..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşünce dilden, dil düşünceden doğar. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Osman AKTAŞ




8 Ağustos 2021
Bir Bakanı Yolcu Ederken  
Osman AKTAŞ
Milli Eğitim Bakanı değişti. Sayın Selçuk iyi bir hatipti. Çok da güzel saptamalar yapıyordu ve hâlâ bu performansını koruduğunu da düşünüyorum. Ancak yaptığı saptamalar doğrultusunda bakanlığı süresince değiştirdiği tek şey ders kitapları oldu.


:AEF:
Milli Eğitim Bakanı değişti. Sayın Selçuk iyi bir hatipti. Çok da güzel saptamalar yapıyordu ve hâlâ bu performansını koruduğunu da düşünüyorum. Ancak yaptığı saptamalar doğrultusunda bakanlığı süresince değiştirdiği tek şey ders kitapları oldu. Ne var ki, onlar da yazım yanlışları ve daha da vahimi bilgi yanlışlarıyla dolu. Özür dilerim bir de Dil ve Anlatım dersiyle Türk Edebiyatı dersini birleştirerek eskiye bir dönüş yaptı.

Sayın Bakanın değişiklik yaptırdığı ders kitaplarından, sadece on ikinci sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabında, branşım gereği yaptığım incelemede gördüm ki, yığınla hata var. Ben sadece birine değineyim; Türkiye tarihinde modernizm akımında Türkiye'de verilmiş tek bir eser yoktur. Post modern akımda verilmiş eserler var. Oysa kitapta her iki akımda da eserler verildiği ve bunların hangi akıma ait olduklarını belirtmeden geçilen bir yığın isim yer alıyor ki, bu isimlerin bir kısmı da post modern akım temsilcileri değil, sürrealist akımın temsilcileridir. Ayrıca yine post modern temsilcileri arasında yer alan isimlerin bir kısmı ise, egzistansiyalizm akımının temsilcileri, hatta bu akımın kurucularıdır. Bu hatalar konusunda diğer branşlardan arkadaşlar da mustaripler.

Eğitim konusu üzerine daha önce de yığınla yazı yazdığım için bir daha tekrar etmek de istemiyorum. Zira "Çok çiğnenen sakız çabuk çürür" derler.

Ben sayın bakanın son yaptığı saptamanın kusursuzluğuna değinmek istiyorum; "Kâbe'nin anahtarını liyakatli olduğu için gayr-i müslime veren bir medeniyet, kenar mahalle okulunun anahtarını layık olana veremiyor, o hale geldik" diyor Sayın Bakan. Ben de soruyorum. Bu kadar yerinde ve kusursuz saptamalar yapan birinin konuyu bu kadar geç algılaması ne kadar gerçekçi olabilir?

"Ölenin ve gidenin arkasından konuşmak doğru" değil derler; bu eskilerin deyişiyle gıybet, yenilerin deyişiyle magazin olur. Bence her ikisi de ayıp, ancak ülke geleceği ve feda edilen bizim çocuklarımızsa, konu bu kuralın dışında tutulmalıdır elbet.

Tarihsel gelişime çok hâkim olduğum söylenemez, ancak 1940 sonrasında liyakat unsurunun devre dışı bırakıldığını biliyoruz. Ancak 1950-1960 arası sivil iktidarın liyakat gibi bir derdinin olmadığını ve kurum yöneticisi olarak atananların biat kültürü doğrultusunda yapıldığını biliyoruz. Bunu 1960 sonrası darbeciler aynen sürdürdüler, ancak fotoğraflar değişti. 1970-1980 arası karışıklıktan dolayı sizden-bizden muhabbeti kurumlara atandı. Sağ gelince solu, sol gelince sağı değiştirmek için çaba harcadı. 1980-1990 Özal'ın "Benim memurun işini bilir" komutuyla bütün kurumları hırsız ve arsızlar zapt etti. Aralarındaki istisnalar da ya istifa etti / ettirildi, ya da çaresizlikten sustu / susturuldu. 1990-2000 arası gerek PKK uğraşı, gerekse kamu kurumlarının satışı ve sömürülmesi içinde geçti. Bu dönemde ormanlık arazi içlerine şato yaptıran yöneticilerin musluklarını ve tuvaletlerini bile altın kaplama yaptırdıkları hâlâ dillerde dolaşmakta. Bu alçakların ülkeyi iflasa sürüklemeleri doğrultusunda ülkenin başına Kemal Derviş gibi bir bela getirildi. Her şeyi ticaret görüp, satmaya meyilli olan bu bela, eğitimi de içine alan "Toplam Kalite Yönetimi" adı altında sömürü düzeni tam yerleştirdi. Toplumda birazcık vicdan vardı, onu da bu sistem yok etti. 2000-2021 arası malum; ülkede satılmadık bir şey kalmadığı gibi, kendi toplumumuz dışındaki toplumları beslemek ve düşünmekten açlıktan ölen vatandaşlarımızı bir türlü fark edemedik ya da fark etmek istemedik. Eğitimi hak getire... Her bakan, her yıl kendi yaptıklarını beğenmeyerek değişikliğe uğrattı. Değişen bakanlarsa, kendilerinden önce yapılanların tamamını çöpe attı ve faturasını da işini iyi yapmadığını söyledikleri öğretmenlere çıkararak, toplumun gözünde olabildiğince itibarsızlaştırdılar. Kimi bakan öpüp başka bakana yollarken, kimisi de her 24 Kasım'da isteksiz de olsa gözlerimizi öpmekten aşındırıp, ertesi günü tanımazlıktan geldiler. Hatta yıldan yıla yüzde altı zam verdiklerinde öğretmenin sevinmesini beklediler.

Nereden nereye... Sayın bakan Selçuk öğretmenin kayıp itibarını kazandıracağını, 3600 ek gösterge vereceğini, sınıf geçme yönetmeliklerini düzenleyeceğini ve daha neler neler vaat etti, ama bir baktık ki, sayın bakanın özel okulları var ve çıkardığı yönetmelikler özel okulları desteklemekte.

Atanan yöneticilerin öğretmenlerden beklentisi; 40 dakika öğrenciyi içeride tutun, siz konuşun onlar dinlesin, süreyi doldurun. Bunun yanında da çoktan seçmeli sorular çözün. Anlaşılıp anlaşılmaması da önemli değil.

Ben bugün bakıyorum da, devlet okulları öyle bir hale geldi ki, neredeyse hiçbir yöneticinin çocuğu devlet okulunda değil. O zaman bunca okul, bunca öğretmen, bunca idareci, az çok memur ve hizmetliye ne gerek var. Bir özel okullar genel müdürlüğü iki üç şube müdürü birkaç denetmen yeterli. Derdiniz ne durmadan imam hatip açıyorsunuz? Kaçınızın çocuğu imam hatipte?

Acısı çok olanın sesi de gür çıkar. Ben de kulakları tıkalı olduğunu bildiğim bu kişilere yine de haykırıyorum ki, gözleri açık olan varsa belki, dudak okuma yoluyla istem dışı söylediklerimi fark ederler.

Ben ayrıca bu alkışlayanları da alkışlıyorum; onlar, nedenini sorgulamadan alkışladıkları her konuşmada bir yatırım beklentisi içindeler. Ben bir beklenti içinde olmadan ve sorgulamadan yapılan alkışın ne olduğunu göstermek için alkışlıyorum.

8 Ağustos 21
Gölcük



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Adalet Mahkeme Duvarlarının Süsü Mü
Muhalefetten İktidara Jest
Türkiye’de Uçuş Güzergâhı
Oldu Bitti Geleneği
Yapay Zekâ Varsıllaması
Atatürk Olma Elzemi
Ey Analar Çocukları Okullarda Doğurun Devlete Zorluk Çıkarmayın
Bana (L) Göre 15 Temmuz
Toplu Gözleşme
Cami ve Genelev Meselesine Dair

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Eylüllenmek
Oy Madımak
Okumak
Bir Ülkeyi Diri Diri Yakmak
Çocuklar İçimizde Çoğalacaklar
"" - Miş…"li Gelmiş Zaman
Üç Din ve Bir Filistin
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Notları...
Akif'e Dönüşmek mi Akif'i Dönüştürmek mi
Eylüllenmek

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Veda Partisinde Veda Hutbesi [Şiir]
Düş Geçiti [Şiir]
Saat Gökyüzüne Yaklaşıyor [Öykü]
Efsun [Öykü]
"Korkma Sönmez... "" Şairi [Deneme]
Kendimle Empati Kurmak [Deneme]
Temel (Siz İç) Güdü [Deneme]
Bugün 23 Nisan [Deneme]
Aşkın Tarifi [Deneme]
Mahmur Bakışlara Akif Göstermek [Deneme]


Osman AKTAŞ kimdir?

1965 Erzurum doğdu. Gazi üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, TDE bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Van, Bartın, Antalya,Bursa, Ankara, Bodrum'da öğretmen olarak görev yaptı. Halen Kocaeli'bde görev yapmakta. yaklaşık 40 yıldır şiir,öykü ve eleştiri yazıları yazmakta. Eserleri: 1. ayArsız; Uludağ Yayınları 2007 (Şiirler) 2. bermudayı tek geçmek; Cinius Yayınları 2016 (Şiirler) 3. AsiMilat(ör); Cinius Yayınları 2017 (Politik Denemeler) 4. (D)OKU(N)MUŞTUK; Cinius Yayınları (Kitap Eleştirileri) 5. cennet cazgırları; Cinius Yayınları 2017(Şiirler) 6. çorak düşler ülkesi; Cinius Yayınları 2018 (Şiirler) 7. Yağmur Yankıları; Artus Yayınları 2018 (Öyküler) 8. Sessiz Çığlık; Cinius Yayınları 2018(Kitap Eleştirileri) 9. dar vakitte aşk; Cinius Yayınları 2018 (Şiirler) 10. Âşık Hüseyin Fizâhî; Cinius Yayınları 2018 (Şiirler) 11. Şuaraya Elhan Olmak; Cinius Yayınları 2019 (Şairler Üzerine Denemeler) 12. ναυάγιο αγάπης (enkaz-ı aşk): Cinius Yayınları 2019 (Şiirler)


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Osman AKTAŞ, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.