..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bazen evrende yalnız olduğumuzu düşünürüm, bazen de olmadığmızı. Her iki durumda da bu düşünce beni afallatır. -Arthur C. Clarke
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Sinema ve Televizyon > Yûşa Irmak




12 Nisan 2021
Çit Filminin Düşündürdükleri (Rabbit - Proof Fence 2003)  
Yûşa Irmak
Beyazperdeye gerçek bir hayat hikayesinden aktarılan filmin kitabını ne zaman okudum hatırlamıyorum. Dün gece uykum kaçtı, sırf uykum gelsin diye seyrettiğim filmi iki kere arka arkaya not alarak seyrettim. Bir baktım tam 4 sayfa el yazımla not almışım… Filmin de kitabın da üzerimde etkisini yadırgamıyorum, ancak bu üç tatlı kızın hikayesi gerçekten insanın yüreğini burkuyor…


:HAF:
Beyazperdeye gerçek bir hayat hikayesinden aktarılan filmin kitabını ne zaman okudum hatırlamıyorum. Dün gece uykum kaçtı, sırf uykum gelsin diye seyrettiğim filmi iki kere arka arkaya not alarak seyrettim. Bir baktım tam 4 sayfa el yazımla not almışım… Filmin de kitabın da üzerimde etkisini yadırgamıyorum, ancak bu üç tatlı kızın hikayesi gerçekten insanın yüreğini burkuyor…

“Direniyorlar, ah anlayabilseler, bunun onların iyiliği için olduğunu”. Anlayabilseler, beyaz yanaklı medeniyetin, siyah saçlı çocuğunkinden daha “iyi” olduğunu, “beyaz”ın “iyi”nin rengi; siyah”ın karanlık, ilkellik, utanç ve cehalet olduğunu… Tüm iyi ve yüce değerleri mündemiç beyazın mütevazı davranmak zorunda olmadığını, yeryüzünün siyah çizgi ve yuvarlaklarını gölgelemek isteyen dev bir silgi olduğunu… Anlayabilseler “siyah” olmanın, tabiatın gövdesinde yatıp kalkıp türkü söylemenin “on kusurlu hareketin onu” olduğunu ve beyaz yanaklı medeniyetin onları bu kusurlardan ayıkladığını.. Genlerini ve dillerini “beyazlaştırarak” bu sefalete bir yerde kucak açmış olduğunu, merhametle bağrına bastığını. Anlayabilseler, minnettar kalırlardı tabi!

Çit filmi; Avustralya’da, 1930’lu yıllarda İngiltere hükümetinin resmi politikasının bir sonucu olarak ailelerinden koparılarak toplama kampına götürülen üç aborjin kızın kamptan kaçışlarını ve eve dönüş yolundaki maceralarını anlatıyor..

Çit, hem “yayan” yürünen bir yol filmi, hem de toprak üzerindeki hâkimiyetini “abartmaktan” hiç gocunmayan imparatorluk dönemlerinden artma bir üstünlük vehminin tehditkâr boyutları üzerine fikir veren politik bir film.

Çit, gerçek bir öyküye dayanıyor demiştim. İşte adı geçen Moore River kampı da, kampın baş sorumlusu ve görevde bulunduğu yıllarda kendini Aborjinlerin ıslahı ve korunmasına vakfetmiş A. O. Neville karakteri de, kamptan kaçarak annelerine ulaşmaya çalışan üç küçük kız Molly, Gracie ve Daisy de gerçek yaşamdan beyaz perdeye aktarılmış…

Film bugün 80’li yaşlarını süren ve o yıllarda 10 yaşında olan ana karakterimiz Molly’nin kızı Doris Pilkington’un “Follow the rabbit prooffence (Tavşan çitini takip et) adlı kitabından uyarlanmış…

Çit, pek yerinde bir isim olmanın ötesinde Avrupa’nın toprak üzerindeki hegemonyası ve harita üzerindeki “sınırları” konusunda ne kadar hassas ve ihtiraslı olduğunu vurgulayan bir imge aynı zamanda.

Tavşan çitinin, Moore River’daki ehlileştirme kampından kaçan kızların bu çiti takip ederek köyleri Jigalong’a varabileceklerini düşünmeleri bağlamında yepyeni bir “yol haritası” olması ise olayın başka bir boyutu.

Özgürlüğün, ailenin ve yuvanın yolu, ülkenin yerlilerini ıstıraba sürükleyen bir hegemonik gücün göstergesini, “tavşan çit”ini takip etmekten geçiyor ironik bir biçimde.

Ehh tabii ki olur ya, böyle terslikler.

Beyaz adamın tarihi böyle “neye niyet neye kısmet”lerle, “cehennemin yolu iyi niyet taşları ile doludur” cümlesini haklı çıkaran cansiparane kurtarma operasyonlarının “besle kargayı oysun gözünü” türünde bir sonuca bağlanmasıyla “the end” olmuştur pek çok kez.

Netekim film “Bu kamp beni hasta ediyor, bu toprak, bu insanlar beni hasta ediyor” diyerek kaçmaya karar veren Molly”nin Aborjin kanındaki kimyayı da, A. O. Neville”in İngilizce ve İncil gibi iki büyük nimetle şereflendirilen esmer çocukların bu iyilikleri kavrayamayışından duyduğu elemi de usta işi bir oranlama ile yediriyor dokuya. Ancak, tabii ki bizim kalbimiz, kampın kendisini hasta ettiğine inanan, çünkü buradaki toprağın, buradaki duaların kendisi için “zehirli” olduğunu düşünen siyah, cahil ve zeki Aborjin kızdan yana. “Eğitim mutluluk verir mi? İnsanlar talep etmediği halde, onları zorla kurtarmaya girişmek, coşkulu bir yardım ve eylemperverliğe hatta “babacan”lığı çağrıştıran bir koruma şevkine dayansa bile, “insani” midir gerçekten?” sorularını ikinci plana iten asıl faktör başka bir şey: Çocuğun annesinden “zorla” koparılmasındaki tarafsız acı, kocaman evrensel bir kalpte yankılanıyor.

Filmin yarıdan fazlası açık mekânda, Avustralya’nın çeşitlilik içeren bitki örtüsü üzerinde geçiyor. Kimi zaman üç küçük kızın ruh dünyalarına ayna olan büyük beyazlıkların ve koyu karartıların hakim olduğu bir toprak tabakası üzerinde gerçekleşiyor yolculuk. Bu ruh haleti, fazlasıyla canlı olan renklerin özel yollarla soldurulmasını gerektirmiş. Çit, Üç küçük Aborjin kızın oyunculuk kabiliyetlerini görmek için bile izlenebilecek bir film. Molly karakterinin daha sonraki yıllarda hamile olduğu halde tekrar kampa götürüldüğünü ve sırtında çocuğu ile tekrar kaçtığını ve yaklaşık 2000 km’lik yolu tekrar yürüdüğünü belirtelim. Çalınmış bir kuşağın çalınmaya itiraz etmiş köktenbireylerine dair, anlamlı bir film Çit.

Bakalım siz de sevecek misiniz?




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın sinema ve televizyon kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bize: "Bol Acılı" Aşk Lütfen…
Big Eyes (Büyük Gözler) 2014 Filmi Üzerine
Amistad Filmi ve Türkiye’ye Gelen 70 Afrikalı Devlet Başkanları
The Man Who Wasn’t There 2001 (Orada Olmayan Adam)
25. Saat Filmi
Scenes Of A Sexual Nature (Aşk Manzaraları) Filmi Üzerine
Yapay Zeka (Artificial Intelligence 2001) Filmi Üzerine Birkaç Kelam…
Dünyanın Bütün Sabahları (Tous Les Matins Du Monde 1991) Filmi Üzerine Birkaç Kelam…
The Black Dahlia 2006 / Cehennem Çiçeği
Yatakodasında (In The Bedroom 2001)

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Siyasetin Kilidini Açmak
Yarın Bekleyebilir Şiir Kitabı Üzerine
Terör Bitmedikçe…
Negatifin Diyalektiği
Hayde Hep Birlikte Arayalım Suçluları
İbb’nin Kestiği 112 Anıt Ağacın Acısına
Bu Seviye Merkeplerde Yok!
Trafik Bir Aynadır
No Comment
Genç Werther’in Acıları

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ayrılığın Bitişi [Şiir]
Lafzı Terennüm [Şiir]
Sevgiliye Hasretle [Şiir]
Tesirsiz Şiir [Şiir]
Beste-i Nigar [Şiir]
Geceye Kâside [Şiir]
Kehribar Gözlüm [Şiir]
Benimle Ölür Müsün? [Şiir]
Yâr Gördüm [Şiir]
Sana Bildirdiklerim [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Yûşa Irmak, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.