..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ağlamak da bir zevktir. -Ovidius
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Toplum > Ertuğrul ERDOĞAN




28 Mayıs 2016
Kadınlar "Dimdik Ayaktayız!"  
Ertuğrul ERDOĞAN
Bulutlar gibi gri bir otomobil E-5 yolundan Üsküdar’a doğru 120 km hızla yol alıyordu. Aracın arkasından tutunarak giden çılgın gençlerin ayaklarında paten vardı… Tehlikeye aldırmadan güle oynaya çevresinde bakınanların şaşkınlığı içinde gidiyorlardı… Guennes Rekorunu kırmak için mi? Tabi ki hayır! İşte yurdumun insanı başka hiçbir ülkede olmayacak işleri başarıyorlardı! Yapılanlar yalnızca bunlarla mı sınırlıydı? Daha nice ilginç komik ve düşündürücü olaylara imza atmış bir milletiz. Bunları yazmaya kalksak sayfalar dolusu hikâye olur! Bizim ülkemizin insanı gergindir. En ufak olayı büyütür de büyütür ve sonunda bir patlar elindeki pompalı tüfeğiyle önüne çıkanı mıhlar! Öyle...


:AJCC:

     Bulutlar gibi gri bir otomobil E-5 yolundan Üsküdar’a doğru 120 km hızla yol alıyordu. Aracın arkasından tutunarak giden çılgın gençlerin ayaklarında paten vardı… Tehlikeye aldırmadan güle oynaya çevresinde bakınanların şaşkınlığı içinde gidiyorlardı… Guennes Rekorunu kırmak için mi? Tabi ki hayır!
     İşte yurdumun insanı başka hiçbir ülkede olmayacak işleri başarıyorlardı! Yapılanlar yalnızca bunlarla mı sınırlıydı? Daha nice ilginç komik ve düşündürücü olaylara imza atmış bir milletiz. Bunları yazmaya kalksak sayfalar dolusu hikâye olur!
     Bizim ülkemizin insanı gergindir. En ufak olayı büyütür de büyütür ve sonunda bir patlar elindeki pompalı tüfeğiyle önüne çıkanı mıhlar! Öyle neşelidir ki, düğün dernekte yeter ki sevinmesin! Hemen belinden çıkardığı silahını patlatıp merminin nereye gittiğini bilmez! Dalından kuşu da yere indirir, balkonda oturanları da! Yurdumun insanın gözleri bazen kördür… Okumaya okumaya güdük kalmıştır. Güdük kalınca da renk körlüğüne yakalanır! Örneğin trafik ışıklarında yeşil yanarken durur, kırmızı yanınca geçer. Hem de trafik polisinin gözlerinin içine baka baka… Trafik polisinin de umurunda değildir. Onu uyarmak ve ceza yazmak! Yurdumun insanı asabidir dedim. Siyasileri yeter ki televizyonlarda izlemesin. Hemen onları örnek alır! O da bağırır… Yeter ki görüşüne karşı bir hareketi görsün, eline ne geçirirse, satır, pala demeden önüne kattığı gibi herkesi boğa gibi kovalar! Bazen çok iyi bir hakem olur! Vallahi bıraksan daha futbolun kurallarını incelemeden birinci ligde maç yönetir. Hatta versen Dünya Kupası’nın finalinde bile düdük çalar! Bazen kahve köşelerinde onu bir görseniz… Her şeyi ben biliyorum edasıyla çevresine caka satar. Dişinin arasına sıkışmış etleri göbeğini kaşıyarak okey taşlarını bir kurcalar, şaşırırsınız! Kadınını gözü kırpmadan öldürür. Hacısı hocası demeden kızlı- erkekli küçük çocuklarımıza bile tecavüz etme şerefsizliği ve sapkınlığını gösterirler! Otobüs muavinleri bile gözü karadır! Uyuyan kız yolcusunun yanına oturup mastürbasyon çekecek kadar da cesaretlidir!
     Peki, bu yurdum insanın okuma ve araştırmayla arası nasıldır, dersiniz? Onu hiç sormayın. Onlar öyle okurlar ki… Gözlerinin artık feri kalmaz! Okumakla kalmazlar bir güzelde araştırırlar! Örneğin, liderleri çıkıp “19 yıllık IMF’ye olan 20 milyar dolarlık borcumuzun tamamını ödedik. Hatta onlara borç para bile verdik” dediğinde, aklına büyük borçlarımız gelince araştırarak Türkiye’nin 2015 yılı Brüt Borç Stok tutarının 450 milyar dolar geçtiğini öğrenir. Hatta liderlerinin döneminde 240 milyar dolar borç alındığını da öğrenir!
     Yukarıdaki altı genç patenleriyle kaya dursun, yağmurlu bir günde üyesi bulunduğum Üçevler Kütüphanesi’ne yeni kitap almak için gittiğimde içerisi sessizdi. Yaşlı bir teyze gazete ve dergilerinin bulunduğu bölümde masasında gazetesini okuyordu. Gençler ise sessizlik içinde önündeki çalışmalarındaydı. Bilgisayar bölümündeki çocuklar ise araştırmalarındaydı. Raflarda kitabımı ararken bir odaya gözüm takıldı. Odanın içinde      onu aşkın kadın ve bir öğretmen küçük bir tahta da belli ki eğitim veriyordu. Önce seminer zannettim. Öğretmenle göz irtibatı kurup yanıma gelmesi için rica ettim. Sağ olsun dersini kesip geldi. Dersini böldüğüm için özür dileyip tanıştık. Konuyu öğrenmek için Zehra Öğretmene “Seminer mi?” dedim. O da “Hayır. Kadınlara AÇEV aracılığıyla okuma-yazma öğretiyoruz” dedi… Mutlu olmuştum. Dünya da 800 milyon insanın okuryazar olmadığı bir ortamdan 10’u aşkın kadın cahillikten sıyrılacaktı. Bu yürekli kadınlara , “Sonrasız Kadınlar” adlı kitabımı imzalı vereceğimi söylediğimde öğretmenleri onlar adına çok mutlu olmuştu. “Diploma törenlerinin yakında yapılacağını, kitabınızı o zaman ki etkinlikte verirsiniz” dedi.
     Gün gelip çatmıştı. On dört kitabıma “Okuma azminiz dünyayı değiştirecektir” notumu bırakıp Üçevler Kütüphanesi’nin altındaki Rota Cafe’deki etkinliğe gittim. Kadınların öğrenme mutluluğu ve azmi yüzlerine yansımıştı. Onların sevinçli hallerini görmek her şeye bedeldi. Zehra öğretmende siyah giysisi içinde şıktı. Onun da yüzünde sevinç vardı. Kardalenlerine diplomalarını verecekti. Diplomalarda kurdeleler, gül demetleri ise yanı başındaydı. Mikrofonu alıp konuşmasında, okuma-yazma sürecine destek veren Üçevler Kütüphanesi’ne, AÇEV’e (Aile ve Çocuk Vakfı) ve kitaplarımla destek verdiğim için şahsıma teşekkür etti. Yedi ay süren eğitim sürecini anlattı. Onların bundan sonra bol bol kitap, dergi okumalarını, yoksa hakkını helal etmeyeceğini, söyledi. Sonra mikrofonu bana verdi. Onlara, dünya da 800 milyon insanın okuryazar olmadığını ve bu durumun dünyanın kötü gidişatının sebeplerinden olduğunu, bu nedenle, kitap okumanın ne kadar önemli olduğundan bahsettim.
     Törenin ardından kadınların özenle yaptığı pasta, börek vs.ler serin havada iyi giden çayın sıcaklığında yenilirken kısa sohbetimizde gerçek dinin önemi ve din adına kendilerini aldatanlara dikkat etmeleri” yönünde naçizane uyarılar ile yine okumanın ne kadar önemli olduğunun vurgusunu yaptım.
     Diplomalarını alan kadınlara kitaplarımı imzalayıp verdim. Hepsi mutlu oldu. Etkinlikten ayrılacağım esnada Zehra Öğretmen yanındaki bir genci tanıttı. Kendisinin Üniversite sınava gireceğini ve çok heyecanlı olduğundan bahsetti. İsmi Ahmet’ti. Ona da kitabımı imzalayacağımı söyleyince, sevindi . Ama yüzü kızarık ve hareketlerinde depresyon belirtisi vardı. Titrer gibiydi. Onu içeriye davet ettim. Bir masaya oturup konuşmaya başladık. Yirmi gün sonra gireceği sınav için çok heyecanlı olduğunu, bunu üstünden bir türlü atamadığını söyledi. Ona, “Ailenden baskı mı var?” dedim. “Hayır” dedi. Hayatın sonu olmadığını, dünyada herkesin doktor, mühendis vs olmadığını, ticaretin veya farklı işlerinde yapıldığını, rahat olmasını vs telkinde bulunsam da o korkuyu atması için mutlaka yine de bir doktor desteği almasını söyledim.
     Ah eğitim sistemimiz Ah! Ve iş alanın güvencesiz ve rekabet ortamının getirdiği işsizlik! İşte dünya insanlarının önemli sorunlarından birisiydi. Bu gencinde içine şimdiden virüs girmişti. “Ya kazanamazsam?” …
     Peki, kazananlar ne yapıyordu? Birçok insan iş bulayım da ne olursa olsun diyor şu dönemde… İş seçme ve onu emeklilik dönemine kadar iş güvencesiyle zevkli bir halde yapma devri artık kapandı. Üniversite mezunları birkaç dil bilmesine rağmen iş bulamadan bunalıma girip hayatlarını bile karartıyorlar. Yani, iş, aslanın ağzından girdi, kıçından çıktı diğer birkaç aslanı dolaşıp duruyor! Eğitim zaten başlı başına bir sorun! Çocuklar yarış atı gibi… Soruların altındaki beş seçenek arasında ellerindeki akıllı sandıkları telefonlarıyla düşünme yetilerini kaybettiler! İmam Hatip Liselerinin çoğaldığı bir ortamda bu okulların birinde “Salavat Butonu” ile maket bir kabenin etrafında ihram elbisesi giyip tavaf yapan robotu bile TÜBİTAK gibi bilimsel bir kuruluşumuz onayladıktan sonra başka söze gerek kalmıyor!
     Eğitim nereye gidiyor?
     Denizcilik Fakültesi Mezunu Milli Eğitim, İletişim mezunu Kültür, Matematik profesöründen Savunma Bakanı olursa! Daha ne beklenir? Sanırım özellikle dünyada eğitimde birinci olan Finlandiya Eğitim sistemiyle Kanada Hükumetinin kabinesini iyi incelemek gerekiyor… Bunları bakanlıkta düşünürken, bir de aşağıya doğru bir inin ve kurumlarda makam alanları tek tek bir inceleyin. İşte o zaman nerelerde hata yapıyoruz, ortaya çıkacaktır.
     Kalitesiz eğitim, kalitesiz insan yaratıyor!
     Ekonominin bir kuralı vardır… “İyi para kötü parayı kovar” ama ne yazık ki, iyi siyasetçi, kötü siyasetçiyi kovmuyor ülkemde… Çünkü iyi seçmen sorunumuz, güncelliğimizi hala koruyor!
Ertuğrul Erdoğan
27 Mayıs 2016/Bursa



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kıçı Açık...
Asgari Ücretliler İyisiniz İyi!
Bol Şanslar!
Nihat Doğan'a Uzanan Eller Kırılsın!
İki Ucu Boklu Değnek
Çocuklarınızı İyi Dinleyin
Bir Kadın Var Uzaklarda
de Get Bayburt...
Falcı Bacı!
Cumhuriyet Treni

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dünya'ya Neden Cahil Üretiyoruz?
Beyoğlu Beyoğlu Dedikleri
Benzin 15 Tl Olursa Şaşırmayın!..
Peygamber Ocağı
Bir Kumpasın Hikayesi
Kitap Fuarına Bomba Düştü!
Başbakan Kaç Kez Gitti?
Mevlana'yı Anlamak
Demokrasi Güneş Gibidir
Obama'ya Mektup

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fırfırlı Fotoğraf [Şiir]
Eğer Bir Gün Ölürsem... [Şiir]
Sarı Ev [Şiir]
Marangoz [Şiir]
Sen Ağlama Bebeğim [Şiir]
Bursa'da Kar [Şiir]
Seninle [Şiir]
Sevda [Şiir]
Büyük Balık [Şiir]
Seni Kalbime Gömeceğim [Şiir]


Ertuğrul ERDOĞAN kimdir?

" Daha yaşanabilir bir dünya için, herkesin yapabileceği güzellikler mutlaka vardır. Bunun için, Yaşamın gerçekleri ile tanışmak düşünmek ve düşündüklerimizi hayata geçirerek insanların daha mutlu yaşamlarını sağlamak için birlikte yol alalım.

Etkilendiği Yazarlar:
Aziz Nesin, , Dostoyevski, Gogol, Çehov, Yaşar Kemal


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ertuğrul ERDOĞAN, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.