendim, iktidarınız döneminde bir dediğinizi iki etmedim. Hep sizin için çalıştım. Yerine göre ‘muhalefete göz bile açtırmadım. Anlarsınız ya!’ diyerek vekilliğin kaymağından yararlanmak için boyun bükmesi içinde olacaklar…

  Tokuşan Yumurtalar (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Şubat 2015 Türkiye 

Çocukluğumun pazar sabahları güzel olurdu… Güneş odamıza bir başka doğardı umutla… Hele o erken yakılan sobanın çıtırdayan sıcaklığı yüzüme vurduğunda kahvaltıda kızarmış ekmeğe süreceklerimizin tadını hayal etmekten uykumuz kaçardı… Ve uzaktan gelen radyomuzdaki türkü ve şarkıların namelerini de yorganın sıcaklığında ninni zannederdik. Bedia Akartürk ince tiz sesiyle seslendirdiği “Yumurtanın kulpu yok gözlerimde uyku yok, sür gemici gemini krallardan korkum yok…” türküsü şu gün olmuş hala kulaklarımı tırmalar durur. Evet, yumurtanın kulpu var mı, yok mu bilemiyorum ancak, yüksek bir protein kaynağı olduğu kesin. Bunun için bütün tavuklara teşekkür ediyorum. Yumurta demiştik.

  Sonrasız Kadınlar (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Mart 2015 Türkiye 

Sizlere bu yazımda Lakin Yayınları’ndan yeni çıkan üçüncü kitabımdan bahsetmek istiyorum. “SONRASIZ KADINLAR”ın içinde Türkiye’de kadın şiddetiyle hunharca yok edilen kadınlarımızın birbirinden ilginç otuz gerçek hikâyeleri var… Arka kapakta, “Bu kitabı okumadıkça ‘kadınlar anlaşılamaz” diyorum… Gün geçmiyor ki, medyada, kadın cinayetlerinden haberler olmasın! Toplumumuzun önemli yaralarından olan Kadına Şiddet konusunu daha derinden hissetmek için isterseniz sözü daha fazla uzatmadan kitabımdaki notumu sizlerle paylaşmak istiyorum:

  Şafak Karanlıktan Doğar (Ertuğrul ERDOĞAN) 8 Nisan 2015 Türkiye 

Kuzguniliğin ülkemizi sardığı, gözlerimizin çubuk ve koni hücrelerini esir aldığı, yüreklerimizin vurulduğu günlerde karanlıkta yürüyoruz… Hem de kusurlarımızı görmeden, hep bir bahane üreterek, sorunu irdelemeden ve sonucu bulamamanın çaresizliğiyle… Bazıları yürüdüğü yolun kendince aydınlık olduğunu zanneder. Oysaki adımları karanlık içinde nereye gittiğini bilmeyen şaşkın ördekler gibi oradan oraya savrulurlar. Çuvaldızı bilmediklerinden iğnenin de ne olduğunu bilmez onlar. Onlar ki, Mevlana’nın yüz yıllar önce söylediği, “Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde adam yok” sözlerini de bilmezler, Hem bilseler de ne demek istediğini hayatlarında uygulayabilirler mi? Kocaman heyhat!

  Bir Daha... (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Haziran 2015 Türkiye 

Dünyayı ilgilendiren ve sürpriz konulu dördüncü kitabımın çalışması, ayrıca seçim dönemindeki siyasetin seviyesizliği nedeniyle elim köşe yazısı yazmaya açıkçası pek gitmedi. Yazımın başlığını “Bir Daha…” yazarken noktalı yerleri nasıl dolduracağımı sanırım şimdiden tahmin etmişsinizdir. Evet, bu ülkede bir daha; - Polis, protesto hakkını kullanmak isteyenlere artık öyle biber gazı kullanıp üzerlerine su sıkamayacak, - Yasalar torbanın içine girerek, bir gecede iktidarın menfaati için çıkmayacak, - Kimse basına müdahale ederek onu maliyesi ile korkutarak Türkiye’nin dünyada basın özgürlüğünde son sıralara yerleşmesine neden olamayacak,

  Biz Bir Aile miyiz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 24 Temmuz 2015 Türkiye 

Bizim ülkemizde neden işler genelde iyi gitmez? Bunun sorumlusu siyasiler mi, yoksa kendini yetiştirememiş halkımız mı? Sabah uyandığımızda birçoğumuzun içini karalar bağlar. Radyo ve televizyondan işiteceğimiz "Son Dakika!" haberlerine irkilir. Kendi kendimize, "Yine mi patlama!" “Yine mi ölüm!” veya “Hiç mi iyi bir haber olmaz” diye hayıflanırız. Tarih kitaplarını birçoğumuz okuldayken okumuşuz ve sınavlarına da girmişizdir. Nice krallar, padişahlar ve generallerin hayatlarını, savaşlarını, elde ettikleri toprakları, savaşlarda ölen insanların sayısını, yine onların saraylardaki şatafatlı yaşamlarını, aile entrikalarıyla tahta geliş biçimlerini, iktidarlarına karşı gelenleri ise nasıl ilginç yöntemlerle işkence ile öldürdüklerini iğrenerek öğrenmişizdir. Ya halklar ne durumdaydı? Bunları da öğrenmiş miydiniz?

  Seçimler Ertelenebilir (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Ağustos 2015 Türkiye 

Erken seçim taslağı YSK tarafından hazır. 1 Kasım 2015. Ve teamüller gereği CHP'ye hükumet kurma görevi Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘Beştepe’nin yolunu bilmiyorlar’ gerekçesiyle verilmedi... Cumhurbaşkanının açıkladığı, "Yönetim sistemi fiili olarak değişmiştir." sözleri doğrultusunda hayallerindeki fiili durum da başlatılmış oldu! Yıllardır Cumhuriyetle hesaplaşma içinde olanlar, Anayasayı filan takmadan AKP'nin iktidarda kalması için tüm kozlarını bu seçim döneminde de kullanacaktır! CHP ve MHP Seçim hükumetinde olmayacakmış... Onlarda bu geçici ...

  Dünya Liderleri, Suçlusunuz! (Ertuğrul ERDOĞAN) 6 Eylül 2015 Türkiye 

Bazı duruşlar vardır masumcadır… Eski siyah beyaz fotoğrafları görmeyeniniz yoktur. O bukleli kadınların yan oturuşlu bakışları mahzundur… Veya evli iki gencin yan yana oturup, kafalarını birleştirerek ellerini dizlerine koyup çektirdikleri fotoğraflara baktıkça, sizi eskiye götürür, iç çektirir… Siz hiç küçük kedilerin, sofranızda bir şeyler atıştırırken yanınıza yaklaşıp, o mahzun duruşlarına dikkat ettiniz mi? Gözlerinizin içine bakarak size, “Ohh ne ala siz yiyin, biz bakalım. Bana da birkaç lokma verir misin?” diyen bakışları yüreğinizi burkar, burkmakla kalmaz, parçalar… Eğer insansanız, sıkısıysa o lokmalar boğazınızdan geçsin. Dayanamazsınız ki… Hemen kalkıp, yiyeceğinizi onunla paylaşırsınız. Çocuklarda mahzun ve günahsız… Onları dünyanın geleceği diye özenle büyütmeye çalışırız. Zenginlerin kucağında büyüyen çocukları hep...

  Kara Tren (Ertuğrul ERDOĞAN) 13 Ekim 2015 Türkiye 

Onlarca ölü ve yaralıların ardından herkes terörü kınadı ve bunu yapanlara lanet okudu… Olması gereken de bu. Ancak, terör neden Ortadoğu ülkelerini esir aldı? Bu terörü besleyen kaynaklar nereden geliyor? Onları taşeron olarak kimler kullanıyor ve eğitiyorlar? Ülkemiz teröristlerin tonlarca bomba yatağı ve ağır silah deposu oldu… Teröristlerce karayollarına döşenen tonlarca bomba düzenekleri yerleştirilirken neden uyuduk? Onları ülke içine kimler getirdi? Getirirken, sınırlardan bir cep telefonu bile geçirmek büyük bir zahmet iken, güvenliğimizi ilgilendiren bir kilo, on kilo, değil, tonlarca bombalar ülkemize nasıl girebildi? İşte bu sorular üzerinde yoğunlaşmamız gerekir...

  İnsanca Yaşıyoruz, Değil mi? (Ertuğrul ERDOĞAN) 11 Aralık 2015 Toplum 

Bakınız, hapishanelerimizde hiç yazan ve çizenimiz yok! Ülkem de hiç kimse kimsenin hakkına tecavüz etmiyor. Sokaklarımız tertemiz, insanlarımız nezaketli, tanıdık, tanımadık herkes birbirine karşılaştıkları her yerde selam bile veriyor! Kırmızı ışıklara yani trafik kurallarına öylesine riayet ediyor ki, ölüm ve kaza oranları yok denecek kadar az! Çalışanlarımız yaşamlarından öylesine memnunlar ki, sendika kurmaya bile taraftar değiller! Bazen ufak tefek haklarını aramak için sokağa çıktıklarında polisler hiçbir şey yapmadan onlarla birlikte halay bile çekiyorlarmış! Polisler, başka ülkelerde kullanılan biber gazı ve TOMA’yı kullanmayı da hiç bilmezlermiş! Patronlar ve devlet çalışanlarına haklarını adaletli veriyormuş! Hal böyle olunca huzur içinde en ağır işlerde bile çalışan işçilerimiz güvenle çalışıyorlar ve iş kazalarında hiç kimse...

  Ölüm Yelekleri (Ertuğrul ERDOĞAN) 10 Ocak 2016 Türkiye 

Yaşam şartları olmuş olsaydı en yakın uydumuz Ay’ın sakin ortamından dünyaya bakarken kim bilir neler düşünürdük? Afrika’nın açlığı, Ortadoğu’nun kaos içindeki Müslüman ülkelerinin Batılı ülkelerin uzaktan kumandalı senaryolarıyla nasıl mikser gibi karıştırıldığını ve sınırların nasıl yeniden çizilmeye çalışıldığını görürdük. Yedi milyarı aşkın insan topluluğu artık dünyada şaşkın! Makineleşme ve robot çağı artık insan gücünün ekonomiye katkısını istemiyor. Çalışanlar tedirgin, iş bulamayanlar umutsuz, az ücret alanlar ise yaşamın girdabında borç batağındalar. Artık öyle sokaklara çıkıp haklarını da arayamıyorlar. Çünkü düzen, işlerinin olduğuna şükretmelerinin gerektiğini beyinlerine kazıtmışlar...

  Merhaba Kristi (Ertuğrul ERDOĞAN) 20 Şubat 2016 Türkiye 

Kristi, şu anda kim bilir nerelerdesindir? Ne iş yaparsın, hayatta mısın, öldün mü, bilmiyorum. 1975 yılından sonra uzun yıllar haber alamadım. Ama yıllar öncesinden yazdığım gibi sana yine bir şeyler yazmak istedim. Kristi, kim mi? Gençlik dönemlerinde şimdi ki gibi Facebook ve sosyal ağlar yoktu. O yıllarda İngilizcemizi geliştirmek adına “PEN FREND” yani “Kalem Arkadaşlığı” diye bir sistem vardı. Mahalledeki arkadaşlarımızla birlikte ben de Finlandiya’dan bir arkadaş seçtim. O dönemlerde öğrendiğimiz Mr. Brown İngilizcemiz ve sözlük yardımıyla çat-pat bir şeyler yazdık. Cevaplarını da heyecanla bekledik. Mektuplarımda Kristi’ye kendimi tanıttıktan sonra ülkemin doğasını, güneşin bolluğunu ve insanlarımızın sıcakkanlılığını anlatmıştım. Kasetlere doldurduğumuz seslerimizle selamlarımızı gönderdik. Karşılıklı gönderdiğimiz hediyelerle mutlu olmuştuk. Onun gönderdiği mumu hala saklarım. Umarım o da benim havlumu saklıyordur…

  Kitap Fuarına Bomba Düştü! (Ertuğrul ERDOĞAN) 27 Mart 2016 Türkiye 

Bir gün öncesinden standımızı düzenlemek için 14. Bursa Kitap Fuarı’na gittim. Yayınevleri, kitaplarını kolilerinden çıkartıp stantlardaki yerlerine yerleştiriyorlardı. Malum, Suruç’tan başlayan, daha sonra da Ankara’ya üç kez uğrayan canlı bombaların etkisi, fuar girişlerine konulan yeni güvenlik cihazları ve alınan yeni önlemlerle kendini belli ediyordu. Fuarlar, yazarlar ile okurların bayramıdır. Bizler de fuarın ilk günü “Edebiyatçılar Derneği” adı altında standımızdaki yerimizi yazar arkadaşlarla birlikte aldık. Geçen sene birlikte olduğumuz stant komşularımızdaki kalem dostlarıyla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadık. Cumartesi günü olmasına rağmen ilerleyen saatlerde az sayıdaki okurlar stantlara yaklaşmaya başladılar.

  Bir Kumpasın Hikayesi (Ertuğrul ERDOĞAN) 22 Nisan 2016 Türkiye 

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 95. yılı kutlamalarının TBMM’deki resepsiyonu, Güneydoğu’da terör nedeniyle şehitlerimiz bahane edilerek kutlanmamasına şaşırmadım. Çünkü daha önceleri de Ulusal Bayramlarımız için bu tür girişimler yapılmıştı. Şehitlerimiz sonsuzluğa uğurlanırken yakınlarının, “Ağlamayacağım! Teröristleri sevindirmeyeceğim!” diyen haykırışlarını televizyonlarda hep birlikte izledik. Böylesi Ulusal Bayramların kutlanmaması doğru mudur? Bence hayır! Bunu yapmak düşmanları daha da sevindirir. Hem şehit olanlar, çocukların ellerindeki bayrakları ve o gülen yüzleriyle birlikte bayramlarını kutlamalarından dolayı ruhları mutlu olmaz mıydı? Onlar ne uğrunda ölmüşlerdi? Vatanları için değil miydi? Ama Cumhuriyetin ve Ulusal Egemenliğin sonsuzluğa doğru yaşayacağına inanlar, ulusal bayramlarımızı çocuklarıyla birlikte her ne

  Kadınlar "Dimdik Ayaktayız!" (Ertuğrul ERDOĞAN) 28 Mayıs 2016 Toplum 

Bulutlar gibi gri bir otomobil E-5 yolundan Üsküdar’a doğru 120 km hızla yol alıyordu. Aracın arkasından tutunarak giden çılgın gençlerin ayaklarında paten vardı… Tehlikeye aldırmadan güle oynaya çevresinde bakınanların şaşkınlığı içinde gidiyorlardı… Guennes Rekorunu kırmak için mi? Tabi ki hayır! İşte yurdumun insanı başka hiçbir ülkede olmayacak işleri başarıyorlardı! Yapılanlar yalnızca bunlarla mı sınırlıydı? Daha nice ilginç komik ve düşündürücü olaylara imza atmış bir milletiz. Bunları yazmaya kalksak sayfalar dolusu hikâye olur! Bizim ülkemizin insanı gergindir. En ufak olayı büyütür de büyütür ve sonunda bir patlar elindeki pompalı tüfeğiyle önüne çıkanı mıhlar! Öyle...

  Dünya'ya Neden Cahil Üretiyoruz? (Ertuğrul ERDOĞAN) 19 Ekim 2018 Gelecek 

İnsanoğlu makinelerin en kralını üretir, ürettiği makineler ile seri bir şekilde ‘mal’ üretirler. Yapay zekâ ise günümüzde insanlığı esir almaya başladı. Bir taraftan insanları işsiz bırakırken, diğer taraftan gelecekte karınca gibi üretecekleri askeri robotlarla insanlığın sonunu da getireceklerdir. Tıpkı, insanın kurdu, insan olduğu gibi! Biz bu konuyu bir kenara bırakalım, yapay zekânın gündemde olduğu ve uzayla uğraştığımız bir ortamda “Dünya neden cahil insan üretiyor?” sorusunun yanıtını bulmaya çalışalım. Herkes süper bilgili olduğu zaman dünya nasıl olurdu? Krallar o zaman çıplak mı gezerdi? Patronlar, daha mı az sömürürdü? Veya bilgili olanlar, kapitalizmin çarkı içinde hemen istedikleri işi bulabilirler miydi? Kısacası, dünya adaletli mi olurdu?

 

 



“Anne rahmine düsme sansini yakalayan insanoglu, yer yüzünde insanca yasamadan ve bir baskasina yasama sansi vermeden yapamiyor. Yüz yillardir, insanlar arasindaki kisir çekisme ve Tanri’nin bize lütfettigi dünya üzerindeki degerlerin tek sahibi olabilmenin mücadelesi yaninda, bu degerlerin iyi paylasilamamasi sonucu, insanin, insana yaptigi en büyük kötülük olsa gerek…

Mutlu ve iyi yasami yakalamak, bize en yakin olan beynimizin içinde olmasina karsin, biz insan oglu, elimizdeki en kiymetli degerlerden bikmak ve daha iyisini elde etmek ugruna uçurumun dibinde dans ediyoruz. Elimize, dilimize ve belimize sahip olamamanin cezasin da agir ödeyerek, kendimizi mahvettigimiz gibi gelecek nesil dedigimiz çocuklarimiz olan yani basimizdaki en kiymetli varliklarimizi da birlikte felaketin esigine sürüklüyoruz…

Tok olanin açin halinden, zengin olanin ise fakirin halinden anlamadigi, sevginin ve hosgörünün yani sira paylasimin cimrilesmeye yüz tuttugu dünyada, insanlarin bu tavirlarini sürdürmeleri durumunda, çok insanlarin bunalimlar içinde yasamaya, yüzyillar öncesi oldugu gibi, yine bundan sonraki yüzyillar içinde de devam edecege benziyor… Paylasim kavraminin ne oldugunu bilmeyen ve ögrenmekte zorlanan insanlar, kendilerine ve çevrelerinde olusabilecek kaoslara da her an hazir olmali… Biz insanlar, dünyanin gidisati içinde, terörün korku saldigi, savaslarin kol gezdigi, açligin alabildigince çogaldigi, insanin insana tahammül gücü kalmadigi, issizligin çig gibi büyüdügü, yesilligin katledildigi, kisacasi, iyi günlerin çok az, kötü günlerin ise yogun oldugu bir dünyada sizlaniriz. Eger, Tanri’nin bize sundugu güzel seylerden zevk alabilmek için açik yürekli olsak, üzerimize gelebilecek kötülüklerde, ona katlanmak için de yeterli derecede kuvvetimiz olurdu…

Sicak ve mutlu yuvamiz dedigimiz dört duvar arasinda yalniz kendi benligimizi düsünerek yasam felsefesini kabul edip, bana dokunmayan yilan bin yasasin tarzi görüsüyle, disarida ve olasi zor yasam içinde bulunanlari, örnegin bir sokak kösesinde, sürünmeye mahkum birakilan ve hepimizin seyrettigi küçük çocuklarin yasam çirpinislarina seyirci kalmak , okula gidecek malzemeyi bulamayan, bulsa da kilometrelerce karli ve çamurlu yollari asan yorgun çocuklarin okuma mücadelelerini ve çocuguna hakki olan sütü dahi alamayan ebeveynlerin, ne yapacagina ortak olmadan, onlarin sorunlarini gidermek için mücadele vermeden güle oynaya yasadigimiz sürece, bir gün, disarida olusabilecek ejderhanin, bizlerin de kapisini çalacagina her an hazir olmamiz gerekir…

Yüz yillar öncesinde tarihin sayfalarinda da kanit olarak bulunan, hirsli iktidar sahipleri, güçlü olmayi ispat ve doyumsuz egolarini tatmin etmek için, egitimsiz insanlarin olusturdugu kalabaliklari, ellerinde bulundurduklari silahlarla yönlendirerek, yine insanliga en büyük zarari vermeye devam ediyorlar, insanlar, ne istedigini bilmeden yasamaya devam ettikleri sürece, bundan sonra da bu tür krallari ve delileri tarih sayfalarinda nesretmeye devam edecek gibi görülmekte. Insanligin, daha iyi bir dünya için, önce, “insan gibi dünya insani olmak” kavramini betimleyerek ve özümseyerek her bireyin yaptigi ve yapacaklari yanlisligin tüm insanlara ve onlarin geleceklerine ve genlerine yansiyacagini bilerek hareket etmeleri yani sira, kaliteli ve ne yaptigini bilen egitimli insan olmalarinin gerekliligi de artik su gibi kaniksanmakta….

- oğlum Ege'nin yıl sonu okul balosunda yaptığı özlü konuşmanın linkini veriyorum;

http://www.youtube.com/watch?v=TbxCHA8NdaM

ertuğrul erdoğan
"biz bizde miyiz, biz neyiz?"
adlı çalışmamdan Bursa -2003
" Yazılarımın noter tasdiki mevcuttur"



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ertuğrul ERDOĞAN, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 23.10.2021 11:05:19