..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"İnsan - işte tüm sır burada. Bu sır üzerinde çalışıyorum, çünkü kendim de insan olmak istiyorum." -Dostoyevski
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Türkiye > Ertuğrul ERDOĞAN




8 Nisan 2015
Şafak Karanlıktan Doğar  
Ertuğrul ERDOĞAN
Kuzguniliğin ülkemizi sardığı, gözlerimizin çubuk ve koni hücrelerini esir aldığı, yüreklerimizin vurulduğu günlerde karanlıkta yürüyoruz… Hem de kusurlarımızı görmeden, hep bir bahane üreterek, sorunu irdelemeden ve sonucu bulamamanın çaresizliğiyle… Bazıları yürüdüğü yolun kendince aydınlık olduğunu zanneder. Oysaki adımları karanlık içinde nereye gittiğini bilmeyen şaşkın ördekler gibi oradan oraya savrulurlar. Çuvaldızı bilmediklerinden iğnenin de ne olduğunu bilmez onlar. Onlar ki, Mevlana’nın yüz yıllar önce söylediği, “Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde adam yok” sözlerini de bilmezler, Hem bilseler de ne demek istediğini hayatlarında uygulayabilirler mi? Kocaman heyhat!


:FIG:
     Kuzguniliğin ülkemizi sardığı, gözlerimizin çubuk ve koni hücrelerini esir aldığı, yüreklerimizin vurulduğu günlerde karanlıkta yürüyoruz… Hem de kusurlarımızı görmeden, hep bir bahane üreterek, sorunu irdelemeden ve sonucu bulamamanın çaresizliğiyle…

     Bazıları yürüdüğü yolun kendince aydınlık olduğunu zanneder. Oysaki adımları karanlık içinde nereye gittiğini bilmeyen şaşkın ördekler gibi oradan oraya savrulurlar. Çuvaldızı bilmediklerinden iğnenin de ne olduğunu bilmez onlar. Onlar ki, Mevlana’nın yüz yıllar önce söylediği, “Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde adam yok” sözlerini de bilmezler, Hem bilseler de ne demek istediğini hayatlarında uygulayabilirler mi? Kocaman heyhat!

     Adam demiştik, yalnız adam mı? “Adam gibi adam” Çevrenize bir bakın, görebiliyor musunuz? Yoksa gittikçe azalıyor mu? Yaşını başını almış ama ona da ‘adam’ diyoruz… Acaba “Adam” unvanını hak ediyor mu? Yine kocaman heyhat! Adam dedikte, “Okumuşsun ama adam olamamışsın!” diyen babanın hikâyesini birçoğumuz bilir ama bilmeyenlere bir kez daha anımsatırken, bu kısadan hisseyle dolu hikâyenin de kime gideceğini sanırım tahmin etmişsinizdir:

“Çok eskiden bir adamın yaramaz oğlu varmış. Adam, her yaramazlığında, “Oğlum sen adam olamazsın!” dermiş. Bu sözler oğlunun çok zoruna gidiyormuş. Yine bir tartışma sonrası alıp başını İstanbul’a gitmiş. Orada çalışmış, okumuş, imtihanlara girip sonunda kendi şehrine Vali olmuş ve makamına oturur oturmaz da ilk emrini verir: “Gidin şu köydeki adamı alıp yanıma getirin” der. Görevliler, valinin istediği adamı apar topar valinin karşısına dikerler. Koltuğuna gerilerek elinde sigarasıyla sorar:
     “Ben kimim? Beni tanır mısın? Yaşlı adam:
     “Siz Vali efendimizsiniz” demiş. Vali,
     “Ben senin oğlunum! Hani bak iki sözün birinde bana ‘adam olamazdın’ derdin. Bak işte adam oldum. Hatta vali bile oldum.” Demiş.
     Adam durumu çakar ve oğluna:
     “Ben sana vali olamazsın değil, adam olamazsın demiştim. Yaşlı insanları ayağına çağırmakla ve onların yanında saygısızca sigara içmek, insanları küçük görmekle adam olamayacağını gösterdin…”

     Mesleğinin baharında TÜBİKAT ödüllü 42 yaşındaki Matematik öğretmenimiz Halil Serkan Öz, Yalova’da görev yaptığı okulunda ders verirken sınıfına teftişe giren valinin, “Bu saç, sakal ne! Sen ne biçim öğretmensin? Öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun? Çık dışarı o sakalını kes. İnsanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler!” diye hakarette bulunarak sınıftan kovmasına içerleyip daha sonra valiyi bu hareketinden dolayı protesto etmek için katıldığı yürüyüşte kalp krizi sonucu hayatını kaybediyor. Oğluna yıllarını, emeğini veren ve ülkeye matematikte bir dahi sunan baba ise, gözyaşları içinde; “Söyleyin Yalova Valisi’ne, anarşist oğlum öldü! Rahat etsin” siteminde bulunuyor. Şu Yalova İl olduğunda “Kim takar Yalova Kaymakamını…” sözü yüzünden kaymakamlar tam rahatlayacağı sırada, şimdide valisiyle gündeme geldi…

     Bu yazım sanırım anekdotlarla anlam kazanacak:

     Atatürk’ün yolu bir gün köy okuluna düşer. Tek sınıflı okulda genç bir öğretmen ders vermektedir. Atatürk sınıfa girince, öğretmen hemen kürsüsünü terk eder. Atatürk: “Hayır yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz” der. Eğer izin verirseniz biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.” Der.

     “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit!”

     Yalnız bu öğretmenimiz mi? Kim bilir şu anda kendini bilmez yöneticilerin davranışları yüzünden kaç çalışanın ruhsal dengeleri bozulmakta. Kendi hayatlarını bırakın, yakınlarının bile hayatları altüst olmakta. Bu bezdirme yalnızca çalışan ve yakınlarına mı yansıyor zannediyorsunuz. Ülke ekonomisi de nasibini olumsuz yönde alıyor. Yöneticilerin bezdirmeleri sonucu, ruhsal yönden bozulan çalışanlar soluğu hastanelerin psikiyatri servislerinde alıyor. Raporlar, ilaçlar derken ülkenin sağlık giderleri de katlanırken, iş gücü kaybı da cabası oluyor.
Aslında birçok yöneticinin iyi bir rehabilitasyondan geçirilmesi; onlara çalışanlara nasıl eşit davranılacağı, insan kazanma yöntemleri, çalışandan nasıl verim alınır, sevgi, insanlık gibi daha birçok konuda seminer verilmesi elzemdir.

Çalışanların böyle bir durum karşısında susmaları mı gerekiyor? Olup biteni içine mi atmalı yoksa mücadelesini her platformda vermeli mi? Tabi ki haklı olduğu durum için mücadelesini sonuna kadar hem Sendikalarınca (Hakkını koruyan bir Sendika ise ne ala!) Mobbing Derneklerince, hem de hukuk karşısında vermelidir. Biraz zaman alacaktır ancak haklı ise davasını mutlaka kazanacaktır. Zaten Anayasa’mızda bezdirici yani Mobbing konusunda belirgin bir madde bulunmasa da 5’nci madde de, devletin kişinin temel ve adalet ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları sağlamak görevlerinin olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, TCK’nun 96. Maddesinde de, “Eziyet” bölümü yine mobbing’in konusudur.

Ben çalışma dönemimde bu konuda hep şunu söylerdim: “Bir yönetici, çalışanını severek işe getiremiyorsa, o iyi bir yönetici değildir”
Karanlık demiştik… Tarihte nice kitaplar ve kütüphaneler yakıldı. Şu çağda bile hala tarihin o değerli heykelleri ve kütüphaneleri yıkılıp, yakılabiliyor. Hep cahil insanlar topluluğu yaratmaktan, onları kendimize biat ve el avuç açtırmaktan zevk aldık. İnsanlara en güzel elbise olan özgürlük ve demokrasiyi çok gördük. Yasaklarla ideolojimizi pekiştirmeye çalıştık. Kimi zaman internete kimi zamanda gazete yönetimlerine baskı kurduk. İnsanların haber alma özgürlüklerini çaldık. Evet, medyaya baktığımızda hepsi dağınık… Kimisi iktidardan yana kimisi de onlara muhalif… Ekranlarda ve sayfalarda bir kirliliktir gidiyor. Kapalı kapılar ardında tezgâhlanan kirli oyunlar gazetelerin manşetlerinde servis edilerek insanlar kandırılıyor.

Ünlü düşünür ve politikacı Dante “Her karanlığın içinde bir aydınlık, her aydınlığın içinde bir karanlık vardır. Her karanlık döneme son verecek bir aydınlık o karanlığın içinde zamanı geldiğinde ortaya çıkmayı bekler.” Derken,

     Seçime girdiğimiz şu günlerde kim bilir daha neler neler göreceğiz!

     Ama şafak her zaman karanlıktan doğarmış!

Ertuğrul Erdoğan
Nisan 2015 Bursa
www.erdoganlaedebiyat.com



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Benzin 15 Tl Olursa Şaşırmayın!..
Peygamber Ocağı
Bir Kumpasın Hikayesi
Kitap Fuarına Bomba Düştü!
Başbakan Kaç Kez Gitti?
Obama'ya Mektup
Abd Bizden Ne İstiyor?
End Minute!
Bir Daha...
Ölüm Yelekleri

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kıçı Açık...
Dünya'ya Neden Cahil Üretiyoruz?
Beyoğlu Beyoğlu Dedikleri
Asgari Ücretliler İyisiniz İyi!
Bol Şanslar!
Nihat Doğan'a Uzanan Eller Kırılsın!
Kadınlar "Dimdik Ayaktayız!"
İki Ucu Boklu Değnek
Mevlana'yı Anlamak
Çocuklarınızı İyi Dinleyin

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fırfırlı Fotoğraf [Şiir]
Eğer Bir Gün Ölürsem... [Şiir]
Sarı Ev [Şiir]
Marangoz [Şiir]
Sen Ağlama Bebeğim [Şiir]
Bursa'da Kar [Şiir]
Seninle [Şiir]
Sevda [Şiir]
Büyük Balık [Şiir]
Seni Kalbime Gömeceğim [Şiir]


Ertuğrul ERDOĞAN kimdir?

" Daha yaşanabilir bir dünya için, herkesin yapabileceği güzellikler mutlaka vardır. Bunun için, Yaşamın gerçekleri ile tanışmak düşünmek ve düşündüklerimizi hayata geçirerek insanların daha mutlu yaşamlarını sağlamak için birlikte yol alalım.

Etkilendiği Yazarlar:
Aziz Nesin, , Dostoyevski, Gogol, Çehov, Yaşar Kemal


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ertuğrul ERDOĞAN, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.